KÜNYE
Türk Milleti Adına Karar Vermeye Yetkili T.C. Ankara 3. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 4 Nisan 2024
- T.C. ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2023/55 Esas - 2024/161
- Esas no
- 2023/55
- Karar no
- 2024/161
- Hakim
- ...
- Katip
- ...
- Davacı
- ....
Karar Metni
3.805 kelime·19 dk okuma·15 bölüm
: Av. .... DAVALILAR : 1-... : Av. ... Av. ... : 2- ... : Av. ... 3-... : Av. ....
DAVA
Marka (Marka ile ilgili Kurum Kararlarının İptali), Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 02/02/2023
KARAR TARİHİ : 04/04/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 20/04/2024
BİRLEŞTİRİLEN .... SAYILI DOSYASI
DAVACI : .... : Av. ... DAVALI : ...
DAVA
Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali),
DAVA TARİHİ : 10/05/2023
KARAR TARİHİ : 12/05/2023
ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA TALEP
Davacı vekili 02/02/2023 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarında özetle: Müvekkili şirketin .... sayılı "...." esas unsur ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şahsın bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ... (...) başvuruda bulunduğunu, ... kod numarasını alan davalı şirket başvurusunun .... 'nde ilanı üzerine müvekkili tarafından ... itirazda bulunulduğunu, bu itirazın ve kararın yeniden incelenmesi talebinin nihai olarak ... (...) tarafından reddedildiğini, ancak bu red kararının yerinde olmadığını;
zira, internet arama motorlarında "... sıra dışı internet" ibareleri girildiğinde tüm sonuçların müvekkil şirketi ve markasını gösterdiğini, davalının tek başına “...” ibaresini tescil ettirmek istediğini, taraf markalarının halk nezdinde birbirlerinin serisi/devamı gibi algılanacak olduklarını, bu durumun müvekkili markalarının ayırt ediciliğinin kaybolmasına neden olacağını, dava konusu başvuru kapsamında da aynı hizmetlerin yer aldığını,
tüketicilerin söz konusu markaların aynı firmalara ait olduğunu varsaymaları veya bu hizmetleri veren şirketler arasında idari - ekonomik bir bağlılığın bulunduğunu sanmaları ile birlikte iltibas tehlikesi oluşacağını, ileri sürerek, ... ...'nun ... sayılı kararının iptaline ve dava konusu markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili asıl dava dilekçesinde sadece Kurum'a husumet yönelttiğinden, mahkememizce 02/05/2023 tarihli duruşmada 1 numaralı ara karar ile "davacı vekiline, marka başvurusu yapan şirket ."... '' aleyhine birleştirme talepli dava açmak üzere 2 hafta kesin süre verilmiş, belirtilen sürede birleştirme talepli olarak dava açılmış ve dosyalar birleştirilmiştir.
CEVAP
Davalı Kurum vekili dilekçe ve beyanında özetle: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili dilekçe ve beyanında özetle: Müvekkilinin aynı isimli televizyon kanallarının varlığı nedeniyle dava konusu markayı tescil ettirmede makul sebepleri olduğunu, müvekkilinin “...” ibaresi içerir 5 ayrı başvuruda bulunduğunu, ... (...) markası, şekil, yazı tipi, renk ve kelime unsurlarıyla bir bütün olup, 3 kelimeden oluşan televizyon kanalının isminin/logosunun kısa hâli niteliğinde olduğunu, davacı yanın markaları ile müvekkili markasının benzer olmadığını, davacı markalarında ... ifadesi birleşik şekilde yazılmakta, sadece birinde ... net şeklinde ayrı yazılmakta olduğunu,
markalar arasında bütün olarak bir benzerlik bulunmadığını, “...” kelimesinin kimsenin tekeline bırakılamayacağını, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali olmadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
MUHAKEME
HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR
Dava; 6769 sayılı SMK'nın 6/1, 6/3, 6/5, 6/6, 6/9'a dayalı taraf markalarının benzediği iddiası temelinde; davalı başvurusu olan ... sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak ... ... tarafından alınan ... sayılı kararın iptali ve hükümsüzlük istemine ilişkindir.
Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ...'den celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş,
06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve GEREKÇE Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şirketin 2022/126257 başvuru sayılı markası ile davacı tarafın itiraza mesnet gösterdiği markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım iddiasının, SMK 6/5 maddesine göre markalarının tanınmışlığı iddiasının, SMK 6/6 maddesine göre ticaret unvanına dayalı hak iddiasının, SMK 6/9 maddesine göre de davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarının alınan ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin gerekip gerekmediği ve markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
İptali istenen ... kararının davacıya 19/12/2022 tarihinde tebliğ olduğu, 02/02/2023 tarihinde açılan davanın, 5000 sayılı... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un 15/c maddesinde belirlenen iki aylık hak düşürücü süre içerisinde olduğu anlaşılmış ve işin esasına geçilmiştir.
.... sayılı kararında;
"... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun .... sayılı "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali, 6/3 kapsamında eskiye dayalı kullanım hakkı, 6/5 kapsamında tanınmışlık, 6/6 kapsamında diğer haklar ve 6/9 kapsamında kötü niyet gerekçeleriyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
...
Yapılan inceleme sonucunda, itiraza konu mal ve hizmetler ile itiraza mesnet markaların kapsamlarındaki malların/hizmetlerin mahiyeti ve başvuru ile itiraza mesnet markaların benzerliği bir arada değerlendirildiğinde başvuru ile itiraza mesnet markalar arasında itiraza konu mal ve hizmetler bakımından ilişkilendirme/karıştırılma ihtimali bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Gerek Kurumumuz uygulamasında, gerekse yargı kararlarında 6/3 maddesi hükmünce itirazda bulunulabilmesi için, işaretin ticaret sahasında kullanılıyor olması şartından söz edilmektedir.
6769 s. SMK'nın 6/3 maddesinde tescilsiz bir marka ve ticaret sırasında kullanılan bir başka işaretten ayrı ayrı söz edilmesine dayanarak, hem marka hukukuna özgü kullanılan işaretlerin (tescilsiz marka) hem de ticaret hayatında herhangi bir şekilde (iş evrakında, tabela, ilan ve reklamlarda vb.) kullanılan işaretlerin 6/3 maddesine dayalı itiraz hakkına gerekçe olabileceğini belirtmek gerekir. Burada önemli olan husus iltibas ihtimalinin (karıştırılma ihtimali) ispatıdır.
Marka hukukuna özgü kullanılan tescilsiz işaretlerin, bu kullanımın doğası gereği piyasada yaygın hale, dolayısıyla iltibasa açık hale gelmesi daha olasıdır. Bununla beraber örneğin sadece ticaret unvanı fonksiyonunu karşılamak üzere, iş evrakında, reklam ve tanıtım araçlarında kullanılan bir işaretle iltibas yaratılması ihtimali daha düşüktür. Yaygın ve yoğun kullanım/bilinirlikle bağlantılı olarak bu iltibas ihtimalinin arttığını söylemek mümkündür.
Madde 6/3 çerçevesinde yapılan bir itirazın incelenmesinde, itiraza gerekçe olarak gösterilen tescilsiz marka veya ticarette kullanılan işaret ile inceleme konusu marka başvurusunun aynı ya da yüksek düzeyde benzer olması dikkate alınır. Markalar arasında yeterli derecede benzerlik yoksa itiraz gerekçesi marka ya da işaretin önceki kullanımlarının 6/3 maddesi açısından bir önemi yoktur.
Ticaret sırasında kullanılan bir işarete dayalı itiraz, işaretin kullanımının ispatlandığı mal ve hizmetlerin aynı, aynı tür ya da benzer olanları açısından kabul edilebilir. Hükümde bu yönde bir düzenleme olmamasına karşılık, tescilli markaya dayalı itirazlar açısından kabul edilen bu ilkenin tescilsiz marka veya ticarette kullanılan işaretlere dayalı itirazlar açısından da kabulü uygundur. Burada iltibas ihtimali, somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir, işaretlerin orijinalliği, mal ve hizmetlerin niteliği gibi hususlar dikkate alınarak iltibas ihtimalinin ortaya çıktığı mal ve hizmetler açısından başvuru reddedilebilir.
Tescilsiz bir işaret üzerinde bir hakkın doğması ve korunması için, o işarete -kullanım yoluyla- hukuken korunması gereken bir ekonomik değer kazandırmak gerekir. Bu ise işaretin asgari bilinirlik düzeyine ulaşması ile mümkündür. Asgari bilinirlikten anlaşılması gereken, işaretin kullanım sonucunda belirli bir yer, bölge veya piyasada bilinir hale gelmesidir. Aksinin kabulü, piyasada işareti ilk kullanan kişiye koruma sağlanacağı anlamına gelir ki, bu Kanun hükümleri uyarınca sağlanan korumanın tescil ile elde edileceği ilkesini anlamsız hale getireceği gibi hakkaniyet ile de bağdaşmaz.
Md. 6/3 gerekçeli itiraz sunulan bilgi ve belgeler çerçevesinde incelenmiş ve başvuru kapsamında kalan mallar ya da benzerleri için ihtilafa konu markanın ya da benzerinin işbu başvurunun tarihinden önce muteriz tarafından marka olarak ciddi biçimde kullanılageldiğini gösterir nitelikte bilgi ve belgeye rastlanmadığından yerinde bulunmamıştır.
Ayrıca, itiraza mesnet markaların tanınmış markalardan olduklarını ve md. 6/5 sayılan koşulların mevcut olduğunu gösterir nitelikte bilgi ve belge bulunmadığı değerlendirildiğinden, md. 6/5 gereğince yapılan itiraz da yerinde bulunmamıştır.
Başvurunun 6/6 ve 6/9 kapsamında reddini gerektirecek yeterli bilgi ve belgelere itiraz dilekçesinde yer verilmediği görüşüne varıldığından, muterizin 6/6 ve 6/9 kapsamında yapmış olduğu itirazın da reddi gerekmiştir.
Belirtilen gerekçeler ile itirazın reddedilmesine karar verilmiştir.
KARAR
İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir.." şeklinde ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir."
Madde kapsamında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için;
Mal/hizmet ayniyeti/benzerliği/ilişkisinin yanı sıra , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
Madde kapsamında SMK 6/3 'e ilişkin olarak;
Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine marka başvurusu reddedilir. SMK 6/3 kapsamında sağlanması gereken bir koruma için markaların tescilli olması gerekmediği gibi Türkiye’de satış yapılmasının dahi gerekmediği yönünde doktrinde görüşler ve ... kararları bulunmaktadır. Örneğin, ... 2009 yılında verdiği 07/07/2009 tarihli ve ..... sayılı ilamı ile Türkiye’de tescili bulunmayan ve Türkiye’de satılmamış olan “...” markasına yönelik olarak yurt dışında var olması ve gerçek hak sahibi olduğunun tespit edilmesi dahilinde davalı markasının tescilin mümkün olmadığı yönündeki yerel mahkeme kararını onamıştır.
SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ;
Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin farklı mal ve hizmetlerde kullanılması amacıyla yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir.
... içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde başkasının başvuru markası dolayısıyla şayet taraf markaları aynı/benzer mal/hizmet içermiyorsa ve bu marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.
Madde kapsamında SMK 6/6 maddesi anlamında bahsedebilmek için ;
Bu halde ticaret unvanına dayalı olarak bir markanın tesciline itiraz ediliyor ise tescilli ticaret unvanına ait sicil kaydındaki faaliyet konuları ile tescil edilmek istenen markanın kapsayacağı mal ve/veya hizmet listesinin karşılaştırılarak, başvurunun önceki sınai hak kapsamında kalıp kalmadığı incelenecektir. (....)
SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyet bahsedebilmek için;
Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında SMK 6/9'da düzenlenen KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir.
Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir.
Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı Başvuru Markası "..." (...) 35. sınıf
Davacı Markaları "..." (...) 35. sınıf
Bilirkişi heyetinden alınan 08/12/2023 havale tarihli raporda özetle; "- Dava konusu başvuru kapsamındaki 35. Sınıf malların hizmetlerin tamamının, davacı yana ait önceki tarihli marka kapsamındaki mal ve hizmetler ile aynı ya da bezer olduğu, - Bununla birlikte rapor kapsamında açıklanan nedenlerle taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmayacağı, dava konusu markanın bütünsel algısının, davacı yana ait “...” esas unsurlu markalardan farklı olduğu, - SMK m. 6/3 koşullarının somut olayda oluşmadığı, - SMK m. 6/5 koşullarının somut olayda oluşmadığı, - SMK m. 6/6 koşullarının somut olayda oluşmadığı," ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin, yeni heyetten rapor yada ek rapor alınması talebi HMK 30 uncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek, usul ekonomisi ilkesi göz önüne alınarak talebin kabulü halinde yargılama gereksiz uzayacağından, reddedilmiştir.
TARAF MARKALARI ARASINDA İLTİBAS TEHLİKESİNİN/ KARIŞTIRILMA İHTİMALİNİN OLUŞUP OLUŞMADIĞI HUSUSUNDA DEĞERLENDİRME 1.6769 SAYILI SMK 6/1 MADDESİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRME
A. Emtiaların Sınıfsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme
Dava konusu "..." ibareli ve ... başvuru numaralı davalı başvurusu, 35'inci sınıflardaki:
"35.sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Bilim, denizcilik, topoğrafya, meteoroloji, sanayide ve laboratuvarda kullanım amaçlı olanlar dahil ölçme aletleri, cihazları: tıbbi amaçlı olmayan termometreler, barometreler, ampermetreler, voltmetreler, nem ölçerler, test cihazları, teleskoplar, periskoplar, pusulalar; taşıt göstergeleri; laboratuvarlarda kullanılan malzemeler: mikroskoplar, büyüteçler, dürbünler, deney malzeme ve cihazları.
Ses ve görüntünün kaydı, nakli veya yeniden meydana getirilmesi (reprodüksiyonu) için cihazlar: kameralar, fotoğraf makineleri, televizyonlar, videolar, cd-dvd kayıt ve oynatıcı cihazlar, mp3 çalar, bilgisayarlar, masa üstü-tablet bilgisayarlar, giyilebilir teknolojik cihazlar (akıllı saatler, bileklikler, başa takılan cihazlar), mikrofonlar, hoparlörler, kulaklıklar; haberleşme ve çoğaltma amaçlı cihazlar ve bilgisayar çevre donanımları: cep telefonları ve bunların kılıfları, sabit telefonlar, telefon santralleri, bilgisayar yazıcıları, tarayıcılar, fotokopi makineleri.
Manyetik, optik kayıt taşıyıcılar ve bunlara kaydedilmiş bilgisayar programları ve yazılımları; bilgisayar ağları vasıtasıyla indirilebilen ve manyetik ve optik ortamlara kayıt edilebilen elektronik yayınlar; manyetik/optik okuyuculu kartlar, manyetik, optik ve elektronik ortamlara kaydedilmiş çekilmiş sinema filmleri, diziler ve video müzik klipleri. Antenler, uydu antenler, yükselticiler ve bunların parçaları. Bilet otomatları, nakit para çekme makineleri.
Makine ve cihazların elektroniğinde kullanılan elemanlar: yarı iletkenler, elektronik devreler, entegreler, yongalar (çipler), diyotlar, transistörler, manyetik kafalar, saptırıcılar; elektronik kilitler, fotoseller, elektronik açma kapama mekanizmaları, algılayıcılar (sensörler). Birim zamandaki tüketim miktarını ölçen sayaçlar ve zaman ayarlayıcıları. Koruyucu giysiler, koruma ve can kurtarma amaçlı donanımlar.
Gözlükler, güneş gözlükleri, lensler ve bunların kutuları, kılıfları, parçaları ve aksesuarları. Elektrik enerjisini iletim, dönüştürme, depolama kontrol cihazları ve araçları: fişler, buatlar, anahtarlar, şalterler, sigortalar, balastlar, starterler, elektrik panoları, rezistanslar, soketler, transformatörler, adaptörler, şarj cihazları, elektrik, elektronikte kullanılan kablolar, piller, aküler, elektrik enerjisi üretimi için güneş panelleri.
Ana fonksiyonu uyarı ve alarm olan cihazlar (taşıt alarmları hariç), elektrikli ziller. Trafikte kullanım amaçlı sinyalizasyon, işaretle bildirme cihazları ve araçları. Yangın söndürme amaçlı taşıtlar dahil yangın sö ndürme aletleri ve cihazları (yangın söndürme hortumları ve yangın söndürme vanaları dahil). Radarlar, denizaltı radarları (sonarlar), gece görüşü sağlayıcı veya arttırıcı aletler ve cihazlar. Dekoratif mıknatıslar.
Metronomlar. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" alt gruplarındaki mal ve hizmetlerin bulunduğu anlaşılmıştır.
İtiraza dayanak davacı markalarının ise ... sayılı "..." esas unsurlu ibarelerinden meydana geldiği ve koruma kapsamındaki 35. sınıftaki bir kısım mal ve hizmetlerin yer aldığı gözlenmektedir.
Emtia benzerliği değerlendirmesi neticesinde; dava konusu başvuru kapsamında ... kararı sonrasında kalan 35. Sınıftaki hizmetlerde 09. Sınıf malların satışına özgülenmiş satış hizmetleri yer almakta olup bu hizmetlerin birebir davacı yanın önceki tarihli markalarında da yer almakta olduğu görülmüştür. Bu halde taraf markaları kapsamında ayrıntılı bir inceleme yapılmasına ihtiyaç duyulmaksızın benzer tüketici kitlelerine yönelik, benzer ihtiyaçları karşılayan, birbiri ile doğrudan rekabet ilişkisi içerisinde olan, birbirleri yerine tercih edilebilir, satış ve sunum biçimleri benzer mahiyetteki emtiaları kapsadıkları değerlendirmiştir.
B.Marka İşaretlerinin Görsel/İşitsel ve Kavramsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme İşaretlerin benzer olup olmadığı kapsamında; önceki markanın ayırt edicilik düzeyi, tescil kapsamındaki mal/hizmetler yönünden tanımlayıcılığı ve bu nedenle zayıflığı ya da kullanımla sonradan yüksek ayırt edicilik veya tanınmışlık kazanıp kazanmadığı önemli birer faktördür. Ayrıca değerlendirme yapılırken, işaretler parçalara ayrılmadan ve bütüncül olarak değerlendirilmeli, ancak markayı oluşturan baskın ya da ayırt edici unsurlar akılda tutulmalıdır. Görsel, sescil ve kavramsal benzerlik ya da farkların, markanın genel izleniminde bıraktığı etki esas alınmalıdır.
Dava konusu başvurunun "..." şeklinde gri fon üzerine mor renkte yazılmış “...” kelimesinden ibaret olduğu, “...” sözcüğünün dilimize de “ekstra” şeklinde yerleşmiş “en iyi, üstün nitelikli” sıfat anlamına veya “fazladan, alışılan ve gerekenden başka, ek olarak” anlamlarındaki zarf anlamına sahip bir kelime olduğu, bu anlamlarından ötürü karşılaştırma, üstünlük/büyüklük belirtme amaçları ile ticaret hayatında birçok sektör ve iş kolunda yaygın ve yerleşik kullanıma konu olan bir kavram olduğu bilinmektedir.
Dava konusu markada başkaca hiçbir ek unsur yer almamakta olup “...” kelimesi markanın tek asli unsurudur.
Davacı yana ait redde mesnet markalar ise "..." görsellerine haiz markalar olup bu markaların her birinde “...” ibaresinin yer almakta olduğu, bu ibarenin davacı yan ticaret unvanının kılavuz unsuru olduğu gibi anılan markalarda da hakim unsur olarak kullanıldığı, şekil unsurunu ihtiva eden markalarda “...” kelimesinin üst, “net” kelimesinin ise alt kısımda konumlandırılarak bir daire içerisinde logo formunda gösterildiği, bununla birlikte şekil unsuru yer almayan markada ise gösterimin düz sözcük yazımı şeklinde olduğu,
“net” ibaresi ile birlikte kullanıldığı görülen davacı markalarında “net” ibaresinin, davacının faaliyet alanı ile birlikte tescil kapsamındaki hizmetler de gözetildiğinde, “internet” sözcüğünün kısaltması şeklinde algı yaratacak nitelikte bir anlamda “...” sözcüğü ile tümleşik algı yaratır mahiyette kullanıldığı görülmektedir.
Bu halde davacı markalarının bütün olarak “...” şeklinde bir esas unsura haiz olduğu, markalardaki tali nitelikte konumlandırılan unsurların hiçbirinin bütünsel ayırt ediciliğe bir katkısı olmadığı değerlendirilmiştir. Bu çerçevede tespiti gereken husus, taraf markalarında ortak olarak yer alan “...” kelimesinin varlığının, aynı tür hizmetlerde, işaretlerin iktisadi kaynağı noktasında, tüketiciyi yanılgıya düşürebilecek mahiyette bir benzerliğe neden olup olmayacağıdır.
İşbu uyuşmazlık kapsamında tartışıldığı gibi kendisinden önce tescil edilmiş bir markadaki ibare ile birlikte kendi unsurlarını içerisinde barındıran birleşik bir markanın önceki marka ile iltibas oluşturup oluşturmadığına karar verilebilmesi için önceki markanın kendi başına uyuşmazlık konusu mal ve hizmetlerde bağımsız bir ayırt edici karakterinin olup olmadığının ve bu ibarenin sonraki markada da dominant bir etkiye sahip olmadığının incelenmesi gerekmektedir.
İltibas ihtimalinin varlığı için önemli olan, önceki markanın, sonraki marka içerisindeki kullanımında bağımsız ayırt edici karakterini koruyup korumadığı ve ayırt edici niteliğinin ne denli yüksek olduğudur. Zira ayırt edici niteliği yüksek olmayan, sektörel ya da ticaret hayatında yaygın kullanımları bulunan ibarelerin ortak kullanımlarının her koşulda iltibasa neden olacak sonuçlar doğurmayacağı değerlendirilmektedir.
Somut uyuşmazlıkta dava konusu marka ile davacı markaları arasında görsel anlamda belirgin bir figüratif benzerlik bulunmadığı, başka bir ifadeyle markaların görsel algıdaki ilk etkilerinde, aynı kurumsal kimliği işaret eden nitelikte unsurlardan oluşmadığı, bununla birlikte dava konusu markanın münhasıran “...” kelimesinden oluştuğu, bu kelimenin davacı yana ait "...." , şeklindeki markalarda da yer aldığı görülmekle birlikte genel olarak “...” şeklinde bütünsel bir algı yaratır mahiyette, farklı görsel unsurlarla kullanıma konu edildiği görülmektedir.
Markalarda “...” kelimesinin ortak kullanımı şüphesiz bir şekilde işaretlerin görsel, işitsel ve kavramsal açıdan benzer algılar yaratmasına yol açacaktır. Ancak doktrinde de kabul edildiği üzere karıştırma ihtimalinin değerlendirmesinde “markanın ayırt edicilik gücü” dikkate alınması gereken bir husus olup uygulamada “güçlü marka” – “zayıf marka” ayrımı yapılmaktadır.
Örneğin Yüksek Mahkeme .... markaları arasındaki bir uyuşmazlıkta “...” veya “...” ibarelerinin, kullanıldığı mal veya hizmetler bakımından ayırt ediciliğinin zayıf olması nedeniyle, karıştırma ihtimali bulunmadığı sonucuna varmıştır.
Markalar bir bütün olarak değerlendirilirken, benzer görülen ortak unsurların markasal ayırt edicilikleri zayıf ibareler olması durumunda, zayıf ibarelerdeki ortaklıkların her durum ve koşulda markalar arasında iltibasa neden olacağının kabul edilemeyeceği, böyle bir durumda markanın önceki hak sahibinin, kendisine zayıf bir ibare tercih etmiş olması nedeniyle aynı ibareyi içerir sonraki başvurulara kimi durumlarda katlanması gerekebileceği uygulamada ve doktrinde kabul görmektedir.
Sonuç olarak dava konusu marka kapsamında yer alan 35. sınıf hizmetler yönünden, taraf markaları arasında aynı, aynı tür ya da benzerlik düzeyinde kalan bir emtia ilişkisi mevcut olmakla birlikte, markaların bütünsel algıları ve ortak unsur konumundaki “...” kelimesinin, münhasıran jenerikliğe yakın olduğu düşünülen kavramsal karşılığından ötürü markaların ilgili tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimaline yol açacak düzeyde benzer olarak görülemeyeceği, davacı markalarının bütün olarak “...” şeklinde bir anlam ifade ettiği, dava konusu markanın ise münhasıran “...” kelimesinden oluştuğu,
dava konusu markanın bu haliyle kaynak gösterme fonksiyonu dahi tartışılabilir nitelikte olarak değerlendirilmişken, taraf markaları ile aynı ya da farklı zamanlarda karşı karşıya kalacak olan tüketicinin, dava konusu markayı gördüğünde, bu markayı davacı yan markalarını sunan işletmeyle idarî ve ekonomik anlamda bağlantılı bir marka gibi algılamayacak olduğu, bu halde taraf markalarının nihai algıları itibariyle karıştırılabilecek düzeyde benzer görülmesinin ve buna bağlı karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmasının mümkün olmayacağı görüş ve kanaatine varılmıştır.
Öte yandan; davacı yanın gerçek hak sahipliği, önceye dayalı kullanım, iddiaları çerçevesinde ileri sürdüğü tüm hususların, temel anlamda yukarıda yer verilen değerlendirmelerde de karşılandığı değerlendirilmekte olup davacı yanın doğrudan doğruya dava konusu marka görselinde bir kullanımı bulunduğu hususunda iddiasının mevcut olmadığı, tescilli markalarına dayalı ve yine aynı ibareden oluşan ticaret unvanının kılavuz unsuruna dayalı ileri sürdüğü üstün hak iddialarının, taraf markaları arasında karıştırılacak düzeyde benzerlik bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
2. SMK 6/5 UYARINCA YAPILAN DEĞERLENDİRME
Tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu reddedilir denilmektedir. Bu anlamda tanınmışlık için; yukarıda sayılan koşullara ek olarak ulusal tescil şartı, niteliksel tanınmışlık ve markanın ününden haksız yararlanma olguları da aranır.
Bir markanın tanınmışlıktan yararlanması için yukarıda sayılan şartların gerçekleşmiş olması gerektiği, somut olay açısından ise davalının başvurusunun, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği kanaatine varılamadığından, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı gibi taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı ve dolayısıyla tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı kanaatine varılmıştır.
3. KÖTÜ NİYET HUSUSUNDA (SMK 6/9) YAPILAN DEĞERLENDİRME Somut olayda, davalı şirket tarafından yapılan marka başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut veriler dosya kapsamında bulunmamakta ve markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, davacı veya iyiniyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacına ilişkin herhangi bir olgu ve olay söz konusu olmadığından, SMK 6/9 şartlarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
4. HÜKÜMSÜZÜLÜK TALEBİ BAKIMMINDAN YAPILAN DEĞERLENDİRME
Yukarıda açıklanan gerekçelerle hükümsüzlük şartlarının da oluşmadığı anlaşılmıştır.
Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, alınan rapor ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek, dava konusu ... kararının yerinde olduğu kanaatine varılmış, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... · e-imzalıdır. Hakim ... · e-imzalıdır
Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/55, K. 2024/161, 4 Nisan 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama