KÜNYE
Türk Milleti Adına Karar Vermeye Yetkili T.C. Ankara 3. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 28 Mart 2024
- T.C. ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2023/74 Esas - 2024/139
- Esas no
- 2023/74
- Karar no
- 2024/139
- Hakim
- ...
- Katip
- ...
- Davacı
- ...
Karar Metni
3.469 kelime·17 dk okuma·11 bölüm
: Av. ... DAVALILAR : 1- .. : Av. ... : 2- ...
DAVA
Marka (Marka ile ilgili Kurum Kararlarının İptali)
DAVA TARİHİ : 13/02/2023
KARAR TARİHİ : 28/03/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 24/04/2024
TALEP
Davacı vekili 13/02/2023 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarıyla özetle: Müvekkili şirketin .... sayılı "...." ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin bu marka ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...’e başvuruda bulunduğunu, ... kod numarası alan başvurunun, .... ilanı üzerine müvekkili tarafından .... itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak .... (...) tarafından reddine karar verildiğini, ancak söz konusu kararın yerinde olmadığını,
zira taraf markalarının ortalama tüketici nezdinde iltibasa neden olma ihtimalinin bulunduğunu, davacıya ait markaların esas unsurunu oluşturan “...” ibaresinden oluşan “...” ibareli markada .../... ibaresinin benzerlik değerlendirilmesinde dikkate alınması gerektiğini, “...” ibareli markanın davacı şirketin seri markalarından biri olarak ortalama tüketici nezdinde algılanması ve karıştırılmasının kaçınılmaz olduğunu, taraf markaları arasında var olan görsel va işitsel benzerliğe ek olarak markaların kapsamında yer alan mal/hizmetlerin de benzer olduğunu,
davacıya ait ... ve ... ibareli markaların sektörün en prestijli markalarından biri olan ... markası adı altında piyasaya sürüldüğünü ileri sürerek, SMK 6/3, 6/5, 6/6, ve 6/9'a da dayanarak, ... sayılı ... kararının iptaline ve ... başvuru numaralı ve "..." ibareli marka başvurusunun tescili halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: Alınan kararın usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle: Davalı şirketin uzun yıllardan bu yana, yaklaşık 15 senedir, peyzaj üzerine faaliyet gösteren saygın bir firma olduğunu, davacı şirketin sadece davalıya karşı değil ...//... ibaresi içeren tüm marka tescil başvurularına itiraz ettiğini, davacı tarafından yapılan itirazların reddedildiğini, davacının ısrarla haksız yere itiraz ettiğini, taraf markaları arasında ayniyet ve benzerlik bulunmadığını, davalı markasının esaslı unsurunun “...” ibaresi olduğunu, “...” ibareli markayı gören tüketicilerin davacının ... ibareli seri markalarından biri olduğunu düşünmeyeceğini,
... ibaresinin bir sanat dalının ismi olduğunu, zeytin ağaçları üzerinde uygulanan bu sanatın "..." ismli ile literatüre geçtiğini, bu sanatın başka şekilde adlandırılmasının mümkün olmadığını, "..." kelimesinin dilimizde büyük, uzun, iri anlamlarına geldiğini, genel anlam içeren bu kelimenin sadece bir kişi ya da kurumun tekeline bırakılmasının mümkün olmadığını, açılan davanın kötü niyetli olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
MUHAKEME
HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR
Dava; 6769 sayılı SMK'nın 6/1, 6/3, 6/5 6/6, 6/9 dayalı taraf markalarının benzediği iddiası temelinde; davalı başvurusu olan ... sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak ... ... tarafından alınan ... sayılı kararın iptali ve hükümsüzlük istemlerine ilişkindir.
Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ...'ten celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş,
06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve
GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şirketin ... başvuru sayılı markası ile davacı tarafın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, marka başvurusuna yönelik itiraz sürecinde itiraz mesnedi davacı markaları açısından, SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım iddiasının, SMK 6/5 maddesine göre markalarının tanınmışlığı iddiasının, SMK 6/6 maddesine göre ticaret unvanına dayalı hak iddiasının, SMK 6/9 maddesine göre de davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarının
alınan ... kararına ve hükümsüzlüğe etki edip etmeyeceği, ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin ve davalı markasının da hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
İptali istenen ... kararının davacıya 23/12/2022 tarihinde tebliğ edildiği, 13/02/2023 tarihinde açılan davanın, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un 15/c maddesinde belirlenen iki aylık hak düşürücü süre içerisinde olduğu anlaşılmış ve işin esasına geçilmiştir.
... ...'in ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun .... sayılı "...." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali, eskiye dayalı kullanım, tanınmışlık, diğer fikri haklar veya kişi hakları ve kötü niyet gerekçeleriyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
...
Kurul'da, ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır. Bu itibarla, markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır. 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi gerekçeli itiraz yerinde bulunmamıştır.
İtiraz sahibinin eskiye dayalı kullanım, tanınmışlık, diğer fikri haklar veya kişi hakları ve kötü niyet gerekçeli itirazları ise, itiraz ekinde söz konusu iddiaların ispatlanamamış olması nedeniyle haklı bulunmamıştır.
Son olarak, her marka özgünlük derecesi, tasarımı, tescile konu mallar/hizmetlerin ve bu mal ve hizmetlerin tüketici grubunun özellikleri, markanın tescil kapsamındaki mal/hizmetler üzerindeki ayırt edici niteliği gibi unsurlar açısından kendine özgü özellikler taşıdığından ve ancak tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesi sonunda tescil başvurusuna ilişkin karar oluşturulabildiğinden dilekçede başka marka başvurularına ilişkin verilen kararların işbu itirazın değerlendirilmesinde dayanak gösterilmesi de haklı bulunmamıştır.
Sayılan nedenlerle itirazın reddedilmesi gerekmiştir.
KARAR
İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir."
SMK 6/1 maddesi anlamında;
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
Madde kapsamında SMK 6/3 'e ilişkin olarak;
Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine marka başvurusu reddedilir. SMK 6/3 kapsamında sağlanması gereken bir koruma için markaların tescilli olması gerekmediği gibi Türkiye’de satış yapılmasının dahi gerekmediği yönünde doktrinde görüşler ve ... kararları bulunmaktadır. Örneğin, .... 2009 yılında verdiği 07/07/2009 tarihli ve .... sayılı ilamı ile Türkiye’de tescili bulunmayan ve Türkiye’de satılmamış olan “...” markasına yönelik olarak yurt dışında var olması ve gerçek hak sahibi olduğunun tespit edilmesi dahilinde davalı markasının tescilin mümkün olmadığı yönündeki yerel mahkeme kararını onamıştır.
SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ;
Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin farklı mal ve hizmetlerde kullanılması amacıyla yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir.
... içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde başkasının başvuru markası dolayısıyla şayet taraf markaları aynı/benzer mal/hizmet içermiyorsa ve bu marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.
Madde kapsamında SMK 6/6 maddesi anlamında bahsedebilmek için ; Bu halde ticaret unvanına dayalı olarak bir markanın tesciline itiraz ediliyor ise tescilli ticaret unvanına ait sicil kaydındaki faaliyet konuları ile tescil edilmek istenen markanın kapsayacağı mal ve/veya hizmet listesinin karşılaştırılarak, başvurunun önceki sınai hak kapsamında kalıp kalmadığı incelenecektir. (....)
SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyet bahsedebilmek için;
Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında SMK 6/9'da düzenlenen KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir.
Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir.
Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı başvuru Markası "..." (...) 35, 44. Sınıflar
Davacı Markaları "..." (....) 01 - 45. sınıflar.
Mahkememizce uzman bilirkişi heyetinden alınan 03/07/2023 havale tarihli raporda özetle;
"1)Dava konusu marka ile itiraza mesnet markaların benzer olmadığı,
2)Taraf markalarının aynı alt sınıflarda yer aldığı, bununla birlikte aynı/benzer tüketici gruplarına hitap ettiği ve benzer ihtiyaçları karşıladığı anlaşıldığından; markaların kapsamında yer alar emtiaların ayrı/aynı tür veya benzer olduğu,
3)Markaların bir bütün olarak bıraktığı izlenimin farklı olması nedeniyle dava konusu markanın 35 ve 44. Sınıf kapsamında yer alan hizmetlerde kullanılması halinde; bu mal ve hizmetler yönünden markaların genel izlerilm itibariyle karıştırılma riskinin bulunmadığı,
4)Dosya içeriğinde davalının başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut bilgiye rastlanmamış, mevcut bilgiler ışığında bu yönde kanaat oluşmamakla birlikte takdirin Sayın Mahkemede olduğu,
5)Huzurdaki uyuşmazlık açısından 6(5) maddesinin uygulanma olanağı bulunmadığı 6)Davacıya ait alan adı ile davalı marka başvurusu arasında karıştırılma tehlikesi bulunmadığı" ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin ek rapor alınması talebi üzerine 13/12/2023 havale tarihli ek raporda özetle: "•Davacı itirazlarının kök raporda bildirmiş olduğumuz görüşlerimizi değiştirecek nitelikte olmadığı, •Markaların bir bütün olarak bıraktığı izlenimin farklı olması nedeniyle dava konusu markanın 35 ve 44. Sınıf kapsamında yer alan hizmetlerde kullanılması halinde; bu mal ve hizmetler yönünden markaların genel izlenim itibariyle karıştırılma riskinin bulunmadığı, • Huzurdaki uyuşmazlık açısından 6(5) maddesinin uygulanma olanağı bulunmadığı, • Davacıya ait alan adı ile davalı marka başvurusu arasında karıştırılma tehlikesi bulunmadığı" ifade edilmiştir.
TARAF MARKALARI ARASINDA İLTİBAS TEHLİKESİNİN/ KARIŞTIRILMA İHTİMALİNİN OLUŞUP OLUŞMADIĞI HUSUSUNDA DEĞERLENDİRME 1.6769 SAYILI SMK 6/1 MADDESİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRMELER A) Emtiaların Sınıfsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme Dava konusu "..." ibareli ve ... başvuru numaralı davalı başvurusunun 35, 44'üncü sınıflardaki:
"35: Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçla tasarım hizmetleri; alacı ve satıcılar için online pazar yeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri.
Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinalarının kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanındaki bilgilerin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri.
İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme (başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri.
Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için: Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil).Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları.
Patates cipsleri. İşlenmemiş tarım ve bahçecilik ürünleri, tohumlar. Ormancılık ürünleri. Canlı hayvanlar (kuluçkalık yumurtalar, döllenmiş yumurtalar dahil). Canlı ve kurutulmuş bitkiler ve otlar. Hayvan yemleri. Malt (insan tüketimi Için olmayan).
Evcil hayvanlar için alta serilen maddeler; kedi kumu. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)
44: Tarım, bahçecilik ve ormancılıkla ile ilgili hizmetler; peyzaj tasarımı hizmetleri." alt gruplarındaki mal ve hizmetlerin bulunduğu anlaşılmıştır.
İtiraza ve hükümsüzlüğe dayanak davacı markalarının ise .... sayılı "...." ibarelerinden meydana geldiği kapsamında 01-45'inci sınıflardaki bir kısım mal ve hizmetlerin yer aldığı gözlenmektedir.
Bu doğrultuda davacının genel mağazacılık hizmetlerinde tescilli markalarını fiilen gıda, kozmetik, temizlik ürünlerin satışı için kullandığı anlaşıldığından; davacının genel mağazacılık hizmetlerinde tescilli markalarının dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan 31. Sınıf mallarının perakendeciliği hizmetleri arasında benzerlik bulunduğu, dava konusu marka başvurusu 31. Sınıfta yer alan tüm malların mağazacılık hizmetlerini kapsadığından davacının bu mallara yönelik mağazacılık hizmetlerinde tescilli .... sayılı markalarının kapsamının aynı/aynı tür olduğu, değerlendirilmiştir.
Dava konusu marka başvurusu kapsamında 44. Sınıfta yer alan “Tarım, bahçecilik ve ormancılıkla ile ilgili hizmetler; peyzaj tasarımı hizmetleri.” Hizmetlerinin davacının ... sayılı markasının kapsamında aynen yer aldığı, söz konusu davacı markası ile davalı markasının kapsamında kalan hizmetlerin aynı/aynı tür olduğu tespit edilmiştir.
Hedef Tüketici Kesimi Değerlendirmesi Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Dava konusu mal/hizmet sınıflarında (35 ve 44) karıştırılma olasılığı açısından makul derecede bilgili ve dikkatli ortalama tüketici kitlesi dikkate alınacaktır.
B.Marka İşaretlerinin Görsel/İşitsel ve Kavramsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme İşaretlerin benzer olup olmadığı kapsamında; önceki markanın ayırt edicilik düzeyi, tescil kapsamındaki mal/hizmetler yönünden tanımlayıcılığı ve bu nedenle zayıflığı ya da kullanımla sonradan yüksek ayırt edicilik veya tanınmışlık kazanıp kazanmadığı önemli birer faktördür. Ayrıca değerlendirme yapılırken, işaretler parçalara ayrılmadan ve bütüncül olarak değerlendirilmeli, ancak markayı oluşturan baskın ya da ayırt edici unsurlar akılda tutulmalıdır. Görsel, sescil ve kavramsal benzerlik ya da farkların, markanın genel izleniminde bıraktığı etki esas alınmalıdır.
Görsel benzerlik açısından değerlendirme yapıldığında; taraf markalarında, ortak olarak ... ibaresi bulunmaktadır. Dava konusu marka daire içinde yeşil ve kahverengi renkten oluşturulmuş ağaç görselinden oluşan figüratif unsur ile bunun altında açık yeşil renkte küçük harflerle ... ibaresi, bu ibarenin de altında daha da küçük boyutta ... sanatı ibaresinden oluşmaktadır.
İtiraza mesnet markalar ise .../... ibaresinin yanı sıra .... vb. kelimeler ya de şekil unsuru bulunmaktadır. Dava konusu marka başvurusunda ... sanatı ibaresi oldukça küçük puntolar ve küçük harflerte yazılı olup; markanın görsel unsuru ve ... ibaresi daha dikkat çekicidir, "..." kelimesi markada ön planda değildir. Hatta çok küçük puntolarla, geri planda olacak şekilde markada gösterildiği anlaşılmıştır.
Markada ön plânda olan unsurun şekil unsuru ve "..." ibaresi olduğu değerlendirilmiştir. Ayrıca, "..." ifadesi bir bütün olarak markada yer almakta olup, "..." ifadesinden ayrı değildir. Dolayısıyla, kelime bir bütün olarak algılanacaktır.
Markaların dizayn ediliş tarzı, renk ve şekil unsurları birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu marka ile itiraza mesnet markaların görsel planda benzer olmadığı anlaşılmıştır.
İşitsel benzerlik açısından değerlendirme yapıldığında; dava konusu marka başvurusu “...” şeklinde olup, 4 kelimeden oluşmaktadır. "..." ibaresi markanın ilk kelimesi olmadığı gibi "..." kelimesi ile birleştirilerek kullanılmıştır. Davacının itiraz masnet markaları ise ".../..." ibaresi ile başlamakta olup iki kelimaden oluşmaktadır. Bu doğrultuda taraf markalarında ortak olarak ... ibaresi bulunduğundan, markaların işitsel olarak düşük düzeyde benzerlik taşıdığı görülmektedir.
Anlamsal benzerlik açısından değerlendirme yapıldığında; Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının tekabül ettikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Dava konusu marka “...” ibaresi bir bütün olarak kavramsal ifade taşımamakla birlikte; "..." kelimesinin mahkememizce araştırıldığında, İngilizce dilindeki karşılığı olan "... ..." şeklinde açıklamalarla karşılaşıldığı, "..." isminin sektörde kullanıldığı, dev zeytin ağaçlarına yönelik bir isim olabileceği kanaati hasıl olmakla; davacı markalarında geçen "..." kelimesi ile anlamsal bir bağlantının bulunmadığı, taraf markalarının anlamlarının tamamen farklı olduğu ve bu bakımdan benzer olmadığı anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle; markaların gerek görsel, gerekse de işitsel ve kavramsal olarak ve nihayetinde bütünsel olarak genel görünümleri itibariyle benzer olmadığı, biçim, düzenleme, tertip tarzı itibariyle farklı olduğu ve davacının "..." ibareli markalarını görmüş ve tanımış orta seviyede dikkatli bir tüketicinin, davalı markasını gördüğünde markaları karıştırmayacağı, hatta davacı markalarının hafızasında dahi canlanmayacağı değerlendirilmiştir. Ayrıca davacı vekili her ne kadar önceki yüksek yargı kararlarını dayanak göstermiş ise de somut dosya kapsamında belirtilen kararların emsal olamayacağı, eldeki davada itiraz konusu markanın esaslı/öne çıkan unsurunun ".../..." ibaresi olmadığı anlaşılmıştır.
2.SMK 6/3 ve 6/6 MADDESİ UYARINCA YAPILAN DEĞERLENDİRME
Sınai Mülkiyet Kanunu uyarınca; Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi halinde hak sahibinin itirazı Üzerine başvuru reddedilir. Davacıya ait .... alan adlı web sitesi incelendiğinde; web sitesinde temel ihtiyaç ve gıda malzemelerin satışına yönelik mağazacılık hizmeti sunulduğu anlaşılmıştır.
... konuyla ilgili son kararlarından birinde açıkça; “Somut olayda, davacı adına tescilli markada yer alan grafik tasarımı niteliğindeki özgün şekil üzerinde davacının önceye dayalı telif hakkı bulunduğunun kabulü ile, aynı şeklin davalı başvurusunda da aynan yer aldığı gözetilerek başvurunun kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetler yönünden reddi gerekirken aksi düşüncelerle istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi doğru görülmemiş...” diyerek Bölge adliye mahkemesi kararını bozarak kaldırmıştır. (....)
Alan adları kuşkusuz internette bir objeyi yani ağa bağlı işlemciyi kişiselleştirme ve tespit etme işlevine sahiptirler. Bu bakımdan ticaret unvanı, işletme adı ve markayla banzerlikler mevcuttur. Alan adı, marka, ticaret unvanı ve işletme adı gibi ayırt edici ad ve işaret, tanıtma vasıtası olarak işlev görmektedir ve hukuken de bu kategoriye dahildir. Yabancı yargı kararlarında da, İnternet alan adlarının mal ve hizmet sunan kişi ve işletmelerin kaynağını gösterdiğinden hareketle bunların isim ve tanıtma vasıtası işlevi gören işaretler olduğu kabul edilmektedir.
Davacıya alt alan adı .... şeklinde olup; alan adında esaslı ve ayırt edici unsur bir bütün halinde macrocenter ibaresidir. Jenerik üst düzey alan adı ve ülke kadlu üst düzey alar adınım (.....) ayırt edici işlevi bulunmamaktadır. Çünkü, bu üst düzey alan adlarının, alan adında zorunlu olarak bulunması gerekir ve her alan adında aynı ya da farklı olarak bulunur. Dava konusu marka ise “... makrononsal sanatı” ibaresinden oluşmaktadır. Alan adının yapısı konusunda bilgi sahibi olan ve hangi unsurun ne anlama geldiğini bilen kişi, alan adını bir bütün olarak kavrayıp, bu şekliyle ayırt edici bulacaktır. Açıklanan nedenle, davacıya ait alan adı lie davalı marka başvurusu arasında karıştırılma tehlikesi bulunmadığı değerlendirilmiştir.
3. SMK 6/5 UYARINCA YAPILAN DEĞERLENDİRME
Tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu reddedilir denilmektedir. Bu anlamda tanınmışlık için; yukarıda sayılan koşullara ek olarak ulusal tescil şartı, niteliksel tanınmışlık ve markanın ününden haksız yararlanma olguları da aranır.
Bir markanın tanınmışlıktan yararlanması için yukarıda sayılan şartların gerçekleşmiş olması gerektiği, somut olay açısından ise davalının başvurusunun, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği kanaatine varılamadığından, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı gibi taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı ve dolayısıyla tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı kanaatine varılmıştır.
4. KÖTÜ NİYET HUSUSUNDA (SMK 6/9) YAPILAN DEĞERLENDİRME Somut olayda, davalı şirket tarafından yapılan marka başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut veriler dosya kapsamında bulunmamakta ve markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, davacı veya iyiniyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacına ilişkin herhangi bir olgu ve olay söz konusu olmadığından, SMK 6/9 şartlarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
5. HÜKÜMSÜZLÜK TALEBİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRME Taraf markalarının benzer olmaması ve 6769 sayılı SMK’nın 6/1, 6/3, 6/5, 6/6, 6/9 bendi koşullarının mevcut olmaması nedeniyle hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, alınan rapor ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek dava konusu ... kararının yerinde olduğu ve hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı kanaatine varılmış, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip .... · e-imzalıdır. Hakim .... · e-imzalıdır.
Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/74, K. 2024/139, 28 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama