KÜNYE
T.C. Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 2 Nisan 2024
- Esas no
- 2023/809 Esas
- Karar no
- 2024/272
- Dava
- Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 08/12/2023
Karar Metni
814 kelime·4 dk okuma·3 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Davalı tarafından Antalya Genel İcra .../... esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine kambiyo senedine mahsus icra takibi yapıldığını, takibe konu ...-TL değerindeki senet müvekkili tarafından alacaklı olduğunu iddia eden davalıya ödenmiş olduğundan takibin kötü niyetli olduğunu, takibe konu senede istinaden davalı tarafa toplamda vade farkı ile birlikte ...-TL ödendiğini,
bu nedenlerle 6100 sayılı kanunun maddeleri gereğince tedbir taleplerinin kabulü ile müvekkili aleyhine Antalya Genel İcra Müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyası le başlatılan icra takibinin işbu davanın sonuna kadar teminatsız mahkeme aksi kanaatte ise teminat karşılığında durdurulmasına, davaya konu senedin müvekkili tarafından ödendiğinin ve müvekkilinin davalı tarafa borçlu olmadığının tespitine, davalının haksız ve kötü niyetli icra takibi yapmış olması sebebiyle dava değerinin %20 sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine,
yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Davacı taraf, Antalya Genel İcra .../... Esas sayılı takip dosyasına konu kambiyo senedi bedelinin davalı tarafa ödendiğini, ödeme nedeniyle borcun son bulduğunu, icra dosyasına konu bono nedeniyle davacının davalıya borçlu bulunmadığını iddia etmektedir.
Menfi tespit davalarında, davacı borçlu davalı alacaklıya borçlu olmadığını iddia ettiğinden kural olarak ispat külfeti alacaklı olduğunu iddia eden davalı üzerindedir. Ancak davacı borçlu alacağın doğduğunu kabul ederek başka bir nedenle bu alacağı doğuran hukuki işlemin geçersiz olduğunu veya alacağın son bulduğunu ileri sürmekte ise, bu iddiayı ispat yükü davacıya düşer. Kambiyo senedi düzenlendiğinde ise en önemli unsur alacağın varlığıdır. Kambiyo senetleri dayanağı hukuki işlemden bağımsız mücerret borç ikrarını içerir.
İspat yükü üzerinde olan bono borçlusu davacı senedin bedelsizliğine ilişkin iddiasını senede karşı senetle ispat kuralı gereği ancak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 201 inci maddesi uyarınca yazılı delille (kesin delille) ispatlayabilir.
Burada ispat külfeti davacıdadır. Yukarıda da değinildiği üzere, ödeme iddiasını ileri süren ispat külfetini üzerine almıştır.
Davacı vekili, takibe dayanak yapılan bono bedelinin davalıya; davacının hesabından davalının hesabına toplam ... TL; davacının annesinin hesabından davalının hesabına toplam ... TL olmak üzere bono bedelinin faiziyle birlikte fazlasıyla ödendiğini ileri sürmektedir. Ancak davacının sunduğu bahsi geçen işlemlere ait dekontlar incelendiğinde para transferlerinin herhangi bir açıklama yapılmadan gerçekleştirildiğine bakıldığında ödemelerin açıkça takibe konu bono nedeniyle yapıldığı net olarak anlaşılamamaktadır. Buna ilişkin açık bir şerh de yoktur. Bunu ispata yarayan bir delil de mevcut değildir. Davalı taraf cevap dilekçesi sunmadığından ödemenin bonoya binaen yapıldığını inkâr etmiş sayılmıştır.
Davacı taraf, bu haliyle, dosya kapsamına göre iddiasını ispat edememiştir. Ancak, dava dilekçesinde, "yemin" deliline de dayanmıştır.
İspat yükü altında bulunan tarafın başvurabileceği delillerden biri de yemin delilidir. Yemin, taraflardan birinin davanın çözümlenmesine etkili olan bir vakıanın doğru olup olmadığı hakkında kanunun belirlediği şekilde mahkeme (hâkim) önünde beyanda bulunmasıdır. Bir başka deyişle; Yemin, taraflardan birinin davanın çözümünü ilgilendiren bir olayın doğru olup olmadığı konusunu, kanunda belirtilen usule uyarak, mahkeme önünde, kutsal sayılan değerlerle teyit eden ve kesin delil vasfı yüklenmiş sözlü açıklamalardır (03.03.2017 tarihli ve 2015/2 E., 2017/1 K. sayılı YİBK).
Medeni Usul Hukukumuzda yemin delili kesin delil niteliğindedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 2015/22-2376 esas, 2019/370 karar)
HMK m. 226 gereği; Yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıalar yemine konu olamaz. Somut olayda da, dava konusuna ve yemin teklifine konu olabilecek hususlara ilişkin, davalıyı/temsilcisini ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak iddialar (TCK m. 156) mevcuttur. Bu nedenle, davacıya yemin delili hatırlatılmamış, kullandırılmamıştır.
Tüm dosya kapsamı, yukarıdaki açıklamalar ışığında, ispat külfeti üzerinde olan davacı iddiasını ispatlayacak deliller sunmadığından, ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Usuli bir duruma da açıklama getirmek gerekirse; "Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir." (T.C. Anayasa m. 141/son, HMK m. 30) Belirtmek gerekir ki, dava basit yargılama usulüne tabidir ve kanuni yetki gereği aynı duruşma tahkikat aşamasına geçilmiştir.
Somut olayda, tanık dinlenmesi mümkün olmadığından, muvafakat da bulunmadığından, yukarıdaki açıklama gereği tanık dinlenmesi uygun görülmemiştir.
Katip ... · ¸e-imzalıdır Hakim ... · ¸e-imzalıdır
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/809, K. 2024/272, 2 Nisan 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama