KÜNYE
- Mercii
- Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Esas No
- 2021/207
- Karar No
- 2022/173
- Karar tarihi
- 20 Haziran 2022
Karar Metni
3.049 kelime·15 dk okuma·19 bölüm
T.C. ... 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2021/207 Esas - 2022/173
T.C. ''TÜRK MİLLETİ ADINA''
... 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ KARAR
ESAS NO : 2021/207
KARAR NO : 2022/173
ASIL DAVA
Marka Hükümsüzlüğü
KARŞI DAVA
Kullanmama Nedeniyle Marka İptali
ASIL DAVA TARİHİ : 13/07/2021
KARŞI DAVA TARİHİ : 07/09/2021
KARAR TARİHİ
20/06/2022 Yazım Tarihi :01/07/2022
(ASIL DAVA YÖNÜNDEN)
İDDİA
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Davalının ...
markalarına ve SMK m. 6/1, m. 6/3, m. 6/5 ve m. 6/9 hükümlerine dayalı olarak itiraz ettiğini,
TÜRKPATENT’in Markalar Dairesi Başkanlığı’nın davacının bu itirazını kısmen kabul ederek söz
konusu markanın kapsamından 3. Sınıfa giren bir takım emtiaları çıkardığını, bu karara karşı
davalının huzurda hükümsüzlüğü talep edilen diğer... ...
sayılı markasının, tescil kapsamına giren 03. ve 35. Sınıflardaki tüm emtialar açısından
hükümsüz kılınmasının gerektiğini, davalının... sayılı markası ile davacının önceki
tarihlerde tescil edilmiş olan “...”lu markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan
iltibas yaratacak derecede benzer markalar olduğunu, ayrıca karşılaştırılan bu markaların
aynı/benzer/türdeş emtialarda kullanılacağını, davalının markasında geçen “...”
ibaresinin tanımlayıcı bir ibare olduğundan dolayı markada esas unsur olarak kabul
edilemeyeceğini, davacının “...”lu markalarıyla seri marka yaratma çabası içerisinde
olduğunu, ayrıca davacının bu markalarını burun spreyi, serum fizyolojik ve nazal aspiratör gibi
herkesin kolayca satın alabileceği, ortalama tüketici kitlesine hitap eden ürünlerde kullandığını,
davacının “...”lu markalarının tanınmış marka olduğunu, davalının dava konusu edilen
emtialarda bu markayla benzer bir markayı kullanmasının davalının markanın bilinirliğinden
haksız yararlanmasına, marka itibarına zarar vermesine ve davacının tanınmış markalarının
ayırt edici karakterinin zedelenmesine sebebiyet vereceğini, davalının davacının tanınmış ve
seri markaları ile bu derecede benzer bir markayı kendi adına tescil ettirmek istemesinin/tescil
ettirmesinin davalının kötü niyetinin ve haksız rekabet yaratma saikinin açık bir tezahürü
olduğunu, davalının markasının tescil işlemleri esnasında davacının bir itirazda bulunmamış
olmasının davacının bu markaya karşı hükümsüzlük davası açmasına hukuki bir engel teşkil
etmediğini ileri sürerek, davalının ... sayılı ve ... sayılı markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA
Davalı Şahıs Vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE:
Dava konusu edilen
... sayılı markanın dava tarihi itibariyle tescil edilmemiş olması nedeniyle
hükümsüzlüğünün talep edilemeyeceğini, davacının dava konusu ettiği ... sayılı
markanın tescil işlemlerine ve ilanına itiraz etmediğini, hal böyle iken huzurdaki davayı açmış
olmasının davacının kötü niyetini gösterdiğini, somut olayda karşılaştırılan markalar arasında
ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunması gerektiğine ilişkin koşulun sağlanmadığını,
markaların görsel, işitsel, kavramsal açılardan ve bıraktıkları toplu intiba yönünden çok farklı
olduklarını, ayrıca da davacının markalarının dava konusu edilen markanın kapsamına alınmak
istenilen emtialar açısından tescilli olmadığını, bu nedenle ortalama tüketici nezdinde çekişme
konusu emtialar açısından markalar arasında bir iltibas tehlikesinin bulunmadığını, zaten de
davalının dava konusu markayı kozmetik sektöründe, davacının ise ilaç sektöründe kullanıyor
olduğunu, yani taraf markalarının fiilen kullanıldığı sektörlerin de çok farklı olduğunu,
TÜRKPATENT kayıtlarına göre davacının tanınmış bir markasının bulunmadığını, ayrıca somut
olayda davacının SMK m. 6/5 ve m. 6/9 hükümlerinin uygulanması koşullarının oluştuğunu
ispat edemediğini, bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.
(KARŞI DAVA YÖNÜNDEN)
İDDİA
Karşı Davacı şahıs vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Davacı -karşı davalı tarafa ait olan ... başvuru numaralı markalının hiçbir şekilde ciddi kullanımının söz konusu olmadığını belirterek açılan kabulünü talep etmiştir.
SAVUNMA
Davalı Firma Vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Davalı- Karşı Davacının karşı davasında müvekkil tarafından Davalı- Karşı Davacı markalarının hükümsüzlüğüne gerekçe gösterilen "..." markalarının iptalini talep ettiğini, davalı- Karşı Davacının bu talebinin gerekçesi olarak da işbu markaların kullanılmadığının öne sürüldüğünü, SMK M.9/1 gereğince hükümsüzlük davası açabilmek için gereken süre müvekkil markaları açısından henüz dolmadığı için karşı davanın dava şartı yokluğundan reddinin gerektiğinin, bir marka aleyhine kullanmamaya dayalı iptal talebinde bulunulabilmesi için,
SMK'nın 9/1 maddesi uyarınca bahse konu markanın tescilinin üzerinden en az beş yıl geçmesi gerektiğini, müvekkilinin... markalarının ise 2018 yılında tescil edilmiş olduğunu, 2023 yılına kadar bu markaların aleyhine kullanmamaya dayalı iptal davası açılmasının olanaksız olduğunu, bu bağlamda mevcut karşı davanın işbu markalar yönünden doğrudan açılan davanın reddini talep etmiştir.
MUHAKEME
HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
(TEFRİK/USULDEN RED)
Davacı tarafca davalıya ait 2020/09260 sayılı markanında hükümsüzlüğü talep edilmiş ise de dava tarihinde bu markanın TESCİLLİ OLMADIĞI ve dolayısıyla tescil edilmemiş bir marka hakkında hükümsüzlük davası açılamayacağı anlaşıldığından HMK 114/1-h ve 115.nci maddelerine göre bu marka açısından dosya TEFRİK edilerek 2022/55 esas üzerinden USULDEN RED kararı verilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." " hükmü ,
Madde 9: "(1) Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir.
(2) Aşağıda belirtilen durumlar da birinci fıkra anlamında markayı kullanma kabul edilir:
a) Markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması.
b) Markanın sadece ihracat amacıyla mal veya ambalajlarında kullanılması.
(3) Markanın, marka sahibinin izni ile kullanılması da marka sahibi tarafından kullanım olarak kabul edilir." hükmü, " hükmü ;
Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü ,
Madde 26: (1)....... markanın iptaline karar verilir:
a) 9 uncu maddenin birinci fıkrasında belirtilen hâllerin mevcut olması......." hükmü,
Madde 27" (1) 25 inci madde gereğince markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi hâlinde bu karar marka başvuru tarihinden itibaren etkili olup, markaya bu Kanunla sağlanan koruma hiç doğmamış sayılır.
(2) 26 ncı madde gereğince markanın iptaline karar verilmesi hâlinde ise bu karar, iptal talebinin Kuruma sunulduğu tarihten itibaren etkilidir. Ancak talep üzerine, iptal hâllerinin daha önceki bir tarihte doğmuş olması hâlinde iptal kararının bu tarihten itibaren etkili olacağına karar verilebilir." hükmü;
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU (14.02.2011 tarihli yayınlanan);
Madde 54 "(1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır.
(2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." ,
Madde 55 "(1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır:
a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar
b) Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek;
c) Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmak;
d) Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek;
e) İş şartlarına uymamak;
f) Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak.; "hükmü yer almaktadır.
SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (ortalama düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, farklı sınıf ve/veya alt gruplarda yer alan mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının tespitinde, bahse konu mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin özellikleri dikkate alınmak suretiyle;
Bu mal veya hizmetlerin benzer ihtiyaçları giderip gidermediği,
Dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olup olmadığı,
İkame imkanlarının bulunup bulunmadığı, birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulunup bulunmadığı,
Benzer markaları bu farklı sınıf ve alt gruplardaki mal veya hizmetler üzerinde gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurup kurmayacağı
hususları göz önünde tutulan kıstaslar arasındadır.
SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ;
Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin farklı mal ve hizmetlerde kullanılması amacıyla yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir.
Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde başkasının başvuru markası dolayısıyla şayet taraf markaları aynı/benzer mal/hizmet içermiyorsa ve bu marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.
Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir.
Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir.
Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ASIL DAVADA dava dilekçesinde belirtilen davacıya ait "..." ibareli tescilli markalar ile davalı tarafa ait 2018/03270 sayılı marka arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas oluştuğu, davacı tarafın SMK 6/5 maddesine göre markalarının tanınmış olduğu, davalı taraf markasının SMK 6/9 maddesi kötü niyetli ve TTK 54 ve devamı maddelerine göre haksız rekabet şeklinde tescil edildiği yönünde davacı taraf iddiasının yerinde ve doğru olup olmadığı, davalı markasının SMK 25. Maddesine hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği;
KARŞI DAVADA; Davalı tarafın... sayılı markalarının kullanmama iddiasına bağlı SMK 9. Maddesi ve 26. Maddesine göre iptalinin gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
Asıl davada ; hükümsüzlüğe konu olan davalıya ait 2018/03270 sayılı "... " ibareli markanın 03.ncü sınıfta 12/01/2018 tarihinde başvurusu yapılıp 24/05/2018 tarihinde tescil edildiği;
Davacıya ait;
... sayılı " şekil+..." ibareli markanın 05,10,35.nci sınıfta 03/12/2017 tarihinde başvurusu yapılıp 12/12/2018 tarihinde tescil edildiği;
... sayılı "... "ibareli markanın 05,10,35.nci sınıfta 11/12/2017 tarihinde başvurusu yapılıp 12/12/2018 tarihinde tescil edildiği;
Asıl ve Karşı davada;
Yine davacı -Karşı davalıya ait " ..." ibareli ... sayılı tescilli markaları olduğu Türk Patent Kurumu kayıtları ile tespit edilmiştir.
Buna göre; Asıl davada; asıl davanın açıldığı 13/07/2021 tarih açısından davacının iltibas, tanınmışlık, kötüniyet ve haksız rekabet iddialarına bağlı hükümsüzlük koşulu oluşup oluşmadığı ; Karşı davada ise davanın açıldığı 07/09/2021 tarihinden geriye yönelik son 5 yıl içerisinde dava konusu markanın davalı tarafca kullanılıp kullanılmadığı araştırılmalıdır.
Kullanım ispatı açısından ise yukarıdaki mevzuat hükümleri kapsamında kendisine ispat yükü düşen taraf (davalı) davaya konu markaların kapsamındaki mallar/ hizmetler bakımından (markalarının tescil edildiği tarihten itibaren geçerli olmak üzere) davanın açıldığı tarihten geriye yönelik son 5 yıl içerisinde Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğunu ispatlamalıdır.
Davalı -Karşı davacı vekilinin KARŞI DAVA AÇISINDAN ön inceleme duruşmasında bilirkişi ücreti asıl davacı tarafca yatırılacağı zannıyla ve karşı dava ibaresi geçmediğinden bu sebeple bilirkişi ücreti yatırılmadığından dolayı yeniden süre verilmesi ve karşı dava açısından da rapor alınması talebi ele alınıp değerlendirildiğinde ; (süre verildikten sonra sonraki duruşmaya kadar dahi yatırılmadığından)
" 16/02/2022 tarihli ÖN İNCELEME DURUŞMASINDA ARA KARARDA " 6-HMK 120/2 uyarınca bilirkişi ücretini karşılamak üzere (Marka vekili için 850,00 TL, diğer Bilirkişiler için 750,00x2=1500 TL) 2.350,00 -TL EK AVANS ASIL VE KARŞI DAVA AÇISINDAN AYRI AYRI yatırılması için davacı vekiline iki hafta kesin süre tanınmasına,
aksi halde HMK 324/2 maddesine göre bu delilden vazgeçmiş sayılacağının ihtarına (ihtar yapıldı) " şeklinde ara karar oluşturulduğundan KARŞI DAVACI'nın davası da ayrı bir DAVA OLUP kendisi de DAVACI olduğundan ara karar net , açık ve yeterli olup KESİN SÜRE diğer taraf açısından usulü kazanılmış hak teşkil ettiği, diğer taraf da yeni avans yatılmasına muvafakat etmediğinden (19/04/2022 tarihli dilekçesi) KARŞI DAVACI vekilinin BU TALEBİNİN REDDİNE, KARŞI DAVA AÇISINDAN davacının Bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına," ara kararı verilmiştir.
Asıl davada bilirkişi heyetinin sunduğu 08.04.2022 tarihli RAPOR'da ÖZETLE "
1) Taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğu,
2) Davalının markasının kapsamına giren emtialardan, sadece, “Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil; ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç). Sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç)” yönünden somut olayda emtia benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği, davalının markasının kapsamında yer alan diğer emtialar ile davacının markalarının tescilli olduğu emtiaların benzer/türdeş olmadığı,
3) Davalının markasının kapsamına giren emtiaların hitap ettiği tüketicilerin, bu emtiaları satın aldıkları anda bilgi/bilinç/dikkat/özen/algı seviyelerinin ortalamanın üstünde olmadığı,
4) (1), (2) ve (3) nolu bentlerde yer alan tespitlerden dolayı, karşılaştırılan markalar arasında, sadece (2) nolu bentte yer alan emtialar yönünden iltibas tehlikesinin/karıştırılma ihtimalinden doğan hükümsüzlük nedeninin bulunduğu,
5) Davacının “tanınmışlık” iddiasının davalının markasının hükmüne bir etkisinin olamayacağı,
6) Davacının “kötü niyet” iddialarının değerlendirmesinin hukuki niteliği yüksek olduğundan Sayın Mahkeme tarafından yapılması gerektiği,
" şeklinde ifade edildiği görülmüştür.
Davalı- karşı davacı davalı vekilinin karşı davada bilirkişi raporu alınması için yeniden süre verilmesi talebi HMK 30.. ncu madde kapsamında değerlendirilerek reddine karar verilmiştir. GEREKÇE:
Asıl Davada;
Önceki tescilli bir marka ile sonraki tescilli marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;
Davalının "BY ... ... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait " ..." asli unsurlu markaların arasında ortalama tüketici kesimi nazarında görsel ve sesçil benzerlik oluştuğu;
Diğer yönden davalının 2018/03270 sayılı markanın kapsamında yer alan " Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil; ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç). " malları ile davacıya ait markaların kapsamındaki "İlaç ihtiva eden kozmetikler. " malları arasında ilişkili ve bağlantılı mallar olduğu;
Yine davalının 2018/03270 sayılı markanın kapsamında yer alan " Sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç). " malları ile davacıya ait markaların kapsamındaki "Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar, ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, antibakteriyel el losyonları. " malları arasında ilişkili ve bağlantılı mallar olduğu;
Bunun dışında kalan mallar açısından ise benzerlik, ilişkili ve bağlantılı mallar oluşmadığı;
İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin yargılama konusu yukarıda belirtilen "Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil; ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç).
Sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç)" mallardan satın almak/yararlanmak istediğinde davalı markasını gördüğünde derhâl ve hiç düşünmeden bunun davacının " ..." asli unsurlu tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, yüksek benzerlik nedeniyle her iki markada bir yanılgı yaşayabileceği, benzerlik nedeniyle her iki taraf markasının aynı işletmeye ait markalar ya da idari ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme markaları olarak algılanabileceği , taraf markaları arasında bu mallarda (ilişkili ve bağlantılı ) SMK 6/1 maddesindeki iltibas /karıştırılma / benzerlik koşulu oluştuğu ;
Bunun dışında kalan mallar açısından ise benzerlik, ilişkili ve bağlantılı mallar oluşmadığından SMK 6/1 maddesindeki iltibas /karıştırılma / benzerlik koşulu da oluşmadığı;
Davacı tarafın SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ;
Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;
Ancak bu durumlar yukarıda belirtilen KISMEN SMK 6/1 iltibas durumunu da ortadan kaldırmadığından neticeden bu kısımlardan dava kısmen kabul edilip davalı markasının kısmen hükümsüzlüğüne , diğer kısımlardan ise davanın reddine karar verilmiştir.
KARŞI davada;
Davalı tarafın ... sayılı markalarının kullanmama iddiasına bağlı SMK 9. Maddesi ve 26. Maddesine göre iptali talep edilmektedir.
Adı geçen markanın bu sınıfta kullanıldığını ispatlama külfeti davalıya ait olmakla beraber davalının kullanıma yönelik dosyaya sunduğu delil ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması zorunlu olup bu kapsamda ;
16/02/2022 tarihli ÖN İNCELEME DURUŞMASINDA ARA KARARDA " 6-HMK 120/2 uyarınca bilirkişi ücretini karşılamak üzere (Marka vekili için 850,00 TL, diğer Bilirkişiler için 750,00x2=1500 TL) 2.350,00 -TL EK AVANS ASIL VE KARŞI DAVA AÇISINDAN AYRI AYRI yatırılması için davacı vekiline iki hafta kesin süre tanınmasına,
aksi halde HMK 324/2 maddesine göre bu delilden vazgeçmiş sayılacağının ihtarına (ihtar yapıldı) " şeklinde ara karar oluşturulduğundan KARŞI DAVACI'nın davası da ayrı bir DAVA OLUP kendisi de DAVACI olduğundan ara karar net , açık ve yeterli olup KESİN SÜRE diğer taraf açısından usulü kazanılmış hak teşkil ettiği, diğer taraf da yeni avans yatılmasına muvafakat etmediğinden (19/04/2022 tarihli dilekçesi) KARŞI DAVACI vekilinin BU TALEBİNİN REDDİNE,
KARŞI DAVA AÇISINDAN davacının Bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına," ara kararı verildiğinden KARŞI DAVA'da kullanıma dayalı sunulan delil ve belgelerin dava konusu markalarla ilişkisi ve bağlantısı da tespit edilemediğinden ( bu markaların bu delil ve belgelerle kullanımı olduğu veya olmadığı anlaşılamadığından ) karşı davanın da reddi gerekmiştir.
ASIL DAVA YÖNÜNDEN
5-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 80,70 TL maktu karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin düşümü ile bakiye 21,4 TL'nin davalıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 6-AAÜT uyarınca 7.375,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 7-AAÜT uyarınca 7.375,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 8-Davacının yaptığı (2.350,00 TL bilirkişi ücreti, 303,00 TL tebligat gideri) toplam 2.653 TL nin kabul ve red oranına göre takdiren 1/2 si olan 1.326,5 TL ile 59,30 TL ilk harç masrafının toplam 1.385,8 TL nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
KARŞI DAVA YÖNÜNDEN
9-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 80,70 TL maktu karar harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 10-AAÜT uyarınca 7.375,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 11-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının taraflara iadesine, Dair verilen karar davacı-karşı davalı vekili ile davalı-karşı davacı vekilinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 20/06/2022
Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2021/207, K. 2022/173, 20 Haziran 2022 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama