KÜNYE
T.C. Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 10 Mart 2020
- Esas no
- 2017/253 Esas
- Karar no
- 2020/176
- Dava
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
- Dava tarihi
- 05/05/2017
Karar Metni
1.638 kelime·8 dk okuma·5 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... tarihinde ... sıralarında ... ili ... ilçesi ... yan yol üzerinde davacının sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı motosiklet ile ...'ın sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı aracın maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazasına karıştığını, kazada asli kusurun ...'da bulunduğunu, davacının olay günü ağır yaralandığını ve tedavi gördüğünü ve 90 gün rapor verildiğini, soruşturma dosyasının açıldığını, davacının ... doğumlu olup kazadan önce ... olarak aktif çalıştığını, belirterek ...
TL maddi tazminatın işleten ve sürücü yönünden kaza tarihinden sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden ve poliçe limitleriyle sınırlı olarak avans faizi ile birlikte davalılardan ortaklaşa ve zincirleme tahsiline, ... TL manevi tazminatın ise olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte işleten ve sürücüden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili ... tarihli dilekçesi ile maddi tazminat talebinden feragat etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmadığını, dava şartı noksanlığı nedeniyle dava usulden reddedilmesi gerektiğini, belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ... ve ... Vekili cevap dilekçesinde özetle; trafik kaza tutanağındaki kusur durumunu kabul etmediklerini, kazanın davacının kusuru ile meydana geldiğini, savcılık dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, iş görememezlik raporunun kabulünün mümkün olmadığını, talep edilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVA
Dava, trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin davadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ
Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. ve 5. maddeleri gereğince görev kurallarına; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 5 vd. maddelerinde belirtilen yetki kurallarına uygun olarak görevli ve yetkili Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır.
Davacının sosyo ekonomik durum araştırma yapılmış, davacının hastane kayıtları ile tarafların tutundukları tüm kayıtlar ilgili yerlerden celp olunmuştur.
Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... tarih .../... Soruşturma No, .../... Karar Nolu kararının incelenmesinde; müştekinin davacı, şüphelinin ... olduğu, taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan şikayet yokluğu nedeni ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği görüldü.
Ankara Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesinin ... tarihli raporuna göre; "Otomobil sürücüsü davalı ...’ın %75(yüzdeyetmişbeş) oranında kusurlu olduğu, Motosiklet sürücüsü davacı ...’nin %25(yüzdeyirmibeş) oranında kusurlu olduğu" belirlenmiştir.
Adli Tıp ... İhtisas Kurulu'nun ... tarihli raporuna göre; "... oğlu ... doğumlu ...’nin; tüm vücut engellilik oranı: %8 (yüzde sekiz) olduğu, Femur ve Pelvis kırığına bağlı iyileşme süresinin 9(dokuz) aya kadar uzayabileceği" belirtilmiştir.
Trafik kazası nedeniyle maruz kalınan maddi ve manevi zararın sigorta şirketinin de aralarında bulunduğu davalılardan tahsili istemine ilişkin bulunduğu, uyuşmazlık, her ne kadar haksız eyleme dayalı ise de; davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun sigorta hukukundan kaynaklandığı ve davanın, Türk Ticaret Kanunu’nun 1483 vd. maddelerinde sayılan hususlardan olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesi’nin görevine girmektedir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 12/12/2016 tarih 2014/14706E. 2016/11417K. sayılı kararı ).
Borçlar Kanunu'nun 47. maddesi hükmüne göre (6098 sayılı TBK m. 56), hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.
Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 14/04/2016 tarih 2016/2010E. 2016/4825
K. Sayılı kararı).
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 02/03/2017 tarih 2014/19438E. 2017/2199K. Sayılı kararında; "...Somut olayda uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır.
Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir.
O halde, hükmedilen maddi tazminatta sigorta şirketi dışındaki davalılar yönünden faiz başlangıcının asıl ve ıslah edilen kısım yönünden kaza tarihi olarak; sigorta şirketi yönünden ise asıl ve ıslah edilen kısım yönünden dava tarihi olarak kabulü gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi de isabetli değildir..."denilmiştir.
Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminat ödetilmesini isteyebilir. Hakim, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır.
Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği durumlarda hakimin, hukuk ve adalete uygun karar vereceği Türk Medeni Kanunun 4. maddesinde belirtilmiştir.
Takdir edilecek bu bedel, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir.
Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 09/10/2017 tarih 2016/3622E. 2017/13558K. sayılı kararı).
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 13/10/2016 tarih 2014/9955E. 2016/8876K. sayılı kararında; "... Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat ve manevi tazminat istemine ilişkindir... Davacı vekili, yargılama sırasında davalı ...'den ... tarihinde toplam ...
TL ödeme aldığından ... tarihinde maddi tazminat talebinden feragat etmiştir. ... tarihli feragat dilekçesinde feragatin nedeninin davadan sonraki ödeme olduğu, bu nedenle davalıya dava açmakta kusuru bulunmaması nedeniyle müvekili aleyhine vekalet ücreti vs gibi yargılama giderlerine hükmedilmemesi ihtirazi kaydıyla feragat ettiğini belirtmiştir.
Somut olayda hakkın özünden feragat söz konusu olmayıp; davalı sigorta şirketi ve diğer davalılar kendilerine karşı dava açılmasına yine kendileri sebebiyet vermişlerdir. Bu nedenle, feragat nedeniyle reddedilen maddi tazminat yönünden davalılar lehine davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmayıp bozma sebebi ise de..." denilmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 26/06/2018 tarih 2018/1468E. 2018/5097K. sayılı kararında; "...Türk Borçlar Kanunu'nun 56/2. maddesi hükmüne göre ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.
Dava konusu olayda; davalı ...’nin davacı müşterek çocuk ...’a otomobiliyle çarpmak suretiyle kemik kırığı oluşacak şekilde yaralanmasına sebebiyet verdiği, bu yaralanma neticesinde davacı ...’ın iyileşme süresinin 6 (altı) ay olduğu ve sürekli iş göremezlik halinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Şu halde yaralanmanın derecesine göre yaralananın yakınları olan diğer davacıların yansıma yoluyla oluşan manevi zarar talepleri yerinde değildir.
Mahkemece, yansıma yoluyla manevi zarar talep eden davacı ... ve ... yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, bu husus gözetilmeden, adı geçen davacılar lehine manevi tazminata karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir..." denilmiştir.
Davamıza gelince; davacı trafik kazası nedeni ile maddi ve manevi tazminat talep etmiştir.
Davalı sürücü ...'ın, ... günü saat ... sıralarında, idaresindeki ... plakalı otomobille orta ayırıcı ile bölünmüş ... - ... yolunun yanındaki iki yönlü ... yanyolunu takiben ... istikametinden ... istikametine doğru seyrederek geldiği olay yeri kesimde anayola çıkmak için sol taraf orta ayırıcı arasına doğru manevra yaptığında seyrettiği yolun karşı istikametinden gelen davacı sürücü ... idaresindeki ... plakalı motosikletin aracına sağ arka kısmından çarpması şeklinde neticelenen dava konusu kaza meydana gelmiştir.
Ankara Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesinin ... tarihli raporuna göre; otomobil sürücüsü davalı ...’ın %75 oranında kusurlu, motosiklet sürücüsü davacı ...’nin %25 oranında kusurludur. Adli Tıp ... İhtisas Kurulu'nun ... tarihli raporuna göre; ...’nin; tüm vücut engellilik oranı: %8'dir, Femur ve Pelvis kırığına bağlı iyileşme süresinin 9 aya kadar uzayabilecektir.
Davaya konu olayda; davalı ...'ın haksız fiil hükümlerine göre, davalı ...'nin araç işleten sıfatı ile sorumlu olduğu, davalı sigorta şirketleri yönünden ise ZMM Genel Şartları hükümleri gereğince sorumlu olduğu anlaşılmaktadır. Yargılama devam ederken davacı vekili taraf maddi zararlarının karşılandığını ve maddi tazminat taleplerinin olmadığını ve maddi tazminat ile ilgili taleplerinin olmadığını belirtmiş ve feragat etmiştir.
Maddi tazminat talebinin bu nedenle reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Bunun dışında davacının trafik kazasında yaralanmış olması nedeni ile davacının duyduğu elem ve ızdırap gözetilerek, kusur raporu, kusur oranları, maluliyet oranı, tarafların mali ve içtimai durumları da değerlendirilmiş, çekilen elem ve ızdırabı kısmen de olsa gidermek maksadı ile manevi tazminat taleplerinin kısmen kabul kısmen reddine ... manevi tazminata karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
Katip ... · ¸e-imzalıdır Hakim ... · ¸e-imzalıdır
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2017/253, K. 2020/176, 10 Mart 2020 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama