KÜNYE
T.C. Ankara 5. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 20 Mart 2024
- T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2023/126 Esas - 2024/141
- Esas no
- 2023/126 Esas
- Karar no
- 2024/141
- Hakim
- ...
- Katip
- ...
- Davacı
- ....
- Vekilleri
- Av. ...
Karar Metni
4.136 kelime·21 dk okuma·10 bölüm
Av. ... ... DAVALI : 1- .... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : 2- .... VEKİLİ : Av. ....
DAVA
Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü)
DAVA TARİHİ : 16/03/2023
KARAR TARİHİ : 20/03/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 22/03/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili 16/03/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle.
Davalı şirketin ... sayılı “...” ibareli marka başvurusuna müvekkili şirket tarafından itiraz edildiğini, itirazlarının .... reddine karar verildiğini, ret kararına karşı müvekkili şirket tarafından ... nezdinde itiraz edildiğini, itirazın ... ...’nın ... sayılı kararı ile reddedildiğini, dava konusu markanın müvekkiline ait “...” ibareli markayı birebir ihtiva etmesi sebebiyle karıştırılma ihtimali bulunduğunu, müvekkili şirketin 2008 yılında kurulduğunu, Türkiye’nin en yaygın zincir marketi olduğunu,
... nezdinde 35. sınıfta perakende satış mağazaları ve mal ve hizmetler kapsamında “...” markası başta olmak üzere yüzlerce tescilli markası bulunduğunu, müvekkili şirkete ait ... ve ... sayılı “...” ibareli markaların ..., 10 ve 29. sınıflarda tescilli olduğunu, dava konusu markanın ... ve 35. sınıflarda tescilinin talep edildiğini, yayıma itiraz dilekçesinde 6769 sayılı SMK’nın 6/1, 6/3 ve 6/9 maddelerinin ileri sürüldüğünü, davalı Kurum tarafından ilişkilendirilme/karıştırılma ihtimali bulunmadığına karar verildiğini, halbuki ortak sınıf olan ....
Sınıf ve dağıtım kanalları benzerliği sebebiyle ..., 10 ve 29. Sınıflardaki tescillerinin 35. Sınıf altındaki alt sınıflarda itirazlarının kabul edilmesi gerektiğini, dava konusu markanın ayırt edici unsurunun “...” ibaresi olduğunu, müvekkili markasına benzetilerek oluşturulduğunu, markaların işitsel, görsel ve fonetik açıdan ayırt edilemeyecek kadar benzer olduklarını, dava konusu markanın müvekkili markalarının devamı izlenimi yarattığını, markaların dağıtım kanallarının aynı olduğunu, tamamlayıcı nitelik arz ettiklerini ve aynı tüketici kesimine hitap ettiklerini, markaların karıştırılma ihtimalinin yüksek olduğunu,
davalının marka başvurusunun, müvekkili markasının tanınırlığından yararlanmaya çalıştığını, müvekkili markasında yer alan şekil ibaresinin tescilli olduğu sınıflarda ayırt edici niteliği haiz olmadığını, müvekkili markasının tanınmışlık düzeyinin yüksek olduğunu, davalı şirketin kötü niyetli olduğunu, müvekkili markasının 2013 yılından beri tescilli olduğunu, “...” markalarının Türkiye’nin her köşesinde satışa sunulduğunu, küçük bir internet araştırması ile dahi müvekkilinin eskiye dayalı kullanımının görüleceğini beyanla; ...’nın ... sayılı kararının iptaline, ... sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili 30/03/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait markalar arasında benzerlik veya karıştırılma ihtimali bulunmadığını, taraf markalarının tüketici zihninde bir ilişkilendirmeye yol açmasının mümkün olmadığını, dava konusu markanın beyaz zemin üzerine siyah ve kendine özgü bir tarzda yazılan “...” ibaresinden oluştuğunu, dava konusu markada ilave ayırt edici harf ibaresinin yer aldığını, markalarda kullanılan ibarelerin, renklerin ve yazı stilinin farklı olduğunu, davacının SMK 6/3 maddesine dayalı itirazına ilişkin olarak bilgi veya belge sunulmadığını, davacının kötü niyete ilişkin iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, Kurum kararının hukuka uygun olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Şirketi vekili 05/05/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle.
Davacı tarafından ... kararının iptali amacı ile dava açıldığını, marka itirazı aşamasında itiraza mesnet ... sayılı davacı markası yönünden müvekkili tarafından kullanım ispatı talebinde bulunulduğunu, davacının herhangi bir kullanım ispatı sunmadığını, bu sebeple davacının .... sayılı markasının iş bu dosya kapsamında değerlendirmeye alınamayacağını, incelemenin müvekkiline ait ... sayılı marka başvurusu ile davacıya ait ... sayılı markalar üzerinde yapılması gerektiğini, taraf markalarının SMK 6/1 maddesi hükmü çerçevesinde benzer olmadığını,
markalarda ortak olan “...” ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olması nedeniyle taraf markalarının ortalama tüketici nezdinde iltibasa neden olamayacağını, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olmadıklarını, markalar benzer olmadığından eskiye dayalı kullanım ve kötü niyet iddialarının değerlendirme dışı bırakılması gerektiğini, taraf markalarının sunulacağı tüketici/alıcı kitlesinin dikkat seviyesinin yüksek olduğunu,
müvekkili markası kapsamında yer alan 35 nolu sınıfa dahil bazı malların perakendeciliği hizmetleri ile davacı yana ait markalar kapsamında yer alan mallar arasında hiçbir şekilde benzerlik söz konusu olmadığını, davacının SMK 6/3 ve 6/9 maddelerine dayalı iddialarını kanıtlayacak gerekli/yeterli bilgi ve belge sunulmadığını, davacının davaya gerekçe gösterdiği ... sayılı marka hakkında kullanım ispatı def’i öne sürdüklerini, davacının “...” markalarının tanınmış olmadığını, davacının davaya gerekçe markalarını yumurta üretimi alanında kullandığını,
taraf markalarının ortak olduğu ... nolu sınıfa dahil “Gübreler ve topraklar” emtiası üzerinde davacının tanınmışlık iddiasının dinlenmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacının müvekkiline ait “...” ibareli markanın varlığına hukuken katlanması gerektiğini beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
UYUŞMAZLIK
Dava, 5000 sayılı .... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şirkete ait ... sayılı "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, gerek marka işlem dosyasında gerekse dava aşamasında ileri sürülen kullanmama def'inin yerinde olup olmadığı, davacının gerçek hak sahipliğinin bulunup bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış olup olmadığı, davalı şirketin kötü niyetli olup olmadığı, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka başvuru dosyası ile alâkalı kayıtlar getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, özel ve teknik hususlara ilişkin olarak bilirkişi incelemesi yapılmış,
06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İşlem dosyasının tetkikinde.
Davalı şirketin 08.02.2021 tarihinde "..." ibareli ... sayılı marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında 28.06.2021 tarih ve 375 sayılı Bülten’de ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın 24.08.2021 tarihinde ... ve ... sayılı markaları mesnet göstererek 6769 sayılı SMK’nın m.6/1, m.6/3 ve m.6/9 hükümleri kapsamında itirazda bulunduğu, davalı şirketin 27.10.2021 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi ibraz ettiği, dilekçesinde ... sayılı markaya ilişkin olarak kullanmama def'i ileri sürdüğü, yayına yapılan itirazın ...'nca reddine karar verildiği,
bu karara karşı davacı tarafından 16.03.2022 tarihinde yeniden itirazda bulunulduğu, davalı şirketin 25.04.2022 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi ibraz ettiği, yeniden yapılan itirazı değerlendiren .... 'nun ... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 16.....2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Dava konusu marka başvurusu 14.03.2024 tarihinde tescil edilmiştir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır.
Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur.
Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir.
Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır.
Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır.
Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır.
Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır.
Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi kök ve ek raporu ile tüm dosya kapsamına göre;
İlk olarak gerek marka işlem dosyasında, gerekse dava aşamasında ileri sürülen kullanmama def'i ön sorun olarak incelenmiştir.
... kararının iptali istemi bakımından; davalıya ait dava konusu markanın başvuru tarihi 08.02.2021’dir. Davalı taraf, ... sayılı marka kapsamında bulunan tüm mal ve hizmetler yönünden kullanımın ispatlanmasını talep etmiştir. Davacıya ait ... sayılı marka, dava konusu markanın başvuru tarihinde (08.02.2021) en az 5 yıldır tescillidir. Davacı taraf, 08.02.2016-08.02.2021 tarih aralığında, ... sayılı markasını kullandığını ispatlamalıdır.
Davacı taraf, itiraz aşamasında dosyaya, markanın kullanımını gösterir herhangi bir bilgi/belge sunmamıştır. Dolayısıyla; davacı taraf, ... sayılı markasını kullandığını ispatlayamadığından, ... kararının iptali davası bakımından, davacıya ait ... sayılı marka 6769 sayılı SMK madde 6/1 anlamında değerlendirmeye alınmayacaktır.
Hükümsüzlük istemi bakımından; dava tarihi 16.03.2023 olup, davacı tarafın hükümsüzlük davasına mesnet gösterdiği ... sayılı marka, dava tarihinde en az 5 yıldır tescillidir. Dolayısıyla, davalı taraf, davacının gerekçe olarak gösterdiği markanın kullanımının ispatlanmasını talep edebilir. Davacı taraf, dava tarihinden önceki 5 yıl içinde (16.03.2018-16.03.2023) markasını kullandığını ispatlamalıdır. Hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru tarihinde, davacının markası en az beş yıldır tescilli ise davacı ayrıca, söz konusu başvuru tarihinde de markalarını kullandığını ispatlamalıdır. Dolayısıyla; davacı taraf, hükümsüzlük davası bakımından ... sayılı markasını 08.02.2016-08.02.2021 ve 16.03.2018-16.03.2023 tarih aralıklarında kullandığını ispatlamalıdır.
Davacı taraf, dava aşamasında dosyaya, markanın kullanımını gösterir herhangi bir bilgi/belge sunmamıştır. Bu nedenle; davacı taraf, ... sayılı markasını kullandığını ispatlayamadığından, hükümsüzlük davası bakımından, davacıya ait ... sayılı marka 6769 sayılı SMK madde 6/1 anlamında değerlendirmeye alınmayacaktır.
Dava konusu marka başvurusu; ... ve 35. sınıfta yer alan mal ve hizmetlerde tescil edilmek üzere, başvuruya konu edilmiştir.
Davacıya ait (kullanım ispatına tabi olmayan) ... sayılı marka ise; ..., 10 ve 29. sınıf mallar bakımından tescillidir.
Dava konusu marka kapsamında yer alan .... Sınıfta yer alan emtialar, davacıya ait ... sayılı marka kapsamında hali hazırda bulunmaktadır. Dolayısıyla, dava konusu marka kapsamında yer alan .... sınıf emtialar yönünden, karşılaştırılan markalar arasında ayniyet oluşmuştur.
Dava konusu marka kapsamında yer alan “35. Sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar. Gübreler ve topraklar. İşlenmemiş suni reçineler ve işlenmemiş plastikler. Yangın söndürücü maddeler.
Kırtasiye, tıbbi ve ev içi kullanım amaçlı olanlar hariç yapıştırıcılar. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetleri ile davacıya ait ... sayılı marka kapsamında yer alan .... sınıf emtialar benzerdir. Zira bir malın üretilmesinin doğal sonucu, o malın pazarlanmasıdır.
Dolayısıyla bahsi geçen emtialar ile bunların perakendeciliği hizmetleri arasında tamamlayıcılık ilişkisi söz konusu olup, bu mal ve hizmetler tüketici nezdinde benzerdir.
Dava konusu marka kapsamında yer alan diğer hizmetler ise, davacıya ait marka kapsamında yer alan mal ve hizmetlerden farklıdır. Davacı taraf, bilirkişi kök raporuna itiraz dilekçesinde; “29. Sınıf: Yumurtalar” emtiası ile “35. Sınıf: “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Canlı hayvanlar (kuluçkalık yumurtalar, döllenmiş yumurtalar dahil) mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetinin benzer olduğunu iddia etmiştir. Davacı yanın söz konusu iddiası ek bilirkişi incelemesi ile irdelenmiştir.
Ek bilirkişi raporunda izah edildiği üzere. “Yumurtalar” ile “Canlı hayvanlar (kuluçkalık yumurtalar, döllenmiş yumurtalar dahil)” emtiaları, aynı kullanım amacına sahip ürünler olmadığı gibi, tüketiciler tarafından ikame ürünler olarak algılanması mümkün değildir. “Yumurtalar” ürünlerinin tüketicisi, ürünü nihai olarak tüketmek için alırken, “Canlı hayvanlar (kuluçkalık yumurtalar, döllenmiş yumurtalar dahil)” emtiasının alıcısı, işin ticaretini yapan kimselerdir.
Yumurta olmalarından kaynaklı ürünlerin görüntüleri benzer ise de, bu ürünler aynı mağazalarda satılmazlar. Dolayısıyla ürünlerin ilgili tüketicileri, bu ürünleri birlikte görüp, satın alma eğiliminde bulunmazlar. Ürünlerin dağıtım ve satış kanalları farklıdır. Karşılaştırılan ürünler arasında herhangi bir rekabet, birbirini tamamlama söz konusu değildir. Sonuç olarak, bu ürünler arasında benzerlik/ilişki söz konusu değildir.
Davaya konu marka başvurusu; “...” ibaresinden oluşan bir kelime markasıdır. Marka kapsamında herhangi bir renk ya da şekil unsuru kullanılmamıştır. “...” ibaresinin herhangi bir anlamı bulunmamakla birlikte, markanın başında yer alan “...” ibaresi, İngilizce’de “çevre, çevre bilim” anlamı taşımaktadır. “vity” ibaresinin ise herhangi bir anlamı bulunmamaktadır. Dava konusu marka başvurusu, bir bütün olarak esas unsur niteliğindedir. “...” ibaresinin, “..." şeklinde telaffuz edilmesi olasıdır.
Davacıya ait ... sayılı marka ise; kelime, şekil, renk unsurlarını içeren karma nitelikte bir markadır. “...” ibaresi açık yeşil bir arka plan üzerine yazılmış olup, kelimenin üstünde koyu yeşil renkli bir “tavuk şekli” yer almaktadır. “...” ibaresinin, “..." şeklinde telaffuz edilmesi olasıdır. “...” ibaresinin herhangi bir anlamı bulunmamaktadır. Yukarıda ifade edildiği üzere, “...” ibaresi “çevre, çevre bilim” anlamına gelmektedir. Davacı markasında “...” ibaresinden sonra gelen “vital” ibaresi ise, İngilizce’de “yaşamsal, çok önemli” anlamı bulunmaktadır. Davacı markasında kelime unsuru ön planda olup, “...” ibaresi markanın esas unsurudur.
Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; davacıya ait ... sayılı markanın kullanımının ispatlanamadığı, bu nedenle ... sayılı markanın benzerlik/karıştırılma ihtimali değerlendirmesinde dikkate alınamayacağı, buna karşın davacıya ait ... sayılı markanın kullanım ispatına tabi olmadığı, dava konusu marka kapsamında yer alan “.... Sınıf: Gübreler ve topraklar.
35. Sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar. Gübreler ve topraklar. İşlenmemiş suni reçineler ve işlenmemiş plastikler. Yangın söndürücü maddeler.
Kırtasiye, tıbbi ve ev içi kullanım amaçlı olanlar hariç yapıştırıcılar. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” mal ve hizmetlerinin, davacıya ait ... sayılı marka kapsamında yer alan mallar ile aynı/aynı tür/benzer olduğu, davacıya ait “...” esas unsurlu marka ile dava konusu “...” ibareli marka arasında görsel ve işitsel benzerlik olduğu, dava konusu marka başvurusunda esas ve tüketici algısında markasal nitelik gösterir mahiyetteki esas unsurun “...” ibaresi olduğu,
davacıya ait markada ise esas unsurun “...” ibaresi olduğu, davacı markasında bir tavuk şekli bulunmakta ise de, bu unsurun tali unsur niteliğinde olduğu, davacı markasında kelime unsurunun ön planda olduğu, zira Marka Hukuku'nda sözün görünümden yüksek sesle konuştuğu, bu nedenle “...” ibaresinin esas unsur olduğu, davacı markası bir bütün olarak anlamlı bir kelime olmadığından ayırt edici niteliğinin yüksek olduğu, taraf markaları tanımlanırken veya telaffuz edilirken “...” ve “...” ibarelerinin ön planda olacağı, işbu kelimeler arasında toplamda 6 harf benzerliği bulunduğu,
taraf markalarının uzun kelime markaları bulunduğu gözetildiğinde 2 harften ibaret farkın taraf markalarının tüketici nezdinde karıştırılmasının önüne geçemeyeceği, taraf markalarının aynı heceler ile başladığı, bir diğer ifade ile markaların ilk 6 harfinin ve 3 hecesinin benzer olduğu, tüketicilerin dikkatinin markanın başına yoğunlaşması nedeniyle kelimenin başında oluşturulan benzerliğin tüketiciler nezdinde iltibasa yol açma ihtimalinin yüksek olması, kelimenin sonunda yaratılan harf farklılığının, taraf markalarını birbirinden uzaklaştırmaya yetmediği,
markanın sonundaki farklılığın, markanın başında yaratılan farklılığa göre daha az dikkat çekici olduğu, bilinç ve dikkat düzeyi yüksek olan tüketicilerin bile söz konusu markaların bütünsel algı içerisinde görsel ve işitsel manada güçlü bir benzerlik taşımaları nedeniyle markaları birbirleri ile ilişkilendirme ihtimalinin doğacağı, tüketicinin taraf markalarını aynı/aynı tür/benzer mal ve hizmetler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, önceden bildiği ve tanıdığı davacıya ait marka ile dava konusu markanın birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunması,
ilgili tüketicilerin/alıcı kitlesinin davacı markasından edindiği izlenimi dava konusu markaya aktarabilecek olması, tüketicinin iki ayrı marka ile karşı karşıya kaldığını fark etse dahi her iki markanın da aynı iktisadî veya idarî kaynağa ait olduğu yanılgısına düşebilecek olması karşısında, markaların birbiri ile karıştırılma tehlikesi bulunması nedeniyle, yukarıda belirtilen mal ve hizmetler bakımından, karşılaştırılan markalar arasında SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu kanaatine varılmıştır.
SMK m.6/3 hükmüne göre; Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
Marka başvurusunun bu sebeple reddi için marka başvurusundan önce ve markaya konu işaretin aynısı veya benzerinin yoğun ve sıkı kullanımı sonucu işarete belirli bir düzeyde ayırt edicilik kazandırılması gerekir. (....)
Somut olayda yapılan değerlendirmede; davacı tarafça Türkiye’de tescilsiz kullanıma ilişkin olarak herhangi bir belge sunulmadığı, dosya kapsamında 6769 sayılı SMK madde 6/3 anlamında davacı şirketin Türkiye’de önceki tarihli, markasal ve ciddi kullanımını ispatlar nitelikte bir bilgi/belge bulunmadığı, bu nedenle davacının gerçek hak sahipliği iddiasının ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır.
SMK m.6/5 hükmüne göre; Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
SMK m.6/5 hükmü uyarınca; önceki tarihli tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış olan bir marka, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi sebebiyle, aynı veya benzeri sonraki tarihli marka başvurusunun, aynı veya farklı nitelikteki mal ya da hizmetlere ilişkin tescil talebinin reddini talep edebilir. Bir markanın sadece tanınmış marka niteliğini haiz olması, otomatik olarak o markanın farklı türdeki mal veya hizmetlere ilişkin olarak sonraki tarihli marka başvurusunu engelleme hakkı bahşetmez. Tanınmış marka hakkı sahibinin genişletilmiş korumadan yararlanabilmesi için;
A) Tanınmış markanın itibarından haksız yarar elde edilmesi,
B) Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi,
C) Tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi, olasılıklarından en az birinin gerçekleşmesi veya gerçekleşme ihtimalinin bulunması gereklidir. Ayrıca, sonraki tarihli marka başvuru sahibinin, marka başvurusunda haklı bir nedeninin de bulunmaması gerekir.
Tanınmışlık, statik ve dogmatik bir durum değildir. Aksine; sürekli güncellenen, dalgalanabilen, bir çok değişkene bağlı dinamik bir süreci içinde barındırır.
Bir markanın tanınmış marka niteliğinde olup olmadığı; a)Toplumun ilgili kesimince markanın tanınma düzeyi, b) Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, c)Marka promosyonlarının ve reklamlarının süresi, yoğunluğu, hedef aldığı alan, d)Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, e) Markanın resmi mercilerce tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları, f) Markanın ekonomik değeri, g) Markanın hitap ettiği mal veya hizmetlerin pazar payı, gibi tahdidi olmayan kriterler dikkate alınmak suretiyle,
yapılacak global bir değerlendirme neticesinde her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Hemen belirtilmelidir ki; bir markanın tanınmış marka niteliğini haiz olmasının; yukarıda yer verilen tüm kıstasların sağlanması gerektiğini şart koşmadığı gibi, yukarıda yer verilen kıstaslardan yalnızca birinin gerçekleşmesinin mutlak anlamda ilgili markayı tanınmışlık seviyesine çıkaracağını da göstermez.
Burada önemli olan husus; her somut olayda, yukarıda yer verilen kıstaslardan da yararlanarak, global bir değerlendirme yapılması, bunun sonucunda tanınmışlık vasfı ve varsa bu tanınmışlığın etki alanının belirlenmesidir.
Tanınmış markanın itibarından haksız yararlanılmasından söz edilebilmesi için; tanınmış markanın iyi şöhret ve itibar sahibi olması, ilgili tüketici kesimi nezdinde markanın olumlu bir imajının olması gerekir. Bu nedenle imaj transferine konu olabilecek sonraki tarihli marka başvurusunun, tanınmış markanın itibarından haksız yararlanma tehlikesi doğurabileceği söylenebilir.
Burada önemli olan, sonraki tarihli markayı gören tüketicinin, önceki tarihli tanınmış markanın kendi zihninde oluşturduğu olumlu imaj ile sonraki tarihli marka arasında bir bağlantı (link) kurması, imaj transferi ihtimalinin bulunması, böylece tanınmış markanın olumlu imajının sağladığı kolaylıktan yararlanarak sonraki tarihli marka başvuru sahibinin ticari avantaj sağlama ihtimalinin bulunmasıdır.
Böylece, sonraki tarihli marka başvuru sahibi, tanınmış marka sahibinin uzun uğraşlar sonucu oluşturduğu kalite ve güven birikiminden parazitvari yararlanarak, kendi lehine haksız bir avantaj sağlayacaktır.
Tanınmış markanın itibarına zarar verilebilmesi için; Tanınmış markanın, arzu edilmeyen olumsuz imaj tehlikesine maruz kalacağı bir hal olasılığı içerisinde bulunması gerekmektedir. Tanınmış markanın itibarının zarar görme tehlikesi altında bulunup bulunmadığı incelenirken, tescile konu mal ve hizmetlerin kapsamı dikkate alınmalıdır. Örneğin; tanınmış bir içecek markasının, aynı veya benzerinin tuvalet temizliği emtialarında marka olarak kullanılması halinde, böyle bir olumsuz imaj tehlikesi söz konusu olabilir.
Tanınmış markanın ayırt etme gücünün zedelenmesi için; Sonraki tarihli marka başvurusu nedeniyle, tanınmış markanın ayırt etme gücünün zayıflaması ve bu suretle markanın reklam değerinin düşme ihtimali bulunmalıdır. Tanınmışlık derecesi ve karşılaştırılan markaların hitap ettiği mal veya hizmetlerin birbirleri ile yakınlığı arttıkça, markanın ayırt ediciliğinin zedelenmesi ihtimali de artmaktadır. Bu durumda, markanın muhatap çevresi, sonraki tarihli marka nedeniyle, önceki markanın artık sadece tanınmış marka sahibine ve onun ürünlerine ait olmadığı kanısına varmaktadır.
Somut olayda yapılan değerlendirmede; davacı tarafça gerekçe gösterilen markalarının tanınmışlığın ispatına yönelik Türkiye’de gerçekleşen tanıtım faaliyetlerine ilişkin, gerek itiraz aşamasında gerekse dava aşamasında dosyaya herhangi bir belge, ilan, reklam harcaması, haber, dergi vb. tanıtım malzemesi sunulmadığı, tanınmışlığın değerlendirilebileceği herhangi bir belgenin dosya kapsamında bulunmadığı, bu nedenle iddia edilen tanınmışlığın ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır.
SMK m.6/9 hükmüne göre; Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.
Kötü niyetli marka başvurusu. Kişiyi, hukuk düzeninin tescil ile elde edilecek hakları kullanması amacı taşımaksızın, hukuka ve ahlaka aykırı olarak, bu hakların hukuk düzenince tasvip edilemeyecek şekilde başka amaçlarla kullanılması olarak tanımlanabilir.
Hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir. Kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar tek başına kötü niyet emaresi olarak kabul edilmez.
Zira Kanun tarafından zaten müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için ayrıca kötü niyeti de sebep göstermek doğru görülmemektedir. (....)
Somut olayda; davaya konu marka ile itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markaların bir kısım mal ve hizmetler bakımından iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmalarının haricinde davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemler yerinde bulunmamıştır. Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davaya konu bir kısım mal ve hizmetler bakımından somut olayda SMK m.6/1 hükmü koşulunun oluştuğu anlaşıldığından, davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Katip .... · E imzalıdır Hakim .... · E imzalıdır
Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/126, K. 2024/141, 20 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama