KÜNYE
T.C. Ankara 5. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi T.C. Ankara 5. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Esas No
- 2023/138
- Karar No
- 2024/77
- Karar tarihi
- 16 Şubat 2024
- Esas no
- 2023/179 Esas
- Karar no
- 2024/39
- Hakim
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- ... - ... ....
- Vekili
- Av. ... - ...
- Davalı
- 1- ... - ...
- Vekili
- Av. ... -...
- Davalı
- 2- ... - ... ....
- Dava
- Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü
- Dava tarihi
- 10/04/2023
- Karar tarihi
- 26/01/2024
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 02/02/2024
Karar Metni
2.446 kelime·12 dk okuma·5 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili 10/04/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle.
Müvekkilinin “...” ibare ve biçimli markalarının, 1997 yılından beri eğitim ve öğretim hizmetlerinde, tüm ...’ye ulaşacak biçimde, fiziki ve dijital ortamlarda kesintisiz olarak fiilen kullanılmak, tanıtılmak, çok geniş bir coğrafi çevreye hitap edecek şekilde ve üst düzey kalitede hizmet sunmak suretiyle ilgili sektörde bulunanlar tarafından çok iyi bilinen ve beğenilen itibarlı marka haline gelmiş ve tanınmışlık vasfı kazanmış olduğu, müvekkilinin “...” ibareli markanın gerçek ve öncelikli hak sahibi olduğu,
müvekkili şirket adına kayıtlı olan "..." markalarının benzer isimleriyle veya aynen .... ve ... çapında haksız olarak başkaları tarafından kullanılmakta olduğu, davalıya ait “... ...” ibareli işaret ile müvekkilinin “... ” ibareli markalarının, 41. Sınıf hizmetler için karıştırılmayacağına ilişkin verilen ... kararının, marka hukukundaki karıştırma ölçütlerinin tümüne aykırı olduğu, zira markalar arasında görsel, işitsel, kavramsal ve anlamsal benzerliğin bariz bir şekilde ortada olduğu, müvekkili markaları ile davalının ... numaralı başvurusunun 41. Sınıftaki mal ve hizmetleri kapsamakta olduğu,
davaya konu marka başvurusunun müvekkili şirketin ticaret ünvanı tescilinden doğan haklarını ihlal ettiğinden, ... kararının iptali ve marka tescilinin hükümsüz kılınması şartlarının oluşmuş olduğu, müvekkilinin tescilli ... ... EĞİTİM HİZ.
A.Ş. isimli ticaret ünvanının asıl ve ayırt edici unsurunun ... ibaresi olduğu, müvekkilinin, ... ibaresini uzun yıllardan beri hem markasal olarak hem de ticaret ünvanı olarak kullanmakta olup ...’te de Ticaret Sicilinde de tescilli iştigal mevzuu eğitim ve öğretim hizmetleri ile ürünler olduğu, davaya konu başvurunun, müvekkilinin tescilli ticaret ünvanı aleyhine haksız rekabet oluşturacağı açık olduğundan, davalının başvurusunun ...
Sözleşmesi’nin 1/2, 8 ve TTK’nın 52. ve 56. ve SMK’nın 6/6. maddesi hükümleri uyarınca da iptal edilmesi, tescil edilmişse SMK’nın 25. maddesi hükmü gereğince hükümsüz kılınması gerektiği, davaya konu marka başvurusu müvekkili aleyhine haksız rekabet yarattığından ... kararının iptal edilmesi ve marka tescilinin hükümsüz kılınması gerektiği, müvekkilinin tescilli markalarının mevcudiyetine rağmen aynı sektörde faaliyet gösteren davalının müvekkili markalarıyla kesinlikle karıştırılabilecek “... ...” ibareli markanın tescili için başvuruda bulunmasının, ticari dürüstlüğe aykırı olup müvekkili aleyhine haksız rekabet oluşturduğu,
davaya konu marka başvurusunun kötü niyetli olduğu, davalının, müvekkili ile aynı sektörde faaliyet göstermekte olduğu, müvekkilinin tanınmış ... ve ... markalarını, Medeni Kanunun 3. maddesi gereğince meslekten olarak bilmesine veya bilmesi gerekmesine rağmen, birebir aynısını veya ayırt edilemeyecek derecede benzerlerini haksız ve hukuka aykırı olarak tescil ettirmek istemesindeki amacın, müvekkilinin sahibi olduğu müşteri çevresinde karışıklık yaratarak,
müvekkilinden değil, yanılarak kendisinden hizmet almayı sağlamak, müvekkilinin ayırt edicilik seviyesi yüksek markalarının sahip olduğu imajı transfer etmek, müvekkilini eğitim sektöründe engellemek ve zarara uğratmak, markasına zarar verme ve zamanla müvekkilini piyasadan uzaklaştırmak olduğu hususlarını beyan etmekte, markalarının ayırt ediciliğini ve tanınmışlığını kabul eden ihlal, tespit, tedbir ve hüküm içeren mahkeme kararları ve bilirkişi raporlarını emsal göstermekte ve ... ’nun 22.02.2023 tarih ve ... sayılı ... kararının iptaline ve ... başvuru numaralı markanın tescili durumunda hükümsüzlüğüne,
sicilden terkinine ve ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmektedir.
CEVAP
Davalı ... vekili 25/04/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle. Davaya konu marka başvurusu ile davacı adına kayıtlı itiraza mesnet markaların incelemesinde, “...” ibaresinin ... sözlüğünde “Fizik, kimya, biyoloji gibi bilimlerin ortak adı.” olarak tanımlanmış olduğu, günlük hayatta ve ticarette yaygın olarak kullanılmakta olduğu,
bu ibarenin ticari ve günlük hayatta yaygın kullanımı, anlamı ve tasviri niteliği de dikkate alındığında ve özellikle tescil kapsamında yer alan hizmetlerde, kelime olarak ayırt edici niteliğinin doğuştan düşük olduğunun görüleceği, bütüncül inceleme sonucunda davacı markaları ile davaya konu markanın birbirinden farklı olduğu markalar arasında karıştırılma / iltibas ihtimali bulunmadığının değerlendirilmekte olduğu, bu kapsamda taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak SMK 6/1 anlamında karıştırılma ve iltibas ihtimaline sebebiyet verecek düzeyde benzerlik bulunmadığı,
marka/başvuru sahibinin, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi, başkasının markasından haksız olarak yararlanılması gibi hallerde kötü niyetten bahsedilebileceği, ... itiraz sürecinde itiraz dilekçelerinin eklerinde iddiasını ispatlar herhangi bir delil sunulmamış olduğu, ... karar aşamasında Kurulda bu iddiayı ispata ilişkin somut delil ileri sürülmediği gibi mevcut davada da bu yönde bir olgu bulunmadığı,
dolayısı ile sadece karıştırılma tehlikesi olduğundan bahsedilmesi ya da tanınmışlık iddiasının ileri sürülmesinin kötü niyetin ispatı için yeterli olmadığı, davacının kötü niyet iddialarının da reddedilmesi gerektiği, hususlarını beyan etmekte ve davanın reddini talep etmektedir.
Davalı ..., dava dilekçesinin kendisine tebliğine rağmen cevap dilekçesi ibraz etmediğinden 6100 sayılı HMK m.128 hükmü gereği dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmıştır.
UYUŞMAZLIK
Dava, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şahsa ait ... sayılı "... ..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davacının SMK m.6/3 hükmü uyarınca gerçek hak sahipliğinin bulunup bulunmadığı, davacı markalarının SMK m.6/5 hükmü uyarınca tanınmış olup olmadığı, SMK m.6/6 hükmü uyarınca davacının ticaret ünvanı ve alan adından kaynaklı üstün haklarının bulunup bulunmadığı, davalı şahsın SMK m.6/9 hükmü uyarınca kötü niyetli olup olmadığı, tescili halinde davalı şahsa ait markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka başvuru dosyası ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş, özel ve teknik hususlara ilişkin bilirkişi raporu aldırılmış,
06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İşlem dosyasının tetkikinde; Davalı şahsın 05.07.2021 tarihinde "... ..." ibareli .... sayılı marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında ...'nca 27.09.2021 tarih 381 sayılı ...'nde ilan edildiği, davacının 18.10.2021 tarihinde SMK m.6/1, m.6/3, m.6/5, m.6/6 ve m.6/9 hükümlerine ve ... sayılı markalarına dayalı olarak yayına itiraz ettiği, ...'nca itirazların incelemesi sonucunda reddine karar verildiği, davacının bu karara karşı yeniden itirazda bulunduğu, yeniden yapılan itirazı değerlendiren ...'nun ... sayılı ... kararı ile; itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 02.03.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka başvurusu tescil edilmemiştir.
Dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden markanın hükümsüzlüğü istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
... kararının iptali istemi bakımından ise marka işlem dosyası ile sınırlı olarak aşağıdaki şekilde inceleme yapılmıştır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır.
Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur.
Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir.
Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır.
Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır.
Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır.
Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır.
Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda tablolaştırıldığı üzere; dava konusu marka başvurusu kapsamında bulunan 41.sınıftaki hizmetler ile itiraza mesnet markaların kapsamlarında yer alan 41.sınıftaki hizmetler aynı/aynı türdür.
Dava konusu "... ..." ibareli marka başvurusu; beyaz renkte zemin üzerinde siyah renkte düz kitap harfleriyle yazılmış “... ...” ibaresinden oluşmaktadır.
Davacıya ait itiraza mesnet markalar; “...." ibarelerini içeren markalardan oluşmakta, markaların tamamında "tik" biçiminde ... unsuru ve bu ... unsuruna ek olarak "bilim adamları" görseli bulunmaktadır.
Taraf markaları “...” ibaresini ortak olarak içermekte olduğundan markaların benzer olduğu iddia edilmektedir. “...” ibaresi ...’ye göre “Fizik, kimya, biyoloji gibi bilimlerin ortak adı.” anlamına gelmekte, “doğa bilimleri” veya “fennî bilimler” olarak da tanımlanan “...”; “insanların maddesel çevresini denetlemek ve değiştirmek amacıyla geliştirdiği teknolojik bilgileri kapsayan akademik disiplinler grubuna denir.” şeklinde de açıklanmaktadır.
Dolayısıyla, söz konusu ibarenin normal şartlarda, özellikle eğitim ve öğretim alanında, bu alanla bağlantılı yayıncılık hizmetlerinde yaygın kullanımı olan, bu nedenle de herkesin kullanımına konu olabilecek ve tek başına kimsenin tekeline verilemeyecek bir ibare olması, tüketicinin sıklıkla karşılaştığı türden bir ibare olması nedeniyle ayırt ediciliğinin zayıf olduğu kabul edilse bile; davacının uzun yıllardır “... markası ile eğitim ve öğretim hizmetleri alanında aktif ve yoğun şekilde faaliyet gösterdiği, basında çıkan haber manşetlerinin birçoğunda davacı şirkete ait okullardan “...” şeklinde bahsedildiği,
sunulan anket ve marka araştırma raporlarında “...” ibaresinin davacı ile ilişkilendirilen bir marka olarak tespit edildiği, “...” ibareli markalar altında sunulan eğitim öğretim hizmetlerine ilişkin alınan birçok ödül bulunduğu, ... genelinde 140 şubesi bulunduğu, davacı şirketin taraf olduğu davalara ilişkin yargı kararlarında “...” markasının ayırt ediciliği yüksek, bilinir markalardan olduğu ve ayrı olarak marka korumasından faydalandığının kabul edildiği, bu nedenle davacı yanın "..." ibaresi üzerinde, özellikle eğitim ve öğretim alanında, kullanım yolu ile ayırt ediciliğini güçlendirdiği kanaatine varılmıştır.
Başka bir deyişle; eğitim ve öğretim alanında ve bu alanla bağlantılı hizmetler üzerinde "..." ibaresini gören veya işiten ilgili tüketici kesiminin zihninde davacıya ait "..." ibareli markaların imajı oluşmaktadır.
Buna göre; davaya konu "... ..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza mesnet "..." ibareli markalar global olarak karşılaştırıldığında; “...” ibarelerinin markada kolaylıkla ayırt edilebilir konumda olduğu ve söz konusu ibarenin davacı şirkete ait kullanım sonucu ayırt ediciliği güçlendirilmiş ve sektöründe bilinir hale getirilmiş olduğu ve hatta davacı şirketin “... ...” ibareli markasının da bulunduğu hususları dikkate alındığında ilgili tüketici tarafından görsel olarak ilk bakışta bu ibareye odaklanılacağı, bu bağlamda markaların görsel ve işitsel bakımdan benzer olduğu,
diğer taraftan, davaya konu markada yer alan “...” ibaresinin ...'ye göre “Bir bölgenin veya kuruluşun yönetim yeri; bir işin öğretildiği yer; bir işin yoğun olarak yapıldığı yer; belirli bir yerin ortası; özek; polis karakolu; biçim, tarz; bir kapalı eğrinin veya bazı çokgenlerde köşegenlerin kesişme noktası; bir dairenin veya bir küre yüzeyinin her noktasından aynı uzaklıkta bulunan iç nokta” anlamlarına gelmekte, bu bağlamda “...” ibaresine işaret eden onu niteleyici özellikte olduğu,
davacı şirkete ait “...” ibaresini içeren eğitim kurumlarının ana ... izlenimi uyandırdığı ve hatta davacı şirkete ait “... ...” ibareli markayı da çağrıştırdığı anlaşıldığından söz konusu markaların kavramsal bakımdan da benzer olduğu,
buna göre, daha önce davacıya ait itiraza mesnet markaları gören, işiten, bu markalı 41.sınıfta yer alan hizmetlerden yararlanan dikkatli ve bilinçli tüketici kesiminin dahi, daha sonra davaya konu marka başvurusunu, 41.sınıfta yer alan aynı/aynı tür hizmetler üzerinde gördüğünde veya işittiğinde, bu hizmetlerden faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, başvuru markasını, davacıya ait markalar ile ilişkilendireceği, markaların aynı ticari kökenden geldiği hususunda yanılsamaya düşerek tüketim tercihinde bulunacağı,
bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökenleri işaret ettiğini algılama ihtimalinde dahi bu kez marka sahipleri arasında idari ya da ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde kafa karışıklığı yaşayacağı, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu kanaatine varılmıştır.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle: dava konusu marka kapsamında yer alan tüm hizmetler bakımından SMK m.6/1 hükmü koşulu somut olayda oluştuğundan, sair dava sebeplerinin incelenmesine gerek görülmemiş, davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Katip ... · E imzalıdır Hakim ... · E imzalıdır
Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/138, K. 2024/77, 16 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama