KÜNYE
T.C. Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 10 Mart 2020
- Esas no
- 2016/285 Esas
- Karar no
- 2020/173
- Dava
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
- Dava tarihi
- 22/04/2016
Karar Metni
1.670 kelime·8 dk okuma·5 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... İli ... İlçesi'nde ... tarihinde ...'ın 0,42 promil alkollü olduğu halde sevk idaresi altındaki ... plaka sayılı aracı ile davacının sevk ve idaresi altındaki ... plaka sayılı araca çarpması sonucu maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazasının meydana geldiğini, kaza neticesinde davacının yaralandığını, ...'ın kazada tam kusurlu olduğunu, ... plaka sayılı aracın davalıdan zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı olduğunu, ... TL geçici iş göremezlik ... TL sürekli iş göremezlik tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili ... tarihli dilekçesi ile geçici iş göremezliğe ilişkin talebini ... TL'ye arttırmıştır.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zaman aşımına uğradığını, davadan önce sigorta şirketine başvurulmadığını, geçici iş göremezlik tazminatının poliçe kapsamında yer almadığını, davalıdan sigortalının kusuru oranında talepte bulunulabileceğini, belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVA
Dava, trafik kazası nedeni ile uğranılan maddi zararın ödetilmesi istemine ilişkin maddi tazminat davasıdır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ
Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. ve 5. maddeleri gereğince görev kurallarına; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 5. vd. maddelerinde belirtilen yetki kurallarına uygun olarak görevli ve yetkili Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır.
Davacıya ait hasta kayıtları kayıtları, sigortalıya ait trafik tescil kayıtları, sigorta poliçesi ile tarafların tutundukları tüm deliller celp olunmuştur.
... Sulh Ceza Mahkemesinin ... tarih .../... E. .../... K. Sayılı kararının incelenmesinde; müştekinin davacı, sanığın ..., suçun taksirle yaralama olduğu, şikayetten vazgeçme nedeni ile düşme kararı verildiği görülmüştür.
Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı'nın ... tarihli raporuna göre; dava konusu kazada sürücü ...’ın %85 oranında, sürücü ...(...)’in %15 oranında kusurlu olduğu belirlenmiştir.
Adli Tıp Kurumu ... İhtisas Kurulu'nun ... tarihli raporuna göre; ... kızı, ... doğumlu ...’ın ... tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanmasının, 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında malüliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmamış olduğundan sürekli malüliyet tayinine mahal olmadığı, İyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceği, geçici veya sürekli bakıcı ihtiyacının bulunmadığı belirlenmiştir.
Aktüerya bilirkişi ...'nın ... tarihli raporuna göre; davacının sürekli iş göremezlik tazminatı bulunmadığını, davacın geçici iş göremezlik tazminatının %85 kusur oranına göre ... TL olduğunu belirtmiştir.
Trafik kazası nedeniyle maruz kalınan maddi ve manevi zararın sigorta şirketinin de aralarında bulunduğu davalılardan tahsili istemine ilişkin bulunduğu, uyuşmazlık, her ne kadar haksız eyleme dayalı ise de; davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun sigorta hukukundan kaynaklandığı ve davanın, Türk Ticaret Kanunu’nun 1483 vd. maddelerinde sayılan hususlardan olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesi’nin görevine girmektedir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 12/12/2016 tarih 2014/14706E. 2016/11417K. sayılı kararı).
Borçlar Kanunun 49. maddesine göre, kusurlu ve hukuka aykırı bir eylemle başkasına zarar veren kimse bu zararı tazmine mecburdur. Böylece haksız fiilden sorumluluk, tazminat borcunun kaynağını oluşturmaktadır. Özel bir sorumluluk hükmüyle düzenlenmemiş, bütün hallerde bir kimse için haksız fiil sorumluluğunun söz konusu olması, BK'nun 41. maddesindeki şartların gerçekleşmesine bağlıdır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29/06/2011 tarih 2011/4-206E. 2011/461K. sayılı kararı).
Haksız fiil, kusurlu ve hukuka aykırı bir eylemle başkasına zarar verilmesidir. Haksız fiilden söz edilebilmesi için, ortada hukuka aykırı bir fiil bulunmalı, fiili işleyen kusurlu olmalı, kusurlu şekilde işlenen ve hukuka aykırı olan bu fiil nedeniyle bir zarar meydana gelmeli ve zarar ile hukuka aykırı fiil arasında uygun illiyet bağı bulunmalıdır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 54. maddesi "Bedensel zarar özellikle şunlardır: Tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar" şeklindedir. Beden bütünlüğü ihlâl edilen kişi bu ihlâl nedeniyle tamamen veya kısmen çalışamaz duruma gelmişse, bundan doğan zararının tazminini de talep edebilir. Çalışma gücü, kişinin beden ve fikir gücünün gelir getirici şekilde kullanılmasıdır. Uygulamada çalışma gücünün azalması geçici iş göremezlik, çalışma gücünün kaybı ise sürekli iş görmezlik kavramları kullanılmaktadır (Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin 26/01/2018 tarih ve 2018/60E. 2018/100K. sayılı kararı).
"Cismani Zarar Halinde Lazım Gelen Zarar ve Ziyan” başlığı altında düzenlenen 818 sayılı Borçlar Kanununun 46. maddesinde (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun Bedensel Zarar 54. madde), bedensel zarara uğranılması nedeni ile talep edilebilecek zarar türleri belirtilmekte olup çalışma gücü kaybı da bu zarar türleri arasında yer almaktadır.
Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebinin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir.
Sözkosu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü veya Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 26/03/2015 tarih 2013/18924E.
2015/4895K. sayılı kararı).
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 27/04/2015 tarih 2013/13939E. 2015/4396K. sayılı kararında; "...Sorumluluk hukukunun temel amacı, bir kimsenin malvarlığında iradesi dışında meydana gelen eksilmeleri aynen veya nakden gidererek zarar görenin zarar verici olay sonucunda malvarlığında eksilen değer yerine nitelik veya nicelik yönünden eş bir değer koymaktır. Bu anlamda gerçek zararın belirlenmesi ve giderilmesi önem arzetmektedir.
Cismani Zarar Halinde Lazımgelen Zarar ve Ziyan başlıklı 818 sayılı BK 46. maddesinin 2. fıkrası (6098 sayılı TBK m. 75) gereğince gerçek zararın belirlenmesi bakımından karar tarihine en yakın tarihlerdeki ölçütlerin kullanılması gerekmektedir.
Buna göre mahkemece hüküm tarihine en yakın tarihte davacının bilinen kazancını ve yine bilinen asgari ücret tutarını belirleyerek bu verilere göre bilirkişiden ek rapor alınması gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir..." denilmiştir.
Trafik kazası sonucu sürekli iş göremezlik nedeniyle ortaya çıkan zararın tayininde zarar görenin elde ettiği gelir önem arz eden hususlardandır. Zarar miktarı tespit edilirken göz önünde bulundurulacak olan gelir, zarar verici olayın meydana geldiği andaki gelir olmakla birlikte bu gelire zarar görenin ileriki yıllarda elde edeceği terfileri, ücret ve maaş yükselmeleri gibi gelir artışları da eklenmelidir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 06/02/2017 tarih 2014/16913E.
2017/1010K. sayılı kararında; "...2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 109. maddesinde motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazmini için kaza gününden itibaren iki yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüş, aynı maddenin ikinci fıkrasında ise, davanın cezayı gerektiren bir eylemden kaynaklanması durumunda Ceza Kanunu'nun öngördüğü ceza zamanaşımının (sürücü, işleten veya diğer sorumlular için fark gözetilmeksizin) uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
Ceza zamanaşımının uygulanması bakımından, sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturması yeterli olup, ayrıca fail hakkında mahkumiyet kararı ile sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı gerekmemektedir (HGK'nun 10.10.2001 gün 2001/19-652 E, 2001/705 K sayılı ilamı)-(HGK'nun 05.06.2015 gün 2014/17-2198 E, 2015/1495 K sayılı ilamı)-(HGK'nun 16.09.2015 gün, 2014/17-116, 2015/1771 sayılı kararları ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir)..." denilmiştir.
Davamıza gelince; davacı trafik kazası nedeniyle cismani zarar nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı istemi ile dava açmıştır. Davalı zamanaşımı itirazında bulunmuştur.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 109. maddesinde motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazmini için kaza gününden itibaren iki yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüş, aynı maddenin ikinci fıkrasında ise, davanın cezayı gerektiren bir eylemden kaynaklanması durumunda Ceza Kanunu'nun öngördüğü ceza zamanaşımının (sürücü, işleten veya diğer sorumlular için fark gözetilmeksizin) uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
Ceza zamanaşımının uygulanması bakımından, sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturması yeterli olup, ayrıca fail hakkında mahkumiyet kararı ile sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı gerekmemektedir. Davacının yaralanması ile sonuçlanan trafik kazası aynı zamanda suç teşkil etmekte olup, ... Sulh Ceza Mahkemesi'nin .../... E. .../... K. sayılı dava dosyasında yargılama yapılmıştır.
Kaza ve suç tarihi olan ... ile dava tarihi arasında ceza zamanaşımı süresi dolmadığından dava esastan incelenmiştir. ... günü saat ... sıralarında sürücü ..., sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracıyla ...
Caddesi üzeri ... istikametinde seyri sırasında, önündeki kamyoneti sollaması akabinde sağ şeride geçişini yapacağı sırada, aynı istikamette seyir halinde olan sürücü ... (...)’ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı plaka sayılı motosiklete, çarpması neticesi dava konusu olay meydana gelmiştir. Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı'nın ... tarihli raporuna göre; dava konusu kazada sürücü ... %85 oranında, sürücü ...(...) %15 oranında kusurludur. Adli Tıp Kurumu ...
İhtisas Kurulu'nun ... tarihli raporuna göre; davacı ... tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanmasının, 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında malüliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmamış olduğundan sürekli malüliyet bulunmamakta, iyileşme (iş göremezlik) süresi olay tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabilecektir, geçici veya sürekli bakıcı ihtiyacının bulunmamaktadır.
Aktüerya bilirkişi ...'nın ... tarihli raporuna göre; davacının sürekli iş göremezlik tazminatı bulunmamakta, davacın geçici iş göremezlik tazminatı %85 kusur oranına göre ... TL'dir. Davalı kazaya karışan ... plaka sayılı aracın zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olup ZMMS kapsamında sorumludur.
Olaya ve davaya uygun, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporları doğrultusunda, meydana gelen kazadaki kusur oranları, maluliyet derecesi ve davacının gelir durumu nazara alınarak geçici iş göremezliğe ilişkin davanın kabulüne, sürekli iş görememezlik bulunmadığından buna ilişkin davanın reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
Katip ... · ¸e-imzalıdır Hakim ... · ¸e-imzalıdır
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2016/285, K. 2020/173, 10 Mart 2020 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama