KÜNYE
T.C. Ankara 3. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Türk Milleti Adına Karar Vermeye Yetkili T.C. Ankara 3. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 17 Eylül 2024
- Esas no
- 2024/2
- Karar no
- 2024/330
- Hakim
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- ....
- Vekili
- Av. ... -
- Davalı
- 1- ... ...
- Vekili
- Av. ... -
- Davalı
- 2- ... -... ...
- Vekili
- Av. ... - ...
- Dava
- Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 03/01/2024
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 17/10/2024
- Talep
- —
Karar Metni
1.947 kelime·10 dk okuma·6 bölüm
Davacı vekili 03/01/2024 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarıyla özetle: Müvekkili şirketin .... sayılı "...", "... ...", "...", "..." ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şahsın bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...’e başvuruda bulunduğunu, ... kod numarası alan başvurunun, .... ilanı üzerine müvekkili tarafından ... itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak ... (...) tarafından reddine karar verildiğini,
ancak söz konusu kararın yerinde olmadığını, zira taraf markalarının kapsamlarının benzer olduklarını, karşılaştırılan işaretlerin aynı olduğunu, her iki markanın da beş harften oluştuğunu, “...” kelime kökünü taşıdığını, itiraza konu markada İngilizce'de aidiyet bildirmek için kullanılan “’s” takısı Türkiye’de yaygın olarak bilinen bir kullanım olup eklendiği kelimenin yarattığı genel algıyı değiştirmediğini, markalar arasındaki benzerliğin son derece yüksek olduğunu, karıştırılma ihtimalinin geniş yorumlanması gerektiğini, dava konusu markanın tescilinin müvekkili markaları ile haksız rekabete yol açacağını,
davalı başvuru sahibinin kötü niyetli olduğunu ileri sürerek ... sayılı kararının iptaline ve marka başvurusunun tescili halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: Alınan kararın usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir. Davalı şahıs vekili cevap dilekçesinde özetle: Davanın haksız olduğunu, ortalama tüketiciler nezdinde markaların benzer olmadıklarını, bütünsel algıda farklı olduklarını, 6/5 sonuçlarının somut olayda oluşmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
MUHAKEME
HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR
Dava; 6769 sayılı SMK'nın 6/1, 6/5'e dayalı taraf markalarının benzediği iddiası temelinde; davalı başvurusu olan ... sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak ... ... tarafından alınan ... sayılı kararın iptali ve hükümsüzlük istemlerine ilişkindir.
Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ...'ten celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş,
06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve
GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şahsın ... başvuru sayılı markası ile davacı tarafın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, marka başvurusuna yönelik itiraz sürecinde itiraz mesnedi davacı markaları açısından, SMK 6/5 maddesine göre markalarının tanınmışlığı iddiasının, iddialarının
alınan ... kararına ve hükümsüzlüğe etki edip etmeyeceği, ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin ve davalı markasının da hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
İptali istenen ... kararının davacıya 05/11/2023 tarihinde tebliğ edildiği, 03/01/2024 tarihinde açılan davanın, 5000 sayılı .... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un 15/c maddesinde belirlenen iki aylık hak düşürücü süre içerisinde olduğu anlaşılmış ve işin esasına geçilmiştir.
İDARİ AŞAMANIN ÖZETİ
Dava konusu ... ibaresinin 24, 25 ve 35. Sınıf mal ve hizmet sınıflarında 10.11.2012 tarih ve ... sayısı ile marka başvurusuna konu edildiği, yapılan ilk incelemeler sonrasında başvurunun kapsamında yer alan 25. Sınıf mallar ve bir kısım hizmetler yönünden kısmen reddedildiği, kalan mal ve hizmetler yönünden ise 27.12.2021 tarih ve 387 sayılı bültende ilana çıktığı görülmüştür.
Anılan ilana yönelik davacı tarafça önceki tarihli bir kısım markaya dayalı itirazda bulunulduğu, ...’nın 18.10.2022 tarihli kararı neticesinde işbu itirazları haklı bulmayarak reddine karar verdiği görülmüştür.
... ...'in ... sayılı kararında;
"... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ... sayılı "...", "...", "...", "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
...
Bu çerçevede yapılan incelemede başvuru ile itiraz gerekçesi markaların görsel, işitsel ya da kavramsal yönden bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer olmadığı kanaatine varıldığından işbu itirazın reddi gerekmiştir.
KARAR
İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." hükmünü içermektedir." şeklinde ifade edilmiştir.
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı Başvuru Markası "..." (...) 24, 35. Sınıflar.
Davacı Markaları "...", "....", "...", "..." ( ....) 25, 35. sınıflar.
Mahkememizce uzman bilirkişi heyetinden alınan 29/07/2024 havale tarihli raporda özetle:
"- Dava konusu ... sayılı başvuru kapsamında yer alan 25. ve 35. Sınıf mal ve hizmetlerin tamamının, davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamında da yer almakta olduğu,
- Bununla birlikte rapor kapsamında açıklanan gerekçelerle, taraf markalarının bütünsel algılarının, iltibas ihtimalinin önüne geçilmesini sağlayacak düzeyde yeterli farklılık taşıdığı, işaretler arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı,
- İşlem ve dava dosyasında mevcut deliller itibariyle, davacı markasının tanınırlığı hususunda bir kanaate varılamadığı, SMK m. 6/5 koşullarının somut olayda ortaya çıkmayacağı," ifade edilmiştir.
TARAF MARKALARI ARASINDA İLTİBAS TEHLİKESİNİN/ KARIŞTIRILMA İHTİMALİNİN OLUŞUP OLUŞMADIĞI HUSUSUNDA DEĞERLENDİRME
1.6769 SAYILI SMK 6/1 MADDESİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRMELER
A) Emtiaların Sınıfsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme
Dava konusu "..." ibareli ve ... başvuru numaralı davalı başvurusunun 24 ve 35.inci sınıflardaki:
"24: Dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar. Ev tekstil ürünleri: perdeler, yatak örtüleri, nevresimler, çarşaflar, yastık kılıfları, battaniyeler, yorganlar, havlular. Tekstilden bayraklar, flamalar, etiketler. Bebekler için kundak örtüleri. Kampçılar için uyku tulumları.
35: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için 1-34 SINIFTA YER ALAN TÜM MALLAR mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" alt gruplarındaki mal ve hizmetlerin bulunduğu anlaşılmıştır.
İtiraza ve hükümsüzlüğe dayanak davacı markalarının ise .... sayılı "...", "...", "...", "..." ibarelerinden meydana geldiği kapsamında 25, 35. sınıflardaki bir kısım mal ve hizmetlerin yer aldığı gözlenmektedir. Bu kapsamda dava konusu başvuru kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin tamamının, davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamındaki mal ve hizmetler ile aynı, aynı tür ya da yüksek düzeyde benzerlik ilişkisi bulunan mal ve hizmetler olup markaların doğrudan benzer tüketici grubuna hitap ettikleri, benzer ihtiyaçları karşıladıkları, birbirleri ile rekabet ilişkisi içerisinde oldukları, birbirleri yerine ikame edilebilirliklerinin bulunduğu değerlendirilmiştir.
Hedef Tüketici Kesimi Değerlendirmesi
Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır.
Yukarıdaki hususlar dâhilinde somut olayda taraf markaları arasında benzerliği tespit olunan malların tamamı yönünden tek tip bir tüketici profili tespiti yapılması mümkün olmamakla birlikte, bu ürünlerin spesifik tüketici gruplarına hitap etmediği, dolayısıyla hemen her kesimden tüketiciye hitap eden nitelikte moda, giyim, aksesuar ve spor ürünleri ile genel anlamda her türlü ürün satışına ilişkin mağazacılık hizmetleri olduğu, bu halde makul düzeyde dikkatli ve özenli herhangi bir tüketicinin ilgili tüketici olarak tespitinin mümkün olabileceği görüş ve kanaatlerine varılmıştır.
B.Marka İşaretlerinin Görsel/İşitsel ve Kavramsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme
İşaretlerin benzer olup olmadığı kapsamında; önceki markanın ayırt edicilik düzeyi, tescil kapsamındaki mal/hizmetler yönünden tanımlayıcılığı ve bu nedenle zayıflığı ya da kullanımla sonradan yüksek ayırt edicilik veya tanınmışlık kazanıp kazanmadığı önemli birer faktördür. Ayrıca değerlendirme yapılırken, işaretler parçalara ayrılmadan ve bütüncül olarak değerlendirilmeli, ancak markayı oluşturan baskın ya da ayırt edici unsurlar akılda tutulmalıdır. Görsel, sescil ve kavramsal benzerlik ya da farkların, markanın genel izleniminde bıraktığı etki esas alınmalıdır.
Taraf markaları incelendiklerinde, dava konusu davalı başvurusunun "..." şeklinde bir sözcük markası olduğu, markanın “...” harflerinden oluştuğu, “...” dizilimi ile “s” harfinin apostrof eki ile ayrıştırıldığı, davacı yanın da belirttiği üzere bu ekin İngilizce aitlik anlamı sağladığı gibi yer bildirme anlamı da kattığı, dilimizde kullanılan bir ek olmadığı anlaşılmıştır. Markada başkaca bir unsur mevcut olmayıp markayı oluşturan sözcük unsurunun kendisi esas unsurdur.
Davacı yanın markaları ise temelde ... sözcük unsurunu içerir şekilde oluşturulmuş ... ..., ... ... ve ... gibi görünümlere haiz markalar olup, tescilli olduğu sınıflar yönünden ayırt ediciliği haiz bir marka olduğu değerlendirilmiştir.
Anılan markaların her birinde hakim sözcük unsurunun “...” kelimesinin bütünü olduğu, bu kelimenin “...” harf dizilimine sahip olduğu ve yazımına en uygun şekilde “...” olarak telaffuz edilecek olduğu, ortalama zekadaki bir tüketicinin bu kelimenin “...” kelimesi kökünden türetildiği yönünde bir benzerlik sağlayacağı, ilgili tüketiciler nezdinde, birebir aynı - aynı tür mal ve hizmetlerde kullanıldıklarında, ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimaline yol açacak bir benzerlik bulunduğu kanaatine varılmıştır.
Kaldı ki, davalı başvurusuna esas ibare, davacının markalarında birebir yer almaktadır. Davacının markalarının son harfi "O", davalının ise "S" şeklinde ise de; dilimizde soldan sağa okuma prensibi gereğince, tüketicilerin kelimelerin başlangıcına sonuna kıyasla daha fazla odaklanacağı ve markalardaki "..." şeklindeki ilk 2 hecenin aynı olması karşısında markalar arasında iltibas oluşacağı değerlendirilmiştir.
Taraf markalarının çok yakın düzeyde birbirine benzer marka olduğunun görüleceği, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net aynısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin yargılama konusu hizmetler için ayırdığı satın alma süresi içinde, davacının başvuru markasını gördüğünde, bunun davacının “...” ibaresini içeren markalarından farklı bir marka olduğunu algılamayacağı, her iki markanın aynı işletmenin markası veya idari-mali anlamda bağlantılı işletme markaları olarak algılayabileceği,
zira davacı markalarının da esas unsurunun görsel, işitsel olarak ilk ibare konumundaki “...” ibaresi olduğu, tüketicinin dava konusu “...” ibareli markayı gördüğünde, dava konusu markayı davalıya ait markaların bir serisi olarak algılayabileceği hususları birlikte değerlendirildiğinde, markalar arasında marka işaretleri bakımından işitsel ve görsel olarak karıştırılmaya yol açacak düzeyde bir benzerlik bulunduğu kanaatine varılmıştır.
2. SMK 6/5 UYARINCA TANINMIŞLIK HUSUSUNDA YAPILAN DEĞERLENDİRME
Tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu reddedilir denilmektedir. Bu anlamda tanınmışlık için; yukarıda sayılan koşullara ek olarak ulusal tescil şartı, niteliksel tanınmışlık ve markanın ününden haksız yararlanma olguları da aranır.
Bir markanın tanınmışlıktan yararlanması için yukarıda sayılan şartların gerçekleşmiş olması gerektiği, somut olay açısından ise davalının başvurusunun, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği kanaatine varılamadığından, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
3. HÜKÜMSÜZLÜK TALEBİ BAKIMINDAN YAPILAN DEĞERLENDİRME Yukarıda açıklanan gerekçelerle SMK 25 yollaması ile SMK 6/1 maddesi kapsamında hükümsüzlük koşullarının da oluştuğu anlaşılmış, ancak dava konusu edilen ... sayılı markanın karar tarihinde henüz tescil edilmediği anlaşıldığından, hükümsüzlük talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Her ne kadar bilirkişi heyeti dava konusu marka ile davacı markaları arasında iltibas tehlikesinin oluşmadığını belirtmiş ise de; ... 08.06.216 tarih .... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesi hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgi ile çözümlenmesi gerekli olduğundan, raporun aksi yönde taraf markaları arasında görsel, işitsel, kavramsal açıdan ve dahi genel görünümleri itibariyle benzerlik bulunduğu, karıştırılma ve ilişkilendirilme ihtimali koşullarının somut olayda oluştuğu kanaatine varılmıştır.
Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmiş olup, rapor aksi, yukarıda açıklanan gerekçelerle dava konusu ... kararının yerinde olmadığı değerlendirilerek davanın kabulüne karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... · e-imzalıdır. Hakim ... · e-imzalıdır. Davacı Masraf Dökümü: · İlk Masraf 916,00.-TL · Posta Masrafı 1.301,00.-TL · Bilirkişi Ücreti 7.500,00.-TL · Toplam 9.717,00.-TL
Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2024/2, K. 2024/330, 17 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama