KÜNYE
T.C. Ankara 4. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Esas No
- 2020/122
- Karar No
- 2021/67
- Karar tarihi
- 1 Mart 2021
Karar Metni
2.261 kelime·11 dk okuma·14 bölüm
T.C. "Türk Milleti Adına"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ KARAR
ESAS NO : 2020/122
KARAR NO : 2021/67
HAKİM : ... ... KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ...
VEKİLİ
Av. ... ...
DAVALILAR
1- ... - ....
VEKİLİ
Av. ... -....
DAVA
Marka... Sayılı YİDK Kararı İptali- Hükümsüzlük
DAVA TARİHİ : 17/04/2020
KARAR TARİHİ
01/03/2021 Yazım Tarihi: 01/04/2021
İDDİA
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkilinin ... başta olmak üzere, birçok ulusal gazete, televizyon, dergi ve radyo kanallarını bünyesinde barındıran Türkiye’nin önde gelen medya kuruluşlarından biri olan grubun şirketlerinden olduğunu, müvekkilin ... ibareli markalarının ayırt edici ve güçlü olduğunu, Davalı markası ile müvekkilinin markalarının karıştırılacağını, “...” ibaresinin esas unsur olmasının yanı sıra şekil unsurlarının da önemli olduğunu, müvekkilin oldukça büyük bir puntoyla markasında arapça “...” harfini kullandığını,
davalının da aynı şekilde arapça “...” harfini markada ilk bölümde ve büyük bir puntoyla konumlandırdığını, fazla benzerlik bulunmasının tesadüfi olmadığını, markaların ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, sınıfların benzer olduğunu, davalının kötü niyetli olduğunu, haksız rekabet oluşturacağını belirterek dava konusu YİDK kararının iptalini ve markanın hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı şahısa usulüne uygun tebligat yapıldığı halde davaya cevap vermediği görülmüştür.
MUHAKEME
HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şahsın ... başvuru sayılı markası ile davacı tarafın kurum nezdinde ileri sürdüğü YİDK kararında belirtilen mesnet markalar arasında 6769 sayılı SMK 6/1 maddesi açısından iltibas- benzerlik- karıştırılma ihtimali oluşup oluşmadığı, davalı başvurusunun SMK 6/9 maddesi açısından kötü niyetli yapılıp yapılmadığı, TÜRKPATENT'in... sayılı YİDK kararının iptalinin ve davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
YİDK kararının 20/02/2020 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı TürkPatent Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 17/04/2020 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.
TÜRKPATENT YİDK'nun... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "... ..." ibareli başvurunun ilanrna yapılmış olan itirazın reddi yönündeki Markalar Dairesi Başkanlığ kararına karşı başvurunun ...saylı "...", "... ...", "... radyo" ibareli markalar ile karıştınlma ihtimali ve kötii niyet gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
Yapılan değerlendirme sonucunda, işbu başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalarda Arapça'da bir harf olan ve ayırt ediciliğ yüksek olmayan "..." ibaresinin ortak olaıak yer alması hususunun tek başına başvuru kapsamındaki mal/hizmetler bakımından markaların birbiriyle karıştırılması veya ilişkilendirilmesi sonucuna yol açmayacağı, başvuru konusu markada ilave ayırt edici unsur olarak "..." ibaresinin de bulunduğu, ibarelerin ortalama tiiketici nezdinde bütün halde bıraktığı izlenim bakımından farklılaştığı , bu nedenle işbu başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar arasında ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılma ihtimali bulunmadığı kanaatine vanlmıştır.
Kurul, muterizın kötti niyet iddiasını da incelemiş, ancak ileri sürülen iddiaların yeterli bilgi, belge ve delil ile desteklenmediği ve başvurunun kötü niyetle yapıldığının ispatlanamadığı anlaşıldığından, söz konusu gcrekçe kapsamında yapılan itiraz da haklı bulunmamıştır." şeklinde ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",
Medeni Kanun 2.nci maddesinde "Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.
Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz." hükmü yer almaktadır.
SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Taraf markalarında AYNI işaret olması ve kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Taraf markalarının BENZER işareti taşımaları ve kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Taraf markalarının BENZER işareti taşımaları ve kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir.
Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir.
Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı başvuru Markası Davacı Markaları
şekil+... ... (...) ... (2016/35029)
19,35,37. Sınıf 16,35,41. Sınıf
... ... (2016/35082)
16,35,38,41. Sınıf
... RADYO +şekil (2016/70184)
16,35,41. Sınıf
Bilirkişi heyetinden alınan 20.01.2021 tarihli raporda ÖZETLE; "
1) Dava konusu 35.sınıftaki hizmetlerin, davacı markaları kapsamındaki mal ve hizmetlerle
aynı/aynı tür/benzer olduğu,
2) Dava konusu diğer mal ve hizmetlerin benzer olmadığı,
3) Taraf marka işaretlerinin genel izlenim yönünden benzer olmadığı,
4) Kötü niyet iddialarının ispat edilemediği,
5) Değerlendirmelerimizin dava konusu... sayılı YİDK kararı ile paralel olduğu," şeklinde ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talep reddedilmiştir.
GEREKÇE
Tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davalının "şekil+... ..." ibareli marka başvurusu ile davacının "... " ibareli tescilli markaları arasında dava konusu markanın kapsamında yer alan 35. Sınıftaki tüm hizmetler yönünden ortalama tüketici kesimi nazarında görsel ve sesçil benzerlik oluştuğu, ... ibaresinin her iki taraf markasında da ortak belirgin özellik olarak yer aldığı;
İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin yargılama konusu 35.nci sınıftaki hizmetler açısından ayırdığı satın alma /yararlanma süresi içinde davalının başvuru markasını gördüğünde derhâl ve hiç düşünmeden bunun davacının "... " ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, bu açıdan her iki markada yanılgı yaşayabileceği,
bu hizmetler açısından her iki taraf markasının aynı işletmeye ait markalar ya da idari ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme markaları olarak algılanabileceği , taraf markaları arasında bu hizmetlerde SMK 6/1 maddesindeki iltibas / karıştırılma/ benzerlik koşulu oluştuğundan (aksi yöndeki bilirkişi görüşüne HMK 282 .nci maddede " Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." hükmünden hareketle yukarıdaki gerekçe ile iştirak edilmediği) aksi yöndeki YİDK kararı hatalı olduğu kanaatine varılarak bu kısımlardan davanın kabulü gerekmiş.
Bunun dışında kalanlar ( 19,37. Sınıf ) açısından ise iltibas oluşmadığı sonucuna varıldığı;
Davalı başvurusunu kötü niyetli yapıldığı kanıtlanmadığından bu görüş açısından ise bilirkişi raporu benimsendiği; Neticeden dava iltibas nedeniyle kısmen kabul edilmiş, kısmen de reddedilmiştir.
Katip ... Hakim ... E İmzalıdır. E İmzalıdır.
Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2020/122, K. 2021/67, 1 Mart 2021 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama