KÜNYE
T.C. Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 25 Aralık 2024
- Esas no
- 2022/56 Esas
- Karar no
- 2024/1313
- Dava
- Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 14/01/2022
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 17/02/2025
Karar Metni
3.022 kelime·15 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Müvekkili şirketin ... San. Tic. Ltd.
Şti. unvanlı davalı şirketten, ... marka 6 adet aracı 26.03.2020 tarihli faturalara istinaden her biri vergiler dahil 173.039,20 TL bedelle satın aldığını ve bedellerini ödediğini, araçların trafiğe çıkış tarihlerinin 20.05.2020 olduğunu, aynı tarihli alışverişte 6 adet araç dışında 5 adet daha toplamda 11 adet aracın satın alınarak müvekkili şirket adına tescillerinin yapıldığını, ancak söz konusu araçların her birinde kısa zaman içinde tespit edilen ayrı ayrı hatalar ve arızalar oluştuğunu, müvekkili şirketin hem maddi hem manevi anlamda kayıplar yaşadığını,
söz konusu ayıpların üretim hatasından kaynaklanan gizli ayıp niteliğinde hayati tehlikeye neden olduğunu, müvekkili şirketin söz konusu ayıplar nedeniyle yetkili servislere başvurular yaptığını, yetkili servis tarafından iş emirleri düzenlendiğini, araçların arızalarıyla ilgili şikayetleri sonucu ... nezdinde şikayet formları da oluşturulduğunu, ... plakalı aracın partikül uyarısı verdiğini, servise götürüldüğünde elektronik arızası olduğunun söylendiğini,... plakalı aracın 5000 km kullanımın akabinde EPS ve ABS uyarı ışıkları yandıktan sonra frenlerinin tutmadığını ve bu sorunun 2 kez tekrar ettiğini,
aracın Konya ... servisinde tamir ettirildiğini, .... plakalı aracın düz yolda giderken frenleri tutmadığını, araç arıza lambaları yandığını ve çekici ile servise götürüldüğünü, araçta beyin arızası olduğunun bildirildiğini, .... plakalı araçta ilk kullanım zamanında motor arıza lambası yandığını, servise götürüldüğünde akünün şarj problemi tespit edildiğini, sorunun hala devam ettiğini ve aracın motorunun kendiliğinden kapandığını, bazen de kendi kendine devir yükselttiğini, ... plakalı araçta, kontak çalışmama ve marş basmama problemi yaşandığını, 30 km hızın üzerine çıkılamadığı için çekici ile yetkili .... servisine götürüldüğünü,
araçta aynı sorunun 2 kez yaşandığını ve iki arızada da servis teknik personelince aracın sistemden hatalarının silindiğini, problemin çözüldüğünü belirtip aracı teslim ettiklerini, .... plakalı aracın henüz 180 kilometrede iken ABS uyarısı verdiğini, Ankara .... servisinde yazılımının güncelleştirildiğini, 1 hafta sonra aynı uyarıyı vermesi akabinde bu kez ABS ünitesinin değiştiğini, aynı sorunun 1 ay geçmeden üçüncü kez yaşandığında yetkili servis tarafından sistemin resetlendiğini, dördüncü arızada serviste fren havasının alındığını, programlama yapıldığını ve sorunun çözüldüğünün söylendiğini,
3 gün sonra aracın beşinci uyarıyı vermesi üzerine aracın serviste bırakıldığını, taraflarla ayıp konusunda defaten sözlü ve mail ortamında iletişime geçildiğini ancak olumlu bir dönüş alınamadığını, görüldüğü üzere arızalı araçların tüm tamir işlemlerinin yetkili serviste yaptırıldığını ve arızaların tamamının araçların sistemsel sorunlarından kaynaklandığını, araçların bu halleriyle müvekkili şirket çalışanlarının hayatlarını tehlikeye soktuğunu, arızaların kullanıcı hatasından da kaynaklanmadığını,
bu hususta Yargıtay'ın görüşünün kullanıcı hatasından kaynaklanmayan ayıplarda ayıpsız misli ile değişim koşullarının oluştuğu yönünde olduğunu, bununla birlikte sürekli olarak arıza yapan bir ürün ile ilgili olarak da üründe gizli ayıbın varlığı veya satıcının ağır kusurlu kabul edilebileceği için zamanaşımı süresinden bahsetmenin mümkün olmadığını, seçimlik hak olan ayıpsız misli ile değişim hakkı uyarınca davalılara Beşiktaş ....
Noterliğinin 25.09.2020 tarih ve .... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile müvekkilinin söz konusu araçlarının ayıpsız misli ile değiştirilmelerini yahut bedellerinin, ödeme tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek faiz oranıyla iadesi; bu sebeple doğmuş-doğacak zarar ziyan ile yargılama giderlerine ilişkin tüm masrafların kendilerinden tazmin edileceğinin bildirildiğini, ihtarnamenin sonuçsuz kalması akabinde taraflarınca her iki davalı için de 21.10.2020 tarihinde Arabuluculuk kurumuna müracaat edildiğini, ....
Arabuluculuk, .... dosya numarasıyla telekonferans yoluyla yapılan müzakereler neticesinde anlaşma sağlanamadığını iddia ederek; fazlaya dair dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla; haklı davalarının kabulüne, ayıp sebebiyle uğradıkları maddi zararın tespiti ve tazminine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ....
A.Ş. vekili Av. ....(vekillikten çekilme) tarafından hazırlanan 06.06.2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; satış sözleşmesi alıcı ve satıcı arasında kurulmuş olduğundan ve ithalatçı sıfatını haiz müvekkili şirketin işbu sözleşmede taraf sıfatı bulunmadığından müvekkili şirkete yöneltilen işbu davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'unda açıkça satış sözleşmesinin taraflarının yalnızca satıcı ve alıcı olduğunun açıkça düzenlendiğini, ithalatçı sıfatını haiz müvekkili şirketin işbu sözleşmede herhangi bir taraf sıfatı bulunmadığını,
oysa ki somut uyuşmazlıkta davacının satıcıya karşı sahip olduğu seçimlik haklarının davalı şirket yanında ithalatçı sıfatını haiz müvekkili şirketden de talep edilebilir olduğunu ileri sürdüğünü ve şartların oluşması halinde yalnızca sözleşme ilişkisinin karşı tarafı olan davalı şirket'ten talep edebileceği tazminat istemini konu edinen davayı müvekkili şirkete de yönelttiğini, işbu davada müvekkili şirketin taraf sıfatı bulunmadığından husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu araçlarda üretimden kaynaklı herhangi bir gizli ayıp söz konusu olmadığını,
davacı diğer davalıdan satın almış olduğu araçlarda kısa sürede meydana gelen farklı nitelikteki arızalar sebebiyle araçların üretimden kaynaklı gizli ayıplı olduğunu iddia ederek işbu ayıplar sebebiyle uğramış olduğu zararların tazmin edilmesini talep etmişse de davacının araçların gizli ayıplı olduğu yönündeki iddialarının gerçeği yansıtmadığını, dava konusu araçlarda üretimden kaynaklı mevzuatta tanımlanan anlamda bir ayıp bulunmamakla beraber, araçların davacıya teslim edildiği anda niteliksel ve niceliksel vasıflarında maddi, hukuki veya ekonomik bir eksiklik taşımadıklarının sabit olduğunu,
dava konusu araçların üstün teknoloji ürünü olarak üretildiğini ve birbirinden farklı teknik sistemlerin bir araya getirilmesi ile oluştuğunu, bununla birlikte .... marka araçların üretim esnasında ve yetkili servis bakım/onarım aşamasında birçok kontrolden geçtiğini ve yapılan kontroller sonucu alıcının kullanımına uygun olduğu kanaatine varılan araçların piyasaya arz edildiğini veya araç sahibinin kullanımı için araç sahibine teslim edildiğini, bu kapsamda üretimden kaynaklı herhangi bir aracın üretim tesislerini terk ederek kullanıcının kullanımına tahsis edilmesinin mümkün olmadığını,
dava konusu araçların da yukarıda bahsedilen tüm bu kontrollerden geçerek kusursuz bir şekilde çalışır halde davacının kullanımına sunulduğunu, araçlarda, davacıya sunuldukları anda herhangi bir arızanın bulunmadığı konusunda herhangi bir şüphe olmadığını,
her ne kadar davacı tarafından diğer davalıdan satın alınan araçların kısa sürede arızalanmaları sebebiyle üretimden kaynaklı ayıplı oldukları ileri sürülmüşse de birebir aynı model ve nitelikteki 6 adet araçta birbirinden farklı arızaların meydana gelmiş olmasının dahi satışa sunulan ... marka araçlarda üretimden kaynaklı bir arızanın bulunmadığını ve meydana gelen arızaların kullanımdan kaynaklanmakta olduğunu gösterdiğini, kaldı ki araçlarda gündeme gelen tüm arızaların üretimden kaynaklı bir ayıp olarak nitelendirilmesinin yerinde olmadığını,
zira araçlarda gündeme gelen arızaların bir çoğunun aracın tavsiye edilen şekilde kullanılmaması veyahut kullanıcı alışkanlıkları ve hatalarından kaynaklı olarak yaşandığını, dava konusu araçlarda görülen arızaların da hepsinin kullanım kaynaklı arızalar olup söz konusu arızaların üretimden kaynaklı ayıp olarak nitelendirilmesinin gerçekliğe aykırılık teşkil edeceğini, nitekim .... plakalı araçta gündeme gelen partikül uyarısının temel sebeplerinin kalitesiz yakıt kullanımı veyahut sık sık kısa mesafeli yolculuklar yapılması, .... plakalı araçta meydana gelen akü şarj probleminin en yaygın sebeplerinin aracın uzun süre çalıştırılmaması,
elektrik tüketen sistemlerin açık unutulması veyahut aracın dengesiz kullanılması, .... plakalı araçta meydana gelen marş basmama sorununun en yaygın sebebinin akü veyahut kömür bitmesi, ve kalan diğer araçlarda meydana gelen fren sistemi arızaların en büyük sebebinin ise ani dur-kalk ve fren yapılarak fren balatalarının aşınmasına sebep olunması olduğunu, dava konusu aracın motorunda meydana gelen arızanın ayıplı olmasından kaynaklandığını iddia eden davacının bu durumu ispatla mükellef olduğunu,
davacının araçlardaki arızalar sebebiyle zarara uğramış olduğunu ifade ettiğini ancak dosyaya uğramış olduğu zararı ispata yönelik herhangi bir belge sunamadığını, bu halde davacının tazminat talep edebilmesinin öncelikli olarak tazminat talebini dayandırmış olduğu olgu nedeniyle bir zarara uğramış olması ve sözleşmenin karşı tarafı olan diğer davalının meydana gelen bu zarar bakımından kusurlu olması gerektiğini, dava konusu araçların tamamının yetkili servis tarafından garanti kapsamında onarılmış olup davacının meydana gelen arızalar sebebiyle zarara uğramış olduğu yönündeki iddiasının gerçeği yansıtmadığını,
hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının araçtaki arızalar sebebiyle zarara uğradığı varsayımında dahi araçların arızalanmasında kusuru olmayan tarafın zararı tazminle yükümlü olmadığını savunarak; müvekkili şirketin işbu davada taraf sıfatını haiz olmaması sebebiyle ile davanın usulden reddine, Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde davanın esastan reddine, vekalet ücretleri ve mahkeme masraflarının davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı .... San. Tic. Ltd. Şti. vekili Av. .... tarafından hazırlanan 07.03.2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle.
Davacının talep ve davasının kabulü anlamına gelmemek kaydı ile, dava konusu taleple ilgili olarak usule uygun arabuluculuk başvurusu yapılmadığını, davacının talebinin ayıp nedeniyle oluşan zararı tespit ve tazminine yönelik olduğunu, davacı tarafın arabuluculuk başvurusu ve yapılan görüşmenin araçların ayıpsız misli ile değişimi hususunda olduğunu, Arabuluculuk görüşmesinde ayıp iddiası nedeniyle uğranılan maddi zararın müzakere edilmediğini, davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı tarafın sonuç ve istem kısımını açıklaması gerektiğini,
davacı tarafın iddialarının kabulü anlamına gelmemek kaydı ile her bir araç için ne istediğini ayrı ayrı belirtmesi ve harcını ödeyerek dava açmasının yasal olarak gerekli olduğunu, huzurdaki davaya 6502 sayılı TKHK'nun hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığını, iş bu davada tarafların tacir olduğunu ve uyuşmazlığın TTK ve TBK hükümlerine göre çözümleneceğini, dava konusu araçta herhangi bir ayıp bulunmadığını, davacının müvekkili şirketten ..., ..., ..., ..., ... ve ... plakalı araçları satın ve teslim aldığını, araçların davacı tarafa tam ve eksiksiz teslim edildiğini, davacının ayıp iddiasının kabulünün mümkün olmadığını,
araçlarda üretimden kaynaklı herhangi bir ayıp bulunmadığını, TBK ve doktrine göre bir malın ayıplı olarak nitelendirilmesi için maldaki eksiklik ya da özrün önemli olması ve maldan yararlanmayı önemli ölçüde azaltacak ya da ortadan kaldıracak bir arıza veya kusur olması gerektiğini, dava konusu araçlarda gerek TBK'na ve gerekse de doktrine göre ayıp olarak nitelendirilecek herhangi bir eksiklik veya kusur olmadığını, davacının satın aldığı araçları satın aldığı tarihten beri kullandığını ve araçtan beklenen faydayı elde ettiğini, araçların birçok testten geçirilerek piyasaya sürüldüğünü,
nitekim dava konusu araçların da aynı şekilde piyasaya sürüldüğünü, davacı tarafın kişisel memnuniyetsizliğini ayıp olarak nitelendirdiğini, bu memnuniyetsizliğin TMK md. 2 kapsamında dürüstlük kuralına uymadığını, araçlar satın alındıktan sonra var olduğu iddia edilen arızlarla ilgili olarak müvekkili şirkette servis kayıtları bulunmadığını, diğer bir deyişle araçlara servis hizmetinin müvekkili şirket tarafından verilmediğini, davacının teknik hiçbir açıklamaya dayanmaksızın afaki beyanlarla araçların ayıplı olduğu iddiası ile maddi zararlarının tespitini ve tazminini talep ettiğini, davacının beyan,
iddia ve taleplerinin mesnetsiz olup reddi gerektiğini, davacının iddiasının ve davasının kabulü anlamına gelmemek kaydı ile davacının TBK 227 maddesi kapsamında onarım hakkını kullandığından ve araç onarıldığından davasının reddi gerektiğini, davacı tarafın müvekkili şirketten dava konusu araçları satın aldığını, araçların davacıya tam ve eksiksiz olarak teslim edildiğini, davacının seçimlik haklarından onarım hakkını kullandığını, araçların talebi doğrultusunda onarıldığını, davacının herhangi bir zararı bulunmadığını savunarak;
haksız, mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun davanın usul ve esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMANIN ÖZETİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; ayıplı olarak satıldığı iddia olunan araçlar nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Mahkememizce taraflara usulüne uygun davetiye tebliğleri yapılarak taraf teşkili sağlanmış ve davanın esasına başlanmıştır.
Taraf vekilleri karşılıklı olarak delillerini bildirmişler, bildirdikleri deliller toplanılmıştır.
Taraflar arasında ..,..,..,.. plaka sayılı araçların davalı .... San. Tic. Ve Ltd. Şti tarafından davacıya satıldığı hususunda uyuşmazlık bulunmadığı, HMK 137 maddesi uyarınca taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Dava konusu araçların ayıplı olup olmadığı, ayıp iddiasının subüt bulması halinde ayıbın niteliği (gizli-açık ayıp), ayıbın aracın davacıya satışı sırasında mevcut olup olmadığı, ayıptan davalıların sorumlu tutulup tutulamayacağı, ayıp nedeniyle davacının zararının bulunup bulunmadığı, bulunması halinde zararın miktarı
hususlarından kaynaklandığı tespit edilmiştir.
Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi'nden; ..,..,..,..,... plaka sayılı araçların tramer kayıtları celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmıştır.
Türkiye Noterler Birliğinden; ..,..,...,...,... plaka sayılı araçlara ait araç tescil özet raporları celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmıştır.
Davalı şirketlerden; dava konusu araçların servis işlemlerine ilişkin tüm bilgi ve belgelerin bir sureti celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmıştır.
24/06/2022 tarihli celse ara kararı gereğince, Mahkememiz dosyası, tarafların iddia ve savunmaları, tramer kayıtları ve tüm dosya kapsamına göre; tespit edilen uyuşmazlık konuları olan taraflar arasında satıma konu ..,..,..,..,..,.. plaka sayılı araçların ayıplı olup olmadığı, ayıp iddiasının subüt bulması halinde ayıbın niteliği (gizli-açık ayıp), ayıbın aracın davacıya satışı sırasında mevcut olup olmadığı, ayıptan davalıların sorumlu tutulup tutulamayacağı, ayıp nedeniyle davacının zararının bulunup bulunmadığı,
bulunması halinde zararın miktarı, davalıların maddi zarar taleplerinden sorumlu olup olmadığı hususlarında rapor düzenlenmek üzere .... Makine Fakültesi öğretim görevlileri Prof. Dr. ..., Dr. Öğr. Gör. .... ile uzman yüksek mühendis ...'den oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişiler tarafından 20/04/2023 tarihli rapor tanzim edilerek mahkememiz dosyasına ibraz edilmiş;
20/04/2023 tarihli bilirkişi raporunun incelenmesinde özetle;"...,...,.... plaka sayılı araçların .....
Yerleşkesinde mukim Motorlar ve Taşıtlar Laboratuvarında incelenmesi neticesinde; fren sistemi hatasının incelenen her üç taşıt üzerinde ortadan kalkmayan şekilde mevcut olduğu, taşıtlar açısından fren sisteminin en önemli güvenlik donanımı olduğu, geçen süreçte taşıtlarda mevcut olan problemin komponent değişimi ve/veya yazılım güncellemesi ile giderilebilir olmasına rağmen sorunun çözülememiş bulunduğu,
hata silinse dahi yeniden oluştuğu, incelenen tüm taşıtlarda bulunan hata ikazına istinaden problemin alıcının satın alma sırasında fark etme imkanı bulunmayan, imalattan kaynaklı gizli ayıptan kaynaklandığı ve halihazırda yapılan müdahalelere rağmen çözülememiş olmasının da hizmet ayıbı oluşturduğu, incelenen 3 araç açısından rapor tarihinde geçerli T.S.B.'nin M.T.V.'ne esas değerinin 566.409,00-TL olduğu, ikinci el piyasada sorunsuz muadillerinin müşteri bulabileceği ortalama fiyatın 800.00,00-TL olduğu,
mevcut problemi ile satışı sırasında kayıtlara giren ve çözülmemiş problem nedeni ile alımdan imtina edileceği, satın alma sırasında pazarlık konusu edileceğinin açık olduğu, dolayısı ile 720.000,00-TL mertebesinde satılabileceği, değer kaybının her bir taşıt için 80.000,00-TL mertebesinde gerçekleşeceği, davaya konu taşıtlardaki can ve mal güvenliğini tehdit edecek potansiyeldeki problemin kullanıcıdan kaynaklanmadığı, imalattan kaynaklı gizli ayıp vasfında bulunduğu, giderilebilir nitelikteki arızanın geçen süreçte onarılamamasının hizmet kusurunu ortaya çıkardığı,
satışı gerçekleşmeyen 3 adet taşıtta ortaya çıkabilecek değer kaybının her bir taşıt için 80.000,-TL mertebesinde bulunduğu, satışı gerçekleştirilmiş olan 3 otomobile ait satış evrakı sunulmadığından zarar oluşup oluşmadığı hususunun ispata muhtaç kaldığı" değerlendirme ve tespitlerinin yapıldığı anlaşılmıştır.
Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş, davalı ... vekili tarafından bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarını içerir dilekçe sunulmuştur.
25/10/2023 tarihli celse ara kararı gereğince; davacı vekili tarafından sunulan ..., ... ve .... plakalı araçların satış sözleşmeleri değerlendirilmek suretiyle ek rapor hazırlanmak üzere dosyanın bilirkişi heyetine tevdine karar verilmiş, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen ek rapor mahkememiz dosyasına ibraz edilmiş;
29/03/2024 tarihli ek bilirkişi raporunun incelenmesinde özetle;"... davaya konu taşıtlardaki can ve mal güvenliğini tehdit edecek potansiyeldeki problemin kullanıcıdan kaynaklanmadığı, imalattan kaynaklı gizli ayıp vasfında bulunduğu, giderilebilir nitelikteki arızanın geçen süreçte onarılamamasının hizmet kusurunu ortaya çıkardığı, değer kaybının her bir taşıt için 50.000,00 TL mertebesinde bulunduğu" değerlendirme ve tespitlerinin yapıldığı anlaşılmıştır.
Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş, taraf vekilleri tarafından bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarını içerir dilekçeler sunulmuştur.
Davacı vekili UYAP sistemi üzerinden gönderdiği 15/05/2024 tarihli dilekçesi ile ıslah talebinde bulunarak dava değerini arttırmış, aynı tarihte ıslah harcını yatırmıştır.
Satıcının ayıptan sorumluluğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 219-231. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Ayıp kavramının tanımı kanunda tam olarak bulunmamakla birlikte, ayıptan sorumluluk halleri bu maddelerde hüküm altına alınmıştır.
Türk Borçlar Kanunu'nun 219. maddesinde, "Satıcı alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi nitelik ve niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur.
Satıcı bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur." hükmü bulunmaktadır.
Aynı Kanunun 227. maddesi gereğince alıcı ayıbı ihbar etmek suretiyle satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme, aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere, satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkan varsa satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme haklarına sahiptir.
Aynı madde gereğince, alıcının genel hükümlere göre, uğramış olduğu zararlar nedeniyle ayrıca tazminat talep etme hakkı da mevcuttur.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 225/1. Maddesine göre, ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz. Maddenin ikinci fıkrasına göre, satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hüküm geçerlidir.
Mahkememizce yapılan yargılama, iddia, savunma, sunulan ve toplanan deliller, bilirkişi kök ve ek raporları ve yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler kapsamında; tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından davaya konu araçların "0" km olarak 26/03/2020 tarihinde 173.039,20 TL bedelle davalılardan ... İnşaat Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nden satın alındığı, diğer davalı ....
Anonim Şirketi'nin araçların ithalatçısı olduğu, araçların kullanılmasına başlandıktan sonra araçlarda çeşitli arızaların meydana geldiğinin iddia olunduğu, araçların aynı veya farklı şikayetlerle servise götürülmesine rağmen arızaların giderilmediği, davalılara hem sözlü hem mail olarak iletilen ihtarlardan sonuç alınamayınca araçlardaki ayıptan kaynaklı zararın tahsili istemli eldeki davanın açıldığı,
tüm dosya kapsamı ile dava konusu araçlar hakkında uzman bilirkişi heyetinden alınan, ayıp iddiasının niteliği itibarı ile maddi olgulara dayanan, bilimsel ve objektif nitelikte, mahkeme, taraf denetimine uygun ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi kök ve ek raporlarına göre; dava konusu araçların imalattan kaynaklı gizli ayıplı olduğu, giderilebilir nitelikteki arızanın geçen süreçte onarılamamasının hizmet kusurunu ortaya çıkardığı, araçların mevcut problemi ile satışı sırasında kayıtlara giren ve çözülmemiş problem nedeni ile alımdan imtina edileceği, satın alma sırasında pazarlık konusu edileceğinin açık olduğu,
dolayısı ile araçların satışı sırasında piyasa rayiç değerini olumsuz yönde etkileyeceği ve de ekonomik eksikliğe neden olacağı, satışı gerçekleşmeyen 3 adet taşıtta ortaya çıkabilecek değer kaybının her bir taşıt için 80.000,-TL mertebesinde bulunduğu, satışı gerçekleştirilmiş olan 3 otomobilin ise değer kaybının her bir taşıt için 50.000,00 TL mertebesinde bulunduğu hususlarının tespit edildiği dikkate alınarak; denetime ve hüküm kurmaya elverişli uzman bilirkişi kurulu raporu ile de saptandığı gibi; dava konusu araçların gizli ayıplı olduğu,
ayıbın davacının kullanım hatasından kaynaklanmadığı ve araçların davacıya satışı sırasında mevcut ve gizli ayıp niteliğinde olduğu, davacı tarafından bilinmesinin ise mümkün olmadığı, davalı satıcının ayıba karşı tekeffül borcu nedeniyle davacı alıcıya karşı ayıpların varlığını bilmese dahi sorumlu olduğu, davalılardan ...
Anonim Şirketi'nin yurt dışındaki üretici firmanın Türkiye distribütörü olduğundan üretici firma gibi sorumlu olacağı anlaşılmakla; davanın kabulü ile bilirkişi raporu ile belirlenen 390.000,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde tüm hususları içerir hüküm kurulmuştur.
Katip ... · ¸ Hakim ... · ¸
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/56, K. 2024/1313, 25 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama