KÜNYE
T.C. Ankara 5. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 20 Mart 2024
- T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2023/206 Esas - 2024/147
- Esas no
- 2023/206 Esas
- Karar no
- 2024/147
- Hakim
- ...
- Katip
- ...
- Davacı
- ...
- Vekilleri
- Av. ...
Karar Metni
2.033 kelime·10 dk okuma·10 bölüm
Av. ... DAVALI : 1- ... VEKİLİ : Av. .... DAVALI : 2- ....
DAVA
Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü)
DAVA TARİHİ : 26/04/2023
KARAR TARİHİ : 20/03/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 22/03/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili 26/04/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle.
Davacının 1978 yılında başlayan faaliyetleri ile gıda sektöründe Türkiye’nin en köklü ve büyük şirketlerinden biri olduğunu, “...” markasına kurulduğu günden beri ciddi yatırımlar yaptığını ve emek harcadığını, “...” ibaresinin gıda sektöründe davacı ile özdeşleştiğini ve tanınmış hale geldiğini, bu tanınmışlığın davalı ... tarafından da kabul edilerek ... sicil no.su ile tescil edilmiş olduğunu, yine davacının “...” ibaresini ticaret unvanında da çok uzun yıllardır kullanageldiğini, davacının çok sayıdaki “...” ve “...”lı markalarının seri marka niteliğini haiz olduğunu, ayrıca somut uyuşmazlığa emsal olabilecek şekilde,
davacının “...” markasının dava dışı bir kişi/kuruluşun “...” markasıyla karıştırılma ihtimali olduğuna dair .... sayılı kesinleşmiş bir hükmünün de bulunduğunu, davalı firmanın tescil ettirmek istediği “...” ibareli markanın davacının tescilli/tanınmış/seri “...”lı markalarının devamı niteliğinde olduğu imajını verdiğini, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan ayrıca genel görünümleri itibariyle benzer markalar olduğunu ve aynı/aynı tür emtialarda kullanılacaklarını, zira davacının “...”lı markalarının 01-45.
Sınıflar arasında birçok sınıf için tescilli olduğunu, bu durumun markalar arasında karıştırılma ihtimalini doğuracağını, davalı şahsın davacının tanınmış markalarının ününden haksız bir biçimde faydalanmak amacıyla “...” esas unsurlu markayı tescil ettirmek istemesinin davalının kötü niyetinin açık bir tezahürü olduğunu ileri sürerek, ... ...’nın dava konusu edilen 14.03.2023 tarih ve ... sayılı kararının iptaline ve davalı adına tescili talep edilen ... sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili 05/05/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Karşılaştırılan markalar arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunması gerektiğine ilişkin koşulun sağlanmadığını, markaların görsel, işitsel, kavramsal açılardan ve bıraktıkları toplu intiba yönünden çok farklı olduklarını, bu nedenle ortalama tüketici nezdinde çekişme konusu mal ve hizmetler açısından markalar arasında bir iltibas tehlikesinin bulunmadığını, diğer taraftan somut olayda davacının SMK m. 6/3, m. 6/5, m. 6/6 ve m. 6/9 hükümlerinin uygulanması koşullarının oluştuğunu ispat edemediğini, bu nedenlerle davadaki taleplerin reddinin gerektiğini savunmuştur.
Davalı ..., dava dilekçesinin kendisine tebliğ edilmesine rağmen yasal süre içinde cevap dilekçesi ibraz etmediğinden, 6100 sayılı HMK m.128 hükmü uyarınca dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmıştır.
UYUŞMAZLIK
Dava, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şahsa ait ... nolu "...+..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." ibareli markalar arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik, ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davacının gerçek hak sahipliğinin bulunup bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış olup olmadığı, davalı şahsın marka başvurusunda kötü niyetli olup olmadığı, tescili halinde davalı şahıs markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka başvuru dosyası ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş, özel ve teknik hususlara ilişkin bilirkişi raporu aldırılmış,
06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İşlem dosyasının tetkikinde.
Davalı şahsın 04.04.2022 tarihinde "...+..." ibareli ... sayısı ile marka tescil başvurusunda bulunduğu, yapılan ilk incelemeler sonrasında başvurunun 12.04.2022 tarih ve 394 sayılı Bülten’de ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın 13.06.2022 tarihinde ..... sayılı markaları mesnet göstererek 6769 sayılı SMK’nın m.5/1-ç, m.6/1, m.6/3, m.6/5, m.6/6 ve m.6/9 hükümleri kapsamında itirazda bulunduğu, yayına yapılan itirazın ...'nca reddedildiği, bu karara karşı davacı şirket tarafından 09.12.2022 tarihinde yeniden itirazda bulunulduğu, davalı şahsın 24.01.2023 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi sunduğu,
yeniden yapılan itirazı değerlendiren .... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 17.03.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka başvurusu 17.07.2023 tarihinde tescil edilmiştir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır.
Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur.
Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir.
Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır.
Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır.
Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır.
Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır.
Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran kısmen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Dava konusu edilen markanın kapsamına alınmak istenilen ve satış hizmetleri dışında kalan 35. sınıftaki hizmetlerin tamamı, davacının .... sayılı markalarının kapsamında birebir yer almaktadır. Dolayısıyla davacının bu markalarının özelinde, 35. sınıfa giren, satış hizmetleri dışında kalan tüm hizmetler yönünden emtia ayniyeti durumunun gerçekleştiği, ilave bir inceleme yapılmasına gerek kalmaksızın, söylenebilecektir.
Bununla birlikte; dava konusu marka kapsamında yer alan 19.sınıftaki emtiaların satışı hizmetleri ile davacıya ait .... sayılı markaların kapsamlarında yer alan 35.sınıftaki 19.sınıf emtiaların satışı hizmetleri de aynı/aynı türdür. Davacının söz konusu markaları 35.sınıfta genel olarak düzenlenmemiş olup, bu sınıf kapsamında satışa sunulacak hizmetler sayma suretiyle sayıldığından, bilirkişi raporunda yer alan aksi yöndeki görüşe itibar edilmemiştir.
Dava konusu marka kapsamında yer alan 19.sınıftaki emtialar ile davacıya ait .... sayılı markaların kapsamlarında yer alan 35.sınıftaki 19.sınıf emtiaların satışı hizmetleri ise benzerdir. Zira bir malın üretilmesinin doğal sonucu, o malın satışı/pazarlanmasıdır. İmal edilen bir mal ile o malın satışı hizmeti arasında birbirini tamamlayıcı ilişki bulunur.
Sonuç olarak; dava konusu marka kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin tamamı ile davacıya ait olup yukarıda belirtilen markaların kapsamlarında yer alan hizmetlerin aynı, aynı tür veya benzer olduğu tespit edilmiştir.
Dava konusu marka başvurusu incelendiğinde; kelime ve ... unsurlarından oluştuğu, ... görünümlü bir ... unsurunun yanında "..." ibaresine yer verildiği, "..." ibaresinin Yunan alfabesinin ikinci harfinin adı olduğu, markanın genel görünümü dikkate alındığında; markanın başında yer alan "..." figürü nedeniyle "..." ibaresinin yanında yer alan "..." sözcüğünün "..." sözcüğünün kısaltması olarak algılanacağı, zira söz konusu sözcüğün "..." anlamına geldiği, davaya konu marka kapsamında yer alan bir kısım hizmetler bakımından "..." figürü ve "..." sözcüğünün ayırt ediciliğinin bulunmadığı,
her ne kadar "..." ibaresi bitişik yazılsa da, yukarıda ifade edildiği üzere, markanın başında yer alan "..." figürü nedeniyle "..." ibaresinin yanında yer alan "..." sözcüğünü, ilgili tüketici kesiminin "..." sözcüğünün kısaltması olarak algılayacağı, bu nedenle markanın genel görünümü içinde "..." ibaresinin ayrı ve bağımsız olarak algılanacağı, dolayısıyla, dava konusu markanın esaslı unsurunun "..." ibaresi olduğu kanaatine varılmıştır.
Davacıya ait olup, dava konusu marka kapsamında yer alan mal ve hizmetler ile aynı veya benzer hizmetler barındıran itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markaların; "... " ibarelerinden oluştukları, davacı markalarının esas unsurunun "..." ibaresi olduğu kanaatine varılmıştır.
Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; davaya konu marka kapsamında yer alan mal ve hizmetler ile davacıya ait olup yukarıda belirtilen markaların kapsamlarında yer alan hizmetlerin aynı veya benzer oldukları, markalar arasında 6769 sayılı SMK m.5/1-ç hükmü uyarınca ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunmadığı, ancak, markalar arasında müşterek olarak bulunan "..." ibaresinin markaların esaslı unsurunu oluşturması nedeniyle, görsel, işitsel ve kavramsal olarak markalar arasında benzerlik bulunduğu, markalarda yer alan farklı kelime ve ... unsurlarının, markaları ayırt edilemeyecek derecede benzer olmaktan kurtardığı,
ancak ilgili tüketici kesimi nezdinde benzer olmaktan kurtaramadığı, zira, daha önce davacıya ait markaları gören, işiten, bu markalı hizmetlerden yararlanan ilgili tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu markayı, davaya konu mal ve hizmetler üzerinde gördüğünde veya işittiğinde, bunlardan faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markayı, davacıya ait markalar ile ilişkilendireceği, markaların aynı ticari kökenden geldiği hususunda yanılsamaya düşerek tüketim tercihinde bulunacağı,
bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökenleri işaret ettiğini algılaması ihtimalinde dahi bu kez marka sahipleri arasında idari ya da ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde kafa karışıklığı yaşayacağı, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu kanaatine varılmıştır.
.... 'nun 08/06/2016 tarih .... sayılı kararı uyarınca; iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, bu yönden dosya içerisinde mevcut bilirkişi raporunun aksi yöndeki hukuki kanaatlerine itibar edilmemiştir. Yukarıda izah edilen gerekçelerle; somut olayda SMK m.6/1 hükmü koşulunun oluştuğu anlaşıldığından, sair dava sebeplerinin incelenmesine gerek görülmeksizin, davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Katip ... · E imzalıdır Hakim .... · E imzalıdır
Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/206, K. 2024/147, 20 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama