KÜNYE
T.C. Ankara 5. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 9 Haziran 2023
- T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2022/325 Esas - 2023/310
- Esas no
- 2022/325 Esas
- Karar no
- 2023/310
- Dava
- Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü
- Dava tarihi
- 02/09/2022
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 18/07/2023
Karar Metni
7.183 kelime·36 dk okuma·5 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili 02/09/2022 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde özetle. Müvekkili şirketin ...’de 66 yıldır modern perakende sektörünün öncülüğünü yapmakta olduğu, yurt içinde toplam 2726 mağazası bulunmakta olduğu, bu mağazalardan 926 tanesinin ... tanesinin ... tanesinin ... tanesinin ... tanesinin ... ve 126 tanesinin ... formatı altında faaliyet göstermekte olduğu, ... markasının ...
Kredi Kartı ve ... kart (müşteri sadakat kartı) olarak çok yoğun reklam ve tanıtım çalışmaları neticesinde yurt çapında tanıtılmış olduğu, ... markasının yoğun kullanımı, müşterilerine ayrıcalıklar tanıyan ... ..., ... ve ... markasının ayırt edici nitelik taşıdığı müvekkili şirketin piyasadaki konumu çerçevesinde tanınmış bir marka haline gelmiş olduğu, davaya konu “...” markasının kapsadığı ürün ya da hizmetlerin müvekkil ...
A.Ş. tarafından desteklendiğini zannedeceği gibi, her iki marka arasında idari-ekonomik bağ bulunduğu, davaya konu markanın müvekkili şirkete ait “...” markalarının devamı zannı ile bu markanın müvekkili şirketin yeni bir markası olduğu sonucunu da çıkarabileceği, itiraz konusu “...” ibareli marka başvurusunun, müvekkiline ait esas unsuru “...” ibareleri olan markalar ile görsel anlamda ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu, bu nedenle markaya ayırt edicilik katmadığı,
bu nedenle, müvekkiline ait markaların esas unsurunu oluşturan “...” ibaresinden oluşmakta olan söz konusu markada “...” ibaresinin benzerlik değerlendirmesinde dikkate alınması gerektiği, itiraz konusu “...” ibareli marka başvurusu içerisinde müvekkiline ait markaların esas unsurunu teşkil eden “...” ibaresinin birebir aynısını barındırmakta olduğu, işitsel anlamda da yoğun derecede benzerlik yaratılmış olduğu, tescili talep edilen “...” ibareli marka ile müvekkili firmaya ait esas unsuru “...” ibareleri olan markaların görsel ve işitsel açılardan benzer olduğu,
somut olayda, SMK m.6/1 ile getirilmiş olan “Tescil için başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer olması” koşulunun gerçekleşmiş olduğu, “...” markalarının müvekkili firmanın herkes tarafından bilinen markaları olduğu, “...” ibareli markanın iltibas yaratacak ve müvekkili firmanın tanınmışlığından yararlanacak ve haksız rekabet oluşturacak olmasının ... tarafından reddedilmesinin kabul edilebilir olmadığı, “...” ibareli bir markanın müvekkili şirketin seri markalarından biri olarak ortalama tüketici nezdinde algılanması ve karıştırılmasının kaçınılmaz olduğu,
itiraz konusu marka başvurusunun tescilinin talep edildiği 9,35, 36 ve 42. sınıfta müvekkiline ait itiraza mesnet markaların da hali hazırda tescilli olarak koruma altında olduğu, bu nedenlerle, taraf markaları arasında var olan görsel ve işitsel benzerliğe ek olarak sınıfsal benzerliğin de mevcut olduğu, dava konusu markanın müvekkili şirkete ait .... ibareli alan adı ile benzer olduğu,
müvekkili şirkete ait tanınmış markanın benzerinin tescil başvurusuna konu edilmesinin kötü niyetli olarak kabul edilmesi ve başvurunun reddedilmesi gerektiği, hususlarını beyan etmekte ve .... ’nun 02.07.2022 tarih ve ... sayılı ... kararının iptaline ve ... sayılı marka başvurusunun reddine, tescil işlemlerinin durdurulmasına, markanın tescil edilmiş olması durumunda SMK’nın 25. maddesi uyarınca hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, bu ad altında yapılacak üretim, satış, pazarlama vb. her türlü piyasaya sürüm faaliyetinin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir konulmasına kararı verilmesini talep etmektedir.
CEVAP
Davalı ... vekili 14/09/2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle.
Davacı markaları ile başvuru markasının karşılaştırılması halinde markaların anlam, şekil, fonetik ve bıraktıkları genel izlenim (toplu intiba) yönünden benzer olmadığı, markaların tertip tarzı, yazım stilleri, ihtiva ettikleri farklı şekil, renk ve kelime unsurları, markalar arasında karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırmakta olup, markaların bütünsel algılamada ortalama tüketici nezdinde görsel, işitsel ve kavramsal anlamda benzerlik taşımamakta olduğu, markaların birbirlerinden bariz biçimde farklı oldukları, başvuru markasının yeterli ölçüde ayırt edicilik niteliği taşıdığı,
genel izlenim itibariyle makul düzeyde bilgi, dikkat ve özen sahibi olduğu kabul edilen ortalama tüketici nezdinde davacı markaları ile karıştırılma olasılığı bulunmadığı gibi; ilgili tüketicilerin markalar arasında ilişki kurması ve davalı markasının davacının seri markası olarak algılaması ve/veya aynı ticari işletmeye ait olduklarını, işletmeler arasında idari ve/veya ekonomik bir bağlantı bulunduğunu sanmasının da söz konusu olmadığı, davacı markaları ile başvuru markası benzer olmadığından tanınmışlık hususunun huzurdaki davaya etkili olmadığı,
her marka için 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde belirtilen risklerin mutlaka oluşacağı kanaatine doğrudan varılamayacağı, bu risklerin varlığının davacı tarafından ispatının gerektiği, bu durumu ispatlayacak bir delilin ise mevcut davada bulunmadığı, davacının tanınmışlığını ileri sürdüğü markalarına verilecek zararın ya da markalarının ününden sağlanacak yararın nelerden oluşacağını ve nasıl ortaya çıkacağını gösterir ve olayların olağan akışı içinde belirtilen durumların gerçekten olası olduğu yönünde bir sonuca varmak için yeterli kanaat oluşturacak deliller, argüman ve savlar sunulmadığından,
başvurunun 6769 sayılı SMK’nın 6/5. maddesi uyarınca reddini gerektirecek haklı ve geçerli bir sebep bulunmadığı, davacı tarafça müvekkili Kurum ... nezdinde yapılan yayına itiraz aşamasında SMK 6/6. maddeye dayanılmamış, ancak ... nezdinde yapılan itirazda bu maddeye dayanılmış olduğu, itiraz kapsamının sonradan genişletilmesi mahiyetinde olan iş bu itirazın kabulünün mümkün olmadığı, dava konusu başvuru markasının, davacının dava dilekçesinde belirtmiş olduğu ticaret ünvanı, işletme adı ve/veya “...." alan adının aynısı ya da benzeri olmadığından, söz konusu gerekçeye dayalı iddiaların kabulünün mümkün olmadığı,
Medeni Kanun 3. maddesi kapsamında iyiniyet esas olup, aksini iddia eden davacının kötüniyete ilişkin iddialarını delillerle ispat etmesi gerektiği, başvuru ve dava aşamasında kötüniyet iddiasını destekler nitelikte yeterli delil sunulmadığından, bu iddianın hukuki dayanaktan yoksun olduğu, hususlarını beyan etmekte ve davanın reddini talep etmektedir.
Davalı ..., dava dilekçesinin kendisine tebliğine rağmen cevap dilekçesi ibraz etmediğinden 6100 sayılı HMK m.128 hükmü gereği dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmıştır.
UYUŞMAZLIK
Dava, 5000 sayılı Patent ve Marka Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şahsa ait ... sayılı "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış olup olmadığı, davacıya ait alan adı ile dava konusu marka arasında iltibas tehlikesi bulunup bulunmadığı, davalı şahsın marka tescil başvuru esnasında kötü niyetli olup olmadığı, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, bilirkişi heyetinden maddi vakıalara ilişkin rapor alınmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ....
Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İşlem dosyasının tetkikinde.
Davalı ...'in "..." ibaresini 09, 35, 36 ve 42. Sınıfta yer alan mal ve hizmetlerin tescili amacıyla 16.01.2021 tarihinde gerçekleştirdiği ... sayılı marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında ...'nca SMK m.5/1-ç hükmü gereği bir kısım hizmetlerin başvuru kapsamından çıkartılmasına karar verildiği, kalan mal ve hizmetlerin 27.04.2021 tarih ve 371 sayılı Bülten’de ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın 28.06.2021 tarihinde ... sayılı markalarını mesnet göstererek SMK m.6/1, m.6/5 ve m.6/9 hükümleri kapsamında itirazda bulunduğu, yayıma yapılan itirazın ...'nca reddedildiği,
... kararına karşı davacı şirket tarafından 03.03.2022 tarihinde yeniden itirazda bulunulduğu, yeniden yapılan itirazı değerlendiren ...'nun ... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 04.07.2022 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka başvurusu yargılama safahati içinde tescil edilmemiştir.
İlk olarak belirtilmesi gerekir ki; dava konusu marka başvurusu tescilli olmadığından markanın hükümsüzlüğü istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
... kararının iptali istemi bakımından ise aşağıdaki şekilde değerlendirme yapılmıştır:
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır.
Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur.
Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir.
Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır.
Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır.
Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır.
Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır.
Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda tablolaştırıldığı üzere, davaya konu marka başvurusu kapsamında;
09. Sınıfta yer alan tüm malların bilirkişi raporunda yer verilen Tablo.4’te yer alan davacı markalarının tescili kapsamındaki 09. sınıftaki mallar ile AYNI/AYNI TÜR olduğu tespit edilmiştir.
09. Sınıfta yer alan mallar ayrıca davacı şirkete ait olup bilirkişi raporunda yer verilen Tablo.4’te yer alan markaların tescil kapsamında 35. sınıfta 05. Alt grupta yer alan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için… 09. Sınıfta yer alan mallar… mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetleri ile İLİŞKİLİ MAL ve HİZMETLERDİR. Şöyle ki, bu malların ve hizmetlerin niteliği, amacı ve yöntemi aynı olmamasına rağmen, birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olduklarından, hizmetlerin sunulduğu yer genellikle malların satışa sunulduğu yerle aynı olduğundan ve hedeflenen halk kesimi aynı olduğundan benzerlik söz konusudur.
35. Sınıfta yer alan hizmetlerin davacı şirkete ait olup bilirkişi raporunda yer verilen Tablo.4’te yer alan markaların tescil kapsamında 35. Sınıfta 04 ve 05. Alt gruplarda yer alan hizmetler ile AYNI/AYNI TÜR olduğu tespit edilmiştir.
Bununla birlikte davacı şirkete ait bir kısım markaların tescilleri kapsamında 35. Sınıfta “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri.” nin bulunduğu tespit edilmiştir. 35. sınıfta son alt grupta yer alan bu hizmetler genel ifadeye sahip, belirli bir mal grubuyla sınırlandırılmamış hizmetlerdir.
Yüksek Mahkemenin yakın zamanlarda benimsediği içtihatlarına göre 35. sınıf son alt grubunda "çeşitli malların" şeklinde tescilli önceki markaların koruma kapsamının “çoğun içinde az da vardır” görüşüyle ticari alandaki tüm sektörler tarafından satışa arz edilen malları kapsayacak şekilde geniş belirlenmemesi, 35. sınıf son alt grubunda emtialar yönünden spesifik olarak sınırlandırılmış sonraki tarihli markaların kapsamındaki emtiaların doğrudan benzer olarak kabul edilmemesi gerekmekte, önceki marka sahibinin, fiilen gerçekleştirdiği mağazacılık hizmetlerinin hangi emtia ve sektöre ilişkin olduğunu ispatlaması gerekmektedir.
Dolayısıyla söz konusu markaların ancak perakendecilik hizmetlerindeki fiili kullanımının kanıtlanması halinde bu hizmetler bakımından koruma sağlanabileceği değerlendirilmektedir. Ancak, davacının benzer birçok markasının tescil kapsamındaki mal/hizmetler ile aynılık veya benzerlik durumu söz konusu olduğundan, bu hizmetler bakımından detaylı incelemeye yer olmadığı düşünülmektedir.
36. Sınıfta yer alan hizmetlerin davacı şirkete ait olup bilirkişi raporunda yer verilen Tablo.4’te yer alan markaların tescil kapsamında 36. sınıfta 04. Alt grupta yer alan hizmetler ile AYNI/AYNI TÜR olduğu tespit edilmiştir. Dava konusu marka başvurusu "..." ibaresinden oluşmaktadır. Davacıya ait itiraza mesnet markalar; "..." ibarelerinden oluşmaktadır.
Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; itiraza mesnet markaların esas unsurunun "..." sözcüğü olduğu, dava konusu marka başvurusunun da esas unsurunun "..." sözcüğü olduğu, söz konusu sözcük ...'de "..." anlamına gelse de, yalnızca 36. sınıftaki “finansal ve parasal hizmetler” yönünden kimsenin tekeline bırakılmayacak ve ayırt edicilik düzeyi çok zayıf bir işaret olduğu ve bu sebeple anılan hizmetlerde aynı ibareyi başkalarının da değişik eklerle tescil ettirmeleri mümkün ise de, dava konusu mal ve hizmetler içerisinde olup,
davacı markaları ile aynı veya benzer olduğu tespit edilen mal ve hizmetler kapsamında 36.sınıftaki bu hizmetlerin bulunmadığı, bu nedenle; dava konusu marka kapsamında yer alan ve davacı markaları ile aynı ya da benzer olduğu tespit edilen mal ve hizmetler yönünden söz konusu sözcüğün ayırt ediciliğinin bulunmadığının söylenemeyeceği (Bkz; ...), başvuru markasında yer alan "com.tr" ibarelerinin markasal ayırt ediciliğinin bulunmadığı, "..." sözcüğünün "..." kelimesinin kısaltılmışı olarak kullanıldığı, başvuru markası bir bütün olarak incelendiğinde;
"..." esas unsuru ile dijital ortamlarda da mal ve hizmet sunumu yapıldığı şeklinde "..." sözcüğünün açıklayıcı fonksiyonunun bulunduğu, dolayısıyla; gerek itiraza mesnet markaların esas unsurunun, gerekse başvuru markasının esas unsurunun "..." sözcüğünden oluşması karşısında, yukarıda aynı veya benzer olduğu tespit edilen mal ve hizmetler bakımından karşılaştırılan markalar arasında, ilgili tüketici kesimi nezdinde ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu kanaatine varılmıştır.
...'nun 08/06/2016 tarih ... sayılı kararı uyarınca; iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, bu yönden dosya içerisinde mevcut bilirkişi raporunun aksi yöndeki hukuki kanaatlerine itibar edilmemiştir.
SMK m.6/5 hükmüne göre; Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, ...’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
SMK m.6/5 hükmü uyarınca; önceki tarihli tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış olan bir marka, ...'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi sebebiyle, aynı veya benzeri sonraki tarihli marka başvurusunun, aynı veya farklı nitelikteki mal ya da hizmetlere ilişkin tescil talebinin reddini talep edebilir. Bir markanın sadece tanınmış marka niteliğini haiz olması, otomatik olarak o markanın farklı türdeki mal veya hizmetlere ilişkin olarak sonraki tarihli marka başvurusunu engelleme hakkı bahşetmez. Tanınmış marka hakkı sahibinin genişletilmiş korumadan yararlanabilmesi için;
A) Tanınmış markanın itibarından haksız yarar elde edilmesi,
B) Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi,
C) Tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi, olasılıklarından en az birinin gerçekleşmesi veya gerçekleşme ihtimalinin bulunması gereklidir. Ayrıca, sonraki tarihli marka başvuru sahibinin, marka başvurusunda haklı bir nedeninin de bulunmaması gerekir.
Tanınmışlık, statik ve dogmatik bir durum değildir. Aksine; sürekli güncellenen, dalgalanabilen, bir çok değişkene bağlı dinamik bir süreci içinde barındırır.
Bir markanın tanınmış marka niteliğinde olup olmadığı; a)Toplumun ilgili kesimince markanın tanınma düzeyi, b) Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, c)Marka promosyonlarının ve reklamlarının süresi, yoğunluğu, hedef aldığı alan, d)Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, e) Markanın resmi mercilerce tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları, f) Markanın ekonomik değeri, g) Markanın hitap ettiği mal veya hizmetlerin pazar payı, gibi tahdidi olmayan kriterler dikkate alınmak suretiyle,
yapılacak global bir değerlendirme neticesinde her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Hemen belirtilmelidir ki; bir markanın tanınmış marka niteliğini haiz olmasının; yukarıda yer verilen tüm kıstasların sağlanması gerektiğini şart koşmadığı gibi, yukarıda yer verilen kıstaslardan yalnızca birinin gerçekleşmesinin mutlak anlamda ilgili markayı tanınmışlık seviyesine çıkaracağını da göstermez.
Burada önemli olan husus; her somut olayda, yukarıda yer verilen kıstaslardan da yararlanarak, global bir değerlendirme yapılması, bunun sonucunda tanınmışlık vasfı ve varsa bu tanınmışlığın etki alanının belirlenmesidir.
Tanınmış markanın itibarından haksız yararlanılmasından söz edilebilmesi için; tanınmış markanın iyi şöhret ve itibar sahibi olması, ilgili tüketici kesimi nezdinde markanın olumlu bir imajının olması gerekir. Bu nedenle imaj transferine konu olabilecek sonraki tarihli marka başvurusunun, tanınmış markanın itibarından haksız yararlanma tehlikesi doğurabileceği söylenebilir.
Burada önemli olan, sonraki tarihli markayı gören tüketicinin, önceki tarihli tanınmış markanın kendi zihninde oluşturduğu olumlu imaj ile sonraki tarihli marka arasında bir bağlantı (link) kurması, imaj transferi ihtimalinin bulunması, böylece tanınmış markanın olumlu imajının sağladığı kolaylıktan yararlanarak sonraki tarihli marka başvuru sahibinin ticari avantaj sağlama ihtimalinin bulunmasıdır.
Böylece, sonraki tarihli marka başvuru sahibi, tanınmış marka sahibinin uzun uğraşlar sonucu oluşturduğu kalite ve güven birikiminden parazitvari yararlanarak, kendi lehine haksız bir avantaj sağlayacaktır.
Tanınmış markanın itibarına zarar verilebilmesi için; Tanınmış markanın, arzu edilmeyen olumsuz imaj tehlikesine maruz kalacağı bir hal olasılığı içerisinde bulunması gerekmektedir. Tanınmış markanın itibarının zarar görme tehlikesi altında bulunup bulunmadığı incelenirken, tescile konu mal ve hizmetlerin kapsamı dikkate alınmalıdır. Örneğin; tanınmış bir içecek markasının, aynı veya benzerinin tuvalet temizliği emtialarında marka olarak kullanılması halinde, böyle bir olumsuz imaj tehlikesi söz konusu olabilir.
Tanınmış markanın ayırt etme gücünün zedelenmesi için; Sonraki tarihli marka başvurusu nedeniyle, tanınmış markanın ayırt etme gücünün zayıflaması ve bu suretle markanın reklam değerinin düşme ihtimali bulunmalıdır. Tanınmışlık derecesi ve karşılaştırılan markaların hitap ettiği mal veya hizmetlerin birbirleri ile yakınlığı arttıkça, markanın ayırt ediciliğinin zedelenmesi ihtimali de artmaktadır. Bu durumda, markanın muhatap çevresi, sonraki tarihli marka nedeniyle, önceki markanın artık sadece tanınmış marka sahibine ve onun ürünlerine ait olmadığı kanısına varmaktadır.
Somut olayda yapılan değerlendirmede; davacı şirkete ait “...” ibareli markaların tanınmış olduğu iddiasına ilişkin sunmuş olduğu deliller incelenmiştir. Davacı şirket tarafından sunulan dokümanlardan “...” markalarının davaya konu markanın başvuru tarihi itibariyle özellikle “banka kartı” ve “sadakat ve bonus programı hizmetleri” alanında belirli düzeyde tanınmışlığı bulunduğu kanaatine varılmıştır.
Ancak; somut olayda, davaya konu olup davacı markaları ile ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı tespit edilen hizmetler bakımından; dava konusu markanın tescil edilmesi halinde, davacıya ait markaların tanınmışlığından haksız yere istifade edeceği, davacı markalarının itibarını lekeleyeceği veya ayırt ediciliğini zedeleyeceği hususlarına ilişkin olarak risk bulunduğuna ilişkin yeterli nitelik ve nicelikte mantıki argümanların dosya kapsamında bulunmadığı anlaşılmakla;
dava konusu marka başvurusu kapsamında olup, davacı markaları kapsamındaki mal ve hizmetler ile benzer olmayan hizmetler bakımından SMK m.6/5 hükmü koşulunun somut olayda oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
SMK’nın 6/6 maddesine göre; “tescil için başvurusu yapılmış markanın, başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi halinde, hak sahibinin itirazı üzerine tescil başvurusu reddedilir.”
Bu hüküm kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı ve alan adı girer. Bir alan adının SMK m. 6/6 hükmü uyarınca korunmasının istenebilmesi için, o alan adının fiilen kullanıldığı faaliyet konuları kapsamı ile aynı/benzer konularda bir marka kullanımının söz konusu olması gerekir.
Somut olayda yapılan değerlendirmede; davacı şirketin ... internet sitesi kapsamında kullanılan hizmetler ve ürünler incelendiğinde; davaya konu marka başvurusu kapsamında 09. Sınıfta yer alan “manyetik/optik okuyuculu kartlar.” bakımından ... markasının kullanılmakta olduğu görülmekte ise de, bu emtialar bakımından, dava konusu marka ile itiraza mesnet markalar arasında iltibas tehlikesi bulunduğunun yukarıda kabul edildiği, dava konusu marka başvurusu kapsamında olup, davacı markaları kapsamındaki mal ve hizmetler ile benzer olmayan hizmetler bakımından, davacı yanın söz konusu alan adı içeriğinde hizmet verdiğine ilişkin fiili kullanımı bulunmadığından, SMK m.6/6 hükmü koşulunun bu hizmetler bakımından oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
SMK m.6/9 hükmüne göre; Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.
Kötü niyetli marka başvurusu. Kişiyi, hukuk düzeninin tescil ile elde edilecek hakları kullanması amacı taşımaksızın, hukuka ve ahlaka aykırı olarak, bu hakların hukuk düzenince tasvip edilemeyecek şekilde başka amaçlarla kullanılması olarak tanımlanabilir.
Hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız ... elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir. Kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar tek başına kötü niyet emaresi olarak kabul edilmez.
Zira Kanun tarafından zaten müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için ayrıca kötü niyeti de sebep göstermek doğru görülmemektedir. (...)
Somut olayda; davaya konu marka ile itiraza mesnet markaların bir kısım mal ve hizmetler bakımından iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmalarının haricinde davalı şahsın kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemler yerinde bulunmamıştır. Yukarıda izah edilen gerekçelerle; ... kararının iptali isteminin SMK m.6/1 hükmü uyarınca kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Katip ... · E-imza Hakim .... · E-imza
Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2022/325, K. 2023/310, 9 Haziran 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama