KÜNYE
T.C. Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 2 Nisan 2024
- T.C. ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2022/213 Esas - 2024/226
- Esas no
- 2022/213 Esas
- Karar no
- 2024/226
Karar Metni
1.046 kelime·5 dk okuma·7 bölüm
...
DAVA
Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 23/03/2022
KARAR TARİHİ : 02/04/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 04/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; ... arasında 2000 yılında... tarafından açılan ve Yalova Subaşı mevkiinde inşa edilmesi planlanan 522 adet kalıcı konut imalatıyla ilgili ihaleye girmek ve ihale konusu işi yapmak maksadıyla bir adi ortaklık kurulduğunu, müvekkili şirket ile davalılar arasında kurulan Adi Ortaklık dava dışı...2000 yılında açtığı ve ... mevkiinde inşa edilmesi planlanan 522 adet kalıcı konut imalatıyla ilgili ihaleye girip kazandığını, bu kapsamda, ihale konusu işin Adi Ortaklık tarafından yapıldığını ve projenin süresi içerisinde tamamlandığını,
Adi Ortaklık ticari defter ve kayıtlarına göre yapılan imalatla ilgili harcamaların tamamının müvekkili ... ve temsilcisi olduğu .... tarafından karşılandığını, eş anlatımla yapılan toplam harcamanın yarısı kadar olan miktar, davalı/borçlular ..... tarafından avans olarak ödendiğini, ihale konusu işin Adi Ortaklık tarafından tamamlandığını ve 28.02.2002 tarihinde kesin kabulünün yapılarak teslim edildiğini, kesin kabul ve teslime rağmen, aradan geçen zaman içerisinde, davalılar tarafından müvekkili şirketin yapmış olduğu avans ödemesinin iadesinin çeşitli vesilelerle talep edilmesine rağmen yapılmadığını,
müvekkilleri tarafından bu konuda açılan davalar sonucu taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi bulunduğu ve yapılan ödemelerin avans ödemesi olduğu hususlarının kesin hüküm ile tespit edildiğini, 2002 yılında adi ortaklığa kullandırdığı avans ödemesinin iadesini alması gereken müvekkili şirketin ancak 2017 ve 2021 yıllarında mahkemece hükmedilen meblağı tahsil edebildiğini, müvekkili şirketin davalılar tarafından ödenen temerrüt faizini aşan ölçüde zarara uğradığını ileri sürerek,
davalıların borca yetecek miktarda menkul, gayrimenkulleri ile 3. şahıslardaki hak ve alacaklarının teminatsız olarak ihtiyaten haczine karar verilmesini, müvekkili şirketin alacağına geç kavuşmuş olması dolayısıyla uğramış olduğu ve temerrüt faizi ile karşılanamayan munzam (aşkın) zararına karşılık olmak üzere, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107'nci maddesi kapsamında belirsiz alacak davası olarak,
fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla şimdilik, 10.000 TL'nin dava tarihinden itibaren reeskont avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, ...vefat etmiş olması nedeniyle mirasçılık belgesinin çıkarılması için taraflarına yetki verilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davalı taraflar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle.
Davacıların munzam zarar talebinin adi ortaklığa ödenen avans iddiasından kaynaklandığını, alacak talebinin dayanağını oluşturan işin kesin kabul tarihinin 28.02.2002, ortaklık iddiasından kaynaklanan alacak davasının ise 07.12.2009 tarihinde açıldığını, hangi tarih esas alınırsa alınsın davacının talep etmiş olduğu alacaklarla ilgili olarak 5 veya 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini belirterek, bu nedenle huzurdaki davanın öncelikle zamanaşımı yönünden incelenerek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiş; esasa ilişkin olarak ise, somut olayda hem davacı zararın varlığını dahi ispat edemediğinden,
hem de bir an için zararın var olduğu kabul edilse bile zararın oluşmasında müvekkillerinin herhangi bir kusuru bulunmadığından, huzurdaki munzam zarar davasının reddi gerektiğini, somut olayda munzam zarar bulunmadığını, ... sayılı kararında da değinildiği üzere;
munzam zarar konusunda kanıtlanması gereken, belli paranın gününde ödenmemesinden doğan zarar olduğunu, açıkçası alacaklının, borcun kendisine geç ödenmesi yüzünden uğradığı zararın ne olduğunu ve miktarını kanıtlamak durumunda olduğunu, alacaklı, uğradığı zararın kendisine ödenen temerrüt faizinden fazla olduğunu somut olgulara dayanarak inanılır, kesin ve net bir biçimde kanıtlamak zorunda olduğunu, somut olayda davacı tarafından, nasıl zarara uğranıldığı,
hangi enstrümanlar kullanılarak zarar edildiğini, ayrıca, davacıların iş ortaklığından kaynaklı munzam zararın iddialarının yerinde olmadığını, davacılar iş ortaklığında yönetici ortak olarak işlerin tüm idaresini yürüttüklerini, müvekkillerinin işin yapımı esnasında hiçbir görev yapmadığını, katılım sağlamadıklarını, tüm kararların davacılar tarafından alındığını ve uygulama işlemlerinin davacılar tarafından yapıldığını savunarak, davanın reddine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, davacı şirket tarafından davacı şirket ile davalılar arasında kurulan adi ortaklığa avans olarak ödenen miktarın, davacı tarafa ödenmesinin gecikmesi, alacağa geç kavuşulmuş olması dolayısıyla uğranılmış olan ve temerrüt faizi ile karşılanamayan munzam zarara ilişkin alacağın davalılardan tahsili istemine ilişkindir.
İncelenen tüm dosya ve evrak kapsamı itibari ile. Davacılar tarafından davalılar aleyhine açılan ve mahkememizde görülmekte olan munzam zarar davasına ilişkin yargılamada, ... mirasçıları belirlenerek taraf teşkilinin de tamamlanması suretiyle devam olunan yargılama esnasında, tüm davalılar vekili Avukat ... tarafından dosyaya sunulan 25.03.2024 tarihli dilekçe içeriği ile davacı ..... tarafından dosyaya sunulan 25.03.2024 tarihli dilekçe içeriği incelendiğinde;
taraflar arasında sağlanan anlaşma sonucu gerçekleştirilen sulh uyarınca davacıların kayıtsız ve şartsız olarak davadan feragat ettiği, tarafların karşılıklı olarak birbirlerinden yargılama gideri ve vekalet ücreti talep etmediklerinin bildirilmiş olduğu, taraf vekillerince sunulan dilekçe içeriklerinin birbirine uygun olup birbirini teyit ettiği, taraf iradelerinin aynı doğrultuda bulunduğu görülmüştür.
Mahkememizin 02.04.2024 tarihinde yapılan son celsesine katılan davacı... ... Vekili verdiği beyanında; dilekçelerini tekrar ederek, feragat dilekçeleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiş, yargılama gideri ve vekâlet ücreti talep etmediklerini bildirmiştir.
Davadan feragat; 6100 sayılı ... Kanunu'nun 307 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, anılan maddelerdeki düzenlemeler incelendiğinde feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olup, feragatin hüküm ifade etmesi ne karşı tarafın ne de mahkemenin kabulüne bağlı olmayıp feragat, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurucu nitelikte bir işlemdir. tespiti noktasındadır.
Bu durumda; Davacılar tarafından munzam zarar iddiasına dayalı alacak talebine ilişkin olarak açılan işbu davada, taraflar arasında varılan anlaşma uyarınca davacıların davasından feragat ettiği anlaşılmakla, davanın vaki feragat nedeniyle reddine, tarafların aralarında yapmış olduğu anlaşma uyarınca karşılıklı olarak yargılama gideri ve vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, ancak taraflar arasında varılan anlaşma ve yapılan sulh sonucu davadan feragat edilmiş olması nedeniyle, arabuluculuk giderinden davacı ve davalı tarafların yarı oranında sorumlu tutulmalarına karar vermek gerekmekle, yapılan açıklamalar ve varılan hukuki sonuç uyarınca davanın feragat nedeniyle reddine ilişkin olarak, aşağıdaki şekilde hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
...
Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/213, K. 2024/226, 2 Nisan 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama