KÜNYE
T.C. Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 8 Kasım 2019
- Esas no
- 2019/269 Esas
- Karar no
- 2019/714
- Dava
- Tazminat (Ticari Satıma Konu Malın İadesi
- Dava tarihi
- 20/01/2017
Karar Metni
1.117 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satıma Konu Malın İadesi) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Davacının davalı firmanın şubesinden ... tarihli satış sözleşmesi ile toplam ...-TL'ye mobilyalar aldığını, malların ... tarihinde müvekkilinin ...'deki ev adresine teslim edildiğini, satışa konu ürünlerin kullanılmaya başlandıktan 3-4 ay sonra ... renkte olan koltukların üst kısmında renk değişiminin başladığını ve zaman içerisinde belirgin solma meydana geldiğini, bu durumu davalı şirketle ile paylaştığını, hiçbir şekilde değişim, para iadesinin yapılamayacağının söylendiğini,bu sebeple Antalya ...
Noterliği'nin ... tarihli ... yevmiye nolu ihtarı ile satış sözleşmesinden döndüğünü davalı tarafa bildirdiğini, ancak davalı tarafça taleplerinin kabul görmediğini beyanla taraflar arasındaki satış sözleşmesinin feshi ile ayıplı ürün için ödenen ...-TL'nin temerrüt tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini, ...-TL ihtarname masrafının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte karşı yandan tahsilini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu koltuk takımının ...'ye satılıp faturalandırılmış olmasına rağmen işbu davanın ... adına açılmasının davanın husumetten reddini gerektirdiğini, davanın görevsiz mahkemede açılmış olması nedeniyle huzurdaki dava ile ilgili olarak mahkemece görevsizlik kararının verilmesi gerektiğini, şirket adına satın alınan koltuk takımının asıl kullanım alanı haricinde ...'un evinde kullanıldığını, bu durumun ihtarnamede de sabit olduğunu, ayrıca davalı şirket aleyhine ileri sürülen iddiaların kabulünün mümkün olmadığını,
malın ayıplı olduğuna ilişkin hiçbir tespitin bulunmadığı gibi beş ay gibi uzunca bir sürede ayıplı oldukları için solduğu iddia olunan koltuklarla ilgili olarak şirkete müracaat edilmemesi ve rengi solmuş koltuklarda oturulmaya devam olunmasının taraflarınca kötüniyet olarak değerlendirildiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
DAVA
Dava, ayıplı ürün nedeniyle bedel iadesi istemli davadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ
Dava, ... tarihinde Antalya ... Tüketici Mahkemesinde açılmış, anılan mahkemenin ... tarih .../... E. .../... K. Sayılı kararı ile görevsizlik kararı verilmiş karar kesinleşmekle dosya mahkememize tevzi olunmuş, mahkememizin ... tarih .../... E. .../... K. Sayılı kararı ile karşı görevsizlik kararı verilmiş, yargı merci tayini için dosya Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesine gönderilmiş, anılan dairece ... tarih .../... E. .../... K. Sayılı kararla görevli mahkemenin mahkememiz olduğuna karar verilmiş olmakla yeniden yargılama yapılmıştır.
...'nin ... tarih ... seri numaralı faturasının incelenmesinde, alıcının ... olduğu görülmüştür.
Fatura, satıcı firma tarafından alıcı firma adına tanzim edilen, mal veya hizmetin satıldığını gösteren bir belgedir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 355/1. maddesine göre anonim şirketler ticaret siciline tescil edilmekle hükmi şahsiyet kazanırlar. Tüzel kişilik olan şirketin idare ve temsili 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 365 ve izleyen maddelerinde düzenlenmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 371 maddesinde ise şirketi temsile yetkili olanların haiz oldukları temsil kapsam sınırları düzenlenmiştir. Tüm bu yasal düzenlemeler karşısında şirket adına açılacak davayı sadece şirketi temsile yetkili kişilerin açabilecekleri sonucuna varılmaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 14/12/2005 tarih 2005/1-686E. 2005/728K. sayılı kararı).
Taraflardan birinin o davada taraf sıfatının bulunmadığı kanısına varılırsa dava sıfat yokluğundan reddedilir (Kuru, Baki; Hukuk Muhakemeleri Usulü C. I 6. Baskı, İstanbul 2001, s. 1196 vd.).
Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine (fiil ehliyetine) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler.
Taraf sıfatına gelince, bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir (İstisnalar için örnek: C.Savcısının kamu yararının bulunduğu durumlarda bazı hukuk davalarını açabilmesi). Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, (o davada davacı sıfatının kime ait olacağı) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir.
Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceğinden sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır. Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir.
Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir. Dava konusu şey üzerinde kim veya kimler hak sahibi ise, davayı da bu kişi veya kişilerin açması gerekir. Davayı açabilmek için gerekli sıfat, dava konusu şey üzerinde hak sahibi olan kişiye aittir.
Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir (Kuru, Baki/ Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder. Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 25. Baskı, Ankara 2014, s. 224 vd.).
Mahkemenin taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatlarına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa, davanın esası hakkında bir karar verilemeyeceğinden, dava sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir.
Taraf sıfatı usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olduğundan taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için def'i değil, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu bir itiraz niteliğindedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07/12/2011 tarih 2011/1-631 E. 2011/745 K. Sayılı kararı) (Aynı doğrultuda Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23/06/2004 tarih 2004/4-371E.
2004/375K.. 18/04/2007 tarih 2007/5-233E. 2007/221K.. 04/03/2009 tarih 2009/10-34E. 2009/104K.. 04/11/2009 tarih 2009/2-402E. 2009/484K.. 03/02/2010 tarih 2010/4-4E. 2010/56K.. 22/12/2010 tarih 2010/19-638E. 2010/694K. 09/02/2011 tarih 2010/15-657E. 2011/49K. sayılı kararları).
Davamıza gelince, davacı davalı tarafından satın alınan ürünün ayıplı olduğundan bahisle bedel iadesi talebinde bulunmuştur. Taraflar davaya konu ürünün satışına ilişkin yazılı bir sözleşme sunmuş olmamakla birlikte fatura sunulmuştur. ...'nin ... tarih ... seri numaralı faturasının incelenmesinde, alıcının ... olduğu görülmektedir. Fatura, satıcı firma tarafından alıcı firma adına tanzim edilen, mal veya hizmetin satıldığını gösteren bir belgedir. Davaya konu ürünün alıcısı ...dir. Başka bir ifadeli ile taşınır mal satış sözleşmesinin tarafları ... ve ...'dir. Satılan ürünün ayıplı olduğu iddiasını da davacı değil ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olan ... açabileceğinden aktif husumet ehliyeti bulunmayan davanın reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
Katip ... · ¸e-imzalıdır Hakim ... · ¸e-imzalıdır
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/269, K. 2019/714, 8 Kasım 2019 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama