KÜNYE
T.C. Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 8 Ekim 2020
- Esas no
- 2018/278 Esas
- Karar no
- 2020/468
Karar Metni
1.311 kelime·7 dk okuma·11 bölüm
Mahkememizin Asıl Dava Dosyasında;
DAVA
Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 07/05/2018
KARAR TARİHİ : 08/10/2020
Birleşen ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... Esas, .../... Karar Sayılı Dosyası;
DAVA
Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 18/05/2018
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde, müvekkili ...'ın annesi ve ...'ın eşi ...'ın ... tarihinde davalı şirket tarafından sigortalanan ... plakalı, sürücüsü kusurlu aracın ... plakalı araçla yaptığı çift taraflı kazada karşı araçta yolcu olarak bulunduğu sırada vefat ettiğini, davanın ... Ağır Ceza Mahkemesinin .../...
Esas sayılı dosyası ile karara bağlandığını, müvekkili ...'ın raporlarında da belirtildiği üzere annesinin desteğine muhtaç olduğunu, askerlik yapmadığını, sürekli hem zihinsel hem bedensel %58 özürlü olduğunu, yasa gereği müvekkilinin destekten yoksun kalma tazminatının ödenmesi gerektiğini, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalması kaydıyla, ... er TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkillerine ödenmesine, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde, davayı kabul manasında olmamakla birlikte, kusur oranının tespiti bakımından dosyanın Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesine gönderilmesi gerektiğini, zira müvekkilin şirketin yalnızca sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğunu, müteveffanın gelirinin resmi belgelerle kanıtlanması,
aksi takdirde asgari ücret olarak alınması gerektiğini, davacıların kaza sebebiyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubu gerektiğini, kabul manasında olmamak üzere, davanın kabulü halinde başvurunun müvekkil şirkete ibraz edildiği tarihten 8 iş günü sonrasından itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini, kaldı ki hiçbir şekilde davayı kabul manasında olmamak üzere, aleyhlerine tazminata hükmedilmesi halinde ıslah edilmemiş tutar için tazminat faiz sorumluluğu dava tarihinden itibaren, ıslah edilmiş tutara ilişkin tazminat ve faiz sorumluluğu ise ıslah tarihinden itibaren başlaması gerektiğini,
davacı tarafın avans faizi talebinin haksız olup, yasal faize hükmedilmesi gerektiğini, davanın esastan ve usulden reddini, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili mahkemeye sunmuş olduğu cevap dilekçesinde, Poliçe teminat limitlerinin kişi başı ... TL olduğunu, adli tıp kurumundan kusur durumu hakkında rapor alınması gerektiğini, SGK tarafından rücuya tabi bir ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini ayrıca müvekkili sigorta şirketine başvuruda bulunulmadan dava açıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dosyamız Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... Esas .../... Karar sayılı dosyası ile birleşmiştir.
DELİLLER
Dosyada tüm deliller toplanmış, dosya Ankara Adli Tıp Kurumuna gönderilmiş ve mahkememize sunulan ... tarihli raporda,
Otomobil sürücüsü ...’nin %60 (yüzde altmış) oranında kusurlu olduğuna,
Kamyonet sürücüsü ...’ın %40 (yüzde kırk) oranında kusurlu olduğunu bildirir rapor sunmuştur.
Dosya aktüerya bilirkişiye tevdi edilmiş ve bilirkişinin mahkememize sunmuş olduğu ... tarihli raporunda, Davacı Eş ...'ın destekten yoksun kalma zararının, davalı ... den isteyebileceği tutar ...(TL) olduğu, birleşen dosya yönünden talebi olmadığı.
Davacı oğlu ... 'ın destekten yoksun kalma zararı ... (TL) olup, davalı ... den isteyebileceği tutar ...(TL),
Birleşen dosya kapsamında ... Den isteyebileceği tutar ...(TL) olduğunu bildirir rapor sunmuştur.
Davacının davasını ıslah ettiği ve ıslah harcını da yatırdığı görüldü.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Dava, TBK 49 vd. Maddelerine dayalı haksız fiil niteliğindeki ölümlü trafik kazası nedeniyle kusurlu olduğu belirtilen işleten-sürücülerin Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacıları aleyhine açılan destekten yoksun kalma tazminatı tazminat istemine ilişkindir.
Destekten yoksun kalma tazminatı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 53. Maddesinde düzenlenmiş olup, aynı maddede ölüm halinde ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları zararların tazmin edilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır.
Görülmektedir ki, destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir.
Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle, ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir.
Türk Borçlar Kanunu’nun 53.maddesinde sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır; sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır.
O halde destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür.
Bununla birlikte destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, destekten yoksun kalan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.04.1982 gün, 979/4-1528 E., 1982/412 K. sayılı kararı).
Diğer taraftan, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 06.03.1978 tarih ve 1/3 sayılı kararının gerekçesinde de: "Destekten Yoksun Kalma Tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminat olduğu” hususu vurgulanmış; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.11.2005 gün ve 2005/4-648 E.-2005/691 K. sayılı ilamında da aynı esaslar benimsenmiştir.
Aynı kanunun 55.maddesinde de, "Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz..." şeklinde tazminatın belirlenmesine ilişkin esaslar belirtilmiştir.
Somut olay yukarıdaki açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde; Müteveffanın oğlu davacı ...'ın engelli raporuna göre serebral palcy tanısı konulduğu kendi bakım ve aktivitelerinde zorlandığı, engel oranının % 69 olduğu bu sebeplerle annesinin desteğine ihtiyaç duyduğu kanaatine varılmıştır. Eşini kaybeden davacı ...'nın da eşinin ölümü nedeniyle desten yoksun kaldığı kanaatine varılmıştır. Çift taraflı kazada otomobil sürücüsü ...’nin %60 (yüzde altmış) oranında kusurlu olduğuna, kamyonet sürücüsü ...’ın %40 (yüzde kırk) oranında kusurlu olduğu mahkememizce hükme esas alınan raporda tespit edilmiştir. Bu sebeplerle meydana gelen kaza nedeniyle kusurlu araçların sigorta şirketlerinin davacılara karşı sorumlu olduğu kanaatine mahkememizce varılmıştır.
Mahkememizin bu kabulü doğrultusunda; hüküm kurmaya ve denetime elverişli oluşa ve yasaya uygun, kusur ve aktüerya bilirkişi raporları sonucu davacının kaza nedeniyle maddi zarar tespit edilerek talep artırım dilekçesi doğrultusunda davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Katip ... · ¸e-imzalıdır Hakim ... · ¸e-imzalıdır
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/278, K. 2020/468, 8 Ekim 2020 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama