KÜNYE
T.C.
- Mercii
- Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 21 Ocak 2025
- T.C. Ankara Batı ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2024/480 Esas - 2025/92
Karar Metni
2.146 kelime·11 dk okuma·21 bölüm
Ankara Batı
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR
TÜRK MİLLETİ ADINA
ESAS NO
2024/480 Esas
KARAR NO : 2025/92
HAKİM
KATİP
DAVACI
VEKİLİ
DAVALI : 1-
VEKİLLERİ
DAVALI : 2-
VEKİLİ
DAVA
Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 25/04/2024
KARAR TARİHİ: 21/01/2025
K. YAZIM TARİHİ: 05/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Müvekkili şirketin ticari işlerinde kullanmak üzere, davalı üretici ... Şirketinin bayisi olan davalı ... A.Ş. Den 16.02.2021 tarihinde ... plakalı ... Model ... araç satın aldığını, alınan aracın motor arızası vermesi sebebiyle defalarca davalı ...
Otomotiv servisine bırakıldığını, serviste Enjeksiyon değişimi yapıldığında problemin çözüleceği bildirilerek, enjektör değişimi 06.01.2023, 01.02.2023, 27.02.2023, 15.11.2023 tarihlerinde defalarca yapılmasına rağmen aracın probleminin çözülmediğini, son olarak ... iş emir numarası ile aracın garanti süresi içinde 13.02.2024 tarihinde davalı firmaya teslim edildiğini ve halen de davalı firmada bulunduğunu, aracın km si gözetildiğinde ne denli az ve verimsiz kullanıldığının ortaya çıkacağını, aradan geçen onca güne ve mailleşmelere rağmen taleplerini karşılar herhangi bir dönüş olmadığını,
Ticaret Bakanlığının Satış Sonrası Hizmetler Hakkında Bilgilendirme Başlıklı bildirisi gereği azami tamir-tespit süresi aşıldığını, aracın en son 13.02.2024 tarihinde davalı firmaya teslim edildiğini ve halen davalıda bulunduğunu, TBK md 227 gereğince Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabileceğini, Davalı firmadan alınan sıfır aracın ayıplı olduğu tereddüte yer vermeyecek şekilde ortaya çıktığını, geçen süreçte bu durumun müvekkiline iş, prestij , nakliye ücreti kayıplarına neden olduğunu,
bu nedenle müvekkilinin noter ihtarnamesi ile bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarından; ücretsiz onarım isteme hakkını talep ettiğini, ancak olumlu bir sonuç alınamadığını, araç halihazırda çalışmadığından halen kullanılamadığını ve araçtan beklenen aktif faydanın sağlamadığını, aracın kullanılamamasından kaynaklı müvekkili tarafından karşılanmak zorunda kalınan nakliye masrafları mevcut olduğunu,
aracın ayıplı olması nedeniyle ücretsiz onarımı/motor değişimi talepleriyle birlikte uğranılan zararların tazminini de talep ettiklerini, ayrıca dosyaya ibraz edilen noterlik makbuzu uyarınca taraflarınca karşılanan 1.964,86 TL ihtarname masrafının da işlem tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ödenmesini talep ettiklerini beyan ederek, Satın alınan ... plakalı ...
Model ... aracın ayıplı olması nedeniyle ücretsiz onarımı/motor değişimi ve bu minvalde yaptıkları toplam 43.360,00TL nakliye masrafları ile 1.964,86 TL ihtarname masrafının işlem tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ...
Otomotiv vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın, dava dilekçesinde iddia ettiği ayıbı TTK m. 23'de öngörülen 8 günlük yasal ihbar süresi içerisinde müvekkili şirkete bildirilmediğinden davanın usulden reddi gerektiğini, dava konusu aracın 16.02.2021 yılında satın alındığını ve yaklaşık 2 yıl sonra 06.01.2023 yılında davacı asilin beyanları doğrultusunda enjektörlerin değiştirildiğini, dolayısıyla aracın 2 yıl boyunca sorunsuz olarak davacı asil tarafından kullanıldığını, kabul anlamına gelmemekle araçta bir sorun olsa dahi serviste yapılan müdahale ile sorunun çözüldüğünü,
davacının daha sonra tekrar servise başvurarak diğer enjektörlerin de değiştirilmesini talep ettiğini, müşteri talebi doğrultusunda diğer enjektörlerin de değiştirildiğini, dolayısıyla aracın alındığı tarihten sonra yaklaşık 3 yıl süre ile davacı tarafça kullanıldığını, ayrıca kabul anlamına gelmemek koşulu ile enjektörde bir sıkıntı olsa dahi bu normal süresinde ortya çıktığını, araç enjektörlerinde ortalama 1,5 -2,5 yıl arasında belki daha öncesinde kullanıma bağlı olarak sıkıntı çıkması olağan olmasından dolayı aracı ayıplı olarak nitelendirmenin mümkün olmadığını,
en son davacı tarafça aracın motorunda sıkıntı olmasından kaynaklı olarak aracın ücretsiz olarak tamiratının veyahut motor değişiminin yapılmasınının talep edildiğini, davacının beyanlarına istinaden motorda bir sıkıntı olup olmadığının tespiti için motor silindir kapağının açılması gerektiği davacıya bildirildiğinde ise davacının muvafakatı olmadığından talebin yerine getirilemediğini, yine davacı tarafın aracı kullanamaması nedeniyle 43.360 TL nakliye masrafı yaptığı iddiasını kabul etmediklerini, dava konusu aracın halen müvekkili otoparkında, çalışır ve yürür vaziyette bulunduğunu,
bu nedenle bu talebin açıkça hukuka aykırı olduğunu beyan ederek, haksız davanın öncelikle usulden aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle.
Dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını, aracın 16.02.2021 tarihinde satın alınmış olup, 16.02.2024 tarihinde garanti süresinin sonra erdiğini, davanın ise 25.04.2024 tarihinde açılmakla, kanunda öngörülen 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, her halükarda araç garanti süresi 3 yıl olmakla bu süre de dolduğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ayıp iddiasını kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkili şirket ...
A.Ş. ile Davacı ile arasında herhangi bir satım akdi bulunmadığını, ayrıca herhangi bir hizmet akdi de bulunmadığını, bu itibarla, imalatçı olan müvekkili firmanın müteselsil sorumluluğuna gidilemeyeceğinden, davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, dava konusu araçta üretimden kaynaklanan bir ayıp bulunmadığı gibi ayıp olarak nitelendirilebilecek maddi bir hasar ya da eksiklik de söz konusu olmadığını, dava konusu aracın davacı tarafça araca müdahale edilme ya da inceleme onayı da verilmeksizin servise terk edilmiş olup, hukuken bir teslim söz konusu olmadığını, davacının aracını kendi istemi ile kontrol ettirmediğini ve onartmadığını,
dolayısıyla araca müdahale edilmemesi nedeniyle doğacak tüm zararlardan davacının sorumlu olduğunu, davacı tarafın varlığını iddia ettiği maddi zararı ispat etmediğinden, maddi tazminatın koşullarının oluşmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Ticaret sicil kayıtları, ... plakalı araca ait tramer kayıtları, faturalar, servis kayıtları, noter ihtarları, 19/10/2024 tarihli bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı.
GEREKÇE
Dava, davalılardan satın alınan aracın ayıplı olması nedeniyle ücretsiz onarım/motor değişimi ve yapılan masrafların tazmini istemine ilişkindir.
Davacı taraf satın aldığı ticari aracın ayıplı çıkması nedeniyle aracı satın aldığı şirket ile ithalatçı şirketten TBK 227. Maddesi gereğince ayıpsız onarım ve nakliye masraflarını talep etmiştir.
Davalıların zamanaşımı itirazlarının ayıbın meydana geldiği tarih ve ihbarın yapıldığı tarih gözetilerek yerinde olmadığından ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.
Dava konusu araç üzerinde ayıp bulunup bulunmadığın tespiti teknik incelemeyi gerektirdiğinden uyuimazlığın çözümü bakımından dosyaya kazandırılan 19/10/2024 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır.
Toplanan deliller, kayıt ve belgeler, usul ve yasaya uygun olarak alınan denetlenebilir bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek; davaya konu ..., ... şasi numaralı, ... model, ... plakalı araçta yaklaşık 2 yıl gibi bir sürede ve henüz 16.136,6 km (keşif esnasında) bu sıklıkta başta enjektörler olmak üzere, yakıt enjeksiyon sistemi kaynaklı arıza vermesi garanti süresi dolsa bile, otomotiv teknolojisin eriştiği derece dikkate alındığında, teknik olarak kabul edilebilir sınırlar içerinde olduğunun değerlendirilemeyeceği, bu haliyle üretim ve/veya servis kaynaklı kusurların bulunduğu,
bu kusurların ayıp olarak değerlendirilebileceği, ayıbın basit bir muayene ile anlaşılmasının mümkün olmadığı ve kullanımla ortaya çıkması nedeniyle gizli ayıp hüviyetinde olduğu, yaşanılan olumsuzlukların kullanım kaynaklı olarak değerlendirilemeyeceği, araç motorunda ve özellikle yakıt enjeksiyon sisteminde oluşan arızaların, elbette iyi bir bakım-servis ve onarımla mümkün olabileceği, yakıt enjeksiyon sistemi ve diğer motor aksamından kaynaklanan arızaların giderilemediği takdirde motor değişiminin gündeme gelebileceği anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle söz konusu ayıbın gizli ayıp olduğu, davacının servis kayıtları incelendiğinde, ayıp ihbarının süresinde ve usulüne uygun olarak yapıldığı anlaşılmıştır. Yine bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere söz konusu ayıbın onarımla düzeltilebileceği anlaşıldığından davacının seçimlik haklarından talep ettiği ücretsiz onarım talebinin yerinde olduğu anlaşılmıştır.
Nakliye bedeli talebi yönünde ise; davacı aracın arızası nedeniyle nakliyeyle servise götürmek zorunda olduğunu beyan etmiş ve bir takım makbuzlar sunmuştur. İncelenmesinde; dava konusu araca ilişkin olduğuna, servise götürüldüğüne ilişkin bir ibare bulunmadığı ile sunulan belgelerin sonradan ve tek taraflı olarak düzenlenebileceği hususları gözetildiğinde aracın dava konusu ayıbı nedeniyle davacının nakliye bedeli nedeniyle zarara uğradığını ispat edemediği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Davalıların sorumluluğun değerlendirilmesi bakımından dava konusu aracın davalı ... Aş'den alındığına ve fatura edildiğine ilişkin bir ihtilaf bulunmadığından ve dava konusu aracın yetkili servisi olduğu da gözetilerek davalı ...in satıcı sıfatıyla sorumlu olduğu anlaşılmıştır.
Davalı ... AŞ'nin sorumluluğu yönünden ise; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 207 inci maddesine göre; Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Taşınır sözleşmesinde satıcının taşınırı teslim etmek ve mülkiyeti alıcının üzerine geçirmek gibi asıl borcu yanında satılan malı saklama ve gerektiğinde taşıma masraflarını ödeme borcu gibi tali nitelikte borçları da bulunmaktadır.
Anılan Kanunun “Ayıptan Sorumluluk”a ilişkin 219 uncu maddesinde: “ Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur .” hükmü yer almaktadır.
Ayıba karşı tekeffül borcu, satıcının mülkiyeti geçirme borcunun tamamlayıcısıdır. Satıcı, malın değerini veya yararını azaltan eksikliklerin bulunmadığını ayrıca garanti etmese bile, bu borç kanunen mevcuttur. Satıcı satış sözleşmesine konu taşınır malın niteliği ve kullanım amacı bakımından malın değerini ve kullanım amacını azaltan veya ortadan kaldıran mülkiyet hakkının sonucu olan tasarrufi işlemler yapmasını engelleyen bir eksikliğin bulunmamasını sağlama borcu altındadır. Satıcının bu borcunun söz konusu olabilmesi için satılanda bu çeşit eksikliklerin var olduğunu bilmesi gerekmediği gibi satılandaki bulunması gereken vasıfları ayrıca zikir ve vaad etmesine de gerek yoktur.
Ayıba karşı tekeffül borcuna ait 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 219 ila 226 ncı maddeleri arasında belirtilen koşullarının gerçekleşmesiyle, alıcı aynı Kanunun 227 ve devamı maddeleri kapsamında kendisine tanınan seçimlik haklarını satıcıya karşı kullanabilecektir.
Alıcı, satılan malın ayıbının bulunması halinde TBK’nun 227 nci maddesine göre satılanı redde hazır olduğunu beyanla sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme hakları mevcuttur. Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.
Satım sözleşmesinden dönme beyanı, bozucu yenilik doğuran bir hak niteliğinde olup, bir irade açıklaması olarak, satıcıya vardığı anda hükümlerini doğurur ve sözleşmeyi geçmişe etkili olarak ortadan kaldırır. Dönme üzerine sözleşmenin geçmişe etkili olarak ortadan kalkmasının doğal bir sonucu olarak, tarafların edimlerinin karşılıklı olarak aynı anda ifası gerekir.
6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 229 uncu maddesi 1. bendi gereği, satış sözleşmesinden dönen alıcı, satılanı, ondan elde ettiği yararları ile birlikte satıcıya geri vermekle yükümlüdür.
Ayıba karşı tekeffül borcuna ait 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 219 ila 226. maddeleri arasında belirtilen koşullarının gerçekleşmesiyle, alıcı aynı Kanunun 227 ve devamı maddeleri kapsamında kendisine tanınan seçimlik haklarını satıcıya karşı kullanabilecektir.
Alıcı, satılan malın ayıbının bulunması halinde TBK’nun 227. maddesine göre satılanı redde hazır olduğunu beyanla sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme hakları mevcuttur. Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.
Satım sözleşmesinden dönme beyanı, bozucu yenilik doğuran bir hak niteliğinde olup, bir irade açıklaması olarak, satıcıya vardığı anda hükümlerini doğurur ve sözleşmeyi geçmişe etkili olarak ortadan kaldırır. Dönme üzerine sözleşmenin geçmişe etkili olarak ortadan kalkmasının doğal bir sonucu olarak, tarafların edimlerinin karşılıklı olarak aynı anda ifası gerekir.
6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 229. maddesi 1. bendi gereği, satış sözleşmesinden dönen alıcı, satılanı, ondan elde ettiği yararları ile birlikte satıcıya geri vermekle yükümlüdür.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: Eldeki davada davacı, ayıp nedeniyle ücretsiz onarım talep etmiştir. TBK’ya göre ayıptan alıcıya karşı sadece satıcı sorumludur. Üretici firmanın ayıba karşı tekeffülden alıcıya karşı sorumluluğu bulunmamaktadır. Açıklanan yasal düzenlemede satıcının ayıptan sorumluluğu düzenlenmiş olup üreticinin sorumluluğuna yer verilmediğinden üretici firma olan davalı ... A.Ş. bakımından davanın taraf sıfatı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmiştir. (Yargıtay ... Hukuk Dairesi ... Esas,... Karar, Yargıtay ... Hukuk Dairesi ... Esas,... Karar sayılı ilamı)
Tüm bu açıklamalar ışığında davalı ... Aş yönünden tüm talepler yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... AŞ yönünden ücretsiz onarım talebinin kabulü, nakliye bedeli talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip Hakim · e-imza e-imza
Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/480, K. 2025/92, 21 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama