KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/250
- Karar No
- 2024/545
- Karar tarihi
- 9 Temmuz 2024
Karar Metni
1.409 kelime·7 dk okuma·7 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2023/250 Esas
KARAR NO: 2024/545
DAVA
İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 03/04/2023
KARAR TARİHİ: 09/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; --------- İcra Müdürlüğü ---------- E. Sayılı dosyası ile davalı/borçlu aleyhine --------- matbaa hizmeti kapsamında üretilen tıbbi maske kutularının üretimi ve teslimi için yapılan sözleşme mucibince üretim ve teslim karşılığı keşide edilen fatura tutarları üzerinden İlamsız -Haciz Takip Yolu ile icra takibi açıldığını.
Borçlunun takibe itiraz ettiğini.10.04.2021 tarihli, 83.260,80 tl tutarında fatura alacağı asıl alacak ----------- fatura no 83.260,80 TL 12.04.2021 tarihli, 274.438,50 TL tutarında fatura alacağı- Asıl Alacak -----------faturano 274.438,50 TL tutarlı fatura alacağına yönelik takibe itiraz neticesinde icra takibin durdurulduğunu.
TTK 1530 kapsamındaki faiz alacağına ve fer'ilerine de itirazın söz konusu olduğunu. faturaların tebliğine ve ödeme, mal teslimine ve sevk İrsaliyesine rağmen davalının borcunu ödemediğini.
İtiraz üzerine arabuluculuk süreci oluşmuş ise de; anlaşmanın sağlanamadığını, ödeme için davalı şirketin esasen fiili sahibi olan ve kızı ----------- adına şirketi kuran --------- ile görüşme yapıldığını, Savcılık Soruşturmasına ve İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde imzaya itiraza uğramış senet ve iptal olunan Kambiyo Takip Dosyasının varit olduğunu, davalının ödeme amacı ile verilen sene lerini sunduklarını, davalı şirketin ticari iş ve işlemlerine son verdiğini, akit, ve alacağın belirlenebilir olmasına rağmen ,yasal süresi içerisinde sözleşme yükümlülüğü olan tutarı ödememek için davalı ısrarı üzerine icra takibi yapılması gerektiğini,
Davalının, kötü niyetli olarak icra takibini geciktirmek ve durdurmak için itirazda bulunduğunu, bu nedenle borçluların sözleşme alacağı yönünden itirazının iptali ile alacağımızın %20 ından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafa usulüne uygun olarak dava dilekçesinin tebliğ edildiği ancak cevap dilekçesi ibraz edilmediği anlaşılmıştır. Mahkememizce--------- İcra Müdürlüğünün -------- Esas sayılı İcra dosyasının incelenmesinde; davacı tarafça davalı aleyhinde 464.356,34 TL toplam alacak bedelinin tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı, başlatılan icra takibine davalı tarafça itiraz edildiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce her iki tarafın dava konusu talebi kapsayacak şekilde ilişkin tarafların 2021 yılına ait ticari defterleri üzerinde dayanak kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, bilirkişi raporunda özetle; davacı şirketin takip tarihi itibarıyla, davalı şirketten takip dayanağı faturaların bakiyesinden kaynaklanan 357.699,30 TL asıl alacağı olabileceği yönünde rapor sunduğu anlaşılmıştır.
İNCELEME ve GEREKÇE: Dava, cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Taraflar tacir olduğundan her iki tarafın dava konusu talebi kapsayacak şekilde ilişkin tüm yasal ticari defterleri ve defterlerin bu uyuşmazlığa ilişkin dayanak kayıtları üzerinde mali müşavir bilirkişisi tarafından defterlerin inceleme yapılmasına karar verildiği, inceleme gün ve saatinde davalı tarafların hazır bulunmadığı ve mazeret dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır.Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür.
Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir.
Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur.
Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir.
Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir.
Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır.
Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir.
Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır.
Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın ticari defterleri incelenmiş, buna ilişkin mali müşavir bilirkişi raporu dosya içerisine sunulmuştur. 26/10/2023 tarihli bilirkişi raporunda davacı firmaya ait defterlerin açılış-kapanış onaylarının yapılmış olduğu, davacı şirketin ticari defter kayıtları itibarıyla davalı şirketten e- faturalara dayalı açık c/h bakiyesinden kaynaklanan.
357.699,30 TL alacak bakiyesi kaldığı, davacı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını iddia eden davalı şirket 2021 yılı ticari alışverişlerinde muhtelif fatura karşılığı 357.699,30 TL. tutarın da mal alışı yapmış, buna karşılık 117.679,60 TL. ödeme yapmış olup 101.662,94 TL borç bakiyesi ile 2022 yılına devir ettiği tespit edilmiştir.
Davalının, tarafına tebliğ edilen E faturalara karşı bir itirazda bulunmadığı ve iade faturası da kesmediği bakiye kalan borç olan 357.699,30 TL. nin ödemesinin yapılmadığı tespit edilmiştir.
Davacı yanca davalı şirket adına düzenlenmiş ve takip dayanağı yapılmış bulunan 2021/4 aylarında davalıya tebliğ edilen 2 adet 303.135,00 TL Tutarlı E-Faturaların 2021 Yılı BS FORMU ile KDV hariç tutar olan 303.335,00 TL Matrah üzerinden Davalı Şirkete Mal/Hizmet satışı olarak Beyan edilmiş olduğu, Davalı Şirketin BA FORMU Beyanında davaya konu işbu faturaların 2. Adet 303.335,00 TL olarak beyan edildiği tespit edilmiştir.
Davalı tarafa ise ticari defterlerini sunması için ihtaratlı kesin süre verilmiş olup inceleme gün ve saatinde ticari defterlerini ibraz etmediği ve mazeret sunmadığı anlaşılmıştır.
Davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacının incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun ve davacının talep ettiği alacağının varlığını ispatladığı mahkememizce kabul edilmiştir.
İşlemiş faiz yönünden yapılan değerlendirmede ise asıl alacağa faiz yürütülebilmesi için borçlunun TBK'nın 117.(BK'nın 101.) maddesi uyarınca temerrüde düşürülmesinin gerekli olduğu, TTK'nın 1530. maddesinde de bu esastan ayrılmamak suretiyle taraflar arasındaki sözleşmede varsa öngörülen tarihte veya sürede borcun ödenmemesi halinde temerrüt durumunun oluşacağının öngörüldüğü,
somut uyuşmazlıkta ise izah edilen şekilde borçlunun takipten önce temerrüde düşürüldüğüne dair herhangi bir kanıt ibraz edilmediği anlaşılmış olup davanın kısmen kabulüne, davalının -------- İcra Müdürlüğünün --------- Esas sayılı doyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptali ile takibin 357.699,30 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, işlemiş faiz talebinin reddine, alacak likit olmakla hükmedilen miktarın % 20'si oranında 71.539,86 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/250, K. 2024/545, 9 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama