KÜNYE
T.C. Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 27 Kasım 2023
- Esas no
- 2021/537 Esas
- Karar no
- 2023/1088
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 17/06/2021
Karar Metni
2.366 kelime·12 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Davalı-borçlunun, Küçükçekmece Gaziantep ....... İcra Müdürlüğünün ........
Esas Sayılı dosyası ile aleyhine başlatmış olduğumuz takipte, borcun aslına, faize, vekalet ücretine, masraf ve harç tutarlarına itiraz ettiklerini, davalı-borçlunun itirazı üzerine açılan takibin durduğunu, müvekkili şirket ile takip dayanağı faturanın davalı-borçluya gönderildiğini, davalı-borçlu firmanın takipe yapmış olduğu itirazlarının borçlu olmadığı itirazı ile borca, faize ve icra takibinin tüm fer' ilerine itiraz ettiğini, davaya konu edilen e- fatura davalıya sistem üzerinden davalıya ulaşmış olduğunun, GİB’ den gelen 1300 kodu ile de tebliğ edilmiş e faturanın davalı-borçluda da başarı ile işlendiğinin belirtildiğni,
dolayısı ile kendilerine tebliğ edilen yargılamaya konu edilen faturalara davalı-borçlu TTK 21/2 (MÜLGA TTK.
23/2) madde hükmüne göre tebliğden itibaren 8 gün içinde içeriğine itirazda bulunmadığından faturanın içeriğinin kabul edildiğini, davalı-borçlunun, kendisine tebliğden itibaren 8 gün içeriğine itiraz etmediği için içinde davaya konu faturaların yazılı delil vasfını kazandığını, bu nedenle, davalı-borçlunun yazılı delil vasfını kazanan davaya konu faturanın kesinlesen içeriğinin aksini yazılı delil ile ispatlamak zorunda olduğunu, bu nedenle, 213 Syl. VUK. 229.
Madde 1. Madde 4. Bend uyarınca faturada bulunması zorunlu ve mutad unsurlardan olan “malın veya işin nev’ i, miktarı, fiyatı ve tutarı” kesinleşmiş olduğunu, müvekkili lehine yazılı delil vasfını kazanmış olduğundan davalı-borçlunun itirazının dinlenmeyeceği gibi bu itirazını da müvekkili şirkettin temsile yetkili kişilerinin imzasını taşıyan yazılı belge ile ispatlaması gerektiğini, bu durumda davalı-borçlunun, davaya konu fatura içeriğinde belirtilen tutarı müvekkiline ödemek zorunda olduğunu, davalı borçlunun, müvekkilinden satın almış olduğu ürünlerin bedelini ödemediği için ayrıca Küçükçekmece .......
İcra Müdürlüğünün ....... Esasına kayıtlı olarak USD cinsinden takip başlatıldığını, başlatılan bu takibe karşıda kötü niyetli olarak yapmış oldukları itirazlarında müvekkili ile aralarındaki akdi ilişkiyi de kabul ettiklerini, bu itirazdan dolayı da davalı aleyhine Küçükçekmece ....... Asliye (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) Hukuk Mahkemesinin ........
Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, taraflara tebligat icrası ile usulen yapılacak duruşma ve tetkikat sonunda; borçlunun yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına ve davalı-borçlunun % 20 icra inkar tazminatına mahkum edilerek, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davanın süresinde açılmadığından zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, bununla birlikte davacı tarafından ileri sürülen iddiaların haksız ve mesnetsiz olduğunu, müvekkili şirketin tüm yükümlülüklerini yerine getirmeye devam etmekte olduğunu, davacı tarafça anlaşmaya aykırı talepte bulunulmasının mümkün olmadığını, müvekkili şirket ile davacı arasında çek ile ödenmesi hususunda anlaşmaya varıldığını, müvekkili şirketin, bu anlaşma kapsamında davacıya çek gönderdiğini, ancak Davacı tarafça yapılan anlaşmaya aykırı olarak gönderilen çekin kabul edilmediğini,
müvekkili şirketin davacı tarafın yapılan anlaşmaya sadık kalacağına duyduğu inançla hareket etmeye devam ettiğini, ancak bilindiği üzere karşı tarafın söz konusu ifayı kabul etmemesi 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenen Alacaklının Temerrüdü durumunu oluşturduğunu, bunlarla birlikte fatura içeriğinde yer alan hizmetten müvekkili firma yararlanmadığını, nakliye yansıtma ücretinin neye istinaden fatura edildiği de belirli olmadığını, ayrıca davacının halihazırda dayanağı cari alacak olan icra takibi başlatmış olduğunu, ilgili takibe yapılan itirazın iptali davası Bakırköy .......
Asliye Ticaret Mahkemesinin ....... e.
Sayılı dosyası ile halen derdest olduğunu, ayrıca faturadan kaynaklı olduğu belirtilen alacağın farklı bir takip ile ileri sürülmesinin usul ekonomisine aykırı olduğunu, davacının zamanaşımına uğrayan taleplerinin reddine, davanın reddine, %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, müvekkili şirketin dava açılmasına sebebiyet vermediğinden her halükarda yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Küçükçekmece ........ Asliye Hukuk mahkemesinin ...... esas, ....... karar, 18/06/2021 tarihli gönderme kararı ile dosyanın mahkememize tevzi edildiği ve yargılamaya devam olunduğu anlaşılmıştır.
Küçükçekmece ........ İcra Müdürlüğünün ......... Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin, davalı şirket aleyhine 3.186,00-TL toplam ve asıl alacağının tahsili, asıl alacağa işleyecek yıllık %16,75 avans faizi ile birlikte, vekalet ücreti ve icra masraflarının birlikte tahsili için icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde itiraz ettiğini belirterek takibin durmasına sebebiyet verdiği, icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Usulüne uygun duruşma açılmış, ön inceleme aşamasında uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Mahkememizce tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, dosya kapsamı belgeler ve öncelikle davacı tarafa ait ticari defter ve kayıtlar incelenmek sureti ile takip tarihi itibari ile davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, var ise işlemiş faiz konusunda bilirkişi incelemesi yapılması hususunda davacının faal bulunduğu Gaziantep Nöbetçi Asliye Ticaret mahkemesine talimat yazılmasına karar verilmiş olup, Gaziantep .......
Asliye Ticaret Mahkemesinin ........ talimat sayılı raporu ile bilirkişi yeminli mali müşavir ........ tarafından sunulan 20/05/2022 tarihli raporda özetle;Davacı ve Davalı Firmalar arasında önceden beri devam eden bir ticari ilişkinin sabit olduğu,12.03.2021 Tarih ve .......
Nolu e-Faturanın Ticari Fatura olduğu, onaylanması Alıcının kabulüne bağlı olduğu halde davalının faturayı itiraz etmeden kabul ettiği, yine Davacının Defter kayıtlarında Davalıdan 66.495,40.-TL alacaklı olduğu buna karşılık Davalıya da 1.619 USD borçlu olduğu, dava konusu 3.186.-TL nin de Davacının alacaklı olduğu 66.495,40 TL nin içerisinde olduğu (dahil olduğu), alacak tutarı üzerinden ayrıca Dava tarihinden itibaren (17.06.2021) Reeskont Avans faizi (yıllık %16,75 ) oranın da faiz hesaplanması gerektiği sonucuna varıldığı bildirilmiştir.
Mahkememizce tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, dosya kapsamı belgeler, dosyamız arasına alınan bilirkişi raporu da mukayeseli olarak irdelenmek suretiyle davalı tarafa ait ticari defter ve kayıtlar incelenmek sureti ile takip tarihi itibari ile davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, uyuşmazlık konusu faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, işlemiş faiz var ise ne kadar olduğu konusunda bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olmakla, bilirkişi ....... 'ın 01/07/2023 tarihli raporunda özetle; Davalı taraftan 18.05.2023 tarihinde e-posta yolu ile evrak isteminde bulunulmuş, daha
sonra Davalı tarafa ........ ’tan görüşülmüş ve evrak talebine karşın “şirketin ticari
defterlerini muhasebesel anlamda yaşanan sorun nedeniyle sunamıyoruz” dendiğini, davalı .... yerinde inceleme talebinde bulunulduğunu ancak aynı sebepten ötürü yerinde
incelemede gerçekleştirilemediğini, buna istinaden davalı tarafın ticari defter ve belgeleri
üzerinde inceleme yapılamadığını, davacı .... ticari defterleri; Gaziantep ....... Asliye Ticaret Mahkemesinin Bilirkişi Olarak
Görevlendirdiği YMM .......‘ın 20.05.2022 Tarihli Bilirkişi Raporunun Sonuç
Kısmında Aynen; “Dava dosyasında bulunan Belgeler ve Davacının 2021 Yılı Ticari
Defter Kayıtları üzerinde yapmış olduğum incelemeler sonucunda; Davacı ve Davalı
Firmalar arasında önceden beri devam eden bir ticari ilişkinin sabit olduğu, 12.03.2021
Tarih ve ....... No’lu e-Faturanın Ticari Fatura olduğu, Onaylanması
Alıcının kabulüne bağlı olduğu halde davalının faturayı itiraz etmeden kabul ettiği, Yine
Davacının Defter kayıtlarından Davalıdan 66.495,40 TL alacaklı olduğu buna karşılık
Davalıya da 1.619 USD borçlu olduğu, Dava konusu 3.186 TL nin de Davacının alacaklı
olduğu 66.495,40 TL nin içerisinde olduğu (dahil olduğu), Alacak tutarı üzerinden ayrıca
Dava tarihinden itibaren (17.06.2021) Reeskont Avans faizi (yıllık %16,75) oranın da faiz hesaplanası gerektiği tespit edilmiştir.” Şeklinde olduğu, dava konusu, 12.03.2021 tarihli ........ fatura numaralı, 3.186,00 TL
nakliye yansıtma faturasına ilişkin olduğu, davalı ... ticari defterleri incelenemediğinden
dolayı bir tespit yapılıp sonuca varılmadığını, zira davacı şirketin ticari defterleri talimat
rapor ile incelenmiş olup “davacının defter kayıtlarından davacının davalıdan 66.495,40
TL alacaklı olduğu” şeklinde bilirkişi tarafından tespitte bulunulduğunu, 22.06.2022 tarihli
bilirkişi raporu ve ekleri uyap sistem üzerinden incelendiğinde, davacı nezdinde olan davalı
hesap ekstresinin içinde konu faturanın da kayıtlı olduğunun görüldüğünü, bilirkişi raporunun
”6 ve 7” sayfalarında dava konusu fatura görseli ve yevmiye fişine de yer verilmiş olup,
12.03.2021 tarihli ....... yevmiye numarası ile faturanın muhasebeleştirildiği anlaşıldığını, dolayısıyla Sayın Bilirkişinin yapmış olduğu 66.495,40 TL alacak tespitinin içinde iş bu
dava konusu olan 3.186,00 TL’lik faturanın da olduğu anlaşıldığını, davacı alacağının kabulü halinde, Davacının takip ve dava tarihinden itibaren, davalıdan
3.186,00 TL alacaklı olduğu, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %16,75 avans faiz
talep ettiği, 3095 sayılı Kan. Tacirler arasında faiz oranı olması nedeniyle uygun olduğu,
değişen oranlarda uygulanması gerektiğine dair görüşlerini bildirdiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce dosyamıza rapor sunan bilirkişi ........ 'a tevdi edilerek itirazlar doğrultusunda, dava konusu alacağın Bakırköy ...... ATM'ye ait ........ esas sayılı davasına konu alacak içerisinde bulunup bulunmadığı konusunda ek rapor düzenlenmesine karar verilmiş olmakla, bilirkişi Yeminli mali Müşavir........ 'ın 28/09/2023 tarihli raporunda özetle. Davacı ve Davalı Firmalar arasında önceden beri devam eden bir ticari ilişkinin sabit olduğu,12.03.2021 Tarih ve .......
Nolu e-Fatura Ticari Fatura olup, Ticari faturaların kesinleşmesi Alıcının onayına bağlı olduğunu, alıcı (Davalı) söz konusu faturaya onay verdiğini, ayrıca Onay vermiş olduğu faturaya itirazı hakkı olduğu halde (yasal süre de) 8 gün içerisinde Noterlik vasıtasıyla itiraz etmediğini, dolayısıyla Dava konusu faturadan bilgisi ve haberinin olmadığından bahsedilemediğini, Bakırköy ....... Asliye Ticaret Mahkemesinin ......
E.Sayılı dosyası ile dava konusu alacağa ilişkin Faturaların içerisinde dava konusu 12.03.2021 Tarih ve ...... Nolu 3.186.-TL tutarındaki e- Fatura yer almadığından mükerrerlik sözkonusu olmadığını bildirdiği anlaşılmıştır.
TÜM DOSYA MUHTEVİYÂTI KÜLLÎYEN TETKÎK EDİLDİĞİNDE
Dava taraflar arasında ticari ilişki olduğundan bahisle alacak olduğuna dair yapılan icra takibine itirazın iptali davasıdır.
Öncelikle ispat müessesesini açıklamakta fayda var. Bilindiği üzere, hakim, davada hangi vakıaların ispat edilmesini tespit ettikten sonra, bu vakıaların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği sorusuyla karşılaşır; buna ispat yükü denir. Kendisine ispat yükü düşen taraf için, bu bir yükümlülük(mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür(külfettir). Taraf kendisinin ispat etmesi gerektiği vakıayı ispat edemezse karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez, bilakis kendisine ispat yükü düşen taraf , o vakıayı ispat edememiş sayılır.(Kuru, Medeni Usul Hukuku, 2016, sy 319)
Dava dosyamızda ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerinde olup tarafların iddiaları doğrultusunda delilleri toplanarak taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına dair ihtaratlı ara karar kurulmuş inceleme günü sadece davacı defterlerini incelemeye esas olacak şekilde dosyamıza sunmuştur.
Yapılan inceleme neticesinde davacı defterlerine göre davacının davalıdan alacaklı olduğu tespit edilmiş fakat davalı defterlerini incelemeye esas olacak şekilde ibraz etmemiştir. Rapor neticesinde incelenen davacı defterlerine göre davacının davalıdan faturalar karşılığında 3.186,00 TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirilmeden önceki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. " şeklindedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirildikten sonraki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.
Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." şeklindedir.
7251 sayılı yasanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesindeki değişikliği düzenleyen 23. maddesine ait Türkiye Büyük Millet Meclisi gerekçesi " Maddeyle, Kanunun ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin 222 nci maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Mevcut metne göre diğer tarafın defter kayıtlarında ilgili hususta hiçbir kayıt bulunmaması halinde, ibraz eden tarafın ticari defterindeki kayıtlar, sahibi lehine delil olarak kabul edilebilmektedir.
Ticari defteri ibraz edenin tek taraflı işlemiyle oluşturduğu kayıtların, bu kayıtlardan hiçbir şekilde haberi olmayan karşı taraf aleyhine delil teşkil ediyor olması hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi hukuk güvenliği ilkesine de aykırılık teşkil edebilmektedir.
Bu sebeple maddede yapılan değişiklikle, ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için öngörülen unsurlardan biri olan, diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtların “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” hali, madde metninden çıkarılmaktadır.
Kural tersine çevrilmekte ve karşı tarafın maddede belirtilen usule uygun olarak tuttuğu ticari defterini ibraz ettiği halde ileri sürülen hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterin, sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı açıkça hükme bağlanmaktadır. Madde metni dışına çıkarılan “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” durumunun yerine, “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” durumu maddeye ilave edilmektedir.
Buna göre ticari defterde yer alan herhangi bir kaydın, sahibi lehine delil teşkil edebilmesi için diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi gerekecektir. Bu düzenlemenin hakkaniyete ve hukuk güvenliği ilkesine uygun olduğu düşünülmektedir. Zira ticari defteri ibraz edenin defterinde yer alan ve diğer tarafı muhatap alan kayıt, diğer tarafa sunulmakta ve diğer tarafın kendi defterindeki kayıtlara dayanarak karşı delilini ileri sürmesi beklenmektedir.
Diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi hali, ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığı anlamına gelecektir. Belirtilmelidir ki defter ibraz etmeyen tarafın, diğer tarafın ticari defterindeki kayıtların aksini senet veya diğer kesin delillerle ispatlama hakkı saklıdır." şeklindedir.
Kanun değişikliği sonrasında madde gerekçesi içeriğinden anlaşıldığı üzere, davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nın 222/3. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 2. maddesi ile 6100 sayılı HMK' nın 29. maddesi kapsamında dürüstlük-hakkaniyet ilkesine aykırı bir şekilde engel olduğundan, sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının, davacı tarafça ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığının ve bunun sonucunda da davacı incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir.
Bu durumda davacının ticari defter kayıtları ile alacağın varlığının ispatlandığı, fatura teslim olgusunun artık ispatının gerekmeyeceği, davacının davaya konu ettiği faturanın ayrıca yapılan ek incelemeye göre Bakırköy ....... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....... Esas Sayılı dosyasına konu olmadığı, dolayısıyla bu dava yönünden derdestlik durumunun mevcut olmadığı, davaya konu fatura bedelinin hala ödenmediği, davacının takip yapmada haklı olduğu kabul edilerek açılan davanın kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Yaptırılan bilirkişi incelemesine göre alacağın ticari defterlerde belli olduğu, yani likit olduğu anlaşıldığından, davalının ayrıca icra inkar tazminatına da mahkum edilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
Katip ...... · ¸e-imza Hakim ..... · ¸e-imza
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/537, K. 2023/1088, 27 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama