KÜNYE
T.C. Ankara 5. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi T.C. Ankara 5. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 1 Mart 2024
- Esas no
- 2023/7 Esas
- Karar no
- 2024/105
- Hakim
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- ... - ... ....
- Vekili
- Av. ... - ...
- Davalı
- ... -... ...
- Vekili
- Av. ...
Karar Metni
1.820 kelime·9 dk okuma·10 bölüm
...
DAVA
Markanın Hükümsüzlüğü - Marka Hakkına Tecavüz - Haksız Rekabet
DAVA TARİHİ : 05/01/2023
KARAR TARİHİ : 01/03/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 21/03/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Markanın Hükümsüzlüğü - Marka Hakkına Tecavüz - Haksız Rekabet davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili 05/01/2023 tarihli dava ve 12/02/2023 tarihli replik dilekçelerinde özetle.
Müvekkilinin yeme içme sektöründe .... 'nın birçok yerinde şubesi olan büyük kurum ve kuruluşlara hizmet sunan tanınan ve bilinen bir firma olduğunu, müvekkilinin ... “... ” markasını Türkiye’de kullanmaya yetkili şirket olduğunu, başta ... sayılı marka olmak üzere, .... sayılı markaları da alarak 43. Sınıfta tescil ettirdiğini, davalı tarafın ... tescil numaralı ve "..." ibareli markanın sahibi olduğunu, davalı taraf şirket yetkilisi ...’ın müvekkile ait " ..." bünyesinde 20/12/2006 tarihinde işe girmiş ve müvekkil yanında çalışmış olduğunu, tüm mesleki bilgilerini burada öğrendiğini,
ardından aynı sektörde restoran açarak bu markayı kötü niyetli şekilde tescil ettirdiğini, ortada kötü niyetli bir tescil olduğunu, davalının müvekkilinin yanında çalıştığını, dolayısıyla bilerek ve isteyerek kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunduğunu ve müvekkil adına kullanılan markaları kullanarak müvekkilini zarara uğrattığını, davalı haksız rekabet hükümlerine aykırı davranarak müvekkilin müşterileri sayesinde önemli menfaatler elde ettiğini, müvekkil tarafından oluşturulan müşteri portföyünün bir kısmını müvekkilin şubesi olduğunu beyan ederek elde ettiğini,
davalı tarafın her ne kadar marka tescilini "..." olarak almış olsa da markasını uygulamada bu şekilde kullanmadığını, kullandıkları tabelanın müvekkil firmanın tabelasıyla bire bir benzerlik gösterdiğini ve "..." olarak okunduğunu, davalıya ....
Noterliği'nden ... yevmiye numarasıyla ihtar çekildiğini, ancak olumlu sonuç alınamadığını, davalı firmanın internet sitesinde de “...” ibaresinin kullanıldığını, ayrıca, gelen müşterilerine ve kurumlara özler dönerin şubesi olduklarını söylemekte, piyasaya isimlerini bu şekilde duyurmaya çalışarak haksız rekabet uygulamak suretiyle müvekkil firmayı zarara soktuklarını, internet ortamında da aktif olarak "..." ismiyle reklam verdiklerini, davalı yana ait sosyal medya kullanımlarının da bu şekilde olduğunu, davalı kullanımlarının marka hakkının ihlali ve haksız rekabet niteliğinde olduğunu,
... sayılı markanın kötü niyetli tescil edilmiş olması nedeniyle de hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğunu, davalıya ait (....), (....), (....), (...., (....) adresli web sitelerinde ve alan adlarında, davacıya ait "..." markası, davacının izni olmaksızın ve haksız rekabet ve marka ihlali yaratacak şekilde kullanılmakla, bu sitelere erişimin engellenmesine, tabela kullanımının durdurulmasına ve önlenmesine,
... tescil numaralı "..." markasının "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" bakımından hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 500,00 TL maddi, 500,00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmektedir.
Davacı vekili 06/12/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile; Maddi tazminat istemini 73.762,28 TL artırdığını, ıslah edilen maddi tazminat alacağının haksız kullanım tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili 24/01/2023 tarihli cevap ve 03/03/2023 tarihli düplik dilekçelerinde özetle.
Hükümsüzlük davasının beş yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, reddedilmesi gerektiğini, davacının tek başına marka sahibi olmadığını, zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğunu, davacının kendi başına iş bu davayı açma hakkı bulunmadığını, markaların benzer olmadığını, "..." ibareleri ticaret alanında herkesin ortak kullanımına açık olan anonim ibareler olduğunu, bu ibarelerin tek kişinin tekeline bırakılamayacağını, davacının kötü niyet iddiasını somut ve kesin deliller ile ispatlaması gerektiğini, bu nitelikte bir delilin dava dosyasına sunulmadığını, müvekkil şirket yetkilisi ...’ın 2006 yılında,
yani daha 16 yaşındayken çok kısa bir süre davacı yanında çalıştığını, bunun da kötü niyeti ispatlamadığını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmektedir.
UYUŞMAZLIK
Dava, markanın hükümsüzlüğü, marka hakkı ihlali ve haksız rekabet iddialarından kaynaklı hukuki korunma istemlerine yöneliktir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın.
Davalının, davacıya ait marka hakkına tecavüz ve davacı aleyhine haksız rekabet oluşturan eylemlerinin bulunup bulunmadığı, buna bağlı olarak; iddia edilen eylemlerin önlenmesi, durdurulması, maddi ve manevi tazminat istemlerinin yerinde olup olmadığı, re'sen gözetilmesi gereken bir sebep olarak sessiz kalma yolu ile hak kaybı koşulunun somut olayda mevcut olup olmadığı, davalıya ait ... sayılı markanın kısmen hükümsüzlüğü istemi bakımından hak düşürücü süre noksanlığı bulunup bulunmadığı, söz konusu marka ile davacı markalar arasında iltibas tehlikesi bulunup bulunmadığı, davalının kötü niyetli olup olmadığı,
buna bağlı olarak söz konusu markanın "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" bakımından hükümsüz kılınmasının gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip dilekçe teatisi tamamlanmış, tarafların sunduğu deliller alınmış, marka tescil belgeleri getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, bilirkişi heyetinden maddi vakıalara ilişkin rapor alınmış,
06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Tarafların iddia ve savunmaları, ibraz ettikleri deliller, marka tescil belgeleri, ..., vergi dairesi, belediye kayıtları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Markanın kısmen hükümsüzlüğü istemi bakımından yapılan incelemede; kısmen hükümsüzlüğü istenen ... sayılı "..." ibareli markanın 26/05/2016 tarihinde tescil edildiği, dava tarihi ile tescil tarihi arasında 5 yılı aşkın süre bulunduğu tespit edilmiştir.
6769 sayılı SMK m.25/6 hükmüne göre; Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötü niyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez.
Somut olayda, davacı vekili her ne kadar SMK m.6/1 hükmü uyarınca davalı markasının kısmen hükümsüzlüğünü ileri sürmüşse de, SMK m.25/6 hükmü uyarınca, hak düşürücü süre geçtiğinden salt SMK m.6/1 hükmü iddiasından kaynaklı olarak davalı markasının hükümsüzlüğünü talep edemez.
Davacı vekili, davalı yanın kötü niyetli olduğunu da ileri sürdüğünden ve kötü niyet iddiası bakımından hükümsüzlük isteminde hak düşürücü süre sınırlaması bulunmadığından, SMK m.6/9 hükmüne dayalı hükümsüzlük istemi bakımından hak düşürücü süre noksanlığı bulunmadığı kanaatiyle işin esasının incelenmesine geçilmiştir.
SMK m.6/9 hükmüne göre; Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.
Kötü niyetli marka başvurusu. Kişiyi, hukuk düzeninin tescil ile elde edilecek hakları kullanması amacı taşımaksızın, hukuka ve ahlaka aykırı olarak, bu hakların hukuk düzenince tasvip edilemeyecek şekilde başka amaçlarla kullanılması olarak tanımlanabilir.
Hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir. Kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar tek başına kötü niyet emaresi olarak kabul edilmez.
Zira Kanun tarafından zaten müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için ayrıca kötü niyeti de sebep göstermek doğru görülmemektedir. (....)
Somut olayda yapılan incelemede; davalıya ait marka kapsamında yer alan ve hükümsüzlüğü istenen "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri.", davacıya ait ... (davacı iş bu marka bakımından payli malik sıfatını haizdir), ... sayılı markaların kapsamlarında yer almaktadır. Dava konusu marka incelendiğinde; "..." ibaresinden oluştuğu, "..." sözcüğünün "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri." bakımından ayırt ediciliğinin bulunmadığı, buna göre, dava konusu markanın esaslı unsurunun "..." ibaresi olduğu kanaatine varılmıştır. Davacıya ait mesnet markaların; "...." ibarelerinden oluştukları tespit edilmiştir.
Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; "....+..." ibareli davacı markaları ile dava konusu marka arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunmadığı, davacının paylı maliklerinden biri olduğu "...." ibareli marka ile dava konusu marka arasında ise "..." ibaresinin müşterekliğinden kaynaklı olarak görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu, ancak, salt markalar arasında iltibas tehlikesi doğuracak derecede benzerlik bulunması hususunun davalı yanın kötü niyetli olarak marka tescil başvurusunda bulunduğu hususunu ispatlamaya elverişli olmadığı,
davalı şirket yetkilisi ...'ın 20/12/2006 tarihinde davacının yanında işçi olarak çalıştığının ... kayıtlarından tespit edildiği, ancak tek başına bu hususun da, davalı şirketin kötü niyetli olarak marka tescilinde bulunduğunu ispatlamaya elverişli olmadığı, davalı yanın engelleme, spekülasyon, tuzak, şantaj vb gibi ticari dürüstlük kuralları ile bağdaşmayan bir amaçla hareket ederek marka tescilinde bulunduğuna yönelik somut delil bulunmadığı,
4721 sayılı TMK m.3 hükmü uyarınca aslolanın iyi niyet olduğu da dikkate alındığında, davalı yanın kötü niyetli olarak marka tescil başvurusunda bulunduğu iddiasının ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davalıya ait markanın hükümsüzlüğü koşulları oluşmadığından, hükümsüzlük iddiası yerinde görülmemiştir.
Marka hakkı ihlali ve haksız rekabet iddiaları bakımından yapılan incelemede; davalının işyerinde ve sanal ortamda yapılan incelemeler sonucunda, davalının ticari faaliyetinin, davacının markaları kapsamında yer alan 43. sınıftaki hizmetlerle aynı hizmetlere yönelik olduğu, davalının "...." gibi markasal kullanımlarının; davacıya ait ... sayılı marka ile görsel, işitsel ve kavramsal olarak iltibas yaratacak derecede benzer olmadığı; .... sayılı markalar ile düşük düzeyli de olsa görsel, işitsel ve kavramsal olarak iltibas yaratacak derecede benzer olduğu;
... sayılı markayla da görsel, işitsel ve kavramsal olarak iltibas yaratacak derecede benzer olduğu, ancak; davalının vergi kayıt levhası incelendiğinde; işe başlama tarihinin 10/12/2014 olarak kayıtlı olduğu, faaliyet kodunun iş bu davaya konu "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri"ne ilişkin olduğu, davalının facebook hesabında "...." ibaresinin bulunduğu ilk paylaşımın 10/02/2015 tarihinde yapıldığı, davalının "...." ibaresini kullandığı 2017 yılına ilişkin ... e-yoklama fişlerinin bulunduğu,
yine ...'nın İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatları incelendiğinde, "..." işyeri ünvanı ile 19/02/2015 veriliş tarihli ruhsat da dikkate alındığında, davalı yanın "...", "...+...+..." gibi ibareleri markasal olarak 2015 yılından bu yana kullandığı, davacının davalı yanın markasal kullanımlarına karşı ilk olarak ....Noterliği'nin 05/05/2022 tarih ... numaralı ihtarname ile ses çıkardığı,
söz konusu ihtarname tarihine kadar davalı yanın markasal kullanımları üzerinden 7 yılı aşkın süre geçtiği, 7 yılı aşkın süre boyunca davalı yanın markasal kullanımlarına ses çıkarmayan davacının 05/01/2023 tarihinde eldeki davayı açmasının 4721 sayılı TMK m.2 hükmündü düzenlenen dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığı, sessiz kalma yolu ile hak kaybı koşulunun somut olayda oluştuğu, bu nedenle marka hakkı ihlali ve haksız rekabet iddialarından kaynaklı istemlerin dinlenemeyeceği kanaatine varılmıştır.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Katip ... · E imzalıdır Hakim ... · E imzalıdır
Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/7, K. 2024/105, 1 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama