KÜNYE
T.C. Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 27 Şubat 2020
- Esas no
- 2019/350 Esas
- Karar no
- 2020/181
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 09/07/2019
Karar Metni
1.000 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili Mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; davalıya, müvekkil banka ile arasında tanzim ve imza olunan Çek Hesabı Açılış Sözleşmesi'ne istinaden ... numaralı hesap üzerinden çek defteri tahsis edildiğini, davalının söz konusu çek defterinden doğan borcunu ödemeyerek, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi nedeniyle hesabı kat edilerek ... tarihli ihlarname gönderildiğini, süresinde borcun ödenmemesi üzerine davalı hakkında Antalya ...
İcra Müdürlüğünün ...
E. sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, davalıya ödeme emrinin tebliğ edildiğini ve davalının ... havale tarihli dilekçesi ile takibe, borca, faize ve ferilerine itiraz ettiğini davalının kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiğini beyan ederek, davalının (Borçlunun) haksız ve yersiz olarak yaptığı itirazının iptaline ve takibin devamına, davalınm (borçlunun) %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine yapılan mahkeme masrafları ile ücreti vekaletin karşı tarafa yüklenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, ...icra müdürlüğünün ...
E sayılı dosyasından gönderilen ilamsız ödeme emrine, .. tarihinde itirazda bulunmaları üzerine takibin durduğunu, ancak davanın açılması gereken 1 yıllık yasal sürede davanın açılmadığını, bu sebeple davanın da takip gibi zamanaşımına uğradığını, süresinde açılmayan davaya ilşkin zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, davanın reddini talep etiklerini, takip dayanağı bonolara ilişkin alacaklı olduğunu iddia eden tarafa karşı herhangibir nedene dayalı olarak bir borçlarının olmadığını ve bonoların zamanaşımına uğradığını, itirazın iptali ve takibin devamı talebinden ibaret davanın reddini,
davacı yanın asıl alacağın %20'den aşağı olmamak üzere talep ettiği icra inkar tazminatı talebinin reddini, davacının temerrüt koşulları oluşmadığı dikkate alınarak takip öncesi faiz talebinin reddini, davacının haksız ve kötü niyetli olarak ilamsız icra takibine girişmesi sebebi ile icra takip tutarının % 20 sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemeleri de 5235 sayılı Kanunun üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5 inci maddesinin 1 numaralı bendi uyarınca bu mahkemeler, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.
Bir davanın ticari nitelikte olup olmadığı, bir diğer ifade ile asliye ticaret mahkemesinde görülüp görülmeyeceğinin belirlenmesi işi de Türk Ticaret Kanununun 4 üncü madde-sinde gösterilen ilkelere göre yapılmalıdır. Öğretide de benimsenen görüşe göre ticari davalar mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrılmaktadır.
Türk Ticaret Kanununun 4 üncü maddesinin 1 inci bendinin (a) alt bendi uyarınca bu Kanunda düzenlenen hukuk davaları mutlak ticari davalardır. Nispi ticari davalar ise konusu ne olursa olsun, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davalarıdır (TTK.m.4/1).
Kanuni düzenleme uyarınca sadece mutlak ya da nispi ticari davalar asliye ticaret mahkemesinde görülürken, bunlar dışında kalan davalar (istisnalar saklı kalmak kaydıyla) asliye hukuk mahkemelerinde görülmelidir.
Hemen belirtmek gerekir ki itirazın iptali davaları takip hukuku kaynaklı, icra takibine sıkı sıkıya bağlı ve alacağın varlığını maddi hukuk kuralları çerçevesinde belirlemeye yarayan kendine özgü davalardır. Dava ile takip arasındaki bu sıkı ilişki nedeniyle dava konusu, ancak takip talepnamesinde yazılı alacak dayanağı, tutar ve benzeri talepler olabilir ve kural olarak ispat vasıtaları da bu çerçevede değerlendirilir.
Somut olayda; davacı yanca davalı aleyhine Antalya ... İcra Dairesinin ... E. sayılı takip dosyası üzerinden ... tarihinde ... vade tarihli ... TL ve ... TL bedelli iki adet bono dayanak kılınarak genel haciz yolu ile ilamsız icra takibinin başlatıldığı anlaşılmıştır.
Ödeme emrinin tebliği üzerine davalı borçlu vekili tarafından icra dosyasına sunulan dilekçe ile özetle; müvekkilinin borcu olmadığı, takibe dayanak bonoların zamanaşımına uğradığı, takip talebindeki alacaklı ismiyle bonolardaki alacaklı isminin de uyuşmadığı belirtilerek borca itiraz edilmiştir.
Mahkememizce davalının tacir olup olmadığına ilişkin yapılan araştırma için yazılan müzekkereye verilen cevaplarda özetle; davalının, Ticaret Sicil Müdürlüğünde ve Esnaf odasında kaydının bulunmadığı, vergi dairesinde de şahsi gelir getirici vergi kaydının bulunmadığı belirtilmiştir.
İddia ve savunma içerikleri ile özellikle bononun zamanaşımına uğradığının sabit olmasına ve tarafların benimsemesine göre takip konusu alacağın bonoya dayanmayıp, satım sözleşmesine dayandığı tartışmasızdır.
Zamanaşımına uğramış bononun medeni usul hukuku anlamında yazılı delil başlangıcı olduğunda tartışma bulunmamaktadır.
Dosya kapsamına göre davacı bonoya bir kambiyo senedi olarak değil bir ispat vasıtası olarak dayanmakta, davalı da bu çerçevede malın teslim edilmediği savunmasında bulunmaktadır. Bu durumda somut olay bakımından zamanaşımına uğramış bono ile ilgili Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin tartışılması ve değerlendirilmesi gerekmemektedir. Kaldı ki dava, Türk Ticaret Kanununun 778 inci maddesi atfıyla bonolar için de uygulanan ve poliçelerde sebepsiz zenginleşmeyi düzenleyen 732 nci maddesine dayalı bir istemi de içermemektedir.
Bu haliyle somut uyuşmazlık satım sözleşmesinde karşılıklı edimlerin ifa edilip edilmemesi noktasında toplandığından, uyuşmazlığın çözümünde mahkeme kambiyo senetlerine ilişkin kuralları tartışmayacak, zamanaşımına uğradığı için bono vasfını kaybetmiş belgeyi taraflar arasındaki satım sözleşmesinin delili olarak değerlendirerek bir sonuca varacaktır.
Bu belirlemeye göre uyuşmazlığın münhasıran bonoya dayanmadığı ve davanın da mutlak ticari dava sayılamayacağı sonucuna varılmaktadır.
Dosyaya yansıyan bilgiler ve özellikle tarafların açıklamaları kapsamında davalının tacir olmadığı ve Türk Ticaret Kanununun 12 nci maddesinde ifadesini bulan tanıma göre bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işletmediği anlaşıldığından, uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olmadığı, bu haliyle davanın nispi ticari dava olarak da kabul edilemeyeceği anlaşılmaktadır.
Varılan sonuçlar bir arada değerlendirildiğinde işin ticari nitelikte olmadığı, davanın da mutlak ya da nispi ticari dava sayılamayacağı anlaşıldığından görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğu (Aynı yöndeki içtihat için bknz Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09/11/2016 tarih 2014/19-1241 E., 2016/1033 K. Sayılı kararı) anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğine dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... · ¸e-imzalıdır Hakim ... · ¸e-imzalıdır
Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/350, K. 2020/181, 27 Şubat 2020 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama