KÜNYE
Türk Milleti Adına Yargılama Yapmaya Ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. Ankara Asliye Sekizinci Ticaret Mahkemesi
- Mercii
- Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 13 Eylül 2024
- T.C. ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2023/326 Esas - 2024/544
- Esas no
- 2023/326 Esas
- Karar no
- 2024/544
- Dava
- Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 08/05/2023
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 03/10/2024
Karar Metni
3.909 kelime·20 dk okuma·3 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Rücuen Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Müvekkili kurum olarak 3780 sayılı Milli Koruma Kanunu’nun 6. maddesi uyarınca, 28/08/1952 tarih ve 3/15597 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylanıp, K/871 sayılı Koordinasyon Kurulu Kararı üzerine, 01/10/1952 tarihinde “...” unvanı ile Ticaret Bakanlığına bağlı iktisadi devlet teşekkülü olarak faaliyetlerine başlamış olduğu halende 233 sayılı KHK hükümlerine tabi, kamu yararı amacıyla ve kamu hizmetinin gereklerine uygun olarak iktisadi alanda faaliyetlerini sürdüren ve Sermayesinin Tamamı Devlete ait olan bir İktisadi Devlet Teşekkülü olduğunu,
bu sebeple özel hukuk ilişkilerinden kaynaklanan iş ve işlemler açısından özel hukuk hükümlerine tabi olduğunu, dava dışı işçi ... adlı alt işveren işçisinin, müvekkili kurumca farklı tarihlerde gerçekleştirilen hizmet alım ihalelerini üstlenen davalı firmalar bünyesinde istihdam edilerek müvekkili kuruma ait işyerinde çalıştırıldığını, belirtilen alt işveren işçisi davalılardan ...Hizmet İşleri Ulaşım...Ld.Şti. firması tarafından istihdam edildiği dönemde 07.07.2021 tarihinde evlilik sebebiyle istifa ederek müvekkili kurum işyerinden ayrıldığını,
müvekkili kurumca dava dışı alt işveren işçi tarafından iş akdinin 1475 sayılı Yasanın ilgili maddesi uyarınca iş akdinin feshedildiğinin tespiti üzerine, 07.07.2021 tarihli istifa dilekçesi ve eki evlilik cüzdanı incelenerek dava dışı işçinin 04.07.2021 tarihinde evlendiği ve kıdem tazminatı kazanmaya hak kazandıracak şeklinde iş akdinin feshedildiği anlaşılarak kıdem tazminatının hesaplandığı ve dava dışı alt işveren işçisine ödendiğini, 2014 yılında yapılan kanun değişiliği kapsamında 4857 sayılı Kanun'un 112.
Maddesine hüküm eklenildiğini, müvekkili kurum tarafından yasanın öngördüğü koşulların oluştuğu tespit edilerek, mezkur amir hüküm çerçevesinde işlem tesis edilmişse de dava dışı işçiye yapılan ödemenin tamamından taraflarca akdedilen sözleşmeler kapsamında davalılar sorumlu olduğunu, dava dışı alt işveren işçisine, 28.12.2010 tarihinde işe başladığı 07.07.2021 tarihinde işten çıkışının yapıldığı ve davalı firmalar bünyesinde istihdam edilen hizmet süresi ayrı ayrı tespit edilmek suretiyle, yasal kesintiler dahil toplam 47.682,93-TL kıdem tazminatı ödemesi müvekkil kurumca 03.08.2021 tarihinde gerçekleştirildiğini,
müvekkili kurumca ödenen toplam asıl alacak içinde yer alan 4.530,77-TL asıl alacak ve işbu alacağa ödeme tarihi itibariyle işlenmiş ticari temerrüt faizi, dönemsel sorumluluk kapsamında dava dışı Oytun Temizlik...Ltd.Şti. tarafından müvekkili kuruma haricen ödendiğini, belirtilen dava dışı alt işveren firması tarafından yapılan 4.530,77-TL'lik (asıl alacak) ödeme dava dışı işçiye ödenen toplam kıdem tazminatından mahsup edilerek işbu davanın açıldığını,
işçinin asıl işverenden alınan iş kapsamında ve değişen alt işverenlere ait işyerinde ara vermeden çalışması halinde işyeri devri kurallarına göre çözüme gidilmesi gerektiği istikrar kazanmış Yargıtay kararlarıyla sabit olduğunu, bu durumda değişen alt işverenler işçinin iş sözleşmesini ve doğmuş bulunan işçilik haklarını devralmış sayılacağı da yine Yargıtayın ilgili kararlarında kabul edildiğini, bu kapsamda davalılar akdedilen sözleşme hükümleri çerçevesinde müvekkili kurum tarafından dava dışı işçiye ödenen kıdem tazminatından sorumlu olacakları da yine Yüksek Yargı içtihatlarında açıkça vurgulandığını,
yine müvekkili kurum ile davalı şirketler ile imzalanan hizmet alımı sözleşmelerinin Yüklenicinin Sözleşme Konusu İş İle İlgili Çalıştıracağı Personele İlişkin Sorumlulukları başlıklı 22.maddesi kapsamında, ihaleyi alan şirket, işçisinin ücret, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti gibi işçi-işveren ilişkisinden kaynaklanan her türlü ücret alacağını ödemekle mükellef olduğunu, bakanlığın ise ihale makamı olarak,
ihaleyi alan şirketin işçilerinin iş ilişkisinden kaynaklanan ücret alacaklarından sorumluluğunun söz konusu olmadığını, davalılar ile müvekkili kurum arasında akdedilen sözleşmeler ve iş bu sözleşmelerin ayrılmaz parçası kabul edilen şartnamelerin dikkatte alındığını, dava dosyasına sundukları sözleşmeler ve ihale dokümanları ile Yüksek Yargı içtihatları nazara alındığında alt işveren işçilere asıl işveren tarafından yapılan ödemelerin akdedilen sözleşmeler kapsamında alt işveren firmalarına rücusunun öngörüldüğünü, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak,
davanın kabulü ile müvekkili kurum tarafından dava dışı alt işveren işçisine ödenen 43.152,16-TL'lik meblağın ödeme tarihinden, 03.08.2021 ödeme tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun’un 2/II.maddesi kapsamında işlenecek ticari işlerde ticari temerrüt faiziyle birlikte davalı şirketlerden tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Talep Kuruşlandırma Dilekçesi: Davacı vekilince 22.02.2024 tarihli beyan dilekçesi ile dava değeri 40.869,25 TL olarak açıklanarak her bir davalı yönünden kuruşlandırma işlemi yapılmıştır.
Davalı ... İnsan Kaynakları Temizlik Yemek İnşaat Taşımacılık Danışmanlık Sanayi Ve Ticaret A.Ş. vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle.
Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olmayıp Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunu, müvekkilline yönetilmiş olan davanın, davaya konu işçilik alacakları olduğu iddia edilen işçinin müvekkili şirket açısından husumet yönünden reddi gerektiğini, davacı tarafça talep edilen alacak kalemlerinin zamanaşımına uğradığını, davacı, davalılarla yapılan sözleşme gereği işçi alacaklarından dolayı müvekkili şirketin sorumlu olduğunu iddia ettiği, buna karşın matbu olarak hazırlanan, genel işlem koşulları içeren,
müzakere edilmeyen ve müzakere edilme imkânı bulunmayan Teknik Şartname ve Hizmet Sözleşmelerinde işçiye yönelik hangi haklardan kimin ne miktarda sorumlu olacağının açıkça belirtilmediğini, müdürlük ile müvekkili arasındaki sözleşmede, kıdem tazminatından müvekkili şirketin sorumlu olacağına dair hiçbir hüküm bulunmadığını, dava dışı işçinin müvekkili şirkette 1 yıl çalışmasının bulunmadığını, dava dışı işçinin müvekkili şirkette kıdem tazminatına hak kazanacak kadar çalışmadığını, zira kıdem tazminatına hak kazanabilmek için İş Kanunu gereği en az bir yıl çalışmış olmak gerektiğini,
bu alacaktan müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkili şirkete rücu edilmesinin olanaksız olduğunu, dava dışı işçiye ödenen kıdem tazminatı miktarının müvekkili şirkete rücu edilmesinin mümkün olmadığını, davacı Kurumun, ihaleleri başka şirkete devretmesine rağmen aynı işçilerle çalışmalarına devam etmesinin yanı sıra bu işçilerin emir ve komutasını da yüklenmiş olması ihaleyi kazanan her şirketin davacı kurum ile asıl işveren – alt işveren ilişkisi içerisinde olmadığının ispatı olduğunu, her işveren gibi kamu kuruluşları da işlerini ya da işçilerinin bir bölümünü başka işverenlere devredebildiğini,
ancak böyle bir durumda işçi çalıştıran işverenin emir ve talimat verme hakkının tamamen kendisine ait olduğunu, aksi halde, Yargıtay’ın yerleşik içtihatları gereğince alt işveren işçilerin aslında asıl işveren işçisi olduğunu, asıl işverenin birtakım mali yükümlülüklerinden kaçınmak amacı ile böyle bir yola gittiğini kabul ettiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkili şirketin de sorumlu olduğu kabul edilse dahi, işçinin müvekkili şirket nezdindeki çalışma sürelerine göre bir belirleme yapılması ve bu doğrultuda hüküm kurulması,
sorumluluğun müvekkili şirketin ihale tarihleri arası dönem ile sınırlı olması gerektiğini, zira dosyaya ibraz edilen belgelerden de anlaşılacağı üzere, müvekkili şirket davacı Kuruma taşeronluk hizmeti verip söz konusu işi belirli süre ile aldığını, müvekkilin işbu davadan bertaraf tutulması gerektiğini, müvekkili şirket, asıl işveren ile yapılan ihale sözleşmesi kapsamında tüm sorumluluklarını gerekli dikkat ve özenle yerine getirdiğini, tüm alacaklardan sorumlu tutulmalarının müvekkili şirketi hukuk ve hakkaniyet yönünden ağır kayıplara uğratacağını, bu nedenle sorumlu olmadıklarını ve tutarı kabul etmenin mümkün olmadığını,
izah edilen tüm bu sebeplerle ve Yargıtay emsal kararları doğrultusunda davacı Kurumun taraflarına yönlendirmiş olduğu işbu haksız davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ...Hizmet İşleri Ulaşım Bilişim Temizlik İnşaat Gıda Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle.
Zamanaşımı itirazında bulunduğunu, husumet itirazında bulunduğunu, dava dilekçesinde iddia edildiğinin aksine taraflar arasında hukuken geçerli bir alt-üst işveren ilişkisinin mevcut olmadığını, taraflar arasında ihaleden kaynaklanan bir hukuki ilişki bulunmadığını, ihale konusu işin davacı İdarenin yönetiminde bulunan işyerinde yapıldığını, ihale konusu iş ile ilgili işçilere emir ve talimat verme yetkisi ile yönetim hakkının her zaman davacı idareye ait olduğunu, müvekkili şirketin resen işçi çalıştırma yetkisi bulunmadığı gibi, resen işçiyi işten çıkartma yetkisi de bulunmadığını,
dava dışı işçinin müvekkili şirketten 07.07.2021 tarihinde evlilik sebebiyle ayrılmış olup çalıştığı döneme ilişkin müvekkili şirketten herhangi bir kıdem tazminatı alacağı bulunmadığını, taraflar arasında alt-üst işveren ilişkisi mevcut olmadığına dair itirazlarımız baki kalmak kaydıyla;
şayet böyle bir hukuki ilişkinin var olduğunun mahkeme tarafından kabul edilecek olsa dahi mevzuat gereğince kıdem tazminatının rücu edilebilmesi için taraflar arasındaki sözleşmelerde bu hususta açık bir hükme yer verilmesi gerektiğini, buna karşın davacı tarafın, müvekili şirket ile aralarında yapılmış olan sözleşmelerde kıdem tazminatı ödemesinin rücu edileceğine dair açık bir hüküm bulunduğu hususunu ispat edemediğini, taraflar arasında akdedilmiş olan ihale sözleşmesinde veya teknik şartnamede bu yönde açık bir hüküm yer almadığını, Usul kanunu gereğince bu aşamadan sonra sunulacak delillere muvafakat etmediğini bildirdiğini,
Yine 6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanunun 8.maddesinde, 4857 sayılı İş Kanunun 112.maddesinin 2.fıkrasının a bendinde değişiklik yapıldığını, Kabul anlamına gelmemesi kaydıyla.
Mahkeme tarafından rücu istemi haklı görülecek olsa dahi 6098 sayılı Borçlar Kanunun 167.maddesi gereğince davacı İdarenin yarı oranında sorumlu olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, Nitekim Yüksek Yargı kararlarında istikrarlı olarak bu husustaki savunmalarımızı destekler nitelikte kararlar verildiğini, davacı tarafın dava tarihinden öncesine dair faiz talep taleplerinin hukuka aykırı olduğunu, dava tarihinden evvel müvekkili şirketin temerrüde düşürülmediğini, bu nedenle de faiz taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Etkin Eğitim Organizasyon Gemi İşletmeciliği Ve Turizm Limited Şirketi vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle.
Somut uyuşmazğın, hizmet sözleşmesi ilişkisinden kaynaklanmakta olup, bu tür davaların ticari dava olduğuna ya da Asliye Ticaret Mahkemeleri'nde görüleceğine ilişkin bir yasal düzenleme bulunmadığını, davacının TTK m. 16/2 hükmü uyarınca tacir sıfatını haiz olmadığını, davacı kurumun esas amacının ticari kazanç elde etmek değil, kamu yararını sağlayan hizmetlerde bulunduğunı,05/02/2016 tarihinden önceki kıdem tazminatı alacaklarının zamanaşımına uğradığını, dava dışı işçinin müvekkili şirkette bir yıldan az bir süre çalıştığını, kıdem tazminatı alacağının yargılama gerektirdiğini,
doğrudan ödeme yapmış olmasından müvekkilinin sorumlu olmadığını, kıdem tazminatı ödemesinden müvekkili şirketin haberdar edilmediğini müvekkilinin savunmada bulunulmasının engellendiğini, yapılan sözleşme ve eklerinde müvekkilinin sorumluluğunun doğacağına dair bir ibarenin yer almadığını, Kamu İhale Kurumu tebliği doğrultusunda yüklenici şirketin sorumlu olduğu kalemler belirtilmiş, kıdem tazminatın bu kalemler arasında sayılmadığını,
kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkilinin sorumluluğunun hükmedilecekse bile TBK M.167 gereği dava dışı işçinin müvekkili şirketin nezdinde çalıştığı dönemle sınırlı olarak yarı oranla sorumluluğuna hükmedilebileceğini, davacının ödeme yaptığı tarihte müvekkilinin temerrüde düşürülmemiş olduğunu, işletilen temerrüd faizinden müvekkili şirketin sorumlu olmadığını,müvekkili şirketin sorumluluğunun ortaya konulması açısından işçilik alacaklarına esas giydirilmiş brüt ücret ve hizmet süresinin yeniden ortaya konulması gerektiğini belirterek müvekkilinin sorumluluğunun yeniden hesaplanması gerektiğini,
müvekkili şirketin davanın taraflarına tebliğ edilme tarihinde temerrüde düşürüldüğünü işletilen temerrüd faizinden müvekkili şirketin sorumlu olmadığı hususları dikkate alınarak davanın müvekkili yönünden tüm reddini talep etmiştir.
DELİLLER
-Hizmet alım sözleşmeleri, teknik şartnameler -Maaş bordroları -SGK hizmet döküm cetveli -Arabuluculuk tutanakları -Bilirkişi Raporu
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, sözleşmeye dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir. Mahkememizce deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi raporu dosya kapsamına uygun olmakla hükmün tesisinde esas alınmıştır. Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve bilirkişi raporunda belirtilen hesaplamalara göre;
Davacı ile davalı şirketler arasında farklı tarihlerde hizmet alım sözleşmeleri imzalandığı, iş bu sözleşmeler kapsamında, davalı şirketlerde işçi olarak çalışmakta olan dava dışı işçi ... adlı alt işveren işçinin evlilik sebebiyle istifa ederek işyerinden ayrıldığı, davacı tarafından bu nedenle üst işveren sıfatıyla kıdem tazminatı ödemesi yapıldığı, eldeki davanın tarafları arasında akdedilen sözleşme eklerinde yer alan idari şartname hükümleri ile Yerleşik Yargısal içtihatlar nazara alındığında (Yüksek Yargıtay 23. H.D 01.07.2020 Tarih ve 2017/732 Esas ve 2020/2372 Karar) işçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin;
yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerektiği kanaatine varılmakla, bilirkişi tarafından tanzim olunan raporda yer alan hesaplamalara ve davacı vekiline ait 22.02.2024 tarihli beyan dilekçesinde belirtilen dava değeri ve kuruşlandırma talepleri dikkate alınarak,
davalıların sözleşme dönem süreleri itibariyle davaya konu işçilik ödemesinden ve davalıların dava dışı işçiye ödenen bedelden kendi dönemleri ile sınırlı olmak üzere sorumlu oldukları belirlenmiş olmakla her bir davalının sorumlu oldukları tutar üzerinden davanın kabulüne karar vermek gerekmiş,
taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi nazara alındığında yapılan ödemelerin ödeme tarihinden itibaren işletilecek avans (tarafların sıfatı nazara alınarak) faizi ile tahsiline hükmedilmiş ve dava değeri ile hükmedilen tutar arasındaki cüzi fark nazara alındığında takdiren davalı taraf lehine yargılama giderlerinde oranlama yapılmaksızın ve vekalet ücretine hükmedilmeksizin aşağıdaki şekilde hükmün tesisi yoluna gidilmiştir.
Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/326, K. 2024/544, 13 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama