KÜNYE
T.C. Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 17 Ocak 2024
- Esas no
- 2021/399 Esas
- Karar no
- 2024/46
- Dava
- Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 18/08/2020
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 26/02/2024
Karar Metni
3.070 kelime·15 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili Bakırköy .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin .... Esas sayılı dosyasına sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, 5846 Sayılı Fikir Ve Sanat Eserleri Kanunu'na göre kurulmuş saygın bir film ve reklam yapım şirketi olduğunu, müvekkili şirketin davaya konu “.....” isimli filminin 18/05/2018 tarihinde 41 sinema salonunda vizyona girdiğini,
Türkiye ve belli coğrafyalarda popüler bir yere sahip .... televizyon kanalının 28/05/2018 tarihli haber programında (16.bölümde) “......” filmine ilişkin "gerçeklik ve doğruluk ilkeleri" esas alınmaksızın eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşürücü haber yapılarak filmin gişe sayısının olumsuz etkilenmesine ve vekil edeninin maddi zarara uğramasına sebep olunduğunu, 28.05.2018 tarihli programda filme ilişkin olarak "belli ki oyuncuların yakınları bile filmi merak edip sinema salonuna gitmemiş" şeklinde alaycı ifadelerin yer aldığını, ayrıca haberin devamında,
haber spikerinin Çerkezköy'de yer alan sinema salonuna giderek sabah seanslarından itibaren bilet alan 3. ve 4. kişi olduklarını ve daha sonra sinemada 14:15 seansının olduğu salona girip alaycı bir tavır ile "her ne kadar bizden önce 2 kişi sinemaya bilet almış desek de o 2 kişi de gelmedi koca salonda kameraman arkadaşım ve ben kaldık" diyerek filmi daha da aşağılamaya devam ettiğini ve filmin izlenmesini daha da caydıracak nitelikte beyanlarda bulunduğunu, haberin yalanlarla kurgulandığını, müvekkili şirketin filmini ve itibarını zedeleme saikinde haber yapıldığının sabit olduğunu,
böylesine köklü ve milyonlarca kişi tarafından izlenen reytingleri yüksek bir haber kanalının aslı olmayan verilere göre yayınladığı söz konusu yalan haberle haksız kazanç elde ettiğinin aşikar hale geldiğini, bu yalan haber sonucunda müvekkili şirketin telafisi güç ve imkansız zararlarının meydana geldiğini, herkes tarafından bilindiği üzere, sinemada vizyona giren filmlerin vizyondan kalktıktan belirli bir süre sonra televizyon kanalları, dijital platformlar (netflix, blue tv v.s.) tarafından yayınlanmak üzere satın alındığını, davaya konu haberden sonra hiçbir televizyon kanalı ve dijital platformun filmi satın almaya yanaşmadığını,
bunun da uğranılan zararın ve mağduriyetin daha da artmasına sebep olduğunu, dava konusu filmi, ilk 3 günde 1 kişinin değil 803 kişinin izlediğini, Türkiye'nin sinema tarihi göz önünde bulundurulduğunda bir filmin ilk 3 günde sadece 1 kişi tarafından izlenmiş olması düşüncesinin dahi abesle iştigal olduğunu, söz konusu haber neticesinde müvekkili şirketin filmine ilişkin birçok sosyal medya hesabında "hiç mi sevenleri yok bu adamların" şeklinde başlık açıldığını ve bu başlığın milyonlarca kişi tarafından ..... hesaplarında paylaşılarak müvekkili şirketin ve filmin alay konusu olduğunu,
birçok ünlünün dahi söz konusu yalan haber neticesinde filmle alay ettiğini, bu şekilde aşağılanan, alay konusu olan filmin adeta yaftalanmış olup öyle ki televizyon kanalları ve dijital platformların da bu haberin oluşturduğu çığ gibi artan sosyal dalga ile filmi almaktan imtina etmelerinin nedenini bu haber olarak belirttiklerini, Türk sinema sektörü, film yapımcılığının günümüz şartlarında yüksek maliyetli olması nedeni ile film üretilemediğinden yakınırken Türk sinema sektörüne film üreten,
yerli üretime destek olan müvekkili şirketin filminin davalılar tarafından alay konusu edildiğini ve müvekkilinin filmden kâr etmesi bir kenara dursun yapım maliyetlerinin de müvekkili şirketi iflas noktasına getirdiğini, arabuluculuk görüşmeleri neticesinde anlaşma sağlanamadığını, davalıların söz konu yalan haberleri ile müvekkili şirketi ve filmini alay konu yaparak haksız bir kazanç elde ettiklerini, ayrıca bu haberin televizyon kanalında yayınlanmasından ziyade ..... ve .... sosyal medyalarında da yayınlanarak davalılar tarafından haksız bir kazanç elde edildiğini,
bu durumda davalıların elde ettiği haksız kazancın müvekkiline ödenmesi gerektiğini iddia ederek; davanın kabulüne, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla dava sırasında bilirkişi marifetiyle alınacak rapor sonrası artırılmak üzere şimdilik 5.000-TL maddi zararın ve davalıların müvekkili şirketin filmi üzerinden yaptıkları haber ile kazandıkları haksız kazancın haber tarihi olan 28.05.2018 tarihinden itibaren fiilen ödeme tarihine kadar işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yanlara tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili Bakırköy ..... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin .... Esas sayılı dosyasına sunulan cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ..... Haber Ve Görsel Yayıncılık A.Ş.'nin, Türkiye'de yayın yapan lisanslı televizyon kanalı olan ..... logolu televizyon kanalının yayıncısı olduğunu, ...
Yatırımları Ticaret A.Ş.'nin ise grup şirketlerinden biri olduğunu, huzurdaki maddi zarar talepli davanın, Asliye Hukuk Mahkemesinde açılması gerektiğini, davanın görevli mahkemede açılmadığını, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla; maddi zarar talepli bir davanın açılabilmesi için kanunen gereken şartların mevcut olmadığını, dava konusu haberin hukuka uygunluk kriterlerini haiz haber sebebi ile, huzurdaki davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, bir haberin hukuka uygun sayılabilmesi için, gerçek olması, güncel olması,
verilmesinde kamu yararı bulunması ve açıklanış biçimiyle konusu arasında düşünsel bir bağ bulunması gerektiğini, söz konusu haberin bu kriterlere haiz olduğunu, yapılan haberin görünür gerçekliğe uygun olduğunu, televizyon kanalında yayınlanan haberde davacının manevi haklarını zedeleyici ve tazminatı gerektirici hiçbir beyan bulunmadığını, davacının dava dilekçesinde dava konusu haberin gerçek olmadığını, alaycı ve küçük düşürücü ifadeler kullanıldığını iddia ettiğini, oysaki gazetecinin maddi gerçeği bulmak zorunda olmadığını ve gerçeği bulmak zorunda da bırakılamayacağını, haber vermek hakkı açısından gerçeklik unsurunun,
olayın gazeteci tarafından kamuoyuna o günkü duruma ve iddialara uygun olarak duyurulması anlamına geldiğini, önemli olanın haber verme tekniği ve haberin kaynağı yönünden gerçeklik olduğunu, talep edilen tazminat miktarının hukuka aykırı olduğunu, dava konusu haberin hukuka uygunluk kriterlerini taşıması ve yayın sırasında yapılan haberin “iddia” boyutunda olduğunun özellikle üzerinde durulduğundan davacının haklarını zedeleyecek hiçbir ibare taşımadığından ve de maddi zarar ispat edilmediğinden davacının tazminat talebinin reddi gerektiğini, haber/yazıda kamu yararı ve toplumsal ilgi bulunduğunu,
dava konusu haber/yazının müvekkillerinin şahsi görüş ve kanaatlerine göre oluşturulmadığını, kamuoyunu ilgilendiren, kamu yararı içeren olaylar hakkında yayın yapmanın, kamuoyunu bilgilendirmenin gazetecinin hak ve görevleri arasına girdiğini, dava konusu yazıda kamu yararı ve toplumsal ilgi mevcut olduğunu, davacı tarafından öne sürülen iddiaların haksız ve mesnetsiz olduğunu, dava konusu haberin tüm hukuka uygunluk kriterlerine müştereken haiz olduğunu, davaya konu haberin tamamen objektif sınırlar içinde kalarak,
kişisel yorumlar eklenmeden ve görünen gerçeğe uygun olarak yapıldığını, dava konusu haberin Basın Kanunu'nun tanıdığı sınırlar dışına çıkılmadan özle biçim arasındaki denge korunarak ve kamu yararı gözetilerek kamuoyuna aktarıldığını, davacının oluştuğunu iddia ettiği zararı ile müvekkili şirket tarafından yayınlanan haber arasında illiyet bağı bulunmadığını, sonuç itibariyle, dava konusu haberin Basın Kanunu'nun tanıdığı sınırlar dışına çıkılmadan özle biçim arasındaki denge korunarak ve toplumsal ilginin varlığı gözetilerek kamuoyuna aktarıldığını savunarak;
görevsizlik kararı verilmesini, haksız ve hukuka aykırı açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı tarafça davanın Bakırköy .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin .... Esasında açılmış olduğu; Bakırköy .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 20/04/2021 tarihinde kesinleşen 10/02/2021 tarih ... E. ..... K. Sayılı ilamı ile "...
Dava dilekçesinin tetkikinde; davacı vekilinin Fikir ve Sanat Eserleri Kanunundan kaynaklanan herhangi bir tecavüz iddiasında bulunmadığı, münhasıran davalı tarafın gerçeğe aykırı ve küçük düşürücü yayınlar yapmak suretiyle maddi zarara sebebiyet verdiği iddialarına dayalı maddi tazminat talebine yönelik olduğu anlaşılmıştır. Somut olayda TTK 55/1-a anlamında davacıya ait iş ürününü kötülemek suretiyle haksız fiil (haksız rekabet) dolayısıyla tazminat talep edilmiştir. Dava konusu tamamen TTK'nın uygulanmasına ilişkin olup FSEK'in uygulanma olanağı yoktur.
...Davacının davasının dayanağının münhasıran TTK 55 ve 58.maddelerinde düzenlenmiş bulunan haksız rekabet fiillerine dayanıldığı, tacirin iş ürününü kötülemenin (bu iş ürünü bir fikir ve sanat eseri olsa da) haksız rekabet oluşturacağı, münhasıran haksız rekabet davalarında Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu" gerekçesiyle görevsizlik nedeniyle dosyanın mahkememize gönderildiği anlaşılmıştır.
YARGILAMANIN ÖZETİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, TTK'nın 54 vd. maddeleri uyarınca haksız rekabete dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkememizce taraflara usulüne uygun davetiye tebliğleri yapılarak taraf teşkili sağlanmış ve davanın esasına başlanmıştır.
Taraf vekilleri karşılıklı olarak delillerini bildirmişler, bildirdikleri deliller toplanılmıştır.
Uyuşmazlığın, davacı şirketin yapımcısı olduğu "....." isimli film ile ilgili davalı şirketlerin sahibi olduğu televizyon kanalları tarafından yapılan haberler nedeni ile davacı şirketin zarara uğrayıp uğramadığı, zarara uğramış ise miktarı hususlarından kaynaklandığı tespit edilmiştir.
.... Haber Ve Görsel Yayıncılık A.Ş.'ne müzekkere yazılarak; 28/05/2018 tarihinde yayınlanan ''.... 'la .... '' isimli programın CD ortamına aktarılmış bir kopyasının Mahkememize gönderilmesi istenilmiş, davalı vekili 22/11/2021 tarihli UYAP Bilişim Sistemi üzerinden dosyaya ibraz ettiği dilekçesi ile Kanun gereği program kopyasını saklama süresi olan 1 yıl dolduğundan dosyaya ibraz edilemediğini beyan etmiştir.
T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğüne müzekkere yazılarak; 18/05/2018 tarihinde vizyona giren ''.....'' isimli filmin vizyonda kalma süresinin ve günlük ve toplamda gişe verilerine ilişkin bilgilerin Mahkememize gönderilmesi istenilmiş; müzekkere cevabı ve ekleri incelenerek dosya kapsamına kazandırılmıştır.
Mahkememiz dosyası, davacının iddiası, davalı tarafın savunması, dosya kapsamındaki tüm belgeler ve kayıtlar ile davacı şirketin yapımcısı olduğu "..... " isimli film ile ilgili davalı şirketlerin sahibi ve yayımcısı olduğu televizyon kanalı tarafından yapılan haber nedeniyle davacı şirketin zarara uğrayıp uğramadığı, uğramış ise miktarı hususlarında rapor düzenlenmek üzere Radyo ve Televizyon konusunda uzman bilirkişi, Marka ve Patent Hakları ve Haksız Rekabet konusunda uzman bir bilirkişi ile S.M.M. bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından 04/04/2022 tarihli rapor tanzim edilerek mahkememiz dosyasına ibraz edilmiş,
04/04/2022 tarihli bilirkişi raporunun incelenmesinde özetle;"... Teknik tespitlerden görüleceği üzere .... televizyonunda yapılan haberde spikerin ‘ ..... mayısta yani 10 gün önce vizyona giren film Türk Sinema tarihinde bir ilk’e imza attı.
41 salonda aynı anda vizyona giren komedi filmi üç vakte kadarı ilk 3 günde sadece 1, yanlış duymadınız 1 kişi izledi şeklindeki açıklaması ve alt yazıda “....” şeklinde alt yazılar ile gişe hasılatı bilgilerinin gerçeğe uygun verilmeyerek filmin gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülendiği ve vaki ifadelerin Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak kaydıyla TTK 55/1-a bendinin ihlali sayılacağı, davaya konu uyuşmazlık açısından davacının talep edebileceği maddi tazminatın ticari defterler incelenerek tespitinin mümkün olamayacağı, zira haberin zarara etkisinin tespitinin net olarak bulunamayacağı, bu çerçevede,
somut olaydaki zararın TBK 50 ve 51 çerçevesinde takdirinin gerekeceği, bu çerçevede somut olaydaki ihlalin filmin gişesine etkisinin sektörel değerlendirme göz önüne alındığında Sayın Mahkemeye değerlendirmede yardımcı olunmak amacıyla takriben 30.000-TL olabileceği" değerlendirme ve tespitlerinin yapıldığı anlaşılmıştır.
Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş, davalılar vekili tarafından bilirkişi raporuna karşı beyanlarını içerir dilekçe sunulmuş, davacı tarafça raporun tazminat hesabına itiraz edilmiştir.
09/09/2022 tarihli celse ara kararı ile Mahkememiz dosyası, davacı tarafın ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılarak; ayrıca taraf vekillerinin bilirkişi raporuna itirazları da değerlendirilmek suretiyle ek rapor düzenlenmek üzere bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından 24/01/2023 tarihli ek rapor tanzim edilerek mahkememiz dosyasına ibraz edilmiş, 24/01/2023 tarihli ek bilirkişi raporunun incelenmesinde özetle;"...
Yapılan tespit, inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; ..... televizyonunda yapılan haberde spikerin "18 mayısta yani 10 gün önce vizyona giren film Türk Sinema tarihinde bir ilk’e imza attı. 41 salonda aynı anda vizyona giren komedi filmi üç vakte kadarı ilk 3 günde sadece 1, yanlış duymadınız 1 kişi izledi şeklindeki açıklaması ve alt yazıda “Bir kişi izledi”, “Gişe rekoru kırdı.
1 kişi izledi”, “Gişe rekoru kırdı 3 günde bir kişi izledi”, “3 vakte kadar’ı izleyen çıkar mı?”, “Evet duydum şu ana kadar 1 kişi izlemiş”, Eş dost bile izlemeye gitmedi”, “Eş dost bile izlemeye gitmedi, 3 günde 1 kişi izledi”, “Evet gideceğim filme sadece 1 kişi gitmiş” şeklinde alt yazılar ile gişe hasılatı bilgilerinin ve gerçeğe uygun verilmeyerek filmin gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülendiği ve vaki ifadelerin Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak kaydıyla TTK 55/1-a bendinin ihlali sayılacağı, davacı yanın incelemeye sunulan ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde,
mali tablolarına göre dava konusu filmin vizyona girdiği dönemde ve sonraki 2019 ve 2020 yıllarında davacı şirketin zarar etmiş olduğu yalnız 2021 yılında 10.978,33 TL kar elde etmiş olduğu, bu itibarla davacı ticari defter ve mali tabloları üzerinden olası bir kârın hesaplanamayacağı" değerlendirme ve tespitlerinin yapıldığı anlaşılmıştır.
Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş, taraf vekilleri tarafından bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçeleri sunulmuştur. Davacı vekili tarafından 20/06/2023 tarihli uzman görüşü dosyaya ibraz edilmiştir.
21/07/2023 tarihli ara karar ile, Mahkememiz dosyası, davacının iddiası, davalı tarafın savunması, davacı tarafça sunulan 20/06/2023 tarihli ..... tarafından hazırlanan rapor, dosya içerisinde mevcut kök ve ek bilirkişi raporları, dosya kapsamındaki tüm belgeler ve kayıtlar ile davacı şirketin yapımcısı olduğu "..... " isimli film ile ilgili davalı şirketlerin sahibi ve yayımcısı olduğu televizyon kanalı tarafından yapılan haber nedeniyle davacı şirketin zarara uğrayıp uğramadığı,
uğramış ise miktarı hususlarında rapor düzenlenmek üzere Sinema, Radyo ve Televizyon konusunda uzman bilirkişiler .... ile marka ve telif hakları konusunda uzman bilirkişi ..... 'dan oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından 09/10/2023 tarihli rapor tanzim edilerek mahkememiz dosyasına ibraz edilmiş;
09/10/2023 tarihli bilirkişi raporunun incelenmesinde özetle;"... Davaya konu olan filimin İnternet haber metinleri, linkler, görseller, .... paylaşımları ve haber metinleri incelendiğinde; (https://www.....com/.... https://www...... https://www.....
T.C.
Kültür Ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü’nün 06/12/2021 havale tarih, .... sayı ve “....” konulu müzekkere cevap yazısının ekinde yer alan .... tablosunda davaya konu filmin 18.05.2018 - 24.05.2018 tarihleri arasındaki 1. haftasında 41 salonda gösterime girdiği, 25.05.2018 - 31.05.2018 tarihleri arasındaki 2. haftasında gösterilen salon sayısının 2 salona düştüğü, ilk vizyon tarihi olan 18.05.2018 ile vizyondan kalktığı 28.06.2018 tarihleri arasında toplam 875 kişi tarafından izlendiği, davalının davaya konu haberinin yayınlandığı 28.05.2018 tarihinin filmin ikinci haftasına denk geldiği,
somut olaydaki haberi sunma biçiminde sembolik bilginin sunum şeklinin gerçek bilginin önüne geçirilmesi ve gerçeğe aykırı olduğu bilinen bilgi daha çok vurgulanarak sanki gerçekmiş gibi sunulmuş olması; haberin kamuoyuna aktarılması için gerekli olmayan yukarıda belirtilen alt yazılardaki sübjektif nitelikte ifadelerin küçük düşürücü ve incitici nitelik taşıması karşısında dava konusu haberin TTK m. 55/1.a-1 uyarınca haksız rekabet oluşturduğu,
zarar açısından davaya konu filmin ilk hafta 41 salonda vizyona girmiş olmasına rağmen 25.05.2018 tarihinde başlayan ikinci haftasında yalnız iki salonda gösterime girmesindeki vizyon kaybının davalının haberinin yayınlandığı 28.05.2018 tarihten önce gerçekleştiği görüldüğünden filmin vizyon başarısı ile davaya konu haberin arasında herhangi bir illiyet bağının bulunmadığı, davalının davaya konu haber içeriği ile davacının TV ve platformlara sinema filmini satamaması arasında doğrudan bir neden sonuç ilişkisinin ve illiyet bağının bulunmadığı" değerlendirme ve tespitlerinin yapıldığı anlaşılmıştır.
Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş, taraf vekilleri tarafından bilirkişi raporuna karşı beyanlarını içerir dilekçeler sunulmuştur.
Davacı vekili, UYAP Bilişim Sistemi üzerinden dosyaya sunduğu 13/12/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile alacak talebini 60.000,00-TL'ye ıslah etmiş, aynı tarihte ıslah harcını yatırmış ve ıslah dilekçesi davalı vekiline tebliğ edilmiştir.
Haksız rekabet, 6102 sayılı TTK’nın 54 ila 63. maddeleri arasında düzenlenmiş olup, anılan Kanunun “Amaç ve İlke " başlığını taşıyan 54. maddesinde, haksız rekabete ilişkin bu hükümlerin amacının bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması olduğu belirtilmiş, TTK'nın "Dürüstlük kuralına aykırı davranışlar, ticari uygulamalar" başlıklı 55. maddesinde de sınırlı sayıda olmayacak şekilde bir kısım haksız rekabet halleri sayılmış;
TTK 55/1-a)1. Maddesinde " Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek" düzenlemesi yer almıştır.
Hukuki sorumluluğu düzenleyen "Çeşitli davalar" başlıklı TTK'nın 56. maddesi, "(1) Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse;
a) Fiilin haksız olup olmadığının tespitini,
b) Haksız rekabetin men’ini,
c) Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını,
d) Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini,
e) Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini,
isteyebilir. Davacı lehine ve (d) bendi hükmünce tazminat olarak hâkim, haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına da karar verebilir." şeklinde düzenlenmiştir.
Yapılan yargılama, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler, iddia, savunma, sunulan ve toplanan deliller, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre. Davacı şirketin yapımcısı olduğu davaya konu "...." isimli sinema filminin 18/05/2018 tarihinde 41 salonda gösterime girdiği, davaya konu filmin, vizyona girdiği ikinci haftasında davalılardan .... Yayıncılık Yapımcılık A.Ş. (eski ünvan: ....
Haber ve Görsel Yayıncılık A.Ş.)'ne ait .... televizyonunun 28/05/2018 tarihinde yayınlanan '.....'la ..... '' isimli programda habere konu edildiği ve ilgili programda davacı şirketin yapımcılığını üstlendiği filmin dosyada mevcut bilirkişi raporlarıyla da tespit edildiği üzere".... yani 10 gün önce vizyona giren film Türk Sinema tarihinde bir ilk’e imza attı.
41 salonda aynı anda vizyona giren komedi filmi üç vakte kadarı ilk 3 günde sadece 1, yanlış duymadınız 1 kişi izledi şeklindeki açıklaması ve alt yazıda “....”, “....” şeklinde sübjektif nitelikteki alt yazılar ile gişe hasılatı bilgilerinin gerçeğe uygun verilmeyerek filmin gereksiz yere incitici ve küçük düşürücü açıklamalarla kötülendiği,
davalı tarafın bu eyleminin TTK'nın 54 ve devamı maddelerinde açıklanan (55/1-a)-1) haksız rekabet içerikli fiillerden sayılacağı, her ne kadar davaya konu filmin 25.05.2018 tarihinde başlayan ikinci haftasında yalnız iki salonda gösterime girmesindeki vizyon kaybının davalının haberinin yayınlandığı 28.05.2018 tarihten önce gerçekleştiği görülmüş ise de davalının haksız rekabet teşkil eden eylemi sonucu davacının, iktisadi menfaatinin muhtemel zarar görme tehlikesine maruz kalması nedeniyle maddi zarara uğradığı, Mahkememizce 2 farklı bilirkişi heyetinden rapor alındığı,
bilirkişi raporlarına göre davacının zarar miktarının dosya kapsamında yer alan bilgi, belge ve delillerle belirlenmesinin mümkün olmadığı hususlarının tespit edildiği, zarar miktarının dosya kapsamı ile belirlenmesi mümkün bulunmadığından davalının kusur durumu, haksız rekabet teşkil eden eylemin kapsamı, işleniş biçimi ve tarafların ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, ekonomik parametrelerdeki değişiklikler gözetilerek T.B.K.'nın 50. Maddesi uyarınca davacı tarafın talep ettiği 60.000,00-TL maddi tazminat hakkaniyete uygun bulunmuş; haberin yayınlandığı kanalın ....
Radyo Yayıncılık Yapımcılık A.Ş. (eski ünvan: .... ve Görsel Yayıncılık A.Ş.)'ne ait olduğu dikkate alınarak davalı .... Holding A.Ş. yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde tüm hususları içerir hüküm kurulmuştur.
Katip ...... · ¸ Hakim .....
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/399, K. 2024/46, 17 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama