KÜNYE
T.C. Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 22 Ocak 2020
- Esas no
- 2016/337
- Karar no
- 2020/65
- Dava
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
- Dava tarihi
- 10/05/2016
Karar Metni
2.916 kelime·15 dk okuma·5 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
A.TALEP
1.Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, ... tarihinde ...
Kavşağı civarında bulunan yaya geçidinden karşıdan karşıya geçmekte olduğu sırada sürücü davalı ...'in sevk ve idaresinde bulunan ... plaka sayılı aracın kendisine çarpması neticesi meydana gelen trafik kazasında ciddi şeilde yaralandığını, tutulan kaza tespit tutanağında da belirtildiği üzere davalı sürücünün iş bu kazada tamamen kusurlu olduğunu, anılan aracın diğer davalı ...'ye ait olduğunu, kazaya sebep olan aracın diğer davalı sigorta şirketince zmms kapsamında teminat altına alındığını, müvekkilinin bu kaza nedeniyle özellikle el ve ayak bileklerinde hayati fonksiyonlarını ağır (5) derecede etkileyen parçalı kırıklar oluştuğunu,
müvvekkilinin bakıma muhtaç duruma düştüğünü, araç maliki olan şirket yetkililerinin kaza sonrası her türlü hile ve desiselerle, tüm zararları karşılayacakları vaadiyle müvekkilini kandırdıklarını, müvekkilinin şikayetinden vazgeçtiğini, sözlerin tutulmadığını, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından takipsizlik kararı verildiğini, itirazlarının reddedildiğini, müvekkilinin psikolojisinin alt üst olduğunu beyan ederek; ... TL maddi, ... TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
B. TARAF TEŞKİLİ
2.Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi (Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 73. maddesi) uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir.
Bu kapsamda kural olarak, duruşma yapılması zorunlu olan çekişmeli yargıda hakim, Kanunun gösterdiği istisnalar dışında tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez.(H. Pekcanıtez, O. Atalay, M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, 2011, s. 273)(bkz. İNCEOĞLU,Sibel., İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul 2008, 3. Baskı, s. 260-261)
3.Bu açıklamalar ışığında, mahkememizce dosyada taraf teşkili sağlanmıştır.
C.CEVAP
4.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan aracın müvekkili şirket nezdinde sigortalı olduğunu, kusur durumunu ATK tarafından belirlenmesi gerektiğini, gerekli araştırmanın yapılmasının istendiğini, uzman kişilerden rapor alınması gerektiğini, müvekkilinin dava açılmasına sebep olmadığını beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 5.Diğer davalılar her hangi bir cevap dilekçesi vermemişler ve böylelikle 6100 sayılı HMK m. 128 gereği, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmışlardır.
D. YARGILAMA SÜRECİ/HUKUKİ NİTELEME/MAHKEME KABULÜ
6.Dava, trafik kazasından kaynaklanan, haksız fiil hukuki sebebine dayalı maddi-manevi tazminat istemine ilişkindir.
7.TBK m. 50 gereği; Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Davada, ispat yükü davacıdadır.
8.Olay ile ilgili olarak, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen .../... soruşturma sayılı dosyada yapılan soruşturma sonucunda, önceden şikayetçi olunmadığından ve sonradan şikayetçi olunmasının geçerli olmayacağından .../... karar sayısı ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir.
9.Dosyada taraf delilleri toplanmış ve gerekli yazışmalar yapılmıştır.
10.Mahkememizce trafik kazasından dolayı kusur raporu aldırılmıştır. ... tarihli ATK tarafından düzenlenen kusur raporunda özetle; davacının kusursuz olduğu, davalı ...'in %100 kusurlu olduğu belirtilmiştir.
11.Mahkememizce davacı vekiline süre verilerek, taleplerini netleştirme istenmiş ve davacı vekili aşamalarda taleplerini netleştirmiştir.
12.Davacının maluliyet oranının tespiti açısından İstanbul Adli Tıp Kurumundan aşamalarda rapor aldırılmıştır. ... tarihli ... ATK ihtisas kurulu tarafından düzenlenen, ... karar numaralı raporda özetle; davacının % 6,3 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiği, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 4 aya kadar uzayabileceği belirtilmiştir.
13.Bilirkişi raporları taraflara tebliğ edilmiş ve itiraz/beyanlar alınmıştır.
14.Davaya konu kazanın tarihi, ... dır.
15.Maluliyete ilişkin alınacak raporların kaza tarihlerine göre;
a-)11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü,
b-)11.10.2008-31.08.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği,
c-)01.09.2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği,
d-)Poliçe tanzim tarihi 01.06.2015-19/02/2019 tarihleri arasında ise Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik,
e-) Poliçe tanzim tarihi 20/02/2019 tarihinden sonra ise,18 yaşını doldurmuş bireyler yönünden Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
16.ATK maluliyet raporunun eksik olduğu kanaatiyle, tekrar ATK ya yazı yazılmış ve ... tarihli ... karar sayılı raporda özetle; kaza nedeniyle davacının iyileşme süresinin 4 aya kadar uzayabileceği, başka birisinin sürekli veya geçici yardımına ihtiyacı olmadığı, "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümlerine göre engel durumunun bulunmadığı belirtilmiştir.
17. ... tarihli celsede, düzenlenen ATK raporunda davacının geçici ve sürekli iş gücü kayıp oranı belirtilmediğinden bu eksikliğin giderilmesi amacıyla dosyanın tekrardan ATK ya gönderilmesine karar verilmiştir.
18.ATK ... İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen ... tarihli, ... karar sayılı raporda özetle; davacının, "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümlerine göre tüm vücut kayıp oranının % 0 olduğu, iyileşme süresinin 4 aya kadar uzayabileceği belirtilmişttir.
19.Bilirkişi raporları taraflara tebliğ edilmiş ve itiraz/beyanlar alınmıştır.
20.ATK tarafından "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümlerine göre hazırlanan ... tarihli (bakım ihtiyacını gösterir/bakıma muhtaç olmadığını bildirir) ve sürekli/geçici iş gücünü açıkça belirtir ... tarihli rapor kaza tarihi de düşünülerek, mevzuata uygun bulunmuştur.
21.Mahkememizce hesap raporu aldırılmış ve ... tarihli hesap bilirkişi raporunda özetle; davacının geçici iş gücü kaybı zararının ... TL olduğu, sürekli iş gücü kaybı zararının olmadığı, refakat ve bakım gideri için talep edebileceği bir zararının olmadığı, yol giderlerine ilişkin zararının ise ... TL olduğu belirtilmiştir.
22.Davacının maluliyet raporları arasında çelişki olduğunu beyan ederek, itiraz etmiştir. Kaza tarihine göre alınacak maluliyet raporu yukarıda belirtildiği üzere, "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümlerine göre düzenlenmelidir. Dosyada, bu yönetmelik gereği düzenlenen ve iki farklı sonuç bildiren iki ayrı rapor yoktur.
"Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümlerine göre düzenlenen raporlar birbirini teyit etmektedir. Sadece eksik tespitler için tekrar rapor alınmıştır ve orada da iş bu yönetmeliğe göre raporun hazırlandığı açıkça belirtilmektedir.
Davacının bahsettiği ve çelişki iddiasına temel olan ... tarihli ATK raporu, maluliyeti Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği gereği hesaplamıştır. Söz konusu rapor, bu nedenle hükme esas alınmamıştır. Mevzuata uygun alınmış iki farklı rapor yoktur ve bu nedenle çelişki olduğu iddiası yerinde bulunmamıştır. ... tarihli ATK raporu mevzuata uygun yönetmelik gereği hesaplanmamıştır ve bu nedenle hükme esas alınmamıştır.
Davacı vekilinin itirazları bu nedenle yerinde bulunmamıştır.
23.Davacı vekili, taleplerini ıslah etmiş ve ıslah dilekçesi davalılara tebliğ edilmiştir. 24. ... tarihli ... karar sayılı rapordan sonra hesap raporu alınmış ancak daha sonra tekrar bir maluliyet raporu alınmıştır. Hesap raporundaki esas alınan verileri değiştirecek bir husus ... tarihli ATK raporunda yer almamakla, tekrar bir hesap rapor aldırılmamıştır.
25.Bilirkişi raporlarını hakim denetlemelidir. Öğretide Akyol, bilirkişi raporunun denetimi sadece hâkime ait bir görev değil; aynı zamanda taraflara ait bir haktır demektedir(AKYOL, Şener :Hukuk Usulünde Bilirkişilerle İlgili Bazı Problemler, Mukayeseli Hukukta Bilirkişilik Ve Sorunları, Yargıtay 125.Yıl Dönümü, s. 72 naklen).
Hâkimin bilirkişinin uzmanlığı nedeniyle taşıdığı egemenliği kıracak araçları olduğu, bir yanlışın mutlaka geri döneceği ve özellikle böyle bir yanlışın müeyyidelendirileceği konularında bilirkişi inandırılmalı; böyle bir bilinç oluşturulmalıdır.“Hâkim kesinlikle ve mutlak olarak usulün egemeni olmalı; dosyaya, kendi sorumluluğunda girecek olan tanık beyanı gibi bilirkişi raporu gibi hususların adaleti saptıracak biçimlerde tezahürünü önleyecek tedbirleri almalı ve bu egemenliğini davanın sonuna kadar sürdürmelidir.” (Akyol s. 64-65 naklen).
26.Bu hususlar doğrultusunda, kusur, hesap, ... tarihli ve ... tarihli maluliyet bilirkişi raporlarının, hükme ve denetime elverişli, dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmıştır.
27.Tüm dosya kapsamı, kusur, hesap, ... tarihli ve ... tarihli maluliyet bilirkişi raporları, ıslah dilekçesi, hesap raporu gereği davacının maddi tazminat taleplerinin aşağıda hüküm kısmında belirtildiği üzere kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Yol masarfı bakımından bilirkişi tarafından, mahkememizce yazılan yazıya Antalya Şoförler Taksiciler Minibüsçüler Kamyoncular ve Nakliyeciler Esnaf Odasından gelen cevap dikkate alınarak yapılan hesaplama da somut olaya, dosya kapsamına uygun bulunmuştur.
28.Dava dilekçesinde, manevi tazminat da talep edildiği anlaşılmaktadır.
29.Mahkememizce, kolluk marifeti ile davacı ve davalı gerçek kişinin sosyal ve ekonomik durum araştırmaları yaptırılmıştır.
30.Manevi tazminat sade bir ifade ile, zarar görenin kişilik değerlerinde iradesi dışında meydana gelen eksilmenin (manevi zararın) giderilmesi, tazmin ve telafi edilmesidir(EREN, Fikret., Borçlar Hukuku-genel hükümler-, 8. Bası, Ekim 2003, s. 745, KILIÇOĞLU,Ahmet, Borçlar Hukuku, Ankara 2004, s. 311, ERTAŞ, Şeref., Manevi Tazminatın Hukuki Niteliği ve Miktarının Tespiti, Postacıoğlu'na Armağan, Ankara 1990, s. 83 vd.)Manevi tazminatta zarar, kişinin iç huzuru ve manevi bütünlüğüne yapılan saldırının mecazi ifadesidir(KILIÇOĞLU,Mustafa, Tazminat Hukuku,3.
Baskı, Şubat 2010, s.1031.,HATEMİ, Hüseyin, Sözleşme Dışı Sorumluluk, C.II,İstanbul 1993, s.102) Manevi tazimnata hükmedilirken uygulamaya 22/06/1966 gün 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararındaki (Belirtilmelidir ki.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararları konularıyla sınırlı, sonuçlarıyla bağlayıcıdırlar, bkz: 2797 saıyılı Yargıtay kanunu m. 45;"İçtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar.)ilkeler ışık tutmaktadır.
31.Manevi tazminat uygulamadaki yerleşen ilkeler ve tarafların sosyal ve ekonimik durumları da gözetilerek, hakimin takdirinde bir husustur. Mahkemeler kanunen kendilerine tanınan takdir haklarını dikkatlı kullanmalıdırlar.
Takdir yetkisi, kanun koyucunun bilerek ve isteyerek, yani bilinçli olarak bıraktığı kural-içi (intra legem) boşlukların; hukuk kurallarını uygulamakla yükümlü olanlarca, olaylardaki özelliklerle toplumdaki ahlâkî düşünceler, hukukun birliği, takdir yetkisini tanıyan kuralın amacı, sosyal adalet gibi hususlar göz önünde tutularak ferdîleştirilip doldurulması yetkisidir.
Hukukî niteliği bakımından, MK. m. 4'de tanınmış olan bu yetki, kural-içi boşluğu doldurup doldurmamak bakımından yargıca bir « s e r b e s t i » (ihtiyar) vermemiş; tersine, bir ödev yüklemiştir. Gerçekten, MK. m. 4'e göre, «hâkim ... hükmeder». Bu ibareden ödev niteliği kolaylıkla anlaşılmaktadır. Şu halde, hakim, takdirle ilgili şartların gerçekleşmesi halinde, takdir yetkisini kullanmakla yükümlüdür. Aksi takdirde, hakkın dağıtımından kaçınmış olur(EDİŞ, Seyfullah.
Hukukun Uygulanmasında Yargıca Tanınmış Takdir Yetkisi).
32.Mahkememiz anılan hususların da farkında olarak, tarafların sosyal ekonomik durumları, olayın oluşu, kusur durumu, manevi tazminatın caydırıcılık özelliğinin yanında özendirici boyutta olmaması gerektiği yönündeki yargısal ilkeler gibi hususlar 22/06/1966 gün 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararındaki (Belirtilmelidir ki; Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararları konularıyla sınırlı, sonuçlarıyla bağlayıcıdırlar, bkz: 2797 saıyılı Yargıtay kanunu m. 45;"İçtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar.)ilkeler göz önünde tutarak, hükümde belirtildiği gibi kısmen kabule karar vermek gerekmiştir.
33.Faiz talebi hakkında bakıldığında; davanın trafik kazasına dayandığı anlaşılmaktadır ve genel kural olarak Trafik kazaları haksız fiil niteliğinde olup, tazminat borcu haksız fiil tarihinde muaccel olur. Başka bir ifade ile haksız fiillerde borcun muaccel hale gelmesi ihtarı ge-rektirmez.
Bu durumda, davacı tarafın ıslah yolu ile talep ettiği tazminata da, talep var ise talep ettiği gibi kaza tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekir(Yargıtay 17. HD., 2008/2484 E., 2008/4216 K., Yargıtay 11. HD., 25.1.2007 tarih, 2005/14182E.,2007/809 K.) Yine, güncel, 2017/8 Esas, 2019/3 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereği; bir miktar para alacağının faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesinin talep edildiği kısmî davada, dava konusu miktarın kısmî ıslahla faiz talebi belirtilmeksizin arttırılması hâlinde, arttırılan miktar bakımından dava dilekçesindeki faiz talebine bağlı olarak faize hükmedilecektir.
Zarar haksız eylemden kaynaklandığından tazminat haksız eylemin gerçekleştiği tarihte muaccel hale gelmektedir. Buradaki "muacceliyet" kavramı, alacaklı tarafından talep ve dava edilebilir hale gelmiş olma anlamındadır.
2918 sayılı KTK.nun 98/1, 99/1. maddeleri ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları`nın B.2. maddesi uyarınca rizikonun, bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir.
Davacı vekili, davalı sigorta şirketi yönünden de dava dilekçesinde kaza tarihinden itibaren faiz talep etmiş ise de ıslah dilekçesinde davalı sigorta şirketi yönündeki taleplerine, dava tarihinden itibaren faiz talep etmiştir.HMK'nun 26.maddesi gereğince Hakim, iki tarafın iddia ve savunmaları ile bağlı olup, talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Bu nedenle, sigorta şirketi yönünden faiz başlangıcı dava tarihi olarak belirtilmiştir.
Diğer davalılar yönünden ise haksız fiil tarihi, temerrüt tarihi olduğundan, faiz başlangıcı olay tarihi olarak ele alınmıştır.
34.Son olarak üst yargı denetimine elverişlilik açısından, yargılama giderleri hakkında da kısa bir açıklama yapmak gerekmektedir. Genel kural olarak, kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. HD nin, 2019/555 esas, 2020/91 karar sayılı güncel emsal ilamında da belirtildiği üzere. Davacılar maddi ve manevi tazminat isteklerini birlikte ileri sürmüşlerdir. Niteliği icabı "sadece maddi tazminata özgü" olan gider dışındaki tüm giderler ortaktır. Sadece maddi tazminata özgü yargılama gideri ise "hesap raporu" alınması için sarf edilen giderdir. Mahkememizce bu husus göz önüne alınmıştır.
Dava dilekçesindeki maddi tazminat talebi toplam ... TL dir. Mahkememiz davacının sürekli iş göremezlik, refakatçi(bakım) gideri, sağlık harcaması, yoksun kalınan gelir kaybına yönelik toplam ... TL lik talebini reddetmiştir. Yine, yol masrafı olarak talep ettiği ... TL nin, ... TL sini kabul etmiş, ... TL sini reddetmiştir. Toplamda maddi tazminat taleplerinin ... TL sini reddetmiştir. Davacının manevi tazminat toplam talebi ... TL dir ve mahkememiz ...
TL sini kabul etmiştir. Islah sonucu davacının toplam talebi ... TL dir ve kabul ise toplam ... TL dir. Bu yönüyle kabul oranı % 81,58 dir. Manevi tazminat dahil edildiğinde ise toplam talep ... TL olmakla, toplam kabul miktarı da ... TL dir. Kabul oranı bu yönüyle bakıldığında ise %43,30 dur.
Katip ... · ¸e-imzalıdır Hakim ... · ¸e-imzalıdır
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2016/337, K. 2020/65, 22 Ocak 2020 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama