KÜNYE
T.C. Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 4 Temmuz 2024
- Esas no
- 2023/249 Esas
- Karar no
- 2024/471
- Dava
- Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)
- Dava tarihi
- 12/04/2023
Karar Metni
1.802 kelime·9 dk okuma·3 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Davalı şirketin Antalya Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine ilamsız icra yolu ile icra takibi başlatıldığını, borcun ... tarihinde ... plakalı araç ile ... plakalı aracın çarpışması nedeniyle ... plakalı araçta meydana gelen ...-TL değer kaybı ve ...-TL ikame araç bedeli istemi olduğu,
sürücü ... isimli şahsın davalı şirketten ... marka araç kiraladığını, kazanın da müvekkilinin ... ile davalı şirkete ait olan ... araç kavşaktan dönerken birbirine sürttüğünü, müvekkilinin %50 kusurlu olduğunu, davalı şirketin ... tarihinde yapılan başvurunun neticesi beklenilmeksizin müvekkil hakkında haksız ve kötü niyetli olarak icra takibi başlatıldığını, yapılan arabuluculuk görüşmesinde anlaşma sağlanamadığını, bu görüşmeler esnasında değer kaybından ...-TL ikame araç bedelinden ...-TL olmak üzere toplam ...-TL alacağından feragat ettiğini,
... tarihinden sigorta şirketinden gelen tahsilat bildirimi ile ...-TL'nin haricen tahsil edildiğinin bildirildiği, davalı şirketin başlatmış olduğu takipten sonra ...-TL alacağı sildiği, ancak müvekkilinin ...-TL bakiye borcun devam ettiğini belirterek, davanın kabulü ile takibin durdurulmasını akabinde iptalini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle. Davacının sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı aracın müvekkili adına kayıtlı bulunan ... plakalı araca ... tarihinde kusurlu şekilde çarparak maddi zarara sebep olduğunu, kazadan sonra onarım süresi boyunca müvekkil şirketin mahrum kaldığı araç için Antalya Genel İcra Dairesinin ...
Esas sayılı dosya ile ...-TL ikame araç, ...-TL araç değer kaybı bedeli talepli icra takibi başlatıldığını, icra takibi başlatıldıktan sonra sigorta şirketi tarafından ...-TL ödeme yapıldığını, davacının Karayolları Trafik Kanununun ilgili maddelerini ihlal etmesi sebebi ile kusurlu eyleme sebep olduğunu, aracın değer kaybının tahsili için icra takibi olmaksızın başvuru yapıldığını ve sigorta şirketi tarafından ...-TL ödendiğini belirterek davanın reddi ile davacının kötü niyetli olması sebebi ile %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine,
yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
Dava dışı ...'ne ve ...'ne yazılan müzekkerelerimize gelen cevabi yazılar dosyamız arasına alınmıştır. Tramer'e yazılan müzekkeremize gelen cevabi yazı dosyamız arasına alınmıştır. Türkiye Noterler Birliği'ne yazılan müzekkeremize gelen cevabi yazı dosyamız arasına alınmıştır. ... Vergi Dairesine, Esnaf ve Sanatkarlar Odasına, Ticaret ve Sanayi Odasına davacının tacir olup olmadığına ilişkin yazışmalar yapılmış, gelen müzekkere cevapları dosyamız arasına alınmıştır. Antalya Genel İcra Dairesine müzekkere yazılarak ... takip sayılı dosya örneği dosyamız arasına alınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, haksız fiil niteliğindeki ... tarihli trafik kazası nedeniyle kusurlu olduğu belirtilen sürücünün, aracı kiraladığı kiraya veren aleyhine açılan değer kaybına ve ikame araç bedeline dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.
Davalı taraf davanın reddini savunmakla, kazada davalı sürücünün kusurunun bulunmadığını, davacıya değer kaybına ilişkin daha önce ödeme yapıldığını ileri sürmektedir.
Davacının, dava ikame edilmeden önce zorunlu arabuluculuğa başvuru şartını yerine getirdiği görülmüştür.
Türk Borçlar Kanunu m. 50 gereği; Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı Yasa'nın 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verildiği anlaşılmaktadır.
Dava konusu kazada kusur yönünden yapılan araştırmada,
Mahkememizce kusur oranlarının tespiti ile şartları oluşmuşsa davacının talep edebileceği değer kaybı tazminatının belirlemesi için dosyamız ilk olarak Ankara Trafik İhtisas Dairesine gönderilmiş, ATK 04/09/2023 tarihli raporu ile; "davacı sürücünün %100(yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, davalı yanın kiraladığı aracı kullanan araç sürücüsünün atfı kabil kusurunun bulunmadığı, aracın kullanılamayacağı sürenin 5 gün, bu süre karşılığı ikame araç bedelinin ise ... TL olabileceğini bildirilmiştir.
Tarafların ATK raporuna itirazı üzerine dosya üç kişilik uzman bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, heyet 15/01/2024 tarihli raporunda “... plakalı ... sürücüsü ...' ın olay günü ... plakalı aracı ile ... çıkış yaparken ... plakalı aracın, aracının arka kısmına geldiği ve ... arka köşesine taktığını, Aracın ikinci sırada ve park halinde olduğunu beyanla, ... plakalı aracın hem seyir halinde arkasına geldiği ve bu aracın seyir halindeyken aracına çarptığını, hem de ... plakalı aracın ikinci sırada park halinde olduğunu beyan etmiş olup;
beyanında çelişki bulunmakta olduğundan, tanzim edilen trafik kazası tespit tutanağı ve kaza sonrası araçların konumunu gösteren fotoğrafların incelenmesinde ... plakalı aracın kaza esnasında, ... plakalı aracın geçişi için sağa yanaşarak durduğu kanaatine varılmış” gerekçeleriyle davacı sürücünün kazada tam kusurlu olduğunu bildirmiştir.
TBK 74. maddesinde “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz." hükmüne yer verilmiştir.
"TBK.74 maddesinde haksız eylemin “kusur” öğesi konusunda hukuk hakimine tanınan yetkiler iki bölüm olup, birincisi “kusur bulunup bulunmadığına”, öteki “kusurun derecesini ve zararın tutarını belirlemeye” ilişkindir. Maddenin ilk cümlesine göre “kusurun varlığını” araştırmada yetkileri sınırlı olan hukuk hakimi, maddenin ikinci cümlesine göre “kusurun derecesini ve zarar tutarını belirlemede” tam bağımsız kılınmıştır.
6100 sayılı HMK'nın 266/1. maddesinde "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz." hükmüne yer verilmiştir. Trafik kazasına etki eden ve tarafların kusur durumlarının belirlenmesinde rol oynayabilecek olan araç hızlarının tespiti, aracın teknik özelliklerine göre kazanın oluş şeklinin belirlenmesinde zorunluluk bulunması vs. gibi bir durum yoksa, kazadaki kusur oranlarını belirlemenin teknik bilgiyi gerektiren bir yönü bulunmamaktadır.(Aynı yönde bkz. Yargıtay 17. H.D. 2019/2909 E. 2020/7805 K.)
Buna göre yukarıda anılan TBK 74 maddesi ile HMK 266. maddeleri ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin anılan kararları bir arada değerlendirildiğinde kusur oranlarının belirlenmesi konusunda mutlak rapor alınması zorunlu olmadığı gibi bu alınan raporların da herhangi bir şekilde bağlayıcılığı bulunmamaktadır, dosya arasındaki bilgilerden kazanın ne şekilde gerçekleştiği belirlenebiliyor ise kusur oranın hâkim tarafından belirlenmesi gerekmektedir.
Mahkememizce tarafların ATK ve heyet raporuna itirazları değerlendirilerek, kusur yönünden raporların mahkeme ve kanun yolu denetimine elverişli, yasaya ve oluşa uygun olduğu, raporların kusur değerlendirmesi yönünden mutabık nitelikte olduğu, kazada davacı sürücünün tam kusurlu olduğu anlaşılmakla kusura yönelik itirazlarının reddine karar verilmiştir.
Dava konusu kazada, davacının aracındaki değer kaybı yönünden yapılan araştırmada,
Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatları dikkate alınarak araç değer kayıpları için kaza tarihindeki serbest piyasa koşullarına göre vasıtanın kazadan önceki rayici ile onarım sonrası değeri arasındaki farkın araç değer kaybı olarak belirlenmesi gerekmektedir.
Dava konusu aracın hasar geçmişine ilişkin tüm bilgi ve belgeler (tramer kaydı, sigorta şirketlerinde oluşturulan hasar dosyası, trafik tutanaklar ve fotoğraflar vs) ilgili yerlerden getirtilip Adli Tıp Kurumuna dosyamız gönderilerek aracın markası, modeli,yaşı, kilometresi ve değere etki eden diğer özellikleri de dikkate alınarak dava konusu aracın kaza öncesi serbest piyasa koşullarındaki 2. el değeri ile aracın onarım sonrası serbest piyasa koşullarındaki 2. el değeri (kaza sonrası onarımla değişen orijinal parçalar varsa bunların araca kattığı değer de dikkate alınarak) arasındaki farkın belirlenmesi yöntemiyle değer kaybının tespiti yapılmıştır.
Buna göre davacının aracında meydana gelmiş olabilecek değer kaybının ve kullanılamayan süre boyunca mahrumiyet bedeli tespiti için dosyamız ilk olarak Ankara Trafik İhtisas Dairesine gönderilmiş, ATK 04/09/2023 tarihli raporu ile; araçtaki değer kaybının ... TL olabileceğini, aracın kullanılamayacağı sürenin 5 gün, buna binaen bu süre karşılığı ikame araç bedelinin ise ... TL olabileceğini bildirilmiştir.
Tarafların ATK raporuna itirazı üzerine dosya üç kişilik uzman bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, heyet 15/01/2024 tarihli raporunda araçtaki değer kaybının ... TL olabileceğini, aracın kullanılamayacağı sürenin 10 gün, buna binaen bu süre karşılığı ikame araç bedelinin ise ... TL olabileceğini bildirilmiştir.
Türk Borçlar Kanunu m. 50 gereği; zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı Yasa'nın 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verildiği anlaşılmaktadır.
Tüm dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu davalı şirkete ait ... plakalı araç sürücüsünün dava konusu kazada bir kusurunun bulunmadığı ve aracın serbest piyasa koşullarına göre kaza tarihi itibariyle yaşı, özellikleri, hasar miktarı ve hasarlı kısımlarının özelliği değerlendirildiğinde ... TL değer kaybının oluştuğu kanaatine varılmıştır.
Daha ayrıntılı ve somut verilere dayanan 15/01/2024 tarihli bilirkişi heyet raporuna üstünlük tanınmıştır. Davalı şirkete kaza sonrasında sigorta şirketince ödenen ... TL bu bedelden mahsup edilmiştir.
Aracın kiralanamadığı süre boyunca mahrumiyet bedeli yönünden ise araçtaki hasarlı görünen parçalarının onarım ve değişim işlemlerinin yapılması, değişimi yapılacak parçaların tedarik edilmesi, boya hazırlığı ve boya sonrası kuruması, en son olarak da bagaj kapağı, sol arka çamurluk, sol ..., arka tampon gibi önemli parçaların araca montajı için geçecek sürelerin 10 gün olabileceği, günlük kira bedelinin ise ... TL olabileceği kanaatine varılmıştır.
Katip ... · ¸e-imzalıdır Hakim ... · ¸e-imzalıdır
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/249, K. 2024/471, 4 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama