KÜNYE
T.C. Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 1 Temmuz 2020
- Esas no
- 2019/469 Esas
- Karar no
- 2020/285
- Dava
- İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 12/09/2019
Karar Metni
928 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil banka ...
Şubesi ile ... ... arasında ... tarihinde Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi imzalandığı, sözleşmeye dava dışı ... ve davalı ...’ün müteselsil kefaletlerinin alındığı, sözleşme gereğince krediler açılarak kullandırıldığını, ancak kredilerin normal seyrini kaybetmesi ve borçluların bankanın alacaklarının ödenmesini tehlikeye düşürecek miktarda hacze veya icra takibine maruz kalması üzerine kredinin ... tarihinde kat edilerek Beyoğlu ...
Noterliğinin ... tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile borçlulara ihtar edildiğini, ihtara rağmen ödeme olmaması üzerine Antalya ... İcra Müdürlüğü’nün ...sayılı dosyası ile borçlulara ilamsız takip başlatıldığını, davalının takibe itiraz ederek durduğunu, haksız itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatına hükmedilmesini arz ve talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin eski eşi ... ile ...hinde boşanma protokolü imzaladığını, protokolde ... borçlarından sorumlu olmayacağının kararlaştırıldığını, yine protokol ile hisselerini eski eşine devrettiğini, kefalet sözleşmesinde eş rızası bulunmadığını, asıl borçlu şirketin borcu ... TL olmasına karşın müvekkilin sorumluluğunun ...
TL olduğunu ve bu durumun hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin bu sözleşme haricinde ticari kart sözleşmesi, esnek kredi sözleşmesi ve diğer ticari kredi sözleşmelerinde imzasının bulunmadığını, müvekkilinin boşandıktan sonra bankaya bu sözleşme gereğince kullanılacak sonraki kredilerden sorumlu olmayacağının bildirildiğini, icra takibinde uygulanan faizin hukuka aykırı olduğunu, haksız ve kötü niyetli açılan davanın reddine ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini arz ve talep etmiştir.
08.12.2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle.
Davalının asıl borçlu ... eski eşi ... ile birlikte ortak olduğu, ... tarihinde diğer kefil ...’dan boşandığı ve ... tarihinde %1’lik şirket hissesini eski eşine devrettiği, boşanma ve hisse devrinden sonra bankayı bilgilendirdiğine dair iddiası olmakla birlikte dosya içeriğinde bu hususta belge bulunmadığı, böyle bir bilgilendirme varsa bile yazılı olmadıkça geçerli kefalet sözleşmesine etki etmeyeceği, ... tarihli Genel Kredi Sözleşmesindeki kefaletinin geçerli olduğu ve kefalet limiti dahilinde ...
TL’ye kadar sorumlu olduğu, Ancak, boşanmadan sonra ... ve ... tarihlerinde davacı banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında iki adet daha Genel Kredi Sözleşmesi alındığı, bu son iki sözleşmeye yalnızca dava dışı kefil ...’nın imzasının alındığı, davalı kefilin imzasının alınmadığı, bu durumda boşanmadan sonra banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında tek kefil ile yeni bir kredi ilişkisi kurulduğu, bu konuda çok sayıda emsal Yargıtay kararlarının bulunduğu, Dosyaya tevdi edilmiş bir Ticari Kredi Kartı Sözleşmesi bulunmadığı,
ancak Genel Kredi Sözleşmesi hükümlerine istinaden ticari kart tahsisi yapılarak kullandırılabileceği, Taksitli krediler 2017 yılında açılmasına rağmen davacı bankanın yalnızca bir adet taksitli kredi için davalıya yönelik icra takibi başlattığı, bu konuda banka takibinin ve iddiasının çelişkili olduğu, Kredi kartları ve kredili mevduat hesabının ilk açılış tarihleri mevcut hesap özetleri ile tespit edilemediği, bu kredilerin 2013 yılından bu yana geldiğinin kanıtlı olmadığı,
kredilerin bu kadar geçen zaman içinde kapatılıp yeniden açılmış olabileceği veya limit artırımı ile yeni bir kredi ilişkisinin başlatılmış olabileceği, Hususları dikkate alındığında, davalının 2013 yılında kefalet imzasını taşıyan sözleşmeden sonra iki yeni sözleşme alınması, davalının kefaletinin geçerliliğini etkilememekle birlikte, bu konudaki emsal Yargıtay kararları dikkate alındığında, Davalının, davacı bankaya karşı dava konusu kredilerle ilgili sorumluluğu bulunmadığı, kanaat ve sonucuna varılmaktadır.
Sayın Mahkemece aksi kanaat bulunması halinde, dosyaya kredili mevduat hesabı kredisi ile iki adet kredi kartının ilk açılıştan itibaren hesap özetlerinin sunulması halinde yeniden araştırma yapılabileceğini, beyan etmiştir.
27.02.2020 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; ... takip tarihi itibariyle toplam banka alacağı aşağıdaki gibidir. Taksitli ticari kredi Ticari kredi kartları ile kredili mevduat hesabı Asıl alacak ... ... İşlemiş faizi ... ... Gider vergisi ... ... Masraf Takip tarihi itibariyle toplam alacak ... ... GENEL TOPLAM ...
Bankanın talebi ile karşılaştırdığımızda; Bankanın talebi Hesaplanan TTK KK ve KMH TTK KK ve KMH Asıl alacak ... ... ... ... İşlemiş faizi ... ... ... ... Gider vergisi ... ......... Masraf Toplam alacak ... ... ... ...
Kök raporumuzdaki görüşlerimizin aynen devam ettiğini, beyan etmiştir. Değerlendirme ve Gerekçe; Eldeki dava genel kredi sözleşmesine dayalı yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. Davacı vekili davalının bu sözleşmeye kefil olarak imza attığını bu sebeple borçtan sorumlu olduğunu öne sürmüş davalı ise kendisinin eşinden boşandıktan sonra herhangi bir sözleşmeye kefil olmadığını bu sebeple borçtan sorumlu olmadığını iddia etmiştir.
Kredi sözleşmesi ve ekleri getirtilmiş ve hesaplama yapılmak üzere bilirkişiye tevdi edilmiş asıl ve ek raporlar alınmıştır. Bilindiği üzere genel kredi sözleşmesi bir çerçeve sözleşme olup belirlenen limit dahilinde farklı zamanlarda farklı kredi sözleşmeleri akdedilerek kredi kullandırılır. Bu genel kredi sözleşmesine kefil olan kişi de belirlenen kefalet limit dahilinde bu genel kredi sözleşmesi çerçevesinde kullandırılan kredi borçlarından sorumlu olur.
Kefilin şirket ortaklığından ayrılması veya başkaca bir olay kefil olduğu genel kredi sözleşmesi ayakta kaldığı müddetçe bu çerçevede kullandırılan kredilerden sorumluluğunu kaldırmaz. Ancak yeni kullandırılan krediler kefilin kefillikten ayrıldığı tarihten sonraki bir zamana denk geliyorsa kefilin bu yeni sözleşmelerden sorumlu tutulması düşünülemez. Zira bu durum ömür boyu kefalet gibi bir duruma neden olur ki bunun da kişi hak ve hürriyetlerine aykırı olduğu açıktır.
Bu kapsamda somut olay incelendiğinde davalının asıl borçlu olan şirket yetkilisi ve ortağı eşinden boşandıktan sonra kefaleten sorumlu olmayacağını bankaya bildirdiği, davaya konu kredilerin ise bu bildirimden daha sonra 2017 yılında kullandırıldığı anlaşılmakla davalının bu sözleşmelerden kefaleten bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Bu sebeple yerinde görülmeyen davanın reddi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... · ¸ Hakim ... · ¸
Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/469, K. 2020/285, 1 Temmuz 2020 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama