KÜNYE
T.C. Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 26 Şubat 2020
- Dosya no
- 2019/445
- Karar no
- 2020/176
- Dava
- İTİRAZIN İPTALİ (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 02/09/2019
Karar Metni
995 kelime·5 dk okuma·4 bölüm
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında görülen İTİRAZIN İPTALİ davasının mahkememizde yapılan yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Müvekkilinin, çiftçilik ile uğraşmakta olup serasında yetiştirmek üzere davalılardan ...'nın ürettiği ve diğer davalı ... tarafından satışı yapılan ...(...) domates fidesinden 11.000 adet satın aldığını ancak fidelerin seraya dikilmesinden sonra kataloglarda göründüğü gibi çıkmadığını, taahhüt edildiği şekilde ürün vermediğini, böylece maddi kayba uğradığını, zararını Antalya ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin .../...
D.iş sayılı dosyası üzerinden tespit ettirdiklerini, ilgili dosyaya verilen bilirkişi raporuna göre müvekkilinin zararının ...-TL olduğunu, yapılan görüşmelere rağmen zararın karşılanmaması üzerine zararın tazmini için Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../...
E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine itiraz dilmesi üzerine takibin durduğunu, dava açılmadan önce arabuluculuk yoluna başvurulmuş ise de anlaşmaya varılamadığını, bu nedenle davalı borçluların icra takibine itirazlarının iptali ile takibin devamına ve davalı/borçluların itirazı haksız olduğundan %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevabında; huzurdaki davaya bakmak görevinin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, ticaret mahkemelerinin görevsiz olduğunu, Yargıtay 20.HD.nin 10/12/2015 tarih ve 2015/5893 E. 2015/12438 K.sayılı kararının da bu yönde olduğunu, davada husumet ehliyetlerinin bulunmadığını, davacı ile aralarında alım satım ilişkisi bulunmadığını, Tohumculuk Kanununun 11/2.maddesine göre, ayıp durumunda açılacak tazminat davasının, zarara uğrayanın zarara uğradığını tespit etmesinden itibaren altı ay içinde, her hâlde zararın meydana gelmesinden itibaren iki yıl içinde açılabileceğini,
davanın 6 aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, Yargıtay kararları uyarınca Tohumculuk Kanunu'ndan doğan uyuşmazlıklarda rücu davalarının da 6 aylık hak düşürücü süreye tabi olduğunu, davacının fidelerde bir ayıp olduğunu en geç Kasım-2018 tarihinde tespit edebilicek durumda olduğunu, zira bu fidelerin dikim aralığının 5-15 Ağustos, meyvelerin verildiği tarihin en geç 75 gün sonra olduğu dikkate alındığında ilk meyvenin verildiği ...'den sonra zararın öğrenilmiş olacağını, Yargıtay 19. HD.nin 22.1.2014 tarih ve 2013/15729 E. 2014/1726 K. sayılı içtihadının da bu yönde olduğunu,
müvekkili dava konusu tohum çeşidinin müvekkili şirkete ait olup olmadığına ilişkin hiçbir delil, inceleme ve laboratuvar analizi bulunmadığını, ayıplı olduğu iddia edilen tohumların gerçekten de müvekkili şirkete ait domates tohumları olduğu bile tespit edilmemişken, davacının huzurdaki tazminat talebinin dinlenilmesinin hukuken mümkün olmadığını, Yargıtay 19. HD.nin 04/11.2015 tarih ve 2015/994 E. 2015/14031 K. Sayılı içtihadının da bu yönde olduğunu, tohumların yasal mevzuata uygun olduğunu ve ithaline izin verildiğini,
bin an için tohumların kendilerine ait olduğu kabul edilse bile çevresel faktörler ve bakım yetersizliğinin de zarara neden olabileceğini, bilirkişi raporunda bu hususların irdelenmediğini, hiç bir somut veri olmadığını, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesinin de koşulları bulunmadığını belirterek, olayda kusurları bulunmadığından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevabında; Müvekkilinin domates tohumlarının satışını yapan bir firma olduğunu, yokluklarında tespit yaptırılarak bilirkişi raporu alındığını, rapora karşı yaptıkları itirazları tekrarladıklarını, bilirkişi raporunun hiç bir bilimsel veriye, karşılaştırmalı analize, labaratuvar incelemesine dayanmadığını, bu konuda fidelerin tesliminden sonra üretim sırasında bir hata olup olmadığının irdelenmediğini, labaratuvarda örneklerin karşılaştırmalı analizlerinin yaptırılmadığı, zararın üreticinin hatalarından mı yoksa tohumun kendisinden mi kaynaklandığının belli olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME
Dava; çiftçilikle uğraşan davacının, davalı ... şirketinden aldığı domates fidelerinin ayıplı olması nedeniyle uğradığı zararın, sorumlu olduğunu ileri sürdüğü, tohum ithalatçısı diğer davalı ... şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsili istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 1/1. maddesi uyarınca mahkemelerin görevi kanunla düzenlenir ve göreve ilişkin kurallar kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması zorunludur.
Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunundan doğan hukuk davalar ticari dava sayılmıştır. Aynı yasanın 5.maddesi ise nispi ticari davaları açıklamaktadır.
Somut olayda; Davalı ... şirketinin fide üreticisi olduğu, piyasadan temin ettiği tohumları fide haline getirerek ilgilisine teslim ettiği anlaşılmaktadır. Davalı ... şirketi ise fide tohumlarını ithal eden şirkettir.
Davacı, ... şirketinin ithal ettiği tohumlarını kullanarak domates fidesi yetiştiren ... şirketinin, kendisine verdiği domates fidelerinin ayıplı olması nedeniyle yeteri kadar verim alamadığını ve uğradığı zarardan bu şirketlerin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını ileri sürmektedir.
Benzer bir olayda Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesinin .../... E. .../... K. sayılı dosyasının davacısı olan ... ... isimli çiftçiye, 2012 yılında talebi üzerine davalı ...nin ithal ettiği, diğer davalı ...nin pazarladığı ... çeşidi domates tohumundan fide yetiştirerek teslim ettiği, daha sonra dava dışı ...'nin ... tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesinde bu fidelerin ... zararlısına dayanıklı olmadığından zarar gördüğünü iddia ederek dava açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda ... tarihinde davanın kabulüne, davalılar ... ile ... müştereken ve müteselsilen ...-TL tazminata mahkum etmiştir. Hüküm, Yargıtay ... HD.nin ... tarih ve .../... E. .../... K. Sayılı ilamı ile onanmıştır.
Uyuşmazlık TTK.nun 4 ve 5.maddeleri kapsamında değerlendirilebilecek ticari bir dava değildir. Taraflar arasında bir ticari ilişki bulunmamaktadır. Davacı taraf ... ... kayıtlı bir çiftçidir. UYAP ekranında yapılan araştırmada da Ticaret Sicil kaydına rastlanmamıştır.
Vergi Dairesinden gelen ... tarihli cevabi yazıda davacının tacir olmadığı, bir şirkete ortaklık kaydı ve yöneticiliğinin bulunmadığı, sadece potansiyel vergi kaydının bulunduğu, yani vergiden muaf, kendi emeği ile geçinen biri olduğu anaşılmaktadır. Davalıların tacir olması davayı sırf bu nedenle ticari dava yapmamaktadır. Yukarıda bahsedilen dava dosyasında Yargıtay ...HD.kamu düzeninden olan görev ilişkisi noktasından bir bozma yapmamıştır.
Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde belirttiği üzere Yargıtay 19. HD.nin 04/11.2015 tarih ve 2015/994 E. 2015/14031 K. Sayılı içtihadı da bu yöndedir. Bu nedenle davaya bakmak görevi Asliye Hukuk Mahkemelerine ait olduğundan görevsizlik kararı vermek gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
KATİP ... · (e-imzalıdır) HAKİM ... · (e-imzalıdır)
Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/445, K. 2020/176, 26 Şubat 2020 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama