KÜNYE
T.C. Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 13 Haziran 2024
- Esas no
- 2024/118
- Karar no
- 2024/416
- Dava
- Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Menfi Tespit
- Dava tarihi
- 16/02/2024
Karar Metni
1.268 kelime·6 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Menfi Tespit) dava dosyası incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili mahkememize sunduğu dava dilekçesinde özetle; davacının alacaklıya karşı ... TL'lik borçlu olduğu senede karşı gününde ödeyemediğini ve davacı adına ... Tarihinde Antalya Genel İcra Dairesi .../... E. Sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, dava tarihi itibari ile ... TL borçlu bulunduğunu, öncelikle arabuluculuk müracaat tarihinde davacının alacaklıya karşı haricen ödemiş olduğu ...
TL'yi icra dairesine bildirmediğini ve davacının taşınır ve taşınmazlarına haciz işlemi yapıldığını, arabuluculuk müracaat tarihinden sonra davacının yapmış olduğu tahsilatı icra dairesine bildirdiğini ve kalan borcunun ... TL'ye indiğini, davacının haricen ödeme tarihinin ... tarihi olup bu tarih itibari ile TBK 100.
Maddesi gereği işlemiş faiz ve ferilerin üzerinde yapılan ödemeler anapara borcundan düşme hakkına sahip olup davacının ödeme tarihi itibari ile kalan borcunun tespit edilerek dava tarihine kadar kalan asıl alacak tutarından faiz hesaplanması gerektiğinin açık olduğunu, takipteki işletilen faiz oranına herhangi bir itirazlarının bulunmadığını, asıl alacağa , işlemiş faizleride ekleyerek takip başlatılmış olup asıl alacak ve işlemiş faiz yönünden,
icra dosyalarından Arabuluculuk müracaat Tarihi itibari ile dosya kapak hesabı alınarak Yargıtay Kararları dikkate alınarak konusunda uzman bir Bilirkişi incelenmesi ile dava tarihi itibari ile borçlu olmadığı miktarın tespitini talep ettiğini beyanla konusunda uzman bir Bilirkişiden rapor alınarak Antalya Genel İcra Dairesi .../...
E. Sayılı dosyasına ilişkin Arabuluculuk müracaat tarihi itibari ile asıl alacak ve işlemiş faiz yönünden fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik ... TL borçlu olmadığının tespitine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili mahkememize sunduğu cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın kısmi dava olarak açıldığını, Yargıtay ... Hukuk Dairesi’nin istikrar kazanmış görüşüne göre hukukumuzda menfi tespit davasının kısmi dava olarak açılmasının mümkün olmadığını, dolayısıyla davacının Antalya Genel İcra Müdürlüğü .../... Esas sayılı takipten dolayı borçlu olmadığı miktarın tespitini talep ederek ...
TL üzerinden harç yatırmasının doğru olmadığını, öncelikle hakimin davayı aydınlatma ödevi gereğince davacıya kesin süre verilerek talebinin açıklattırılmasını, aksi takdirde davanın usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, mahkememizce 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 30. Maddesi gereğince davacının eksik harcı ikmal etmesi gerektiğini, aksi takdirde davanın usulden reddine karar verilmesini, YARGITAY ... HUKUK DAİRESİ ... T. .../... "Dava, ...
TL. kredi bedelinden kısmen borçlu bulunulmadığının tespiti ve istirdat istemine ilişkindir. Davacı, dava dilekçesinde ... TL. kredi bedelinden şimdilik ... TL 'sinden borçlu bulunulmadığının tespiti ve ödenen ... TL.'nin istirdatı istemiyle dava açmış, yargılama aşamasında her hangi bir ıslah talebinde bulunmamıştır. Başkabir anlatımla kısmi menfi tespit talebinde bulunulmuştur. Menfi tespit davası, kısmi olarak açılamaz.
Mahkemece, bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA , bozma nedenine göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, ... gününde oybirliğiyle karar verildi." YARGITAY ... HUKUK DAİRESİ ... T. E:.../..., K:... "Dava, menfi tespit davası olup kısmi dava şeklindeaçılmıştır. Kısmi menfi tespit davası açılamaz.
Dairemizin istikrarlı uygulaması bu yöndedir. Bu durumda mahkemece davanın usulden reddi gerekirken işin esasına girilerek yazılı gerekçelerle ret kararı verilmesi doğru değilse de sonucu itibariyle doğru olan hükmün gerekçesi somut olaya uygun olmadığından 6100 sy. HMK'nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sy. HUMK'un 438/son maddesi uyarınca hükmün gerekçesi değiştirilerek ve düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün belirtilen gerekçelerle düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, ... gününde oybirliğiyle karar verildi." şeklinde karar verildiğini, davacı borçlunun, davacıya olan borçlarını ödeyebilmek için ... tarihli ... TL bedelli senedi keşide ederek davacıya teslim ettiğini, senet bedelinin süresinde ödenmemesi üzerine ... tarihinde davacı borçlu aleyhine Antalya ... İcra Dairesi .../...
Esas (Dosyanın Yeni Esası: Antalya Genel İcra Müdürlüğü .../... Esas) sayılı dosya üzerinden kambiyo takibi başlatıldığını, takibin kesinleşmesinin ardından ... tarihinde borçlu yalnızca ...
TL’lik kısmi ödeme yaptığını, anılan bu ödemenin icra dairesine taraflarınca bildirildiğini beyanla haksız, hukuki yararı bulunmayan ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini, işbu davanın açılmasında ve kalan borcun ödenmemesinde tamamen kötüniyetli olan davacının İ.İ.K. md 72/4 uyarınca alacağın %20’ sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmolunmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün .../... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; Alacaklının davalı ..., borçlunun davacı ... olduğu, takip dayanağının ... TL miktarlı ... vade tarihli senet olduğu, asıl alacağın ... TL, işlemiş faizin ... TL olmak üzere toplam ... TL alacak olduğu anlaşıldı.
Davanın, dava dilekçesindeki iddianın içeriği ve ileri sürülüşü bakımından, icra takip dosyasındaki tüm borca yönelik olarak menfi tespit davası olarak ikame edildiği anlaşılmaktadır.
Davacı vekili dava dilekçesi içeirğinde ve 1 nolu celsedeki sözlü açıklama beyanında icra takibine konu olan tüm borca kül halinde itiraz ettiklerini açıkça beyan ederek davanın da kısmi dava olarak ikame edildiğini açıklamıştır. Dava dilekçesinde dava değeri kısmında, dava değeri olarak ... TL gösterilmiş ve kısmi dava ibaresi kullanılmış ve icra takibindeki tüm borç yönüyle menfi tespite yönelik talepler mevcuttur.
Davacının talebinin icra takibine konu olan borcun tamamı bakımından menfi tespite yönelik olmasına karşın davanın kısmi dava olarak açılması mümkün değildir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu bonodan kaynaklanmakta olup bononun miktarı belirlidir. Dolayısıyla taraflar arasındaki uyuşmazlığın bedeli de davacı tarafından bilinebilir durumdadır. Davacı taraf takipteki faiz oranına da itiraz etmemiştir.
Davacıların dava konusu 4 adet toplam ... ABD doları tutarındaki bonoların şimdilik ... TL'lik kısmından dolayı davalıya borçlu olmadıklarının tespitinin talep edildiği davada Yargıtay ... H.D. .../... E. .../... K. Sayılı ilamında "...Dava dilekçesinden, davacı yanın dava dilekçesinde belirtilen 4 adet ... USD bedelli bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istediği anlaşılmıştır.
Bu durumda, açılan davanın menfi tespit davası olduğu ve menfi tespit davasının sonucu verilecek kararda, dava lehine sonuçlanan taraf yararına İİK’nun 72. maddesinde gösterilen tazminata da hükmedilme olasılığı bulunduğu ve davacı tarafın borçlu olmadığını iddia ettiği senetlerin miktarının açık ve tartışmasız olduğu gözetilerek, davacı yanın fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak veya şimdilik kaydıyla somut olayda olduğu gibi kısmi dava açmasında hukuki yararı bulunmamaktadır." şeklinde karar vermiştir.
Her ne kadar Mahkememizce ön inceleme celsesinde davacı tarafa takibe konu tüm borç yönünden harç tamamlattırılmak üzere süre verilebileceği sözlü olarak sorulmuş ve davanın kısmi dava olup olmadığı konusunda açıklama istenmişse de davacı vekilinin davanın kısmi dava olarak açıldığını ve ileride ıslah edileceğini ısraren beyan etmesi üzerine bu yola başvurulmamıştır.
Tüm anlatılanlar ışığında, davacının, eldeki davayı ne HMK 107. maddesine göre belirsiz alacak davası ne de HMK 109. maddesine göre kısmi dava olarak açmasında hukuki yararı mevcut olmadığından, hukuki yarar ise dava şartı olduğundan, davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
Katip ... · ¸E- İmza Hakim ... · ¸E- İmzalı
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/118, K. 2024/416, 13 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama