KÜNYE
T.C. Ankara 5. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 15 Mart 2024
- T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2023/337 Esas - 2024/132
- Esas no
- 2023/337 Esas
- Karar no
- 2024/132
- Hakim
- ...
- Katip
- ...
- Davacı
- ...
- Vekilleri
- Av. ...
Karar Metni
4.152 kelime·21 dk okuma·10 bölüm
Av. ..... DAVALI : 1-.... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : 2-... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ...
DAVA
Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü)
DAVA TARİHİ : 24/07/2023
KARAR TARİHİ : 15/03/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 18/03/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili 24/07/2023 tarihli dava ve 11/09/2023 tarihli replik dilekçelerinde özetle.
Dava konusu ... sayılı “... ...” ibareli marka başvurusuna müvekkili şirketin “...” esas ibareli markaları ile itiraz edildiğini, itirazın davalı Kurum tarafından isabetsiz olarak reddedildiğini, müvekkili markaları ile dava konusu markanın ayırt edilemeyecek düzeyde benzer olduğunu, dava konusu markada yer alan “...” ibaresinin tali unsur olduğunu, taraf markalarının esas unsurlarının birebir aynı olduklarını, müvekkili markalarının SMK 6/4 ve 6/5 maddeleri uyarınca tanınmış markalar olduğunu, müvekkili şirketin 1917 yılında kurulduğunu, Türkiye’nin yurt dışına ihraç edilen ilk ... markası olduğunu, müvekkil şirketin dava dışı ... ...
San. Ve Tic. Ltd.
Şti.'ye 2005 yılından itibaren Marka Kullanım Sözleşmesi ile marka kullanım hakkı verdiğini, müvekkilinin “...” markasının ... sicilinde ... sayı ile tanınmış markalar siciline de tescilli olduğunu, müvekkili şirketin SMK 6/3 maddesi uyarınca da marka üzerinde üstün hak sahibi olduğunu, davalı şirketin iş bu davada kullanım ispatı definde bulunma hakkı olmadığını beyanla; ... ...’nın ... sayılı kararının iptaline, ... sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili 21/08/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; ... tarafından yapılan inceleme sonucunda başvuru konusu marka ile .... sayılı markalar arasında “Markanın ve kapsamındaki mal/hizmetin benzer olduğu ve karıştırılma ihtimali bulunduğu tespit edilmiştir” gerekçesine yer verilerek başvuru konusu markanın kapsamında yer alan bir kısım mal ve hizmetlerin başvuru kapsamından çıkartıldığını, taraf markaları arasında kalan mal ve hizmetler bakımından SMK madde 6/1 anlamında bir benzerlik ihtimali kalmadığını, başvuru konusu ibarenin kalan mal ve hizmetler yönünden ihtiva ettiği anlam,
genel görünüm ve hedef tüketici kitlesi üzerinde bırakacağı etkinin davacıya ait markalardan farklı olduğunu, dava konusu marka davacı markalarına benzer olmadığından ve karıştırılma ihtimali bulunmadığından tanınmışlık hususunun iş bu davaya etkili olmadığını, ... kararının usule ve hukuka uygun olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... ZÜCCACİYE TİC. VE SAN. A.Ş. vekili 23/08/2023 tarihli cevap ve 15/09/2023 tarihli düplik dilekçelerinde özetle.
Davacının müvekkili şirketin faaliyet gösterdiği sektörde faaliyet göstermediğini, markalarını ilgili sınıf ve emtialarda kullanmadığını, davacının hazır giyim sektörü hariç başka bir sektörde faaliyeti bulunmadığını, davacının mesnet markalarını ciddi biçimde kullandığının ispatlanmasını talep ettiklerini, müvekkili şirketin 1973 yılında kurulduğunu, 1990 yılı itibarıyla markalaşma sürecine girdiğini, halihazırda mağazacılık ve perakende sektöründe faaliyet gösteren müvekkili şirketin Türkiye’nin neredeyse her şehrinde “...” ve “... ...” ibareli yüzlerce mağazaları, bayileri bulunan sektörün öncü şirketlerinden olduğunu,
müvekkil şirketin ağırlıklı olarak mutfak eşyalarını kapsayan yemek takımları, tencereler, çatal bıçak setleri, bardak takımları, elektrikli ev aletleri, ev tekstil ürünleri, bornozlar, halılar, kilimler, perdeler, nevresim takımları, kozmetik, gıda ürünleri, çeşitli tekstil ürünleri, tarım ürünleri ve bununla sınırlı olmaksızın birçok ürünün satışını Türkiye’nin birçok yerinde bulunan mağazalarında, bayilerinde ve kendine ait .... internet siteleri başta olmak birçok online platformlar üzerinden gerçekleştirdiğini, müvekkili ve grup şirketlerinin “...” ibareli tescilli seri markaları ve “...” ibareli tanınmış markası bulunduğunu,
müvekkilinin “...” ve “...” markalarını tanınmış marka haline getirdiğini, ... nezdinde .... sayılı tanınmış markaları bulunduğunu, davacının müvekkiline ait bebek ürünleriyle ilgili emtia ve sınıflarda tescilli “...” ibareli markası bulunmadığını, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, müvekkili şirketin bebek ürünlerine ilişkin emtialarda, gıda emtialarında geçmişten beridir “...” ibareli tescilli markaları olan hak sahibi firma olduğunu, bu hususun ..... kayıtlarındaki tescilli “...” uzantılı markalarıyla da sabit olduğunu, dava konusu markanın da bu markaların devamı niteliğinde olduğunu,
müvekkilinin “...” ibareli markalarıyla ilgili sınıf ve emtialarda üstün hak sahibi olduğunu, davacı marka veya markalarının bahse konu sektörlerde tanınmış olduğunu gösteren bir kanıt bulunmadığını, davacının birçok markası hakkında kullanmamaya dayalı iptal davası açıldığını ve birçoğunun geçmişe yönelik olarak iptal edildiğini, ... kararının hukuka uygun olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
UYUŞMAZLIK
Dava, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şirkete ait ... sayılı "... ..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davalı şirketin dava aşamasında ileri sürdüğü kullanmama def'inin yerinde olup olmadığı, davalı şirketin müktesep hakkının bulunup bulunmadığı, davacının gerçek hak sahipliğinin bulunup bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış olup olmadığı, dava konusu markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka başvuru dosyası ile alâkalı kayıtlar getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, özel ve teknik hususlara ilişkin olarak bilirkişi incelemesi yapılmış,
06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İşlem dosyasının tetkikinde.
Davalı şirketin 31.05.2021 tarihinde "... ..." ibareli ... sayılı marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında 27.07.2021 tarih ve 377 sayılı Bülten’de ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın 24.09.2021 tarihinde ..., .. sayılı markaları mesnet göstererek 6769 sayılı SMK’nın m.6/1, m.6/4 ve m.6/5 hükümleri kapsamında itirazda bulunduğu, davalı şirketin 11.11.2021 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi ibraz ettiği, yayına yapılan itirazın ...'nca kısmen kabulüne karar verilerek marka tescil başvurusundan bir kısım mal ve hizmetlerin çıkarılmasına karar verildiği,
bu karara karşı davacı tarafından 21.07.2022 tarihinde yeniden itirazda bulunulduğu, davalı şirketin 01.09.2022 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi ibraz ettiği, yeniden yapılan itirazı değerlendiren ... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 24.05.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka başvurusu 27.10.2023 tarihinde tescil edilmiştir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır.
Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur.
Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir.
Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır.
Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır.
Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır.
Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır.
Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Hükümsüzlük istemi bakımından davalı şirket cevap dilekçesi ile kullanmama def'i ileri sürdüğünden, bu husus ön sorun olarak incelenmiştir. ... kararının iptali istemi bakımından ise; marka işlem dosyasında kullanmama def'i ileri sürülmediğinden, itiraza mesnet tüm markalar bu istem bakımından SMK m.6/1 hükmü değerlendirmesinde dikkate alınmıştır.
6769 sayılı SMK madde 25/7 uyarınca; hükümsüzlük davası bakımından kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Somut olayda, dava tarihi 24.07.2023 olup, davacı tarafın hükümsüzlük davasına mesnet gösterdiği ..., sayılı markaların tescil tarihleri incelendiğinde, ... sayılı markaların, dava tarihinde en az 5 yıldır tescilli oldukları tespit edilmiştir. Dolayısıyla, davalı şirket, davacının gerekçe olarak gösterdiği ... sayılı markaların kullanımının ispatlanmasını talep edebilir.
Davacı taraf, dava tarihinden önceki 5 yıl içinde (24.07.2018-24.07.2023) ... sayılı markalarını kullandığını ispatlamalıdır. Ancak; ilgili markaların kullanıldığını gösterir herhangi bir belge dosyaya sunmamıştır. Dolayısıyla; davacı taraf, ... sayılı markalarını kullandığını ispatlayamadığından, hükümsüzlük davası bakımından, davacıya ait ... sayılı markalar 6769 sayılı SMK madde 6/1 anlamında değerlendirmeye alınmayacaktır. Kullanımı ispatlanamayan markalar, bilirkişi raporunda yer verilen tabloda üstü çizili olarak gösterilmiştir.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda tablolaştırıldığı üzere; dava konusu marka başvurusu, 5, 10, 12, 20, 24, 35. sınıflarda yer alan bir kısım mal ve hizmetlerde tescil edilmek üzere başvuruya konu edilmiştir. Davacının, hükümsüzlük davası bakımından dikkate alınan .... sayılı markaları 09, 14 ve 35. sınıf mal ve hizmetlerde, ... kararının iptali davası bakımından dikkate alınan .... sayılı markaları ise 9, 14, 25, 35. Sınıf mal ve hizmetlerde tescillidir.
Karşılaştırılan markalar kapsamında, aynı/aynı tür mal ve hizmet bulunmamaktadır. Benzerlik bakımından değerlendirildiğinde ise, dava konusu marka kapsamında “Bebek mamaları, Biberonlar, biberon emzikleri, emzikler, bebekler için diş kaşıyıcılar, Bebek arabaları, tekerlekli sandalyeler, pusetler. Bebekler için ana kucakları, parmaklıklı oyun parkları (iç mekanlar için), bebek beşikleri, yürüteçler. Bebekler için kundak örtüleri.
Bebek uyku seti, yatak koruma, bebek nevresim takımı” ile bu ürünlerin perakendeciliği hizmetleri bulunmaktadır. Davacıya ait markalar ise genel olarak giysiler, ayak, baş giysileri, gözlükler, bijuteri gibi ürünleri içermektedir. Dava konusu marka kapsamındaki bebek giysileri/bebek ayakkabıları gibi ürünler, itiraz aşamasında ... tarafından dava konusu marka kapsamından çıkarılmıştır.
Dava konusu marka kapsamında yer alan mal ve hizmetler, bebeklerin bakımında gerekli olan ürünleri içermekte olup, davacıya ait markalar kapsamında yer alan mal ve hizmetlerden farklıdır.
Davacı markaları kapsamında yer alan emtialar ile dava konusu marka kapsamında yer alan emtialar karşılaştırıldığında, bu emtialar arasında ayniyet bulunmadığı gibi, benzerlik de bulunmamaktadır. Karşılaştırılan emtiaların kullanım amacı, satış ve dağıtım kanalları, tüketici kitlesi birbirinden farklıdır. Örneğin, bir “...” ya da “bebek beşiği” ürününün, hazır giyim satan mağazalarda ya da bijuteri satan mağazalarda birlikte satılması beklenmez. Sonuç olarak, dava konusu marka kapsamında yer alan emtialar bakımından taraf markaları arasında “emtiaların aynı ve/veya benzer olması” şartının sağlanamadığı kanaatine varılmıştır.
Davaya konu marka başvurusu; “... ...” ibaresinden oluşan bir kelime markasıdır. Marka kapsamında herhangi bir renk ya da ... unsuru kullanılmamıştır. “...” ibaresinin ... çevrimiçi sözlüğünde “.... ’da yaşayan, kısa ve çatal boynuzlu, geviş getiren, ot, çalı, meyve ve meşe palamudu ile beslenen bir yaban hayvanı, üst kol” anlamları bulunmaktadır. “...” ibaresi ise, “bebek, küçük çocuk” anlamında kullanılan bir kelimedir.
Dava konusu marka kapsamındaki ürünler incelendiğinde, tamamının bebekler için kullanılan ürünler olduğu tespit edilmiştir. Dolayısıyla, dava konusu ürünler bakımından “...” ibaresinin marka vasfı bulunmamaktadır. “...” ibaresinin de bir anlamı bulunmakla birlikte, dava konusu ürünler bakımından tanımlayıcılığı söz konusu değildir. Dolayısıyla, dava konusu markanın esas unsuru “...” ibaresidir.
Davacıya ait markaların tamamı, siyah renkli kare bir arka plan üzerine yazılmış “...” ibaresi ile “...” kelimesinin üstünde konumlandırılmış, birbirine dönük iki adet hayvan resminden oluşmaktadır. Davacıya ait bir adet markada ise “...” ibaresi yer almaktadır. Davacıya ait markaların da esas unsuru “...” ibaresidir. Dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait “...” esas unsurlu markalar, sadece renk ve şekiller konusunda farklılık taşımakta olup, esas unsur olarak ayniyet taşımaktadır. Davacı markalarının esas unsurunun, dava konusu markada esas unsur olarak aynen yer aldığı gözetildiğinde, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu değerlendirilmiştir.
Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; hükümsüzlük davası bakımından davalı şirketin, davacıya ait ... sayılı markaları hakkında ileri sürdüğü kullanmama def’inin yerinde olduğu, zira davacıya ait ... sayılı markaların, dava tarihinde 5 yıldan uzun süredir tescilli oldukları, iş bu markaların kullanımının ispatlanamaması nedeniyle hükümsüzlük davası bakımından gerekçe olarak kabul edilemeyecekleri, davacıya ait markalar ile dava konusu markanın görsel, işitsel ve kavramsal olarak yüksek seviyede benzerlik taşıdığı değerlendirilmekle birlikte, dava konusu marka kapsamında yer alan emtiaların, davacının gerek itiraza mesnet,
gerekse hükümsüzlüğe mesnet markaları kapsamında yer alan emtialar ile aynı/aynı tür ya da benzer olmadığı, karşılaştırılan emtiaların kullanım amacının, satış ve dağıtım kanallarının, tüketici kitlesinin birbirinden farklı olduğu, karşılaştırılan emtiaların birbirinden farklı olması nedeniyle SMK m.6/1 hükmü koşulunun somut olayda gerçekleşmediği kanaatine varılmıştır.
Davalı şirketin müktesep hak iddiası aşağıdaki şekilde incelenmiştir: ..... sayılı “...” kararında kazanılmış hak teşkil eden önceki markaların tespiti yönünden bazı kıstaslar getirmiştir.
.... Sayılı kararına göre.
Bir işletme tarafından uzunca süredir kullanılan markanın asli unsuru muhafaza edilerek ve markanın bu işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı izlenim korunmak suretiyle, önceki markanın kapsadığı ürünlerin veya bir ürün çeşidinin tüketiciye yenilenmiş bir marka imajı ile sunulması ve bu yolla marka sahibi işletmenin piyasaya arz ettiği ürünlerinin de işletmesel köken olarak öncekilerle bağlantılı olduğu mesajını veren yeni markalar yaratmak amacıyla önceki markada yer alan asıl unsurun yanına başkaca asli ve/veya tali unsurlar ekleyerek oluşturduğu markaların seri marka olarak kabulü olanaklıdır.
Bu tür markalar niteliği itibariyle 556 sayılı KHK'nın 55. maddesinde tanımlanan ortak markalara benzemekle birlikte; seri markalar, ortak markalarda mevcut olan bir grupta yer alan işletmelerin mal veya hizmetlerini diğer işletmelerden ayırt edilmesi fonksiyonu, teknik yönetmelik gibi özelliklere sahip olması gerekmeyen ve esasen ortak asli unsuru taşımakla birlikte her biri diğerinden bağımsız nitelikteki ticaret ve hizmet markalarıdır.
Bu karar içeriğinden de anlaşılabileceği üzere müktesep hakkın kabulü üç koşula bağlanmıştır. Bunlar: • müktesep hak iddia edilen marka ile davaya konu markadaki asli unsurların muhafaza edilmiş olması ve eski markaya karşı hükümsüzlük davası açılacak sürenin dolmuş olması ve bu markanın çekişmesiz şekilde kullanılması, • markalar arasında işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yaratılan izlenimin korunması, • dava konusu markada, müktesep hak iddia edilen markaya nazaran kapsamın genişletilmemiş olması.
Bu üç şartın gerçekleştiği durumlarda marka sahibi kazanılmış hak elde eder. Hemen belirtmek gerekir ki; yukarıdaki şartlar sağlansa bile, sonraki tarihli marka başvurusu, itiraza mesnet markaya yakınlaşma ve bu yolla haksız yararlanma tehlikesi oluşturmamalıdır.
Burada irdelenmesi gereken husus; marka olarak seçilen işaretin önceki tarihli kök seri markaların yenilenmesi suretiyle mi oluşturulduğu, yoksa itiraza mesnet markalar ile yakınlaşarak onunla iltibas tehlikesi doğurma tehlikesi oluşturacak şekilde mi mizanpajının yapıldığıdır.
Daha ilk bakışta başvurunun kök markanın değil de, itiraza mesnet markanın yeni düzenlenmiş bir versiyonu olduğu yönünde ortalama tüketici nezdinde izlenim doğuyorsa, önceki kök markalardan kaynaklı müktesep hak şartlarının doğduğundan söz edilemez. Bu itibarla seri marka olarak tescili talep edilen işaret, kök markadan esaslı farklılıklar göstermemeli ve seri marka seçilirken itiraza mesnet markaya yakınlaşacak font, renk, mizanpaj değişikliklerinden kaçınılmalıdır. (....)
Müktesep hak iddiası bakımından hemen belirtmek gerekir ki; önceki tarihli markanın çekişme konusu olmaktan çıkması hali tek başına müktesep hak şartlarının doğumunu sağlamaz. Önceki tarihli markanın başvuruya konu emtialar bakımından aynı zamanda fiili olarak kullanıldığının da ispatlanması gerekir.
Zira, müktesep hak müessesesinin kabul edilmesinin amacı, önceki tarihli markanın uzunca süredir kullanımı nedeniyle ilgili tüketici kesiminde oluşan imajın, sonraki tarihli marka başvurusuna sirayet etmesini sağlamaktır. Bu nedenledir ki, fiilen kullanılmayan önceki tarihli markanın ilgili tüketici kesiminde bir imaj duygusu oluşturduğundan söz edilemez. Olmayan imajın yenilenen yeni bir marka başvurusuna aktarımı da dolayısıyla söz konusu olamaz.
Müktesep hak şartları bakımından yukarıda ifade ettiğimiz görüşü destekler nitelikte, .... sayılı kararında, önceki markanın fiilen kullanılmasını, müktesep hakkın doğumu bakımından gerekli görmüştür.
Somut olayda yapılan incelemede; davalı şirket tarafından müktesep hakka mesnet gösterilen .... sayılı markalar, dava dışı şirkete ait olduğundan incelemede dikkate alınmamıştır.
Davalı şirkete ait .... sayılı markaların tescil tarihleri ile davaya konu marka tescil başvuru tarihi arasında geçen süreler gözetildiğinde, iş bu markalar hakkında potansiyel hükümsüzlük davası açma süresinin dolmadığı, bu nedenle müktesep hakka konu edilemeyecekleri değerlendirildiğinden müktesep hak iddiasına mesnet olamayacakları kanaatine varılmıştır.
Davalı şirketin, bilirkişi raporunda tablolaştırılan diğer önceki tarihli markaları bakımından ise, dava dosyasına aşağıdaki belgeleri sunduğu tespit edilmiştir:
• 1973’ten bu yana .... isimli 120 sayfalık tanıtım kitapçığı,
• Davalı şirketin ... markası ile ulusal medyada yer alan anneler günü, kadınlar günü ve ürün tanıtım kampanyalarına ilişkin yayımlanan reklamlar, ünlülerin yer aldığı reklam filmleri youtube linkleri,
• Davalı şirketin Türkiye genelinde ... mağazalarına ilişkin listeyi gösterir linkler,
• Davalı şirketin 2021 yılında sigortalı çalışan sayısını gösterir belge,
• 26 sayfalık Mart 2021 tarihli Marka Sağlığı Araştırma Raporu,
• Ödüllere ilişkin tanıtım yazıları,
•.... sertifikası (Türkçe ve İngilizce),
• .... sertifikası (Türkçe ve İngilizce),
• 42 sayfa basında çıkan haberler,
• 2019, 2020 ve 2021 tarihli Kurumlar Vergisi Beyannameleri.
Sunulan belgeler incelendiğinde; “...” markasının, davalı şirket tarafından “çeşitli mutfak eşyaları” ürünleri üzerinde kullanıldığı tespit edilmiştir. Dava konusu marka kapsamında ise, “Bebek mamaları, Biberonlar, biberon emzikleri, emzikler, bebekler için diş kaşıyıcılar, Bebek arabaları, tekerlekli sandalyeler, pusetler. Bebekler için ana kucakları, parmaklıklı oyun parkları (iç mekanlar için), bebek beşikleri, yürüteçler. Bebekler için kundak örtüleri.
Bebek uyku seti, yatak koruma, bebek nevresim takımı” ile bu ürünlerin perakendeciliği hizmetleri bulunmaktadır. Davalı şirketin, uyuşmazlık konusu edilen mal ve hizmetler bakımından, önceki tarihli markalarının, tescilleri kapsamında, bu mal ve hizmetleri kapsayacak şekilde herhangi bir marka kullanımı tespit edilememiştir. Dolayısıyla, somut olay bakımından, davalı şirketin önceki tarihli markaları sebebiyle müktesep hakkının bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
SMK m.6/3 hükmüne göre; Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
Marka başvurusunun bu sebeple reddi için marka başvurusundan önce ve markaya konu işaretin aynısı veya benzerinin yoğun ve sıkı kullanımı sonucu işarete belirli bir düzeyde ayırt edicilik kazandırılması gerekir. (....)
Somut olayda yapılan değerlendirmede; dava konusu marka tescil başvuru tarihinden önce, davacı yanın iş bu davaya konu mal ve hizmetler ile aynı ya da benzer mal veya hizmetler üzerinde, uzun süreli, yoğun ve sıkı tescilsiz markasal kullanımı bulunmadığından, gerçek hak sahipliği iddiası yerinde görülmemiştir.
SMK m.6/4 hükmüne göre; ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
SMK m.6/4 hükmü bağlamında tanınmış marka koruması için; toplumun her kesimince bilinme gerekli olmayıp, toplumun ilgili kesimindeki bilinilirlik düzeyi dikkate alınacaktır. Toplumun ilgili kesimi; markanın tanındığı iddia edilen ve kaynak ülkede markanın tescilli olduğu ve kullanıldığı sektörü ifade eder. (....) Bir markanın ...
Sözleşmesi anlamında tanınmış marka olarak kabul edilebilmesi için, bu markanın Türkiye'de tanınmış olmasının ya da kullanılmasının gerekip gerekmediği hususu bakımından; ...
Dairesi'nin 13.02.2019 tarih .... sayılı kararında belirtildiği üzere, Türkiye’de tescilli olmayan markalara tanınmış marka koruması sağlanabilmesi için, söz konusu markanın, itiraza konu marka başvuru tarihinden önce Türkiye’de ilgili sektörde tanınmış marka olduğunun dosyaya sunulan objektif delillerle ispat edilmesi gerekir. (... )
SMK m.6/5 hükmüne göre; Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
SMK m.6/5 hükmü uyarınca; önceki tarihli tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış olan bir marka, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi sebebiyle, aynı veya benzeri sonraki tarihli marka başvurusunun, aynı veya farklı nitelikteki mal ya da hizmetlere ilişkin tescil talebinin reddini talep edebilir. Bir markanın sadece tanınmış marka niteliğini haiz olması, otomatik olarak o markanın farklı türdeki mal veya hizmetlere ilişkin olarak sonraki tarihli marka başvurusunu engelleme hakkı bahşetmez. Tanınmış marka hakkı sahibinin genişletilmiş korumadan yararlanabilmesi için;
A) Tanınmış markanın itibarından haksız yarar elde edilmesi,
B) Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi,
C) Tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi, olasılıklarından en az birinin gerçekleşmesi veya gerçekleşme ihtimalinin bulunması gereklidir. Ayrıca, sonraki tarihli marka başvuru sahibinin, marka başvurusunda haklı bir nedeninin de bulunmaması gerekir.
Tanınmışlık, statik ve dogmatik bir durum değildir. Aksine; sürekli güncellenen, dalgalanabilen, bir çok değişkene bağlı dinamik bir süreci içinde barındırır.
Bir markanın tanınmış marka niteliğinde olup olmadığı; a)Toplumun ilgili kesimince markanın tanınma düzeyi, b) Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, c)Marka promosyonlarının ve reklamlarının süresi, yoğunluğu, hedef aldığı alan, d)Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, e) Markanın resmi mercilerce tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları, f) Markanın ekonomik değeri, g) Markanın hitap ettiği mal veya hizmetlerin pazar payı, gibi tahdidi olmayan kriterler dikkate alınmak suretiyle,
yapılacak global bir değerlendirme neticesinde her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Hemen belirtilmelidir ki; bir markanın tanınmış marka niteliğini haiz olmasının; yukarıda yer verilen tüm kıstasların sağlanması gerektiğini şart koşmadığı gibi, yukarıda yer verilen kıstaslardan yalnızca birinin gerçekleşmesinin mutlak anlamda ilgili markayı tanınmışlık seviyesine çıkaracağını da göstermez.
Burada önemli olan husus; her somut olayda, yukarıda yer verilen kıstaslardan da yararlanarak, global bir değerlendirme yapılması, bunun sonucunda tanınmışlık vasfı ve varsa bu tanınmışlığın etki alanının belirlenmesidir.
Tanınmış markanın itibarından haksız yararlanılmasından söz edilebilmesi için; tanınmış markanın iyi şöhret ve itibar sahibi olması, ilgili tüketici kesimi nezdinde markanın olumlu bir imajının olması gerekir. Bu nedenle imaj transferine konu olabilecek sonraki tarihli marka başvurusunun, tanınmış markanın itibarından haksız yararlanma tehlikesi doğurabileceği söylenebilir.
Burada önemli olan, sonraki tarihli markayı gören tüketicinin, önceki tarihli tanınmış markanın kendi zihninde oluşturduğu olumlu imaj ile sonraki tarihli marka arasında bir bağlantı (link) kurması, imaj transferi ihtimalinin bulunması, böylece tanınmış markanın olumlu imajının sağladığı kolaylıktan yararlanarak sonraki tarihli marka başvuru sahibinin ticari avantaj sağlama ihtimalinin bulunmasıdır.
Böylece, sonraki tarihli marka başvuru sahibi, tanınmış marka sahibinin uzun uğraşlar sonucu oluşturduğu kalite ve güven birikiminden parazitvari yararlanarak, kendi lehine haksız bir avantaj sağlayacaktır.
Tanınmış markanın itibarına zarar verilebilmesi için; Tanınmış markanın, arzu edilmeyen olumsuz imaj tehlikesine maruz kalacağı bir hal olasılığı içerisinde bulunması gerekmektedir. Tanınmış markanın itibarının zarar görme tehlikesi altında bulunup bulunmadığı incelenirken, tescile konu mal ve hizmetlerin kapsamı dikkate alınmalıdır. Örneğin; tanınmış bir içecek markasının, aynı veya benzerinin tuvalet temizliği emtialarında marka olarak kullanılması halinde, böyle bir olumsuz imaj tehlikesi söz konusu olabilir.
Tanınmış markanın ayırt etme gücünün zedelenmesi için; Sonraki tarihli marka başvurusu nedeniyle, tanınmış markanın ayırt etme gücünün zayıflaması ve bu suretle markanın reklam değerinin düşme ihtimali bulunmalıdır. Tanınmışlık derecesi ve karşılaştırılan markaların hitap ettiği mal veya hizmetlerin birbirleri ile yakınlığı arttıkça, markanın ayırt ediciliğinin zedelenmesi ihtimali de artmaktadır. Bu durumda, markanın muhatap çevresi, sonraki tarihli marka nedeniyle, önceki markanın artık sadece tanınmış marka sahibine ve onun ürünlerine ait olmadığı kanısına varmaktadır.
Somut olayda yapılan değerlendirmede; davacı şirket, itiraz ve dava aşamasında “...” markasının tanınmış marka olarak sicile kayıtlı olduğunu ifade etmiş olup, bu kapsamda yapılan araştırmada, davacı şirkete ait “...+...” markasının ... nezdinde 27.12.2013 başvuru tarih ve ... sayı ile tanınmış marka olarak kayıtlı olduğu tespit edilmiştir.
Tanınmış marka kaydı ve yine mahkememizce oluşturulan, içinde sektörden kimsenin de bulunduğu bilirkişi heyetinin bilgi ve tecrübesi dahilinde, davacı yana ait “...” ibareli markanın “Giyim Sektörü” bakımından tanınmış marka olduğu yönünde kanaat oluştuğu, fakat dava konusu marka kapsamında yer alan mal ve hizmetler ile davacıya ait markanın tanınmış olduğu sektörün ilişkilendirilebilir olmadığı, bu nedenle dava konusu markanın davacının tanınmış markasının ayırt edicilik karakterine ve itibarına zarar vermesi ve tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Katip .... · E imzalıdır Hakim .... · E imzalıdır
Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/337, K. 2024/132, 15 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama