KÜNYE
T.C. Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 27 Aralık 2024
- Esas no
- 2021/674 Esas
- Karar no
- 2024/1337
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 19/08/2021
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 30/12/2024
Karar Metni
1.654 kelime·8 dk okuma·3 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile .... Makina San. ve Tic. A.Ş. arasında 8 eksen otomatik cep dikme ve dikişle desen verme makinesinin otomasyonu işi için 27.12.2016 tarihinde endüstriyel kontrol yazılım ve ürün sözleşmesi imzalandığını, .... Makina San. ve Tic. A.Ş sözleşmede belirtildiği şekilde davacıya 5.000,00 USD peşinat verdiğini, bu peşinatı ...'a avans olarak verildiğini, ....
Makine arasındaki sözleşmeye göre yazılım işinin bitimi peşinat ödendikten sonra 2.5 ay olmasına rağmen iş, davalı tarafından aylarca bitirilemediğini, sözleşmede belirtilen tarihe kadar yazılım hizmeti tamamlanmadığı için sözleşme .... Makina San. ve Tic.
A.Ş tarafından 21.08.2017 tarihinde feshedildiğini ve davacıya ödenilen 5.000,00 USD nin iadesi istenildiğini, işin tamamlanmamasından ötürü 5.000,00 USD peşinatı geri ödediğini, yazılım hizmeti için .... makinadan alarak ...'a göndermiş olduğu avansın iadesini talep ettiğini, yazılım işi tamamlanmamış olmasına ve davacı tarafından peşinat müşteriye iade edilmesine rağmen ... kendisine ödenen avansı davacıya iade etmediğini bu nedenle cari hesap ekstresine dayalı olarak İstanbul Anadolu ....
İcra Müdürlüğü'nün ..... Esas Sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını davalı yanın takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, bu nedenlerle itirazın iptali ve takibin aynen devamı için, işbu davanın açılması ve alacağın % 20'si oranında muteriz borçlunun İ.İ.K. Uyarınca icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Dava konusu iş, davalının dört ayına mal olduğunu, davalı üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmesine ve işi Sözleşme hükümlerine göre tamamlamasına rağmen işin bedeli kendisine ödenmediğini, davalı , davacı şirketten alacaklı konumda olduğunu, davalı mağdur edilmesine ve alacaklı olmasına rağmen davacı ile başkaca projeler yürüttüklerinden tacirlik vasıfları, ahde vefa duygusu ve iyiniyetli olması nedeniyle kanuni yollara başvurma hakkını kullanmadığını, dava konusu iş devam ederken,
taraflar başka müşterilere ait birden fazla proje üzerinde çalıştığını ve projenin yazılımları davalı tarafından sorunsuz şekilde davacıya teslim edildiğini, davalı, işini yapamayan ve gecikmeye neden olan taraf ise dava konusu proje ile aynı anda devam eden başka müşterilere ait olan projeleri eksiksiz ve zamanında tamamlayıp davacıya teslim edebildiğini, dava konusu olay da davalının kusurunun bulunmadığını, davacı haksız kazanç elde etme niyetinde olduğunu bu nedenlerle davanın reddini savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; taraflar arasındaki ticari ilişkiye dayalı olarak alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali mahiyetinde olduğu tespit edilmiştir.
Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller:
1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.
2-Mahkememizce uyuşmazlık konusu icra takip dosyası dosyaya celp edilmiştir.
3-Mahkememizce:
a-Beylikdüzü Vergi Dairesi Müdürlüğüne,
b-İstanbul Anadolu ..... İcra Hukuk Mahkemesine
c-İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğüne, müzekkereler yazılmıştır.
4-Mahkememizin 15/02/2022 tarihli celsesi ile davacı tanıkları ... ve ... dinlenilmiştir.
5-Mahkememizce bilirkişi incelemeleri yaptırılmış ve Bilirkişi raporları taraflara tebliğ edilmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri:
Davacı davalı aleyhine başlatmış olduğu icra takibinde taraflar arasındaki cari hesap alacağı ve davalıya ödenen avansın iadesi talebine istinaden icra takibi başlattığı, davalının itirazı üzerine itirazın iptalinin talep edildiği anlaşılmaktadır.
Öncelikle davalı tarafından davanın süresinde olmadığı öne sürülmüş ise de icra takip dosyası incelendiğinde; icra takip dosyasında davacıya davalının itirazının tebliğ edilmediği, itirazın haricen öğrenilmesinin davacının itirazın iptaline ilişkin dava açmak yönünden hak düşürücü süresine başlatmadığı, kanunun açık hükmü karşısında itirazın tebliği ile sürenin başladığı gözetildiğinde davalının bu yöndeki itirazına itibar edilmemiştir.
Davacı tarafından cari hesap alacağına dayanıldığından taraflar arasındaki ilişkinin tespiti için tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, davacının ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun olarak tutuldukları, yasal süresinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı anlaşılmakla davacı lehine delil vasfının bulunduğu anlaşılmıştır. Davalı ise kesin süre içerisinde ticari defter ve kayıtlarını incelemeye sunmamıştır.
Bilirkişi tarafından yapılan incelemeler sonucunda davacının ticari defter ve kayıtlarına göre taraflar arasında yıllara sari olacak şekilde ticari ilişkinin bulunduğu tespit edilmiş ve davalının davacıya 20.742,25-TL borcunun bulunduğu anlaşılmıştır.
Nitekim davalı tarafından sunulan cevap dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarda taraflar arasında yıllara sari ticari ilişkinin bulunduğu kabul ve ikrar edilmiştir.
Mahkememizce 26.11.2024 tarihli celsede davalıya taraflar arasındaki icra takibine konu borcun ne kadar taraflar arasındaki yıllara sari ticari ilişkiden kaynaklı diğer işlerden meydana geldiği, ne kadarının taraflar arasındaki iadesi talep edilen avans ödemesinden kaynaklandığı hususunda açıklama yapmak üzere süre verilmiş, davacı sunduğu dilekçesinde icra takibine konu borcun tamamının cari hesaptan kaynaklandığı, icra takibine konu alacağın taraflar arasındaki avans ödemesinin iadesinden kaynaklanmadığını bu meblağa ilişkin haklarını saklı tuttukları beyan edilmiştir. Davalı ise aksini iddia ve ispata yarar herhangi bir belge, beyan veya delil sunmamıştır.
Nitekim davacı tarafından davalıya ödenen avansın USD olduğu, taraflar arasındaki cari hesap kaydında herhangi bir USD alacak görünmediği, icra takibinde de USD alacak talebinde bulunulmadığı, bilirkişi tarafından da davacının talep ettiği cari hesap alacağının USD olmadığını ve taraflar arasındaki avans iadesinden kaynaklandığına dair bir tespit yapılamadığı anlaşılmaktadır.
Bu bağlamda dosya kapsamındaki somut delil ve belgeler değerlendirildiğinde; davacının usul ve yasaya uygun olarak tutulmuş ticari defterleri ile taraflar arasındaki yıllara sari çeşitli ticari ilişki kapsamında cari hesap alacağını ispat ettiği, davalının ise kesin süresi içerisinde ticari defter ve kayıtlarını incelemeye sunmadığı anlaşılmaktadır.
6100 sayılı Kanun'un 220. Maddesinin 3. Fıkrası şu şekildedir:
"Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir."
"..ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır.
Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur.
Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir.
Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir.
Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır.
Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir.
Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır. (Yargıtay 15. HD'nin 2016/4087 Esas, 2017/261 Karar sayılı kararı)
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi ise .... Esas ve .... Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Somut olayda, davalı müflis şirket kesin süreye rağmen, 2014 ve 2015 yılı ticari defter ve kayıtlarını sunmamıştır. Yukarıdaki Yargıtay kararında belirtildiği üzere mahkemece, HMK 220/3. madde gereğince, davalının sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunun kabul edebilmesi mümkündür. Bu durumda davacının sunduğu defter ve kayıtlara göre davacının cari hesap alacağı ve karşılıksız çıkan çeklerden dolayı 192.019,70 TL alacağı bulunduğunun kabul edilmesi gerekir."
Bu bağlamda davacının usul ve yasaya uygun olarak tutulmuş ticari defterleri ile taraflar arasındaki yıllara sari ticari ilişkide cari hesaptan kaynaklanan alacağını ispat ettiği, buna karşılık davalının ticari defter ve kayıtlarını kesin süresi içerisinde incelemeye sunmadığı, bu sebeple 6100 sayılı Kanun'un 220. Maddesinin 3. Fıkrası gereğince davacının ticari defterindeki kayıtların doğruluğunun kabul edilmesi gerektiği, davalı tarafından davacıya taraflar arasındaki yıllara sari ticari ilişkide cari hesaptan kaynaklanan borcunun bulunmadığının ispatlanamadığı anlaşılmaktadır.
Davalı 26.11.2024 tarihli celsede davacıya yemin teklif edeceğini beyan etmiş ise de kesin süresi içerisinde yemin metnini sunmadığı, davalının bu suretle de borçlu olmadığını ispatlayamadığı anlaşılmakla davacının davasının kabulü ile davaya konu icra takip dosyasında davalının itirazının iptali ile takibin devamına karar vermek gerekmiştir.
Alacağı cari hesaptan kaynaklandığı ve likit olduğu anlaşılmakla itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 4.148,45-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine de karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜ M
Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın KABULÜNE,
-Buna göre; davaya konu icra takip dosyasında davalının itirazının İPTALİNE, takibin DEVAMINA,
2-İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 4.148,45-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 1.416,90-TL harçtan peşin alınan 250,53-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 1.166,37-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
4-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.320,00-TL arabulucuk ücretinin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
5-Davacı tarafça yatırılan 250,53-TL peşin harç ve 59,30-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 309,83-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafça yapılan 3.250,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 20.742,25-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
10-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; miktar itibari ile KESİN olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/12/2024
Katip ... ¸e-imza Hakim ... ¸e-imza
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/674, K. 2024/1337, 27 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama