KÜNYE
T.C. Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi Türk Milleti
- Esas No
- 2022/159
- Karar No
- 2024/318
- Karar tarihi
- 9 Mayıs 2024
Karar Metni
1.143 kelime·6 dk okuma·18 bölüm
Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C.
ANKARA GEREKÇELİ KARAR
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/159
KARAR NO : 2024/318
BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ...
DAVACILAR
1- ... - ... ... 2- ... - ...
VEKİLİ
Av. ... -....
DAVALI
... - ... ...
VEKİLİ
Av. ... - ....
DAVA
Ticari Şirket / Kar Payının Tahsili, Şirketin Tasfiyesi
DAVA TARİHİ : 10/03/2022
KARAR TARİHİ : 09/05/2024
KARAR Y.TARİHİ : 14/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan "Ticari Şirket / Kar Payının Tahsili, Şirketin Tasfiyesi" davasının yapılan açık yargılaması sonucunda, aşağıdaki karar tesis edilmiştir.
I-İDDİALAR
1. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin davalı şirketin kurucu ortaklarından olduğunu, ve her birinin 20 adet paya sahip olduğunu, davalı gerçek kişilerin de şirkette pay sahibi olduğunu, davalı şirketin faaliyet alanının temelde çikno ve diğer değerli madenlerin ihracatına ilişkin olduğunu, bu bakımdan davalı şirket tarafından özellikle İran başta olmak üzere doğu ve orta doğu ülkelerine çinko temellü yüksek meblağlı ve yine yüksek kar marjlı değerli maden ihtaracı gerçekleştirildiğini, şirket esas sözleşmesinde belirlendiğinin aksine kar payının müvekkilleri pay sahiplerine dağıtılmadığını,
kar paylarının dağıtılmama sebebi olarak işletme sermayesinin gereksiniminin gösterildiğini, şirket faaliyet raporlarına göre şirketin her yıl istikrarlı bir şekilde zarar ettiğini ancak şirketin faaliyetini aksatmadan devam ettirdiğini, bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, şirket bilançolarında şirketin gelir gider tablolarının harcamalara ve gelirlere yönelik makbuz ve faturaların bulunmadığını, haksız menfaat temin etmek için karın çok düşük gösterildiğini,
davalı gerçek kişilerin şirket kaynaklarını kişisel işlerinde kullanması dolayısıyla tespit edilecek usulsüz işlemlerinden kaynaklı olarak kazandığı haksız menfaatin tazmininin istendiğini beyanla; müvekkilinin dağıtılmamış huzur hakkı payı ve kar payı alacağı gözönüne alınarak, TBK. m.76 kapsamında 50.000,00-TL geçici ödeme yapılmasına; şirketin kuruluşundan bu güne kadarki faaliyet yılları bilançolarında eksik gösterilen karın tespitine ve davalı pay sahiplerinden şirket adına tazminine; müvekkilinin ödenmeyen kar payının fazlaya dair talep haklarımız saklı kalmak üzere işlemiş ve işleyecek faiziyle birlikte 20.000,00-TL olarak ödenmesine;
mahkemece uygun görülecek koşulların varlığı halinde şirket hakkında tasfiye işlemlerine başlanılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II-SAVUNMALAR
2. Davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır. III-TARAFLARIN ANLAŞTIKLARI ve ANLAŞAMADIKLARI HUSUSLAR
A. Taraflar Arasında Uyuşmazlık Bulunmayan Hususlar
3. Tarafların yargılamada üzerinde anlaştıkları bir vakıanın bulunmadığı anlaşılmaktadır.
B. Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Konuları
4. Uyuşmazlık, davalı şirketin ortakları olan davalıların birlikte hareket etmek suretiyle davalı şirketi zarara uğratıp uğratmadıkları ile yöneticinin sorumluluğunun koşullarının ve haksız fiil koşulları, huzur hakkı payı ve kar payı alacağı gözönüne alınarak, TBK. m.76 kapsamında geçici ödeme yapılması koşulları ile şirketin tasfiyesi koşullarının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
IV-ÇEKİŞMELİ VAKILAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER
5.... cevabi yazısının incelenmesinde; davalı ...'nin ortaklarının ..., .... olduğu bildirilmiştir. 6. Davalı şirket adına kayıtlı marka ve patent bulunup bulunmadığı ya da bunun dışında gayri maddi değerinin bulunup bulunmadığı bakımından ...'ne yazılan müzekkereye verilen cevabi yazıda; marka ve patent kaydına rastlanılmadığı bildirilmiştir.
V- DELİLLERİN TARTIŞILMASI, YARGILAMA ve GEREKÇE
7. Dava, kar payının tahsili ve şirketin tasfiyesi istemine ilişkindir. 8. Davacının “Özel Denetçi Atanması” ve "Yöneticinin Sorumluluğu" yönündeki davalarının ayrı ayrı tefrikine karar verilerek, mahkememizin ayrı esaslarına kaydı yapılmıştır.
9. Mahkememiz tarafından yapılan yargılamada 21/05/2019 tarihinde.
TTK m. 531 hükmü uyarınca şirketin feshi istemi bakımından haklı neden olarak ileri sürülen vakıalar ile davacının çıkarılması ya da diğer bir çözümün belirlenmesi kapsamında; şirket muhasebe defter ve kayıtları ile bilançolarının şeffaf ve güvenilir olarak, gerçeği dürüst, aynen ve aslına sadık surette yansıtacak şekilde tutarlı ve usulüne uygun düzenlenip düzenlenmediği; şirket genel kurulunun düzenli olarak yapılıp yapılmadığı, şirketin sürekli zarar edip etmediği, stokta gösterilen malzemenin mevcut olup olmadığı;
davacıların şirkete ortak oldukları tarihten dava tarihine kadar geçen süreçte şirketin dönemsel faaliyetleri ve şirket defter kayıt ve bilançoları nazara alındığında şirketin kar payı dağıtması koşullarının oluşup oluşmadığı (dönemsel olarak değerlendirilmesi suretiyle), kar dağıtımı yapıp yapmadığı, bu konuda genel kurulda karar alınıp alınmadığı, bu konuda gündeme madde eklenip eklenmediği; şirketin kar payı dağıtma koşullarının varlığının belirlenmesi halinde davacıların almaları gereken kar payı tutarının belirlenmesi (dönemsel olarak değerlendirilmesi suretiyle);
fesih nedeninin bulunması halinde TTK m. 531 hükmü uyarınca davacının çıkarılması yönünde değerlendirme yapılması halinde davacının çıkma payının belirlenmesi gerektiği; bu belirlemenin davalı şirketin malvarlığı değerlerinin yalnızca kaydi değerleri üzerinden değil, hali hazır rayiç değer verilerine göre şirketin reel öz varlığı hususunda değerlendirme yapılması gerektiği; bu kapsamda davalı şirketin hem tüm kayıtlar üzerinde incelenme yapılması hem de fiili olarak şirketin malvarlığının aktif ve pasifleri ile değerlendirilmesi;
şirketin değerinin maddi ve gayri maddi malvarlığının, piyasadaki sahip olduğu bilinirliği (goodwill) gibi faktörler de değerlendirilmek suretiyle davalı şirketin tümüyle satılması halinde şirketi devralınması için gerekli bedelin belirlenmesi; belirlenen şirket değerine göre davacı pay sahibinin payına isabet eden rayiç pay değerinin tespitinin yapılması suretiyle ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor düzenlenmesi bakımından bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup, bilirkişi ücretinin 2 haftalık kesin süre içerisinde yatırılması için davacı vekiline usulüne uygun şekilde ihtarat yapılmıştır.
Bu ihtara rağmen davacı taraf, yasal süresi içerisinde bilirkişi inceleme gideri olan delil avansını yatırmamıştır.
10. Delil avansı ve bunun yatırılmasına ilişkin usul ve esaslar HMK m. 324 hükmünde ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. Yapılan düzenleme uyarınca, taraflardan her biri ikametini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı verilen kesin süre içerisinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi halde, talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır.
11. Davacının kar payının tahsili ve şirketin fesih ve tasfiyesi istemlerine yönelik olarak ileri sürdüğü vakıaların ancak teknik bilirkişi incelemesi ile tespit edilebilir olduğu anlaşılmaktadır. Davacı taraf, yasal süresi içerisinde bilirkişi inceleme giderini karşılamadığından bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılır. Bilirkişi incelemesi yapılmadan mevcut kayıtlara göre, "kar payının tahsili ve şirketin tasfiyesi" istemlerinin yerinde olup olmadığına ilişkin tespit yapılmasının mümkün olmadığından, davacı tarafın açılan davada iddiasını ispat etmediğini kabul etmek gerekir.
12. Dosya içerisinde toplanan tüm deliller, verilen kesin mehile rağmen bilirkişi ücretinin yatırılmaması ve tüm dosya içeriğine göre; davacı tarafın, kar payının tahsili ve şirketin tasfiyesi istemlerinin yerinde olup olmadığı ancak yapılacak bilirkişi incelemesi ile anlaşabileceğinden, bilirkişi inceleme gideri yatırılmadığından, dosyadaki mevcut delillere göre davacı tarafın talepleri yönünden değerlendirme yapılması mümkün olmadığından; subut bulmadığı anlaşılan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15 uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur"
Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/159, K. 2024/318, 9 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama