KÜNYE
T.C. Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 27 Ekim 2020
- Esas no
- 2019/308 Esas
- Karar no
- 2020/537
- Dava
- İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 20/06/2019
Karar Metni
970 kelime·5 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle. Davalı borçlu aleyhine, müvekkil banka ile imzaladığı Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını, kullanılan kredilerden doğan borç sebebiyle Antalya ...
İcra Müdürlüğü’ne ... sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, işbu icra takibinin davalının icra takibine itirazı neticesinde takibin durduğunu, davalının itirazlarının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, borçluya müvekkil banka tarafından ... yevmiye nolu ihtarnamenin keşide edildiğini, borçlunun ihtarnameye ilişkin hiçbir itirazının olmadığını, davalı aleyhine yapılan icra takibi, asıl borç, işlemiş faiz ve oranı, masraflar yönünden yasal mevzuata, davalının imzaladığı bankacılık hizmet sözleşmesine uygun olduğunu, borçlunun itirazı ile hiçbir belge ve kayıt sunmadığını,
arabulucuğa yapılan başvuru üzerine uyuşmazlığın giderilmediğini belirterek Antalya ... İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, davalının icra dosyalarına yaptığı mevcut itiraz ettiği alacak miktarı üzerinden asgari faizde %20 oranında icra inkar tazminatı ile birlikte ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmış olup davalı vekili mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle.
Müvekkilinin ... tarihli genel kredi sözleşmesine kefil sıfatıyla imzaladığını, işbu kredilerin geri ödemesinin yapıldığını, kredi kullanan ... ile davacı banka arasında daha sonraki tarihlerde akdedilen takip dayanağı genel kredi sözleşmelerinin altında müvekkilinin kefil sıfatıyla imzasının yer almadığını, çekilen bu kredilerden müvekkilinin haberinin dahi olmadığını, müvekkilinin kefil olarak imzalamadığı sonraki tarihlere ait genel kredi sözleşmelerinden doğan borçtan sorumlu tutulabileceğinin mümkün olmadığını, kefilin sadece kendi temerrüdünün hukuki sonuçları ve kefalet limiti ile sorumlu olduğunu,
kefilin müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini, kefalet sözleşmesinde kendi el yazısı ile belirtmesinin şart olduğunu, müvekkilinin kefil sıfatıyla imza altına aldığı ... tarihli genel kredi sözleşmesinde bu şekil şartın yerine getirilmediğini, bu açıdan müvekkilinin kefaletinin müteselsilen değil adi kefalet olduğunu, adi kefalette öncelikle kredi kullanan asıl borçlunun sorumluluğuna gidilmesi gerektiğini, takibin semeresiz kalması halinde adi kefilin üzerine gidileceğini,
bu açıdan müvekkilinin henüz sorumluluğunun doğmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
Davacı vekili tarafından genel kredi sözleşmesi, ihtarname, ihtarnamenin tebliğ mazbataları delil olarak sunulmuş, mahkememizce icra dosyası getirtilmiş, bilirkişi incelemesi yaptırılarak tüm deliller toplanmıştır.
Dava, genel kredi sözleşmesine dayalı alacağın tahsiline yönelik başlatılan icra takibinde davalı tarafça yapılmış itirazın iptali istemine ilişkindir.
Antalya ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı tarafça aralarında davalının da bulunduğu birden fazla kişi aleyhine ferileriyle birlikte toplam ... TL nakit alacağın tahsiline yönelik örnek no: 7 olan ödeme emri ile takibe girişildiği, ödeme emrinin davalı borçluya tebliğ edildiği, davalının süresi içerisinde borca itiraz ettiği, takibin durdurulduğu eldeki davanın süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce dosya bankacı bilirkişiye tevdi edilmiş, alınan ... tarihli raporda özetle; davacı banka ile dava dışı ... arasında dava dosyasının sureti ibraz edilen ... tarihli ...-TL limitli genel kredi sözleşmesi ve dosya ibraz edilmemekle birlikte varlığı takip tarihinde ... tarihli ...-TL limitli olarak beyan edilen iki ayrı genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalının ... tarihli sözleşmeye aynı limitle müteselsil kefil sıfatıyla imza attığı, kefaletin geçerli olduğu, diğer ... tarihli sözleşmede ise ihtarnamede muhatap gösterilen ve takipte de dava dışı borçlu olarak yer alan ...'in müteselsil kefil bulunduğu,
dava ve takip konusu yapılan kredi işlemlerinin ... tarihli ikinci sözleşmeyi takiben açılan ve kullandırılan kredi işlemleri olduğu, emsal Yargıtay kararlarına göre çerçeve niteliğindeki kredi sözleşmelerine dayalı olarak kredi kullandırımında sözleşme tarihini takiben ikinci bir veya daha fazla kredi sözleşmesi düzenlendiği tarihe kadar açılan ve devam eden kredilerden limit ve temerrütleri dahilinde müteselsil kefillerin sorumlu olacağı, kefaletin sonsuza kadar devam edemeyeceği,
somut olayda davalının kredinin tarafları arasında düzenlenen ... tarihli genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil olarak imzasının bulunması kaydıyla takip konusu borçtan sorumlu tutulabileceği hususlarının mütalaa edildiği görülmüştür.
Rapordan sonra mahkememizce davacı bankadan ... tarihli sözleşmenin aslı getirtilmiş, yapılan incelemede davacının müteselsil kefil sıfatıyla veya başka bir sıfatla sorumluluğunu doğurabilecek herhangi bir imzasına rastlanmamıştır.
Sonuç itibariyle alınan bilirkişi raporundan takip konusu kredi borçlarının davacının müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı ... tarihli sözleşmeden sonra asıl borçlu ile davacı banka arasında düzenlenen ... tarihli ikinci sözleşme sebebiyle kullandırılan kredilerden kaynaklandığı, davacının bu sözleşmede müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunmadığı,
asıl borçlu ile davacı banka arasında düzenlenen ilk sözleşmede davalının müteselsil kefil sıfatıyla imzası olsa da kefaletin sonsuza kadar devam edeceğinin düşünülemeyeceği, davacı banka tarafından asıl kredi borçlusuna daha sonrasında yeni kredilerin kullandırıldığı ve bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere banka ile müşterisi arasında yeni bir kredi ilişkisinin oluştuğu, bu ilişkinin önceki kefalet ve sözleşmelere dayanmadığı,
davalının kefalet imzasından dolayı takip konusu borçtan sorumlu tutulamayacağı anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş, davalının imzası olmayan sözleşmeye dayanılarak kullandırılan krediden kaynaklı borç için davalıya takip başlatan davacı, bu davranışı ile kötü niyetli bulunduğundan davalının da talebi dikkate alınarak İİK 67/2 maddesi uyarınca davalı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... · (e-imzalıdır) Hakim ... · (e-imzalıdır)
Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/308, K. 2020/537, 27 Ekim 2020 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama