KÜNYE
T.C. Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 26 Ocak 2021
- Esas no
- 2017/522 Esas
- Karar no
- 2021/45
- Dava
- Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı
- Dava tarihi
- 30/12/2016
Karar Metni
1.506 kelime·8 dk okuma·3 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
İSTEM
Davacı vekili Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesine verdiği dilekçesinde; davalının kusurlu ve sebep olduğu trafik kazası, ...
Mahallesi ... ... da ... tarihinde saat ... sıralarında meydana geldiği, davacının yaya olarak yeşil ışığın yandığı yani geçiş hakkının kendisinde olduğu, karşıdan karşıya geçerken ... plakalı davalı ... sevk ve idaresindeki aracın hız sınırına ve trafik ışıklarına uymadığı, bu nedenle davacıya çarpması sonucunda davacının yaralandığı ve bu yaralanma nedeni ile olay yerinde bayıldığı, ...
Hastanesine kaldırılan davacının raporunda kafa yaralanması sonucu ve vücudunda oluşan zedelenme, sıyrık, çizik ve şişlikler olduğu, aynı zamanda beyin sarsıntısı tanısı konulduğu, yaşanılan bu olay nedeniyle davacının kronik bir baş ağrısı çekmekte ve buna ilişkin tam teşekküllü bir tanı konmadığı, bu kaza nedeniyle davacının çalışamayacak hale gelmiş olduğu ve birçok tedavi gideri ortaya çıktığı, kaza nedeniyle 1 ay işine gidemediği ve gelir kaybına uğradığı, davacının dış görünüşünün etkilendiği kazada vücudunda taşıyacağı ve göreceği kalıcı izler olduğu bu durumun psikolojisini ve ruh bütünlüğünü ihlal ettiği, bu nedenlerle;
davacının uğradığı maddi zarara karşılık ... TL maddi tazminatın tüm davalılardan, kazanın neden olduğu manevi zarara karşılık ise ...
TL manevi tazminatın sorumlulukları kapsamında davalı ... ve ... dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesini, ... plakalı araç kaydı üzerine ihtiyati tedbir konulmasını, alacak asıllarına olay tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasını, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin karşı taraftan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
YANIT
Davalı ... Vekili Antalya ...
Asliye Hukuk Mahkmesine verdiği cevap dilekçesinde; dava konusu ... plakalı aracın ...-... tarihleri arasında sigortalı olduğu, davacının geçici iş göremezlik ve tedavi gideri talebine ilişkin müvekkil şirkete yönelik talebin karşılanmasının mümkün olmadığı, müvekkil şirketin trafik sigorta poliçelerinde tedavi teminatı bulunmadığı bu nedenle tedavi teminatı olmadığı için bu giderlere bağlı olan bakıcılık giderlerinden ve geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığı,
sigortacı yönünden sigorta bedelini ödeme yükümlülüğü belgelerin ibrazından itibaren 8 iş günü içinde böyle bir başvuru olmadığı takdirde dava tarihinde muaccel hale geldiğinden bu tarihlerden öncesi için faiz sorumluluklarının bulunmadığını, bu nedenlerle açılan davanın reddini, masraf ve ücreti vekaletin davacıya tahmilini talep etmiştir.
Davalılar ..., ... davaya cevap vermemiştir.
KANITLAR VE GEREKÇE
Dava, Trafik kazası nedeniyle zarar gören tarafından işleten/sürücü ve ZMMS'na karşı açılan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkememizce davacıya ait hastaneye kayıtları, kazaya ilişkin tutanak ve belgeler ile sigorta kayıtları celp edilmiş, taraflar delilleri toplanmıştır.
Mahkememizce kazadaki kusur durumu ve tarafların kaza tutanağına karşı itirazlarının değerlendirilmesi için mahallinde keşif yapılmış, düzenlenen ... tarihli raporda özetle; sürücü ...'ın kural hatası işlediğinden kazanın oluşumunda asli kusurlu olduğu, Yaya ...'ün ise kural hatası işlediğinden asli kusurlu olduğu sonuç ve kanaatine varmıştır.
Mahkememizce kazanın irdelenmesi için Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden rapor alınmak üzere gönderilmiş, düzenlenen ... tarihli raporda özetle; davalı sürücü ...'ın %75(yüzde yetmiş beş) oranında kusurlu olduğu, davacı yaya ...'ün %25(yüzde yirmi beş) oranında kusurlu olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Dava trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebinin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı Bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik ve tüzükler dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Mahkememiz dosyası davacı tarafın trafik kazası nedeniyle iş göremezlik oranının belirlenmesi için İstanbul Adli Tıp Kurumu ... İhtisas Kurulu'na gönderilmiş, kurum tarafından düzenlenen ... tarihli ön raporda;
"Kişi hakkında mütalaa düzenlenebilmesi için;
1-Yeni çekilecek, kırık/yaralanma alanını içine alan iki yönlü kafa grafilerin mümkün olduğu takdirde dijital ortamda (DICOM), bu incelemelerin düzenlenecek raporları ile birlikte teminen gönderilmesi,
2-Kişinin bir tıp fakültesi ya da eğitim araştırma hastanesi nöroloji birimine sevki sağlanarak yeni yaptırılacak ayrıntılı muayenesi sonucu düzenlenecek raporun gönderilmesi" istenmiştir.
Düzenlenen ön rapor doğrultusunda Mahkememizce ... tarihli celsede davacı asilin davacının hazır edilmesi ve Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne sevkinin sağlanarak muayenesinin yapılması ... nolu ara karar ile ihtar edilmiş, buna ilişkin duruşma zaptı davacı vekiline tebliğe çıkartılmış, davacı asilin hazır edilerek sevkinin sağlanmaması nedeniyle ... tarihli celsede davacı vekiline. "İstanbul ATK ...
İhtisas Kurulunun ön raporunda belirtilen muayene işlemlerinin yapılması için davacı asilin Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'ne sevkini sağlamak bu hususta davacı asili mahkememiz kaleminde hazır etmek üzere 2 haftalık kesin süre verilmiş, kesin süre içerisinde belirtilen işlem yapılmaz ise dayanılan maluliyet raporu delilinin ikamesinden vazgeçilmiş sayılacağı ihtar edilmiş ancak davacı asilin kesin süre içerisinde hazır edilmediği, hastaneye sevkinin ve ön raporda belirtilen eksiklerin giderilemediği görülmüştür.
Davacı vekilinin ... tarihli celsedeki beyanında; davacı asili kesin süre içerisinde hazır etmeye çalıştıklarını ancak kendisinin mazeretler sunduğunu, kendisine de bilgi verdiklerini beyan ettiği ve yeniden ek süre verilmesini talep ettiği görülmüştür.
6100 sayılı HMK'de öngörülen süreler, nitelikleri bakımından, taraflar için ve mahkemeler için konulmuş süreler olmak üzere ikiye ayrılır:
Mahkemeler için öngörülen sürelerin, taraflar için öngörülen sürelerden farkı; sürenin geçirilmiş olmasının, o sürede yapılması öngörülen işlemin yapılma olanağını ortadan kaldırmamasıdır. Eş söyleyişle hakim, gecikmeli de olsa süreye bağlanmış olan işlemi yapabilir. Dolayısıyla, gecikmeli de olsa yapılan işlem, oluşturulan karar hukuken geçerlidir ve süresinde yapılmış gibi hukuki sonuç doğurur.
Sürelerin önemli bir kısmı, taraflar için konulmuş sürelerdir. Taraflar, bu süreler içinde belli işlemleri yapabilirler veya yapmaları gerekir. Bu süre içinde yapılamayan işlemler, tekrar yapılamaz ve süreyi kaçıran taraf aleyhine sonuç doğurur. Taraflar için konulmuş süreler; kanunda belirtilen süreler ve hakim tarafından belirtilen süreler olmak üzere ikiye ayrılır.
Kanunda belirtilen süreler; kanun tarafından öngörülmüş (cevap süresi, temyiz süresi gibi) süreler olup, bu süreler kesindir. Bir işlemin kanuni süresi içinde yapılıp yapılmadığı, mahkemece re’sen gözetilir.
Hakimin tespit ettiği süreler ise, kural olarak kesin değildir (Kuru, Baki/ Arslan Ramazan/ Yılmaz, Ejder, Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, 6100 sayılı HMK’na Göre Yeniden Yazılmış 22. Baskı, Ankara 2011, s.749).
Hakim, kendi tayin etmiş olduğu süreyi, HMK’nin 90/2. maddesine göre iki tarafı dinledikten sonra haklı nedenlere dayanarak azaltıp çoğaltabilir ve bu sürenin, kesin olduğuna da karar verebilir (HMK m.94/2, HUMK m.159).
Yukarıda da belirtildiği üzere, ilke olarak, hakimin verdiği süre kesin olmayıp, kesinlik için şu iki koşuldan birinin varlığı zorunludur:
İlk koşul, hakimin kesin olduğunu belirtmeksizin verdiği ilk sürede işlemin yapılmaması nedeniyle ilgili tarafın yeniden süre talep hakkının varlığı karşısında, bu talep üzerine hakimin verdiği ikinci sürenin kesin olması ve bu kesinliğin yasadan kaynaklanmasıdır (HUMK m.163, c.4, HMK. 94/2); bu halde, ikinci kez verilen sürenin kesin olduğu belirtilmemiş ve ihtar edilmemiş olsa dahi sonuç değişmez.
İkinci halde ise; yasaya göre hakimin, tayin ettiği ilk sürenin kesin olduğuna da karar verebilmesidir (HUMK m.163/3 c.3, HMK m. 94). Ancak, böyle bir durumda kesin sürenin hukuki sonuç doğurabilmesi için, buna ilişkin ara kararının yasaya ve içtihatlara uygun şekilde oluşturulması, hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede açık olması ve kesin süreye uyulmamasının sonuçlarının ilgili tarafa ihtar edilmesi gerekir.
Kesin süreye ilişkin ara kararının verilmesiyle karşı taraf lehine usulü kazanılmış hak doğmaktadır. Bu ilkenin doğal sonucu, yargısal kesin süreyle sadece tarafların değil, hakimin de bağlı olduğu, dolayısıyla hakimin bu tür bir ara kararından dönmesinin hukuken geçersiz bulunduğudur.
Kısaca; ister kanun, ister hakim tarafından tayin edilmiş olsun, kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin, bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesi olanaklı değildir.
Mahkememizce davacı tarafa, davacı asilin iş göremezlik oranının belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu ... İhtisas Kurulu ön raporu doğrultusunda muayenesinin yapılması gerektiği açık bir şekilde ihtar edilmiş, davacı asilin kesin süre içerisinde hazır edilerek muayenesinin yapılmaması halinde maluliyet raporuna ilişkin delilden vazgeçmiş sayılacağı ve dosya kapsamında göre karar verileceği ihtar edilmiştir.
Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi hükmü uyarınca; Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer.6100 sayılı HMK 'nın 190/1 maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın maddi ve manevi tazminat taleplerinin dava konusu trafik kazası nedeniyle meydana gelen iş göremezlik/maluliyet hususlarına dayandığı, maluliyet oranının uzman doktorlardan oluşan heyet tarafından belirlenmesi gerektiği, Adli Tıp Kurumu ... İhtisas Kurulu tarafından ön rapora göre kişi hakkında mütalaa düzenlenebilmesi için ön raporda belirtilen muayenelerin yapılmasının gerektiği, davacı asilin verilen kesin süreye rağmen muayene işlemlerinin yerine getirilmesi için hazır bulunmayarak üzerine düşen ispat yükümlülüğünü yerine getiremediği anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Katip ... · E-imzalıdır Hakim ... · E-imzalıdır
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2017/522, K. 2021/45, 26 Ocak 2021 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama