KÜNYE
T.C. Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 18 Şubat 2021
- Esas no
- 2021/107 Esas
- Karar no
- 2021/146
- Dava
- Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 07/12/2020
Karar Metni
2.423 kelime·12 dk okuma·5 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalıların, ... tarihinde ...
Limited Şirketi isimli şirketi kurduklarını, ... tarihinde şirket genel kurulunda bir karar alınarak davalı ... şirketin kurucu temsilci müdürü olarak atandığını ve ''kurum açma kapatma, devir ve benzeri işlemleri yürütme'' konusunda da yetkilendirildiğini, davalı .... şirketin sorumlu müdürü olarak atandıktan sonra diğer davalı ortak olan eşi ... ile birlikte fiili olarak şirketin, .... ... ... adresinde,.... .... 'nu işletmeye başladığını, davalı ... ve diğer davalı ortak eşi ... kendi aralarında aldıkları harici bir kararla, anılan okulda Milli Eğitim Bakanlığı'na karşı sorumlu müdür olarak,
...'nu görevlendirildiğini, ... son iki yıldır ve hali hazırda anılan okulda müdürlük görevini yürüttüğünü, şirketin işlettiği .... ... öğrenci ile devraldığını, yıllar içinde öğrenci sayısı artarak ... -... eğitim öğretim yılında bu sayı 110 'u bulduğunu, davacının Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı ... ... ve eşinin de .... olduğunu, işleri sebebiyle tayin gören davacının ... dışında olduğundan, anılan okul ile ilgili işlemler konusunda davalı şirket müdürüne ve diğer dacalı kurucu ortak ...'a güvendiğini ve şirketi denetleme ihtiyacı duymadığını,
fakat şirket müdürünün TTK ilgili hükümleri gereği şirketin yıllık genel kurulu yapma görevini yerine getirmemesi ve hesaplar konusunda davacı oyalayan bir tutum sergilemesi sonucunda davacının şirketin hesapları, gelir gider tabloları vs işlemleri incelenmesini istediğini, davalı şirketin, düzenli geliri olmasına rağmen yüklü bir SGK ve vergi borcu olduğunu, davacının şirketin %50 pay sahibi olmasına rağmen kuruluş tarihinden itibaren şirketten en ufak bir kar payı almadığı gibi, okulun demirbaş, kira vs giderleri için ödediği ...
TL lik kredi borcunu ödemeye devam ettiğini, aynı zamanda davacının, şirketin borçlu olduğu bir senede kefil olması sonucu ödenmeyen ... lik bakiye borç için açılan icra takibi sonucu maaş hesabına haciz konulmasıyla da ayrıca mağdur edildiğini, davalı şirket müdürü ve eşi olan diğer davalı ortak ...'ın mal varlıklarında olağan dışı bir artış olduğunu, davacının şirketten ... TL, .... TL ve ....
Euro karşılığı TL şahsi alacağı olduğunu, şirket müdürü ... ile diğer ortak ... şahsi ödemelerinin (ev kirası, şahsi kredi kartı borçları , fatura vs) şirket hesaplarından yapıldığını ve hatta şirkete yapılması gereken bazı ödemelerin yine müdür .... ve ortak ... 'ın hesaplarına yapıldığı,
.... tarihinde davalıların katıldığı bir toplantıda alınan bir kararla davalı şirket müdürü ... 'nun hisselerini annesi ...'na devrettiğini ve .... tarihli bir kararla da bu hisseleri tekrar kendi üzerine aldığını bu devirlerden davacının haberinin dahi olmamasına rağmen karar defterinde davacının imzasının atıldığını, ... tarihinden ... tarihine kadar şirket müdürü olarak sicile kaydedilen ... da müdür olarak görev yaptığı süre içerisindeki zararlardan sorumlu olduğunu, Milli Eğitim'e bildirilen öğrenci kayıtları ile .... ...'ye bildirilen öğrenci kayıtlarının farklı olduğunu,
davalı şirkete noter vasıtasıyla gönderdiğimiz ... tarihli ihtarla şirketin kuruluşundan itibaren genel kurul toplantısının yapılmaması, şirkete ait defterler ve yıllık bilançolar vs konularda müvekkilimizin bilgilendirilmemesi sebebiyle mutad gündem maddelerinin yanında sair hususlarda genel kurul yapılmasını talep edilmesine rağmen, noter vasıtasıyla gönderilen ... tarihli cevapta; şirket karar defterinin savcılıkta bulunması sebebiyle genel kurul yapılamayacağı bildirildiğini, davacının %50 ortağı olduğu şirketin düzenli gelirinin olmasına rağmen yüklü miktarda kamu ve özel borcunun olması,
şirketin kurulduğu tarihten itibaren hiç genel kurul yapmaması, şirkete ait tutulması gereken defterlerin düzenli tutulmaması ve bu sebeple gelir gider konusunda davacının bilgisinin olmaması, davalı şirket müdürünün huzur hakkı ve davalı kurucu ortak ... ödenecek maaş hakkında herhangi bir karar alınmamasına rağmen bu kişilere yüksek miktarlarda ödemelerin yapılması, şirketin zarar etmesi söz konusu ise TTK uyarınca iflas istenmesi gerekmesine rağmen bu yönde bir girişimin de olmaması, sadece bu sebeple bile TTK 'nın şirket müdürü ve kurucu ortak tarafından ihlal edildiği,
şirketin biriken borçlarına rağmen müdür ... ile eşi olan diğer ortak ... mal varlıklarında ciddi bir artışın olması ile davacının katılmadığı bir toplantıda davacının imzası atılarak pay devri yapılması ve bunun sonucunda davacının savcılığa şikayette bulunması nedeni ile sorumluluk şartlarının oluştuğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik ...
TL'nin, davalılardan zararın ortaya çıkma tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile birlikte alınarak ... ... Limited Şirketi'ne ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça bu dava açılırken Arabuluculuk görüşmelerine yalnızca müvekkillerden ... adına başvuruda bulunulduğun ve görüşmeler gerçekleştirildiğini, diğer davalılar için zorunlu arabuluculuk başvurusu gerçekleştirilmediğini, davacı işinden memnun olmadığı ve istifa ederek yönetimin başına geçebileceğini ve bir okul devralabileceklerini söylediğini, bunun üzerine davalı ... kendisinin istifa etmeyeceğini ancak destek olacağını dile getirdiğini, davacının mesleğinden istifa ederek devir alacakları okulun müdürlüğü görevini üstleneceğini düşünerek bu durumu kabul ettiğini,
davacının devir işlemleri sırasında da aktif olarak yer aldığını ve ... ... ayında; .... .... ... devraldığını, devir sözleşmesi imzalanırken de devir bedeli olarak ... TL belirlendiğini ve o dönemde 51 öğrencinin devam ettiği sırada devir gerçekleştiğini, devir bedelinin bir kısmı .... TL'si davalı ... adına kayıtlı ... İli, ... İlçesi ... Mah. ... Ada .... Parsel numaralı taşınmazın devri ile karşılandığını, kalan ...
TL'lik bir ödeme de yine .... tarihli tutanak ile nakit olarak .... tarafından elden ödendiğini, kalan ... TL ise devir sırasında kayıtlı olan öğrencilerden aldığı peşinat ve aidatlar düşülerek hesaplandığını, ... TL'lik ödeme ise davacı tarafça yapıldığını, son olarak ... TL'lik kısmı üç farklı senet ile ....,..., .... ödeme tarihinde olmak üzere ...
TL'lik ödeme miktarı olmak üzere ödenmesi kararlaştırıldığını, şirketin devri sırasında hisseler uyarınca ödemesi lazım gelen ve kendisinin ödemesi gereken kısım olması sebebi ile davacı tarafça imzalandığını, davalılar ... ve ... üzerlerine düşen kısımları ödemiş olmaları sebebi ile bahse konu senede imza atmadığını, daha sonra ise bu senetleri davacının ödeme sözü karşılığı; ... tarihinde ... ... TL, ... tarihinde ... ... TL ... tarihinde .... ... TL, ... tarihinde ...
TL servis araçlarının alınması için Peşinat olarak verildiğini ve yine ... tarihinde .... TL ... Ltd. Şti.'ye işletme sermayesi yatırdığını, devir işlemleri için gereken ve ... Tic. Ltd.
Şti.'in işletme sermayesi için yatırıldığını, dolayısı ile bu 3 adet senedin ödeme sorumluluğu devir işlemleri sebebi ile davacının şirket hisse oranı sebebi ile ödemesi gereken miktarlar olup bu senetlerin ilk ikisi ödendiğini son senet ise davacının ekonomik güçlük içinde olması sebebi ile ödenemediğini, davalı... ... tarihli senedin ... TL'lik kısmını elden ödediğini kalan ...
TL sebebi ile ve davacının sorumluluğu'nda olan kısmı ödememesi sebebi ile hakkında icra takibi başlatıldığını, davacının tamamen şirketin borçları sebebi ile bu denli borçlanması mümkün olmadığını şirket hisse oranı sebebi ile ödemesi gereken miktar olup halen şirket sermayesine de ödemesi gereken borcu bulunduğunu, ... yılına kadarki zaman diliminde davacı tarafça seçilen okul müdürleri görev aldığını ancak okul yönetiminin iyi yönetilmemesi sebebi ile öğrenci kaybedilmeye başlandığını, bunun üzerine müvekkil davalı ... çalıştığı kurumda ücretsiz izne ayrıldığını ve ... -....
Eğitim öğretim yılında kendisi okul yönetimi görevini üstlendiğini, bu süreçte büyük bir özveri ve titizlilikle çalışan davalının öğrenci sayısının artması ile beraber Milli Eğitimdeki görevine döndüğünü tekrar öğrenci kaybetmeye başlayacaklarını anlayınca davalı ...'nun istifa ettiğini ve ... ... yılı itibariyle de okulda müdürlük görevini üstlendiğini ve halen daha müdürlük görevini devam ettirdiğini, davalı ... okul müdürlüğü görevine başladığını ve ... yılından bu yana yaklaşık 3 yıldır fiilen bu görevi yürüttüğünü,
aralarında her ne kadar sözlü olarak maaş miktarı belirtilmiş ise de bu maaşı hiç bir zaman müvekkil düzenli ve sürekli şekilde alamadığını peyder pey bazı zamanlarda kredi kartını borç ödemesi veyahut elektrik faturası gibi şahsi borçlarının ödemesi ile kapatmaya çalıştığını halen şirketin davalı ...'na okul müdürlüğü görevi sebebi ile alması gereken maaş alacağı olduğunu, Kayseri ....
Noterliği ... tarih ve ... yevmiye no ile ihtarname keşide edilmiş ise de; bu ihtarnameye karşılık davalı ... tarafından cevap verildiğini ve genel kurul toplantısının yapılamama sebebi açıklandığını, davacının ... okul yönetimini üstlendiği sırada kendi el yazısı ile tutmakta olduğu ajandasında kendisinin okul kasa hesabından nakit olarak aldığı paraları peyder pey not almasının yanı sıra davacının ve davacının eşinin çeşitli bankalardaki hesaplarına da farklı tarihlerde yaklaşık ...
TL'ye yakın paralar gönderildiğini, ... yılı döneminde şirkete bir tane servis aracı alınması gerektiğini bu dönemde krediye başvurulduğunu ancak şirket müdürü ...'nun olması ve onun daha önceden şahsi bir kısım borçlarının olması sebebi ile şirket adına kredi çekilemediğini, bunun üzerine davalının davacı ile görüştüğünü ve şirket müdürlüğü görevini geçici olarak bir başkasına devir yapılabileceğini kararlaştırıldığını,
davacının bu dönemde Antalya ilinde olmaması sebebi ile tüm işleri ... yürüttüğünü ve tamamen şirket lehine hareket ettiğin ve davalı ...'nun annesi ...'na devir işlemleri yapıldığını kredi çıkıp şirket üzerine servis aracı alındıktan sonra şirkette tekrar müdürlük görevini ... üstlendiğini, bu süreç yaşanırken gerekli evrakların imzalanması için muhasebeci ... ... 'inde telefon konuşmalarına şahiy olduğu üzere davacının bilgisi ve isteği dahilinde tüm işlemler gerçekleştirildiğini, bu işlem şirketin zararı değil bilakis mal varlığını artırıcı bir işlem olduğunu,
her eğitim- öğretim yılında ... ayında okullara öğrencilerin kayıt yaptırması sonucu Milli Eğitim'e öğrenci sayıları bildirildiğini, daha sonra her öğrenci için aplikasyon programı yüklenmektedir.
Sene sonuna kadar; okul öğrenci eğitim ve öğretim zorunlu olmaması sebebi ile bir kısım öğrenciler devam etmedikleri için bildirilen sayı da düşüş veya artış olması olağan olup yalnızca aplikasyondan öğrencilerin silinmemesi sebebi ile uyumsuzluk yaşanabildiğini, davacı tarafça iddia olunduğu gibi davalıların şirketi zarara uğratmaları söz konusu olmadığını, maaş ve huzur hakkından haberdar olmaması da söz konusu olmadığını, davalıların hiç bir zaman ve emeklerinin tam karşılığını alamadıklarını, hatta şirketten alacakları bulunduğunu, işletilmekte olan iş yeri ....
TL borç ile başlanıldığını ve peyder pey bu borçlar ödendiğini, şirketin SGK borcu için yapılandırma yapıldığını, davacı tarafın ise kendisinin ... gelememesi sebebi ile hisselerini devretmeyi düşündüğünü ve bu sebeple tüm borçlar ve alacakların hesaplanması için; ... yılında yapılandırma bozulduğunu, ancak devir işlemlerinin yapılmaması sebebi ile ... yılında yeni yasa ile yeniden yapılandırma imkanından yararlanıldığını ve şirketin SGK'ya olan borçları ödenmekte olduğunu, davacı tarafın hisselerin devrini davalıların almak istediğini davacı taraf olağan dışı miktarlarda para isteyince aralarında anlaşmazlık çıktığını, bahse konu okulun;
... ... ... ile franchise usulü ile çalışması sebebi ile mevcut ...
TL borcun ödenmesi için ... tarafından çeşitli zaman dilimlerinde ödenecek şekilde çek imzalandığını ve bu borçların da ödenmekte olduğunu, pandemi sebebi ile de ekonomik sıkıntı içine girmesi kaçınılmaz bir son olduğunu, bu durumun davalıların hatası sebebi ile değil tüm dünyayı etkisi altına alan ve mücbir sebep hali olduğunu, belirterek davalılar ... ve ... yönünden zorunlu arabuluculuk başvurusunun yapılmamış olması sebebi ile davanın usulden reddine, davalı ... yönünden ise davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVA
Dava, davalıların şirketi zarara uğrattığı iddiasına dayalı sorumluluk davasıdır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ
Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. ve 5. maddeleri gereğince görev kurallarına; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 5 vd. maddelerinde belirtilen yetki kurallarına uygun olarak görevli ve yetkili Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır.
Mahkememizin ... /... .E . Sayılı dava dosyasının ... tarihli celsesinde davalılar ... ve ...'na yönelik davanın tefriki ile ayrı esasa kaydına karar verilmiş ve işbu esas sırasına kayıt yapılmıştır.
Davacı vekiline .... tarihli tensip ... nolu ara kararı ile "arabuluculuk faaliyeti sonucunda anlaşmaya varılamadığına dair son tutanak aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini sunması" için bir haftalık kesin sürü verilmiş, davacı vekili vekili yalnız davalı ... yönünden arabuluculuk faaliyeti sonucunda anlaşmaya varılamadığına dair son tutanak sureti sunmuştur.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinde arabuluculuğa başvurmanın dava şartı olarak kabul edilmesi halinde arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın dava dilekçesine eklenmesinin zorunlu olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya 1 haftalık kesin süre içinde eksikliğin tamamlattırılması için süre verileceği, verilen sürede eksikliğin tamamlanmaması halinde davanın usulden reddedileceği düzenlenmiştir.
7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 5. maddesinden sonra gelmek üzere "Dava şartı olarak arabuluculuk" başlıklı 5/A maddesi eklenmiş olup konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat taleplerini içerir ticari davalar hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak düzenlenmiştir. Yasanın yürürlük tarihi 01/01/2019'dur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 21/03/2019 tarih 2019/521E.
2019/423K. sayılı kararında; "...6/12/2018 tarihli, 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle TTK'ya eklenen 5/A maddesi uyarınca, "(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu' nun 18/A maddesi uyarınca, "(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.
(2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir.
İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir."... TTK'nın 5/A maddesine göre, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.
Davanın konusu (müddeabih), dava dilekçesindeki talep sonucu, yani neticei talep esas alınarak belirlenir. Neticei talebin bir para alacağının tahsili veya tazminat olduğu durumlarda, arabulucuya başvuru yapılmış olması dava şartıdır..." denilmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nin 26/01/2021 tarih 2021/70E. 2021/99K. sayılı kararında; "...Müteselsil sorumlu davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunması ve HMK'nın 58. maddesinde değinildiği gibi ihtiyari dava arkadaşlığında, davalar birbirinden bağımsız olmasına göre, her bir davalı yönünden açılan davanın zorunlu arabulucu kapsamında olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir..." denilmiştir (aynı mahiyette Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nin 29/09/2020 tarih 2020/1008E. 2020/996K. sayılı kararı; Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nin 17/12/2020 tarih 2020/345E. 2020/469K. sayılı kararı; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi'nin 2020/398E. 2020/333K. sayılı kararı).
Dava şartları davanın açıldığı tarihe göre belirlenir (Kuru, Baki/ Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder; Medeni Usul Hukuku 25. Baskı, Ankara 2014, s. 278). Görevsiz veya yetkisiz mahkemede açılan dava yeni bir dava olmayıp, eski davanın devamı niteliğindedir (Özmumcu, Seda; Davanın Açılmasına Bağlanan Hukuki Sonuçların Davanın Açılmamış Sayılması Halinde Değerlendirilmesi, İÜHFM C. LXX, S. 2, s. 183-206, 2012, s. 194).
Davamıza gelince; davacı davalıların şirketi zarara uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemi ile dava açmıştır. Tazminat davası niteliği gereği eda davası niteliğinde olduğu dava sonunda para alacağının ödenmesine de hükmedileceği, davanın ... tarihinde açıldığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 5/A maddesi gereği arabulucuya başvurulmasının dava şartlarından olduğu, davacı vekiline ... tarihli tensip ... nolu ara kararı ile "arabuluculuk faaliyeti sonucunda anlaşmaya varılamadığına dair son tutanak aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini sunması" için bir haftalık kesin sürü verildiği, davacı vekili vekili yalnız davalı ... yönünden arabuluculuk faaliyeti sonucunda anlaşmaya varılamadığına dair son tutanak sureti sunduğu,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 58. maddesi gereği ihtiyari dava arkadaşlığında, davalar birbirinden bağımsız olduğu, her bir davalı yönünden açılan davanın zorunlu arabulucu kapsamında olup olmadığının değerlendirilmesi gerekliliği, ihtiyari dava arkadaşı olan ... ve ...'na dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmadığı anlaşılmakla; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 114/2 ve 115/2 maddesi gereğince davanın usulden reddine dair karar verilmiş, aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
Başkan ... · ¸e-imzalıdır · Üye ... · ¸e-imzalıdır · Üye ... · ¸e-imzalıdır · Katip ... · ¸e-imzalıdır
Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/107, K. 2021/146, 18 Şubat 2021 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama