KÜNYE
null 2018/197 E., 2018/101 K.·Yargılama Yapmaya Ve Karar Vermeye Yetkili T.C. Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 23 Şubat 2018
- Esas no
- 2018/197
- Karar no
- 2018/101
- Dava
- Rücuen Tazminat
- Dava tarihi
- 22/02/2018
- Karar yazım tarihi
- 23/02/2018
Karar Metni
921 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan rücuen tazminat davasının dosya üzerinde yapılan incelemesi sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ....San ve Tic.A.Ş'ye ait ...plakalı aracın müvekkili şirket tarafından genişletilmiş kasko sigorta poliçesi ile 01/04/2015 - 03/01/2016 tarihlerini kapsayacak şekilde sigortalandığını, sigortalı aracın 02/09/2015 tarihinde davalı belediyeye ait ....
Merkezine giriş yaptığı sırada hidrolik park dubalarının aniden kalkması nedeniyle hasar gördüğünü, sigortalının başvurusu üzerine müvekkilinin araçta oluşan hasar için ekspertiz incelemesi yaptırdığını, inceleme sonucunda sigortalı aracın .....Merkezine giriş yaptığı sırada hidrolik park dubalarının aniden kalkmasıyla aracın sol alt kısmına ve arka lastiğine çarpmasıyla hasarın meydana geldiğinin tespit edildiğini, belirlenen 9.858,00 TL hasar tazminatını sigortalıya 06/10/2015 tarihinde ödendiğini, davalı belediyeye haksız eylemi nedeniyle sigortalıya ödenen bedelin rücuen tahsili için 18/08/2016 tarihinde başvuruda bulunulduğunu,
belediyenin yasal süre içerisinde başvuruya cevap vermediğini, alacağın tahsili için ...İdare Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasından dava açtıklarını, anılan mahkemenin uyuşmazlığın Adli Yargıda görünmesi gerekçesiyle görevsizlik kararı verdiğini, kararın 08/02/2018 tarihinde kesinleştiğini ileri sürerek davalı belediyenin haksız eylemi nedeniyle sigortalıya ödenen 9.858,00 TL 'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava,davacı ... şirketinin kendi sigortalısına yapmış olduğu ödemenin haksız fiil hükümleri gereğince sorumlu olan davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü'nün 06/07/2015 gün ve .... esas, ... karar sayılı ilamında ifade edildiği üzere benzer olayda yargılama yapma görevinin adli yargı yeri olduğu nedeniyle yargı yolu bakımından adli yargının görevli olduğu sonucuna varılmıştır.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olup olmadığının ise değerlendirilmesi gerekmektedir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Davacı, meydana gelen trafik kazası sonucunda maddi hasara uğrayan aracın kasko sigortacısı, davalı ise kazaya ve zarara neden olduğu iddia edilen belediye başkanlığıdır.Yani davacı ile davalı arasında akdedilmiş bir sigorta sözleşmesi bulunmamaktadır.Davacının isteminin hukuki dayanağı, haksız fiil hükümleridir. Davacı TTK’nun 1472. maddesi uyarınca, haksız fiile muhatap olan sigortalısının haklarına halef olmaktadır.
Ancak bu durum borç ilişkisinin niteliğini değiştirmemektedir.Davacı ... şirketinin sigortalısı, kazaya neden olan haksız fiili işleyen davalıya karşı hangi hukuki ilişki kapsamında hangi haklara sahip ise ancak o hakları talep edebilecektir. Bir başka anlatımla davacının sigorta şirketi olması, temelde borç ilişkisi doğuran hukuki ilişkinin haksız fiil olduğu gerçeğini değiştirmez.
Borcun kaynakları, borçlar hukuku ilkeleri çerçevesinde belirlenecek olup, bunlar haksız fiil, sözleşme, sebepsiz zenginleşme ve vekaletsiz iş görmedir.
6098 sayılı Borçlar Kanununun 49/1.maddesinde,"Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür." hükmüne yer verilmiştir.
Kazaya neden olan davalı ile davacı ... şirketi arasında akdedilmiş bir sigorta sözleşmesi bulunmamaktadır.Bu itibarla davacının halef olduğu gözetilerek davanın nitelendirmesi yapılırken sigortalı ile zarara neden olduğu iddia edilen arasındaki hukukî ilişkiye bakılması gerekir.Buna göre de davanın ticari bir dava olmadığı,haksız fiile dayalı tazminat davası olduğu anlaşılmaktadır.(Yüksek Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin 30/10/2012 gün ve 2012/10526 esas,2012/11575 karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi)
Keza Yargıtay İçtihatı Birleştirme Genel Kurulunun 22/03/1944 tarih ve 37/9 esas ve karar sayılı ilamında bu husus "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dâva, sigorta poliçesinden doğan bir dâva değildir. Bu nedenle, halefiyet dâvası bir ticarî dâva sayılamaz. Bu dâva, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dâva gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dâva açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu dâvası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır.
Taraflar arasında TTK’nun 6. kitabının 1401 ve devamı maddelerinde düzenlenen sigorta sözleşmesinden kaynaklanan borç ilişkisine ait hükümlerin uygulanmasına olanak bulunmamaktadır. Dolayısıyla TTK’nun 4. maddesinin 1-a bendinde yer alan “Bu kanunda” ibaresinin somut hukuki ilişkiyi kapsamadığı, bir tarafın sigorta şirketi olmasının salt bu nedenle davayı ticari bir dava haline getirmeyeceği de açıktır.Kaldı ki davacının sigortalısı ticari şirket ise de, davalı ... tacir değildir. Bu sebeple nispi ticari davadan da söz edilemeyecektir.
Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır.Dava şartları kamu düzeninden olup resen dikkate alınmalıdır. Huzurdaki dava mutlak veya nispi ticari dava olmadığından görevli mahkeme genel mahkeme olan asliye hukuk mahkemesi olduğundan göreve ilişkin dava şartlı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
Katip ... Hakim ...
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/197, K. 2018/101, 23 Şubat 2018 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama