İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/1150 K.2024/938

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Esas2023/1150Karar2024/938Tarih17 Ekim 2024Okuma42 dk · 8.311 kelime

KÜNYE

T.C. Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi Birleşen Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas - ... Karar Sayılı Dosyası

Karar tarihi
17 Ekim 2024
Esas no
2023/1150 Esas
Karar no
2024/938
Dava
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
Dava tarihi
17/07/2020
Dava
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
Dava tarihi
20/01/2021
Karar tarihi
25/11/2021
Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
08/03/2023
Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
05/11/2024
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

8.311 kelime·42 dk okuma·5 bölüm

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Mahkememizin ... Esas sayılı asıl dava dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde;Müvekkili şirketin 45 yıl önce " .... " markası ile Türkiye'de kurulduğunu, 2008 yılı itibariyle Ortadoğu, Körfez ülkeleri, Kuzey Afrika, Uzakdoğu bölgelerini kapsayan çok geniş bir coğrafyada faaliyet gösteren çok uluslu ....

Gıda şirketin parçası haline geldiğini, müvekkili şirket ile davalı market zinciri şirket arasındaki ticari ilişki uyarınca müvekkili şirketin davalıya Ayçiçek yağı ve zeytinyağı sattığını, satılan ürün tutarına karşılık fatura düzenlemekte olduğunu, müvekkili şirket tarafından davalıya satılan ürünlerin bedelinin davalı tarafından müvekkili şirkete ödenmediğini, bu hususun ticari defter incelemesi neticesinde ortaya çıkacağını, davalının müvekkili şirkete olan borcunu ödememesi sebebiyle Bakırköy ...

İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile davalıya icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, müvekkili şirket tarafından davalıdan olan alacağını tahsil edemeyince aralarındaki ticari ilişkinin zedelenmemesi adına tüm iyi niyetiyle Beşiktaş ... Noterliğinin 17/09/2019 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesini çektiğini, davalı tarafından Bakırköy ...

Noterliğinin 01/10/2019 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile “davalının müvekkili şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığının” ileri sürüldüğünü belirterek davalarının kabulü ile davalının Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline davalı tarafça haksız ve kötü niyetli olarak yapılan itiraz sebebiyle alacaklarının % 20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkememizin ...

Esas sayılı asıl dava dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde: Davacı şirket ile müvekkili arasında akdedilen Metro Tedarik Sistemi Çerçeve Tedarik Sözleşmesinin 19.9 maddesi uyarınca İstanbul Mahkemeleri ile icra müdürlüklerinin yetkili olduğunu, yetkisiz icra takibine dayanan itirazın iptali davasının reddine karar verilmesi gerektiğini, mahkeme tarafından tesis edilen 20/07/2020 tarihli 3 nolu ara karar doğrultusunda davacı tarafın kesin süreye riayet etmeyerek gerekli harç ikmalini sağlamadığını, dosyanın işlemden kaldırılması gerektiğini, davacı tarafın dava dilekçesi içeriği ile netice-i talep kısmının uyuşmadığını,

davacı tarafından talep sonucunun açıklanması gerektiğini, mevzuat ve yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultusunda iddiasını ispat külfetinin davacı tarafta olduğunu, gerçekle bağdaşmayan iddialar kapsamında huzurdaki davanın ikame edildiğini belirterek icra takibinin yetkili İstanbul İcra Müdürlüğü yerine Bakırköy İcra Müdürlüğünde başlatılmış olması sebebiyle yetkisiz icra takibine dayanan itirazın iptali davasının reddine, dosyanın yetkili İstanbul Ticaret Mahkemesine gönderilmesine,

haksız ve mesnetsiz davanın reddine, davacı aleyhine alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Bilirkişi heyeti tarafından mahkememize sunulan 29/08/2024 tarihli bilirkişi raporunda: "1. Taraflar arasında taşınır satışı hususunda anlaşmaya varıldığı, ticari ilişkinin bulunduğu; buna göre davacının satıcı, davalının alıcı olduğu; bu noktada davacı ... tarafından 08.01.2020 tarihinde Bakırköy .. İcra Müdürlüğü'nün ...

E. Sayılı dosyasıyla davalı ... aleyhine icra takibinin başlatıldığı; vadeleri 17.09.2019-05.12.2019 tarihleri arasındaki 20.710.885,09TL. asıl alacak * 758.466,16TL. işlemiş faiz olmak üzere toplam 21.469.351,25TL.'nin yıllık 9621,25 oranında ticari temerrüt faizi ile tahsilinin talep edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu; asıl ve birleşen davanın, işbu icra takibinin dayanağı olan faturalara konu edilen ürünlerin davalıya teslim edilmesine rağmen davalının bakiye fatura bedellerini ödemediği iddiasına dayandığı, 2. Bakırköy ....

Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02.03.2023T., ....LE., ...K. Sayılı kararında - 15.132.937,90TL'lik hasarlı ürün iskontosu * lojistik iskontosu * indirim destek faturalarının davacı kayıtlarında yer almadığı, - taraflar arasında indirim destek faturaları konusunda yazılı bir sözleşme bulunmadığı, - 14.429.562,61TL'lik faturalardan, 747.056,11TL'lik faturalar yönünden herhangi bir onay maili veya başkaca dayanak bir belge delil sunulmadığı,

- bakiye 13.682.506,50TL'lik fatura yönünden davacı şirketten ....'in faturaların kesilmesi için onay vermesi yetkili olmaması ve bu işlemin dayanağının şirket tarafından onaylanması nedeniyle davacının kabul etmediği 13.682.506,50TL'lik faturaların doğruluğuna ilişkin davalı tarafından dayanak bir bilgi, belge ve delil sunulmadığından davalı alacağı olarak değerlendirilmediği, - davacının, davalının sunduğu sözleşmelerin yetkili temsilci tarafından imzalanmadığını ve geçersiz olduğunu; kendisini bağlamadığını iddia ettiği;

sözleşmenin imzalandığı tarih itibariyle faturaları kesmek için ...'in şirket yetkilisi olmadığı dikkate alındığında, bu sözleşmeye davacı onay da vermediğinden, uyuşmazlığın faturalar ve açık hesap üzerinden incelenerek çözülmesi gerektiği, - “en önemli uyuşmazlık, indirim destek faturalarından kaynaklandığından davalının e- mailler haricinde faturaların kesilmesine dayanak hesaplamalar, yani davacının davalıya hangi ürünler için ne kadar ek iskonto tanıdığı,

davacının ilgili aylarda iskonto tanınan ürünlerden davalıya ne kadarlık ürün sattığı ve buna göre davalının tanınan iskontolara istinaden davacıya ne kadar fatura kesmesi gerektiği yönünde belge istenmiş ise de davacının buna ilişkin belgeleri ibraz etmediği, - icra takibinin konusunun cari hesap alacağı değil, davacı tarafından davalıya kesilen faturalar olduğu, - davalının tüm alımlar üzerinden davacıya indirim destek/ikinci iskonto faturası düzenlendiği, dolayısıyla davalının davacıya iade ettiği ürünleri, ilk faturadaki fiyatlardan kesmesinin uygun olmadığı, hususunun belirtildiği.

3. İstanbul BAM .... Hukuk Dairesi'nin ...E., ...K.. 08.11.2023T.

Kararında - söz konusu faturalara onay veren ...'in yetki kapsamının ne olduğu, neden yetkisiz olduğu, yetkisiz olması halinde dahi daha önce davacı tarafından itiraza uğramayan ve kabul edilerek defter ve kayıtlarına alınan faturalara bu kişinin onay verip vermediği, vermiş olması halinde davacının ihtilafa konu faturalara bu sebeple itiraz etmesinin dürüstlük kuralına ve çelişkili davranış yasağına aykırı olup olmadığı; davacı tarafından itiraz edilmeyen ticari şartlar anlaşmasının 19. maddesine göre bu kişinin yetkisiz olması halinde dahi yetkili olarak kabul edilmesi gerekip gerekmediği,

- taraflar arasındaki sözleşmelerin geçersiz. kabul edilmesi halinde dahi taraflar arasındaki fiili uygulamaya ve maillere göre tarafların ticari defter ve kayıtları arasındaki farkın sebebi olan davacı ve davalı tarafından düzenlenen faturaların geçerli olup olmadığı; taraflarca düzenlenen faturaların daha önce düzenlenen ve taraflarca itiraz edilmeyen fatura düzenlemesine ve taraflar arasındaki fiili uygulamaya uygun olup olmadığı, hususunun tespit edilmediği, ayrıca celbedilen İş Mahkemesi dosyalarına ilişkin değerlendirme yapılmadığı yönünde karar verildiği, 'söz konusu faturalara onay veren ...'in yetki kapsamının ne olduğu,

neden yetkisiz olduğu, yetkisiz olması halinde dahi daha önce davacı tarafından itiraza uğramayan ve kabul edilerek defter ve kayıtlarına alınan faturalara bu kişinin onay verip vermediği, vermiş olması halinde davacının ihtilafa konu faturalara bu sebeple itiraz etmesinin dürüstlük kuralına ve çelişkili davranış yasağına aykırı olup olmadığı; davacı tarafından itiraz edilmeyen ticari şartlar anlaşmasının 19. maddesine göre bu kişinin yetkisiz olması halinde dahi yetkili olarak kabul edilmesi gerekip gerekmediği” hususunda borçlar mevzuatı açısından yapılan değerlendirme neticesinde: Taraflar arasında adi yazılı şekilde Taşıma Sözleşmesi,

Ticari Şartlar Anlaşması Satınalma Şartları, Promosyon Anlaşma Formu, Erzak Anlaşması, Ek Protokol, Çerçeve Tedarik Sözleşmesi başlıklı sözleşmelerin akdedildiği; her ne kadar iş davaları incelendiğinde dava dışı ....'in şirket çalışanı olduğu anlaşılsa da bu kişinin “sözleşmeyi (borçlandırıcı işlemi) imzalayarak davacıyı borç altına sokabilme” yönünde yetkili temsilci olarak tayin edildiğini gösteren, TBK m. 40/1' hükmü gereğince “yetkili temsilci” olduğunu ifade eden bir delile rastlanmadığı;

- bununla birlikte dava dışı ...”in faturalara onay vermesine ve bunların defter ve kayıtlara alınmasına davacı tarafça itiraz edilmemesinin, ticari ilişkinin devam ettirilmesinin, sözleşmenin geçersizliğinin ileri sürülmemesinin TMK m. VII hükmü gereğince dürüstlük kuralına aykırılık kapsamında çelişkili davranış yasağının ihlali anlamına gelebileceği; elbette takdirin, MÜNHASIRAN TMK m. 4 hükmü gereğince Sayın Mahkeme'ye ait olduğu; - eğer davacının davranışları, TMK m. VIP hükmü gereğince çelişkili davranış yasağının ihlali olarak yorumlanır ise (takdir Sayın Mahkeme'nindir) bu halde dava dışı ...

TBK m. 46/7 hükmü gereğince yetkili temsilci olmasa bile, dava dışı ...'in hukuki işleminin, davacı tarafından onandığı ve temsil olunan olarak kendisini bağladığı kanaatine varılabileceği; takdirin, elbette Sayın Mahkeme'ye ait olduğu, 5. “İstinaf ilamı uyarınca inceleme yapılarak taraflar arasında söz konusu fatura konusu işlemlere ilişkin ne şekilde faturalama işlemi yapıldığı, uygulamanın ne şekilde olduğu,

faturaya konu işlem bedellerinin ne şekilde belirlendiği” hususunda yapılan mali inceleme neticesinde taraflar arasındaki yazışmalar ve ihtarnameler incelendiğinde, indirim destek faturaları keşide edilmeden önce davalı tarafça belirlenen tutarlar için davacı satış departmanı personelinden mail yoluyla onay alındığı, ancak ihtilaf konusu faturalara verilen onayların davacı tarafından kabul edilmediği, fatura içeriğindeki tutarların belirlenmesinde sektörel özelliklere bağlı olarak sabit bir indirim oranı ve indirim uygulamasına esas düzenli periyotlar olmadığı, taraflar arasında oluşmuş özel teamüller ile işlemlerin yürütülmüş olduğu,

6. “taraflar arasındaki uygulamaya göre belirlenen bedellerin uygun olup olmadığı” hususunda yapılan mali inceleme neticesinde, davalının keşide etmiş olduğu indirim destek faturalarının “Fiyat İndirim Desteği” açıklaması ile ve tek bir tutar içermesi, indirim destek oranlarının her ürün için farklı olması, davalı tarafından fatura tutarlarının hesaplanmasına dayanak belge ve hesaplamalar sunulmadığından davalının kestiği faturaların uygun olup olmadığı hususunun değerlendirilemediği,

7. “davalı vekili tarafından düzenlenen faturaların taraflar arasındaki ticari ilişkiye uygun olup olmadığı” hususunda yapılan mali inceleme neticesinde taraflar arasında 2013 yılından dava tarihine kadar süre gelen ticari ilişkide indirim destek uygulamalarının yapıldığı, ancak bunların yazılı bir anlaşma veya standart oranlara dayanmadığı, faturaların kesilmesine dayanak belge ve hesaplamalar sunulmadığından davalının kestiği faturaların uygunluğu yönünden tespit ve sonuca varılamadığı,

8. Tekrarla birlikte, davalı tarafından davacıya kesilen faturaların dayanağı ek indirim destek oranlarını tarih tarih gösteren veya ara dönemlerde özel indirim alındığını gösteren dayanak belge ve hesaplamaların sunulmadığı; davacı şirketçe satış departmanı tarafından verilen onay maillerinin sunulduğu; davacı tarafından da davalıya tanınan ek indirim desteğine ilişkin hesaplamanın sunulduğu; ancak dayanakların sunulmadığı; sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmişlerdir.

Davacı vekili Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasına verdiği dava dilekçesinde özetle.

Müvekkili şirket ve davalı market zinciri şirket arasındaki ticari ilişki uyarınca müvekkili şirketin davalıya, ayçiçek yağı ve zeytinyağı satmakta olduğunu ve satılan ürün tutarına karşılık fatura düzenlediğini, müvekkili şirketin amacının her tacir gibi ürünlerini satmak, para kazanmak ve kar elde etmek olduğunu, davalının ise müvekkili şirket gibi birden fazla tedarikçiden satın aldığı ürünleri zincir mağazasında, piyasada uygun fiyatlı ürün satma hedefi kapsamında satışa arz ettiğini, müvekkili şirketin ve davalı arasındaki ticari ilişkinin özü buna dayandığını,

müvekkili şirket tarafından davalıya satılan ürünlerin bedeli davalı tarafından müvekkili şirkete ödenmediğini, ticari ilişki neticesinde müvekkili şirket tarafından davalıya ürün satıldığını ve faturası düzenlendiğini; ancak davalı söz konusu faturalara mesnet ürün bedelini müvekkili şirkete ödemediğini zaten faturalara da itiraz etmediğini, bu husus ticari defter incelemesi neticesinde de ortaya çıkacağını, davalının müvekkili şirkete olan borcunu ödememesi sebebiyle mahkeme huzurunda ikame edilen işbu itirazın iptali davasına mesnet Bakırköy ....

İcra Müdürlüğü’nün ..

Esas sayılı dosyası ile davalıya icra takibi başlatıldığını, icra takibinin ekinde yer alan fatura tutarı ise müvekkili şirket tarafından davalıya satılan; ancak davalı tarafından müvekkili şirkete bedeli ödenmeyen ürünlerin faturasını oluşturduğunu, yerleşik Yargıtay içtihatları ve Vergi Usul Kanunu uyarınca faturanın tanımı yapılmış olup fatura müvekkili şirket tarafından satılan ürünlerin karşılığında davalının ne kadar borçlandığını gösteren yazılı ve ticari bir belge olduğunu, Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesi uyarınca adına fatura düzenlenen kişiye bu faturaya karşılık itiraz imkânını tanımış olup davalı bu hakkını da kullanmadığını,

sonuç olarak davalı, müvekkili şirkete olan borcunu ödemediğini, müvekkili şirketin davalıdan olan alacağını hiçbir şekilde tahsil edemediğini ,müvekkili şirketin davalıdan olan alacağını tahsil edemeyince aradaki ticari ilişkinin de zedelenmemesi adına ve her şeyden önce tüm iyi niyetiyle davalıya borcunun ödenmesi için ihtarname keşide ettiğini, davalının müvekkili şirkete herhangi bir borcunun olmadığını ileri sürüldüğünü, müvekkili şirketin muhtelif tarihlerde davalıya satmış olduğu 117.155 adet ürünün davalı tarafından müvekkili şirkete iade edildiğini ve fakat iade faturası kesilirken dahi davalı hesaplama hataları yaptığını ,

ticarete aykırı davrandığını, müvekkili şirkete düzenlenmiş olan iade faturaları müvekkili şirket tarafından incelendiğinde iadeye konu ürünlerin birim fiyatının, müvekkili şirket tarafından davalıya satışın gerçekleştiği tarihte geçerli olan fiyatlar olmadığı tespit edildiğini, diğer bir ifadeyle, davalı tarafından kesilen iade ürün fatura tutarı davalı tarafın müvekkili şirket ürünlerini zincir mağazasından satışa arz ederken uyguladığı indirimli fiyatlar üzerinden iade edildiğini,

müvekkili şirketin ürünlerinin davalının zincir marketlerinde iade sebebiyle satılamayacağı için davalının da herhangi bir ek menfaate hak kazanamayacağında tereddüt bulunmadığını, ancak davalı tarafından bu konuda dahi ticari iyi niyet ve dürüstlük kurallarına aykırı davranılmak suretiyle indirim (ıskonto) uygulanmış tutarlar üzerinden müvekkil şirkete iade faturası düzenlediğini, anılan sebeple müvekkili şirket tarafından çıkan fiyat farkı hesaplandığını ve davalıya fatura edildiğini ve davalı bu hususta ihtarname keşide edilmek suretiyle de bilgilendirildiğini, müvekkili şirket tarafından, iade edilen ürünler neticesinde,

iadeye konu ürün tutarına karşılık gelen alacak miktarı düştüğünü ve müvekkili şirkete davalıdan olan alacağının ödenmesi için davalıya 5 günlük müddet verildiğini, ancak davalı tarafından müvekkili şirketin alacağı müvekkili şirkete ödenmediğini, müvekkili şirketin aylarca maruz kalmış olduğu davalının bu haksız ve hukuksuz tutumuna karşılık Bakırköy .... İcra Dairesi ...

Esas ile ¨ 21.469.351,25’lik icra takibi başlattığını; ancak söz konusu icra takibine de yine davalı tarafından haksız bir şekilde tamamına itiraz edildiğini ve müvekkili şirketin alacağı hukuk nezdinde dahi haksız bir şekilde inkâr edildiğini, davalı tarafın haksız itirazının ise 21.01.2020 tarihinde tebliğ edildiğini, akabinde ticari davalarda zorunlu arabuluculuk süreci başlatılmış, süreç 10.07.2020 tarihinde anlaşamama olarak tamamlandığını, arabuluculuk süreci sonunda karşı taraf ile anlaşılamaması üzerine müvekkili firma Bakırköy ...

Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile kısmi dava ikame ederek davaya konu icra takibine yapılan itirazın ¨ 6.250.000,00 bedel üzerinden itirazın iptalini talep ettiklerinin ancak işbu dosyanın kesinleşmediğini, bu nedenle Bakırköy .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası kapsamında kalan ¨ 15.219.351,25 yönünden itirazın iptalini davalarının kabulünü, Bakırköy ... İcra Müdürlüğü’nün ...

Esas sayılı icra dosyasında davalı tarafından yapılan itirazın ¨ 15.219.351,25 yönünden iptaline ve takibin bu miktar üzerinden devamını, davalı tarafça haksız ve kötüniyetli olarak yapılan itiraz sebebiyle dava değerinin %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemesine hükmedilmesini, yargılama giderleri ile avukatlık vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasına verdiği cevap dilekçesinde özetle. Davaya konu icra takibinin yetkisiz icra dairesinde başlatılmış olması ve icra dairesinin yetkisine açıkça itiraz edilmiş olması nedeni ile işin esasına girilmeden huzurdaki davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın, müvekkili şirket ile olan ticari münasebeti çerçevesinde huzurdaki davaya konu Bakırköy ....

İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı icra takibini başlatmış olup söz konusu icra takibine müvekkili şirket tarafından itiraz edildiğini, takibe yapılan itiraz üzerine, davacı tarafından Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...

Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası ikame edildiğini, işbu dosyada, huzurdaki davaya konu icra takibinin yetkili icra dairesinde başlatılmamış olması nedeniyle davanın reddine karar verildiğini ancak kesinleşmediğini, bu nedenle, aynı konuda, tarafları aynı olan bir başka dava devam ederken huzurdaki davanın derdestlik sebebi ile reddine karar verilmesi gerektiğini itirazın iptali davasının kısmı dava olarak açılmasına hukuki yarar bulunmadığını, iş bu nedenle de usulden reddi gerektiğini, hukuk ve hakkaniyete aykırı bir şekilde ikame olunan huzurdaki dava muhteviyatında davacı tarafça mesnetsiz bir şekilde girişilen Bakırköy ....

İcra Müdürlüğü'nün ...

Esas sayılı takip kapsamında sunulu itirazın kaldırılması talep olunmakta ise de işbu davanın takip tutarının ¨ 21.469.351,25 iken işbu meblağ haricinde ¨ 15.219.351,25 üzerinden kısmi tutarla açılmasına hukuki yarar bulunmadığını, dava hukuki niteliği itibarıyla itirazın iptali davası olup belirsiz alacak davası olmadığını, davacı taraf harca esas değer olarak belirttiği ¨ 15.219.351,25'lik tutarın icra takibine konu ettiği hangi faturalara ilişkin olduğunu, hangi gerekçe ile işbu tutar üzerinden dava ikame etmiş olduğunu,

işbu tutar üzerinden dava ikame etmekte hukuki yararının bulunup bulunmadığını açıklamaksızın huzurdaki davayı ikame ettiğini, davacı tarafından takip konusu yapılmış olan alacak tutarına müvekkili şirket adına gerçekleştirilen külli itiraz göz önüne alındığında huzurdaki davanın kısmi dava olarak ikame edilmesinde hukuki yarar olmadığını, aksini iddia eden davacı tarafın hangi gerekçe ile ve hangi faturalara istinaden ¨15.219.351,25 tutarında dava ikame ettiğini, bakiye kısmın neden dava konusu edilmediğini açıklaması gerektiğini, davacı tarafından müvekkili aleyhine Bakırköy ...

Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... Esas sayılı dosyası ile ¨ 6.250.000,00 değerinde açılan kısmi dava usulden reddedildiğini ve derdest olduğunu, davacı tarafından her ne kadar müvekkili şirkete satışı gerçekleştirilen ürünlere ilişkin bedellerin davacı tarafa ödenmediğini ve devamında ilgili tutarların tahsili amacıyla Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ...

Esas sayılı dosyasıyla takip başlatıldığı iddia edilmekte ise de tümüyle mesnetsiz işbu takibe karşı yasal süresi içerisinde borç ve tüm ferileri yönünden itiraz edildiğini, huzurdaki dava ile ileri sürülen iddiaların aksine, müvekkili şirket tarafından taraflar arasında akdedilen sözleşmeler gereği üzerine düşen tüm yükümlülükler eksiksiz olarak yerine getirilmiş olduğunu ve davacıya borcunun olmadığını, davacı tarafından müvekkili adına kesilen faturalara karşı gerekli ödemelerin yapılmadığını, fiyat indirim destek faturalarının dayanağının bulunmadığını bu durumun müvekkillin keyfi uygulaması olduğuna dair davacı ifadeleri,

taraflar arasında uzun döneme baliğ ve yüksek tutarlarla gerçekleşmiş ticari ilişki kapsamında gerçek dışı olduğunu, tarafların ticari ilişkisinin süresi/volumü gözönüne alındığında davalının icra takibine konu ettiği tutarda bir alacağın ödenmeksizin ticari ilişkinin sürmesi mümkün olmadığını, müvekkili şirketin davacı ile süregelen ticari ilişki içerisinde gerekli tüm edimlerini yerine getirmiş olmasına karşın davacı tarafın hukuksuz ve kötüniyetli yaklaşımının önüne geçilemediğini,

davasını ispatla mükellef davacı taraf ile müvekkili arasında keşide edilen ihtarnamelerde de yer aldığı şekliyle davacının mutabakattan kaçınma çabası açıkça görüldüğünü, davalı müvekkili tarafından defaatle dile getirildiği ve dahi davacı ilgili birimlerinin de bilgisi dahilinde olduğu şekliyle taraflar arasında, davacının müvekkile ödemekle yükümlü bulunduğu fatura bedellerini süresinde ödememesi dolayısıyla hesap mutabakatı sağlanamadığını, davacının kendi iç işleyişinde yaşanan aksaklıkları müvekkilin bir kusuru olarak kabul edilmesini istediğini,

müvekkili tarafından düzenlenen faturalara karşı yapılması gereken ödemeleri görmezden gelerek finans biriminden onay alınamadığına dair yaklaşımın hukuken izahı olmadığını, iddiasını ispat külfeti davacıda iken işbu hususun aksine gerçekle bağdaşmayan iddialar kapsamında huzurdaki dava ikame edildiğini ,ispattan yoksun huzurdaki davanın reddi gerektiğini, davacının itirazın iptali davasına konu takibi mücerret bir alacak tanımına ilişkin olup, aynı takibe ilişkin itirazın iptali davasında takip talebinde dayanılmayan faturalardan bahsedilmesi takip hukukunun temel ilkesine aykırı olduğunu,

bu sebeple davacı tarafından bu aşamada alacağın dayanağı olarak işaret edilen ve ancak işbu aşamada dahi herhangi bir şekilde dosyaya sunulmayan ve bilgisine yer verilmeyen faturalarının yargılamaya esas alınmamasını ve dosyada mübrez delilleri doğrultusunda ispattan yoksun davanın reddini gerektiğini, bu nedenlerle davaya konusu icra takibinin yetkili İstanbul İcra Müdürlüğü yerine yetkisiz Bakırköy İcra Müdürlüğü nezdinde başlatılmış olması nedeni ile yetkisiz icra dairesinde başlatılan takibine dayanan itirazın iptali davasının reddini,

huzurdaki uyuşmazlığın çözümünde mahkemenin yetkili olmaması nedeni ile davanın yetkisiz mahkemede açılması sebebiyle reddini, dosyanın yetkili İstanbul Ticaret Mahkemesine gönderilmesini, yetki itirazlarının baki kalmak kaydıyla aksi kanaat hasıl olması halinde davanın derdestlik nedeniyle reddini, nihayetinde haksız ve mesnetsiz işbu davanın reddini, davacı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.

Mahkememizce 02/03/2023 tarih ve ... Esas ... sayılı kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ....Hukuk Dairesi'nin 08/11/2023 tarih ve .... Esas - ... Karar sayılı ilamı ile HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.

Asıl ve birleşen dava; dava ve icra takibi dayanağı olan faturalara konu ürünlerin davalıya teslim edilmesine rağmen davalının bakiye fatura bedellerini ödemediği iddiası ile alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline karar verilmesi talebine ilişkindir.

Mahkemece yapılan yargılama sonucunda asıl davada davanın kabulüne, birleşen davada davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, asıl ve birleşen davada verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

Davacı vekili, asıl ve birleşen davada dava ve icra takibi dayanağı olan faturalara konu ürünlerin davalıya teslim edildiğini, ancak davalı tarafından bakiye fatura bedellerinin ödenmediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine haksız itiraz edildiğini, haksız itirazın iptaline ve lehlerine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı vekili asıl ve birleşen davaya konu icra takibine konu borçtan dolayı davacıya borçlu olmadıklarını, aksine davacıdan alacaklı olduklarını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Taraflar arasında dava ve icra takibi dayanağı faturalara konu ürünlerin davacı tarafından davalıya satışına ve tedarikine ilişkin ticari ilişki olduğu hususunda ihtilaf bulunmamaktadır.

Taraflar arasındaki temel ihtilaf; taraflar arasında akdedilen 01/10/2015 tarihli taşıma sözleşmesinin, 22/02/2019 tarihli Çerçeve Tedarik Sözleşmesi'nin geçerli olup olmadığı, davacının sözleşmelerin geçersizliğini ileri sürmesinin dürüstlük kuralına aykırı olup olmadığı, sözleşmede hüküm altına alınan yetki şartının geçerli olup olmadığı, icra takibinin yetkili icra dairesinde başlatılıp başlatılmadığı, dava şartı eksikliğinin bulunup bulunmadığı, tarafların birbirlerine düzenlediği faturaların birbirlerinin defter ve kayıtlarında yer alıp almadığı,

tarafların birbirlerine düzenlediği ancak birbirlerinin defter ve kayıtlarına kaydedilmeyen faturaların yasal ve geçerli dayanağının bulunup bulunmadığı, taraflar arasında akdedilen sözleşmelerin geçerli kabul edilmesi halinde düzenlenen faturaların sözleşmeler ve taraflar arasındaki fiili uygulamaya uygun olup olmadığı, sözleşmelerin geçersiz kabul edilmesi halinde düzenlenen faturaların taraflar arasındaki fiili uygulamaya uygun olup olmadığı, taraflar arasında fiilen mailler ile devam eden ticari ilişki de mailler ile faturaların düzenlenmesine onay veren personelin yetkili olup olmadığı,

yetkili olmaması halinde söz konusu personelin daha önce taraflarca itiraz edilmeyen ve kabul edilen faturaların düzenlenmesi için onay verip vermediği, verilmiş ise bu personellerin yetkisiz olduğunun ileri sürülmesinin dürüstlük kuralına aykırı olup olmadığı, personelin yetkili olmaması halinde dahi taraflarca itiraz edilmeyen ticari şartlar anlaşması hükümlerine göre yetkili personel olarak kabul edilmesi gerekip gerekmediği, davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarı, icra inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarındadır.

Asıl davada İlk Derece Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarih, .... esas ve ... karar sayılı ilamı ile; taraflar arasında akdedilen Metro Tedarik Sistemi Çerçeve Tedarik Sözleşmesi'nin 19.9. maddesi uyarınca yetkili Mahkemelerin İstanbul Mahkemeleri, yetkili icra müdürlüklerinin İstanbul İcra Müdürlüğü olarak belirlendiği ve yetki sözleşmesi yapıldığı, yetki sözleşmesine göre icra takibinin yetkili icra dairesinde başlatılmadığı ve geçerli bir icra takibi bulunmadığı gerekçesi ile özel dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

İş bu karara karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine Dairemizin 24/06/2021 tarih, ... esas ve ... karar sayılı ilamı ile ..."İbraz edilen sözleşmede davacı adına atılı tek imza bulunduğu ve işbu dosyada davacı vekiline, iki şirket yetkilisi tarafından vekaletname verildiği görülmektedir. Davalı yanca dayanılan sözleşmenin tarafları bağlayıcı olabilmesi için yetkili temsilcilerce ve usulüne uygun olarak imzalanmış olması gerekmektedir.

Bu durumda mahkemece, davacının imza eksikliği, sözleşmedeki imzanın yetkili temsilciye ait olmadığı, taraflarca usulüne uygun olarak imzalanmadığı yönündeki itirazları hususunda gerekli araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir....." gerekçesi ile kaldırılmıştır.

Birleşen davada İlk Derece Mahkemesi'nin 12/03/2021 tarih, ... esas ve ... karar sayılı ilamı ile taraflar arasında akdedilen Metro Tedarik Sistemi Çerçeve Tedarik Sözleşmesi'nin 19.9. maddesi uyarınca yetkili Mahkemelerin İstanbul Mahkemeleri, yetkili icra müdürlüklerinin İstanbul İcra Müdürlüğü olarak belirlendiği ve yetki sözleşmesi yapıldığı, yetki sözleşmesine göre icra takibinin yetkili icra dairesinde başlatılmadığı ve geçerli bir icra takibi bulunmadığı gerekçesi ile özel dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

İş bu karara karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin 09/11/2021 tarih, ... esas ve .... karar sayılı ilamı ile; "....Eldeki dava ile. Bakırköy ...

ATM nin .... esas sayılı dava dosyası aynı icra takibine ilişkin itirazın iptali davası olup ,bir icra takip dosyası nedeniyle açılan iki ayrı itirazın iptali davası mevcut olduğu ,davaların birbirinden bağımsız bakılıp görülmeyeceği gözetilerek HMK 166/1 madde uyarınca öncelikle birleştirilmek ,mümkün olmadığı takdirde neticesi beklenilmek suretiyle sonuca bağlanması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediği...." gerekçesi ile kaldırılmıştır.

Dairemizin 24/06/2021 tarih, .... esas ve ... karar sayılı ilamı ile. İlk Derece Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarih, .... esas ve .... karar sayılı ilamı davacının imza eksikliği, sözleşmedeki imzanın yetkili temsilciye ait olmadığı, taraflarca usulüne uygun olarak imzalanmadığı yönündeki itirazları hususunda gerekli araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile kaldırılmıştır.

Mahkemece kaldırma kararından sonra davacının ticari sicil kayıtları celbedilmiştir. Mahkemece "....Davanın hukuki niteliği itirazın iptali davası olduğu ve bunun gereği olarak ispat külfetinin davacıda davacının icra takibine konu ettiği fatura alacağı olup tarflar karşılıklı faturalaşma ve ödemelere dayalı bir ticari ve muhasebe işleyişinde kendi hesaplarına almadığı Metro faturalarından kaynaklı hesap özetine dayalıdır.

Dosya kapsamında incelenen defterlere göre de taraflar arasında mal satışından kaynaklı ve bu satışın taraflarca karşılıklı ödeme ve faturalaşmalarla yürüdüğü sözleşmeye dayalı bir ticari ilişki ve muhasebe işleyişi olduğu görülmüş icra takipleri davalar ve açılmadan önce karşılıklı ihtarnameler gönderilmiş olup ancak davacı,

davalının sözleşmeleri dava dosyasına ibraz etmesi ile birlikte bu defa davada taraflar arasındaki ticari sözleşmelerin kendi tarafından yetkili temsilciler tarafından imzalanmadığı sebebiyle ile geçersiz olduğu ve kendisini bağlamadığı savunmasını yapması üzerine istinaf ilamı da dikkate alındığında sözleşmenin imzalandığı tarih itibariyle ilgili kişinin şirket yetkilisi olmadığı dikkate alındığında bu sözleşmeye davacı onay da vermediğinden uyuşmazlığın çözümü faturalar ve açık hesap üzerinden incelenerek çözüme kavuşturulması yoluna gidilmiştir...." gerekçesi ile taraflar arasında akdedilen sözleşmeleri geçersiz kabul etmiştir.

Ancak davacı tarafından cevaba cevap dilekçesinde taraflar arasında akdedilen 01/10/2015 tarihli taşıma sözleşmesinin davalı tarafından imzalanmaması, 22/02/2019 tarihli Çerçeve Tedarik Sözleşmesi'nin ise davalı tarafından imzalanmaması ve kendilerinin yetkili temsilcileri tarafından imzalanmaması sebebiyle geçersiz olduğu ileri sürülmüştür.

Mahkemece sözleşmelerin tek taraflı olarak imzalanması halinde sözleşmeye itiraz etmeyen ve sözleşmeyi kabul eden diğer tarafın sözleşmeyi imzalamaması durumunda sözleşmenin geçerliliğine etkisi olup olmadığı tartışılmamıştır.

Bunun yanında davacı tarafından taraflar arasında akdedilen 01/01/2016 tarihli ticari şartlar anlaşması, 02/03/2017 tarihli ticari şartlar anlaşması satın alma şartları, 01/10/2018 tarihli taşıma sözleşmesi, 2019 yılı Ramazan Hazır Erzak Anlaşması ve Ek Protokol'ün geçersizliği ileri sürülmemesine ve davacının davalıya gönderdiği ihtarnamelerde ticari şartlar anlaşmasını kabul etmesine ve atıfta bulunmasına rağmen söz konusu sözleşmelerin hangi gerekçe ile geçersiz olduğu açıklanmamış ve Mahkemece hangi sözleşmelerin geçersiz olduğunun kabul edildiği belirtilmemiştir.

Mahkemece kaldırma ilamından sonra davacının ticari sicil kayıtları celbedilmiş, ancak sözleşmelerin akdedildiği tarihte sözleşme akdetmeye yetkili temsilcileri ve yetki kapsamları ile sözleşmelerin yetkili kişiler tarafından imzalanıp imzalanmadığı sözleşmeler bazında değerlendirilmemiştir.

Bunun yanında davacının geçersizliğini ileri sürmediği taraflar arasında akdedilen 01/01/2016 tarihli ticari şartlar anlaşması, 02/03/2017 tarihli ticari şartlar anlaşması satın alma şartları, 01/10/2018 tarihli taşıma sözleşmesi, 2019 yılı Ramazan Hazır Erzak Anlaşması, 03/01/2018 promosyon anlaşma formu ve Ek Protokol'ü imzalayan kişilerin yetkili olup olmadığı,

yetkili olmaması halinde yetkili olmayan kişiler tarafından imzalanan sözleşmenin geçersiz olduğu ileri sürülmemesine rağmen 22/02/2019 tarihli Çerçeve Tedarik Sözleşmesi'nin de bu kişiler tarafından imzalanmış olması halinde ve sözleşme tarihinden sonra da ticari ilişkinin devam ettirilmesi sebebiyle davacının bu sözleşmenin geçersiz olduğunu ileri sürmesinin dürüstlük kuralına ve çelişkili davranış yasağına aykırı olup olmadığı tartışılmamış ve gerekçelendirilmemiştir.

Mahkemece sadece şekli olarak sözleşmenin geçerli olup olmadığı incelenmiştir.

22/02/2019 tarihli Çerçeve Tedarik Sözleşmesi'nin geçerli olup olmadığı taraflar arasındaki fiili uygulamaya göre de tespiti gerektiğinden sözleşmenin yetkili temsilci tarafından imzalanmaması neticesinde şeklen geçersiz olsa dahi TBK'nın 46. maddesi kapsamında sözleşme taraflarca fiilen uygulanarak alım-satım ilişkisinin çerçeve sözleşme kapsamında fiilen yürütülüp yürütülmediği, bu doğrultuda sözleşmenin taraflarca benimsenip benimsenmediği,

geçerli hale getirilip getirilmediği yönünden Dairemizin ilk kaldırma kararı doğrultusunda araştırma, inceleme ve değerlendirme yapılmamış, kaldırma kararının gereği yerine getirilmemiş, şekli değerlendirme yapılıp, sözleşmenin fiilen uygulanıp uygulanmadığı değerlendirilmemiştir. Mahkemece uyuşmazlığın asıl kaynağı olan ve bütün yargılama boyunca ileri sürülen bu hususların gerekçeli kararda değerlendirilmemesi isabetli olmamıştır.

Bu sebeple asıl davada ve birleşen davada davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür.

Tek başına fatura düzenlenmesi alacağın ispatı için yeterli değildir. Fatura içeriği malın teslim edildiğinin/hizmetin verildiğinin, faturaya konu alacağın dayanağının ve iade faturası düzenlenmesi halinde iade faturası dayanağının düzenleyen tarafça ispat edilmesi gerekir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi uyarınca ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması ile diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması, diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Ek cümle: 22/7/2020-7251/23 md.) veya defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.

Mahkemenin kabulüne göre ise;

Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için ve taraflar tarafından ticari defter ve kayıtlara delil olarak dayanılması sebebiyle tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş ve bilirkişi heyet raporunda özetle; tarafların ticari defterinin usulüne uygun olarak tutulduğu ve sahipleri lehine delil niteliğinde olduğu, davacının ticari defterlerinde icra takip tarihi itibariyle davalıdan 17.859.231,86 TL alacaklı gözüktüğü, davalının ticari defter ve kayıtlarına göre ise davalının icra takip tarihi itibariyle davacıdan 159.540,90 TL alacaklı gözüktüğü tespit edilmiştir.

Davacı tarafından düzenlenen faturaların davalı tarafın defter ve kayıtlarına alındığı tespit edilmiştir.

Tarafların defter ve kayıtları arasındaki farkın sebebinin davalı tarafından düzenlenip davacının defter ve kayıtlarında yer almayan 2018 yılında düzenlenen toplam 4.597.671,83 TL bedelli faturalar, 2019 yılında düzenlenen toplam 10.676.154,46 TL bedelli faturalar, 2020 yılında düzenlenen toplam 747.056,11 TL bedelli faturalar, davacı tarafından düzenlenen ancak davalı tarafından defter ve kayıtlarına alınmayan toplam 1.988.455,93 TL bedelli faturalar ve sebebi tespit edilemeyen 9.434,43 TL miktardan kaynaklandığı tespit edilmiştir.

Davalı tarafından düzenlenen ancak davacı tarafından defter ve kayıtlarına alınmayan faturalar; toplam 1.257,09 TL bedelli fiyat farkı-eksik mal-miktar farkı faturaları, toplam 36.830,78 TL imha faturaları, toplam 15.132.937,90 TL hasarlı ürün ve lojistik -indirim destek faturaları, toplam 179.722,09 TL mal iade faturaları, toplam 181.225,72 TL mal teslim edilmediği iddiası ile düzenlene faturalar, toplam 484.460,00 TL promosyon bütçesi faturaları, toplam 4..448,82 TL sevkiyatsızlık ceza faturalarıdır.

Mahkemece 15.132.937,90 TL’lik hasarlı ürün iskontosu + lojistik

iskontosu + indirim destek faturalarının davacı kayıtlarında yer almadığı, taraflar arasında indirim destek faturaları konusunda yazılı bir sözleşme bulunmadığı, 14.429.562,61 TL’lik faturalardan, 747.056,11 TL’lik faturalar yönünden herhangi bir onay maili veya başkaca dayanak bir belge delil sunulmadığı, bakiye 13.682.506,50 TL’lik fatura yönünden davacı şirketten ...’in faturaların kesilmesi için onay vermesi yetkili olmaması ve bu işlemin dayanağının şirke tarafından onaylanması nedeniyle davacının kabul etmediği 13.682.506,50 TL’lik faturaların doğruluğuna ilişkin davalı tarafından dayanak

bir bilgi, belge ve delil sunulmadığından davalı alacağı olarak değerlendirilmediği belirtilmiştir.

Ancak söz konusu faturalara onay veren ....'in yetki kapsamının ne olduğu, neden yetkisiz olduğu, yetkisiz olması halinde dahi daha önce davacı tarafından itiraza uğramayan ve kabul edilerek defter ve kayıtlarına alınan faturalara bu kişinin onay verip vermediği, vermiş olması halinde davacının ihtilafa konu faturalara bu sebeple itiraz etmesinin dürüstlük kuralına ve çelişkili davranış yasağına aykırı olup olmadığı, davacı tarafından itiraz edilmeyen ticari şartlar anlaşmasının 19. maddesine göre bu kişinin yetkisiz olması halinde dahi yetkili olarak kabul edilmesi gerekip gerekmediği,

taraflar arasında söz konusu fatura konusu işlemlere ilişkin ne şekilde faturalama işlemi yapıldığı, uygulamanın ne şekilde olduğu, faturaya konu işlem bedellerinin ne şekilde belirlendiği, taraflar arasındaki uygulamaya göre belirlenen bedellerin uygun olup olmadığı tespit edilmemiş ve gerekçelendirilmemiştir. Ayrıca celbedilen İş Mahkemesi dosyalarına ilişkin değerlendirme yapılmamıştır.

Davalı vekili tarafından düzenlenen faturaların taraflar arasındaki ticari ilişkiye uygun olup olmadığının tespiti için defter ve kayıtların yerinde incelenmesi talep edilmiş, bilirkişiler tarafından yerinde inceleme yapılmadığı hususu bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde belirtilmiş, ancak Mahkemece bu hususta bir karar verilmemiştir.

Diğer faturalar yönünden ise bilirkişi heyeti tarafından kendi görüşüne göre davalı tarafından düzenlenen ve davacı kayıtlarında yer almayan faturalardan kabul edilmesi ve kabul edilmemesi gereken faturalar belirtilmiş, takdiri Mahkemeye bırakmış, Mahkemece gerekçeli kararda bu faturaların hangilerinin kabul edildiği, hangilerinin kabul edilmediğini, kabul edilme ve kabul edilmeme gerekçeleri açıklanmamıştır.

Bilirkişi heyeti tarafından mal iade faturaları yönünden sürekli bir şekilde mal teslimi yapılan kişiye yapılan teslimler kabul edilmiş, ancak bunun dışındaki kişilere daha önce mal teslimi yapılıp yapılmadığı belirlenmeden söz konusu faturalar kabul edilmemiştir. Sevkiyatsızlık ceza tutarlarına ilişkin mailler olduğu belirtilmiş, takdirin Mahkemede olduğu belirtilmiş, davalı tarafından sunulan tedarikçi karneleri değerlendirilmemiş ve gerekçelendirilmemiştir.

Davalı tarafından düzenlenen imha faturaları yönünden ticari şartlar anlaşmasına uygun olmaması sebebiyle kabul edilmediği bilirkişi raporunda belirtilmiş, ancak taraflar arasında imha faturalarının davalı tarafından düzenlendiği şekli ile davacı tarafından daha önce kabul edilip edilmediği tespit edilmemiş, Mahkemece de kabul edilmeme sebebi gerekçede belirtilmemiştir.

Davacı tarafından düzenlenen 1.988.455,93TL fiyat farkı faturasındaki davacı hesaplamasının davalı tarafından aksini ispat edecek delil sunulmadığından bilirkişi heyeti tarafından kabul edilmiş, ancak yapılan hesaplamanın ne şekilde yapıldığı, taraflar arasındaki uygulamaya göre iskonto faturalarının ne şekilde düzenlendiği ve düzenlenen faturaların taraflar arasındaki uygulamaya uygun olup olmadığı, davacının fiyat farkı fatura hesaplamasının yerinde olup olmadığı tespit edilmemiştir.

Kısacası taraflar arasındaki sözleşmelerin geçersiz kabul edilmesi halinde dahi taraflar arasındaki fiili uygulamaya ve maillere göre tarafların ticari defter ve kayıtları arasındaki farkın sebebi olan davacı ve davalı tarafından düzenlenen faturaların geçerli olup olmadığı tespit edilmemiş ve taraflar tarafından düzenlenen faturaların daha önce düzenlenen ve taraflar tarafından itiraz edilmeyen fatura düzenlemesine ve taraflar arasındaki fiili uygulamaya uygun olup olmadığı tespit edilmemiştir.

Tüm bu hususlar dikkate alındığında Mahkemece davalı vekilinin bilirkişi raporlarına ve davaya ilişkin itirazları ve savunmaları değerlenmeden ve karşılanmadan eksik inceleme ile ve kabul edilen ve edilmeyen hususlara ilişkin yeterli gerekçe belirtilmeden karar verilmesi isabetli olmamıştır. Bu sebeplerle asıl davada ve birleşen davada davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri de yerinde görülmüştür.

Açıklanan nedenlerle asıl davada ve birleşen davada davalının istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine, davalının asıl davada ve birleşen davada sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçesi ile kaldırılmış ve dosyanın yukarıda yazılı numarasına kaydedilerek yargılamaya devam edilmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ

Dava ; Cari hesaba dayalı alacağın tahsili için girişilen ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK.67.maddesi gereği iptali ve takibin devamı istemine ilişkindir.

Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacının davalıdan icra takibinde talep ettiği alacağının olup olmadığı, var ise miktarının tespiti noktalarında toplandığı tespit edilmiştir.

Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası celp edilmiş, incelenmesinde; davacı-alacaklı tarafından davalı-borçlu aleyhine 21.469.351,25 TL alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya 10/01/2020 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun vekili vasıtasıyla yasal süresi içerisinde takibe, borca ve fer'ilerine itiraz ettikleri, itirazın yasal 7 günlük sürede yapıldığı, işbu itirazın iptali davasının da 1 yıllık süre içerisinde açıldığı görülmüştür.

Davacının mahkememizin asıl dosyasında alacağın bir kısmı için itirazın iptalini talep ettiği, birleşen dosya ile kalan kısmı için itirazın iptalini talep ettiği anlaşılmıştır.

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67.maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nin 66.maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlayan bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süre içinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına da hükmedilebilir.(Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, 2006,

s.219,223) Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki bir ticari ilişki ve bu ilişkiden kaynaklı alacağının olduğunu iddia eden taraf bunu usulü dairesinde ispat etmesi gerekir. İspatın konusu, ispat yükünün kimde olduğu ve ispat vasıtalarının neler olduğu 6100 sayılı HMK.nin 187, 190 ve 200'üncü maddelerinde açıkça belirtilmiştir.

HMK. 219. maddesine (HUMK. 326) göre her iki taraf kendi ellerindeki vesikaları (belgeleri) mahkemeye ibraz etmek zorundadır. Bir davada ispat yükü kendisine ait olan tarafın, başka delillerle birlikte karşı tarafın ticari defterlerine de dayandığı, eş söyleyişle, delillerini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği hallerde karşı tarafın kendi defterlerini mahkemeye ibraz etmesi ya da bundan kaçınmasına bağlanması gereken hukuksal sonuçlar HMK. 219. ve ardından gelen maddelerindeki konuya ilişkin genel düzenlemelere tabidir.

Asıl ve birleşen dosya dava itirazın iptali davası davası olduğu anlaşılmıştır.

Bilindiği üzere, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)’nun 67.maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nun 66.maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlayan bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süre içinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına da hükmedilebilir.(Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, 2006,

s.219,223) Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki bir ticari ilişki ve bu ilişkiden kaynaklı alacağının olduğunu iddia eden taraf bunu usulü dairesinde ispat etmesi gerekir. İspatın konusu , ispat yükünün kimde olduğu ve ispat vasıtalarının neler olduğu 6100 sayılı HMK.nun 187 ,190 ve 200'ncü maddelerinde açıkça belirtilmiştir.

İspatın konusu HMK.nin 187'nci maddede “İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir. Herkesçe bilinen vakıalarla, ikrar edilmiş vakıalar çekişmeli sayılmaz.” şeklinde belirtilirken, ispat yükünün kimde olduğu ise HMK.nin 190'ncı maddesinde “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”düzenlemesi ortaya konmuştur.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13/07/2011 tarihli kararında “Hemen belirtmelidir ki, satılanın tesliminin “hukuki işlem” niteliğinde olup, buna ilişkin savunmanın hangi delillerle kanıtlanabileceğinin belirlenmesinde, hukuki işlemlerin varlığının kanıtlanmasına ilişkin genel usul hukuku kurallarının (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 288 ve devamındaki hükümler) göz önünde tutulması gerekir.

Yapılan yargılama, toplanan ve sunulan deliller, icra dosyası, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;

Dava konusu somut olayda; ... arasında davacı tarafından davalıya Yağ satışı yapılması şeklinde ticari ilişki kurulduğu, işbu ticari ilişki neticesinde davacının

davalıdan 20.710.885,09 TL asıl alacak + 758.466,16 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam

21.469.351,25 TL alacaklı olduğunu iddia ettiği, alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığı,

davalının takip konusu borca ve tüm ferilerine itirazı neticesinde asıl dava ile 6.250.000,00

TL, birleşen dava ile 15.219.351,25 TL yönünden itirazın iptali davası açıldığı görülmektedir.

İstinaf sonrası yapılan yargılama sonunda;

Davacı ticari defterlerinde icra takip tarihinde davalıdan 17.859.321,51 TL alacaklı görünürken, davalı ticari defterlerinde ise icra takip tarihinde davalı davacıdan 159.451,26 TL alacaklı görünmektedir, dolayısıyla yanlar arasında 18.018.772,76 TL ihtilaf olduğu tespit edilmiştir.

Davacı .... A.Ş. ticari defterlerinde, davalı ... Ltd. Şti.’nin 2018 yılında keşide ettiği 4.597.671,83 TL, 2019 yılında keşide ettiği 10.676.154,46 TL ve 2020 yılında keşide ettiği 747.056,11 TL’lik faturalar kayıtlı olmadığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla davalının keşide ettiği toplam 16.020.882,40 TL tutarında fatura davacı kayıtlarında yer almamaktadır. Diğer .... Davalı ... Ltd. Şti. ticari defterlerinde de davacının keşide ettiği 23.12.2019 tarihli 1.988.455,93 TL’lik fatura kayıtlı olmadığı bilirkişi heyeti eliyle yapılan incelemelerde davalı ... Ltd. Şti.’nin davacıya keşide ettiği toplam 16.020.882,40 TL’lik faturanın davacı .... A.Ş. ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı tespit edilmiştir.

Taraflar arasındaki ihtilafın önemli bölümünün indirim destek faturalarından oluştuğu görülmektedir. Davalı ... Ltd. Şti. tarafından düzenlenen indirim destek faturalarından ... A.Ş. ticari defter kayıtlarında yer almayan faturaların düzenlenmesinden önce indirim destek tutarına ilişkin olarak .... Ltd. Şti. yetkilileri tarafından gönderilen onay talep mailleri için ...

A.Ş. personelleri ... (...) tarafından ...com e-mail adresinden ve .... (...) tarafından ...com onay verildiği dosyaya sunulan belge ve dokümanlardan görülmüştür. “söz konusu faturalara onay veren ...'in yetki kapsamının ne olduğu, neden yetkisiz olduğu, yetkisiz olması halinde dahi daha önce davacı tarafından itiraza uğramayan ve kabul edilerek defter ve kayıtlarına alınan faturalara bu kişinin onay verip vermediği, vermiş olması halinde davacının ihtilafa konu faturalara bu sebeple itiraz etmesinin dürüstlük kuralına ve çelişkili davranış yasağına aykırı olup olmadığı;

davacı tarafından itiraz edilmeyen ticari şartlar anlaşmasının 19. maddesine göre bu kişinin yetkisiz olması halinde dahi yetkili olarak kabul edilmesi gerekip gerekmediği” hususunda borçlar mevzuatı açısından yapılan değerlendirme neticesinde: Taraflar arasında adi yazılı şekilde Taşıma Sözleşmesi, Ticari Şartlar Anlaşması Satınalma Şartları, Promosyon Anlaşma Formu, Erzak Anlaşması, Ek Protokol, Çerçeve Tedarik Sözleşmesi başlıklı sözleşmelerin akdedildiği;

her ne kadar iş davaları incelendiğinde dava dışı ...’in şirket çalışanı olduğu anlaşılsa da bu kişinin “sözleşmeyi (borçlandırıcı işlemi) imzalayarak davacıyı borç altına sokabilme” yönünde yetkili temsilci olarak tayin edildiğini gösteren, TBK m. 40/I1 hükmü gereğince “yetkili temsilci” olduğunu ifade eden bir delile rastlanmamış olup mersis kayıtları ve Ticaret Sicil Gazetesi’nde yer alan yetkili temsilcileri incelendiğinde dahi ... ile ....’ın şirketin yetkili temsilcisi olmadığı ve faturaların yetkili kişilerce onaylanıp onaylanmadığı bakımından mesele değerlendirildiğinde ise;

... şirketinin 24.01.2019 tarih ve 02 sayılı Sınırlı Yetkiye İlişkin İc Yönergesi kapsamında belirlenen C Grup Yetkiler arasında “her turlu muhasebe ve satış ile ilgili evrak (fatura, irsaliye ve sevk fişleri) ile tahsil makbuzlarının tazmin edilmesi” sayılır ve bu yetki grubu bakımından birinci, ikinci, üçüncü veya dördüncü derece imza yetkililerinin herhangi ikisinin şirket unvanı altına atacağı müşterek (cift) imza ile şirketin temsil edileceği düzenlenir.

Dosya kapsamında sunulan mailler incelendiğinde, ... veya .... isimli kişiler tarafından e-posta yoluyla faturalara Ancak bu kişilerin .... şirketinin yetkili temsilcileri olmadığı açık olup Şöyle ki. 06.02..... tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nin 513 ve 514 sayfalarında yer alan 24.01.... tarih ve 02 sayılı Sınırlı Yetkiye İlişkin İç Yönerge hükümleri uyarınca davacı ...... şirketini kimlerin ne şekilde temsil edeceği tescil ve ilan edilmiştir.Ayrıca, Beyoğlu ....

Noterliği nezdinde çıkarılan .... yevmiye numaralı 01.02.2019tarihli imza sirkülerinin işlemin tarafı üçüncü kişi konumundaki davalı .... şirketine ibrazı ile davacı .......şirketi adına temsile yetkili kişilerin Noter onaylı imzaları bildirilerek iyiniyeti ortadan kaldırılmıştır.

Davacı ..... şirketi adına hareket eden kişilerin yetkisiz olduğunu bilebilecek konumda tüzel kişi tacir olup aksini ileri sürülmesi basiretli davranma yükümlülüğü ile bağdaşmayacağından davalının bu yöndeki itirazları yerinde görülmememiştir.

Öte yandan 2013-2017 yılları arasında davalı ... davacıya %7-%18 aralığında ek indirim destek faturası kesmiş, 2018 yılında %23, 2019 yılında ise %24 oranında ek indirim destek faturası kesmiştir. 2017 ve öncesine göre 2018 ve 2019 yıllarında ek indirim destek faturaları oransal olarak artış göstermiştir. Davacı tarafından kesilen ek indirim destek faturalarının hesaplanması ve dayanakları sunulmadığından 2018 ve 2019 yıllarında ek indirim destek artışlarının uygunluğu tespit edilememiştir.

Yanlar arasındaki sözleşmede ürünlerin iade alınması için yazılı bildirim yapılacağı, ürünlerin iade alınmaması halinde, kargo ile gönderileceği, kargonun teslim alınmaması halinde ise imha edileceği, hükmü bulunmaktadır. Davalı davacıya e-mailler ile yazılı bildirimde bulunmuştur, ancak yazılı bildirimden sonra ürünlerin davacıya kargo ile gönderildiği ve davacının kargo ile gönderilen ürünleri iade almadığına ilişkin bir delil vasıtası sunulmamıştır.

İstinaf ilamı uyarınca inceleme yapılarak taraflar arasında söz konusu fatura konusu işlemlere ilişkin ne şekilde faturalama işlemi yapıldığı, uygulamanın ne şekilde olduğu, faturaya konu işlem bedellerinin ne şekilde belirlendiği” hususunda yapılan mali inceleme neticesinde taraflar arasındaki yazışmalar ve ihtarnameler incelendiğinde, indirim destek faturaları keşide edilmeden önce davalı tarafça belirlenen tutarlar için davacı satış departmanı personelinden mail yoluyla onay alındığı, ancak ihtilaf konusu faturalara verilen onayların davacı tarafından kabul edilmediği,

fatura içeriğindeki tutarların belirlenmesinde sektörel özelliklere bağlı olarak sabit bir indirim oranı ve indirim uygulamasına esas düzenli periyotlar olmadığı, taraflar arasında oluşmuş özel teamüller ile işlemlerin yürütülmüş olduğu, taraflar arasındaki uygulamaya göre belirlenen bedellerin uygun olup olmadığı” hususunda yapılan mali inceleme neticesinde, davalının keşide etmiş olduğu indirim destek faturalarının “Fiyat İndirim Desteği” açıklaması ile ve tek bir tutar içermesi, indirim destek oranlarının her ürün için farklı olması,

davalı tarafından fatura tutarlarının hesaplanmasına dayanak belge ve hesaplamalar sunulmadığından davalının kestiği faturaların uygun olup olmadığı hususunun bilirkişilerce değerlendirilemediği, davalı vekili tarafından düzenlenen faturaların taraflar arasındaki ticari ilişkiye uygun olup olmadığı” hususunda yapılan mali inceleme neticesinde taraflar arasında 2013 yılından dava tarihine kadar süre gelen ticari ilişkide indirim destek uygulamalarının yapıldığı, ancak bunların yazılı bir anlaşma veya standart oranlara dayanmadığı,

faturaların kesilmesine dayanak belge ve hesaplamalar sunulmadığından davalının kestiği faturaların Taraflar arasında kesilen ek indirim destek faturalarına ilişkin davacı tarafından hesaplamalar sunulmuş, ancak hesaplamaların dayanağı sunulmamıştır. Davalı tarafından ise ek indirim destek faturalarının kesilmesine ilişkin gerek hesaplama gerekse dayanaklar sunulmadığından davalının kestiği faturaların doğruluğuna ilişkin bir tespit yapılamamıştır.

Bilindiği üzere bilirkişilerin herhangi bir faturanın içeriğinin doğru olup olmadığını tespit edilebilmesi için faturanın kesilmesine dayanak belgeler ve hesaplama listeleri sunulmalı, sonrasında ise bilirkişinin dayanak belgeler ile yapılan hesaplamaları araştırılaştırarak bir sonuca varabilmesi mümkündür. Ancak tarafımıza faturaların kesilmesine dayanak ek indirim oranları ve hesaplama sunulmadan bir sonuca vvarılamamıştır.

Neticede işlemlere ilişkin ne şekilde faturalama işlemi yapıldığı, uygulamanın ne şekilde olduğu, faturaya konu işlem bedellerinin ne şekilde belirlendiği” hususunda yapılan mali inceleme neticesinde taraflar arasındaki yazışmalar ve ihtarnameler incelendiğinde, indirim destek faturaları keşide edilmeden önce davalı tarafça belirlenen tutarlar için davacı satış departmanı personelinden mail yoluyla onay alındığı, ancak ihtilaf konusu faturalara verilen onayların davacı tarafından kabul edilmediği,

fatura içeriğindeki tutarların belirlenmesinde sektörel özelliklere bağlı olarak sabit bir indirim oranı ve indirim uygulamasına esas düzenli periyotlar olmadığı, taraflar arasında oluşmuş özel teamüller ile işlemlerin yürütülmüş olduğu tespit edilmiştir. taraflar arasındaki uygulamaya göre belirlenen bedellerin uygun olup olmadığı” hususunda yapılan mali inceleme neticesinde, davalının keşide etmiş olduğu indirim destek faturalarının “Fiyat İndirim Desteği” açıklaması ile ve tek bir tutar içermesi, indirim destek oranlarının her ürün için farklı olması,

davalı tarafından fatura tutarlarının hesaplanmasına dayanak belge ve hesaplamalar sunulmamış olduğundan davalının kestiği faturaların uygun olup olmadığı değerlendirilememiştir.

Gelinen aşamada ispat yükü davalıda olup davalı tarafından davacıya kesilen faturaların dayanağı ek indirim destek oranlarını tarih tarih gösteren veya ara dönemlerde özel indirim alındığını gösteren dayanak belge ve hesaplamalar sunulmamış,tır.

Taraflar arasında taşınır satışı hususunda anlaşmaya varıldığı, ticari ilişkinin bulunduğu; buna göre davacının satıcı, davalının alıcı olduğu; bu noktada davacı ... Gıda tarafından 08.01.2020 tarihinde Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ...

E. Sayılı dosyasıyla davalı .... aleyhine icra takibinin başlatıldığı; vadeleri 17.09.2019-05.12.2019 tarihleri arasındaki 20.710.885,09TL. asıl alacak * 758.466,16TL. işlemiş faiz olmak üzere toplam 21.469.351,25TL.'nin yıllık 9621,25 oranında ticari temerrüt faizi ile tahsilinin talep edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu; asıl ve birleşen davanın, işbu icra takibinin dayanağı olan faturalara konu edilen ürünlerin davalıya teslim edilmesine rağmen davalının bakiye fatura bedellerini ödemediği iddiasına dayandığı, 'söz konusu faturalara onay veren ...'in yetki kapsamının ne olduğu, neden yetkisiz olduğu,

yetkisiz olması halinde dahi daha önce davacı tarafından itiraza uğramayan ve kabul edilerek defter ve kayıtlarına alınan faturalara bu kişinin onay verip vermediği, vermiş olması halinde davacının ihtilafa konu faturalara bu sebeple itiraz etmesinin dürüstlük kuralına ve çelişkili davranış yasağına aykırı olup olmadığı; davacı tarafından itiraz edilmeyen ticari şartlar anlaşmasının 19. maddesine göre bu kişinin yetkisiz olması halinde dahi yetkili olarak kabul edilmesi gerekip gerekmediği” hususunda borçlar mevzuatı açısından yapılan değerlendirme neticesinde: Taraflar arasında adi yazılı şekilde Taşıma Sözleşmesi,

Ticari Şartlar Anlaşması Satınalma Şartları, Promosyon Anlaşma Formu, Erzak Anlaşması, Ek Protokol, Çerçeve Tedarik Sözleşmesi başlıklı sözleşmelerin akdedildiği; her ne kadar iş davaları incelendiğinde dava dışı ...'in şirket çalışanı olduğu anlaşılsa da bu kişinin “sözleşmeyi (borçlandırıcı işlemi) imzalayarak davacıyı borç altına sokabilme” yönünde yetkili temsilci olarak tayin edildiğini gösteren, TBK m. 40/1' hükmü gereğince “yetkili temsilci” olduğunu ifade eden bir delile rastlanmadığı;

yapılan mali inceleme neticesinde taraflar arasındaki yazışmalar ve ihtarnameler incelendiğinde, indirim destek faturaları keşide edilmeden önce davalı tarafça belirlenen tutarlar için davacı satış departmanı personelinden mail yoluyla onay alındığı, ancak ihtilaf konusu faturalara verilen onayların davacı tarafından kabul edilme fatura içeriğindeki tutarların belirlenmesinde sektörel özelliklere bağlı olarak sabit bir indirim oranı ve indirim uygulamasına esas düzenli periyotlar olmadığı, işlemlerin yürütülmüş olduğu,

davalı tarafından davacıya kesilen faturaların dayanağı ek indirim destek oranlarını tarih tarih gösteren veya ara dönemlerde özel indirim alındığını gösteren dayanak belge ve hesaplamaların sunulmadığı; davacı şirketçe satış departmanı tarafından verilen onay maillerinin sunulduğu; davacı tarafından da davalıya tanınan ek indirim desteğine ilişkin hesaplamanın sunulduğu; ancak dayanakların sunulmadığından değerlendirilmesi mümkün görülmemiştir.

Davacının davalının sunduğu sözleşmelerin yetkili temsilci tarafından imzalanmadığını ve geçersiz olduğunu; kendisini bağlamadığını gibi sözleşmenin imzalandığı tarih itibariyle faturaları kesmek için ...’in şirket yetkilisi olmadığı dikkate alındığında, bu sözleşmeye davacı onay da vermediğinden, uyuşmazlığın faturalar ve açık hesap üzerinden incelenerek çözülmesi gerektiği, en önemli uyuşmazlık, indirim destek faturalarından kaynaklandığından davalının e-mailler haricinde faturaların kesilmesine dayanak hesaplamalar, yani davacının davalıya hangi ürünler için ne kadar ek iskonto tanıdığı,

davacının ilgili aylarda iskonto tanınan ürünlerden davalıya ne kadarlık ürün sattığı ve buna göre davalının tanınan iskontolara istinaden davacıya ne kadar fatura kesmesi gerektiği yönünde belge istenmiş ise de davacının buna ilişkin belgeleri ibraz etmediği, icra takibinin konusunun cari hesap alacağı değil, davacı tarafından davalıya kesilen faturalar olduğu, davalının tüm alımlar üzerinden davacıya indirim destek/ikinci iskonto faturası düzenlendiği, dolayısıyla davalının davacıya iade ettiği ürünleri, ilk faturadaki fiyatlardan kesmesinin uygun olmadığı kanaatine varılmıştır.

Sonuç olarak istinaf ilam sonrası hükme esas alınan ek bilirkişi heyeti raporu da dikkate alınarak davacının sunduğu listelerin kontrolleri yapıldığında, davalının tüm alımlar üzerinden davacıya indirim destek/ikinci iskonto faturası düzenlediği gözükmektedir. Hal böyle olunca, davalı yanın davacıya iade ettiği ürünleri, ilk faturadaki fiyatlardan kesmesi uygun değildir. Davalının tüm alımlara iskonto faturası düzenlediğine göre, davacıya ikinci iskontoları da dikkate alarak iade faturası düzenlemesi gerekirken,

ilk faturaları üzerinden iade faturası düzenlendiğinden, davacının fiyat farkı faturası uygun düştüğü teknik olarak da tespit edildiğinden davacının raporda da tespit edilen bir fatura bedeli yönünden yemin teklif etmediği dikkate alındığından teslim alan bölümü bakımından ispat edilemeyen davanın reddine diğer davalı tarafından kesilen bir kısım faturalar bakımından ise usulüne uygun olduğu raporla tespit edildiğinden davacının alacağının aslı ve birleşen dosya bakımından kabulüne davacı takipten önce davalıyı ihtarnamelerle temerrüde düşürmüş olup ancak faizi talebini fatura tarihlerinden itibaren talep etmesi nedeniyle mahkememizce

işlemiş faiz hesabı denetlenip hesaplanması gerekmiş işlemiş faiz başlangıcı yönünden taleple bağlılık kuralı gereğince her iki dosyadaki asıl alacak miktarları gözetilerek ASIL DAVADA ASIL ALACAK 6.043.926,42 ASIL DAVADA İŞLEMİŞ FAİZ 20.073,58 TOPLAM 6.250,000.00 BİRLEŞEN DAVA ASIL ALACAK 11,405,157.60 BİRLEŞEN DAVA İŞLEMİŞ FAİZ 281,445.92 BİRLEŞEN DAVA TOPLAM ALACAK 11,686,603.52TL olarak hesaplanmış olup sonuç olarak aynı takipten dolayı ASIL VE BİRLEŞEN DAVA TOPLAM ASIL ALACAK 17,449,084.02 ASIL VE BİRLEŞEN DAVA TOPLAM FAİZ 487,519.50ASIL VE BİRLEŞEN DAVA TOPLAM ALACAK 17,936,603.52 TL olmak üzere davanın kabulü gerekmiş olup davacının

ispat edilemeyen ve davalının usulüne uygun kestiği faturaların mahsubu sonucunda davacının fazlaya ilişkin talebi birleşen dosyada reddine karar vermek gerekmiştir.

Öte yandan itirazın iptâli davalarında borçlunun icra inkâr tazminatı ile sorumlu tutulabilmesi için İİK'nın 67/II. maddesi gereğince borçlunun itirazında haksız ve alacağın likid olması gerekir. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likid olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir.

Buna göre, likid bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.

Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (HGK'nın 07.06.2006 tarihli, 2006/19-295 Esas, 2006/341 Karar sayılı ilâmı).Bu davada davacı fatura alacağına dayandığından likit alacak olması sebebiyle icra inkar tazminatına hükmetmek gerekmiş ve Takipteki asıl alacağa takip tarihinden itibaren işlemek üzere hesaplanan değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜ M

Ayrıntıları gerekçeli kararda açıklanacağı üzere ;

ASIL DAVA YÖNÜNDEN

1-) DAVANIN KABULÜ İLE;

-Davalının, Bakırköy .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın asıl alacak olarak 6.043.926,42-TL ve işlemiş faiz olarak 206.073,58-TL YÖNÜNDEN İPTALİNE, TAKİBİN AYNEN DEVAMINA,

-Takipteki asıl alacağa takip tarihinden itibaren işlemek üzere hesaplanan değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına,

-Hükmedilen alacağın %20 oranı olan icra inkar tazminatına davalının mahkum edilmesine, hesaplanan 1.250.000,00-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 426.937,50-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 54,40-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 426.883,10-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA,

-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin; davalıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA,

-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına)

-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,

-Davacı tarafça sarf edilen toplam 108,80-TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,

3-Davacı tarafından sarf edilen toplam 37.834,30-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,

4-Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,

5- Davanın kabul miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 588.500,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE

BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN

1-)BİRLEŞEN ..... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DOSYASI BAKIMINDAN DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE;

-Davalının, Bakırköy ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın asıl alacak olarak 11.405.157,60-TL asıl alacak ve işlemiş faiz olarak 281.445,92-TL bakımından KISMEN İPTALİNE,

-Davacının fazlaya ilişkin taleplerinin REDDİNE,

-Takibin asıl dosyada dikkate alınacak toplam 11.686.603,52-TL yönünden DEVAMINA,

-Takipteki asıl alacağa takip tarihinden itibaren işlemek üzere hesaplanan değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına,

-Hükmedilen alacağın %20 oranı olan icra inkar tazminatına davalının mahkum edilmesine, hesaplanan 2.337.320,704-TL'nin davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,

-Reddedilen kısımlar yönünden davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine,

2-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 798.311,89 TL harçtan peşin alınan 259.908,48 TL harcın mahsubu ile noksan kalan 538.403,41 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

3-Davacı tarafça yatırılan 259.908,48 TL peşin harç ve 59,30 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 259.967,78 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4-Davacı tarafça yapılan 113,35 TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 87,04 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının kendi üzerinde bırakılmasına,

5-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına,

6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 552.951,29 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 167.151,86-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

SONUÇ / HÜKÜM

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ila 360'ncı madde hükümleri uyarınca, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/10/2024

Başkan ... · ¸e-imza · Üye .... · ¸e-imza · Üye ... · ¸e-imza · Katip ... · ¸e-imza

Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/1150, K. 2024/938, 17 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Düşünüldü
  4. Delillerin Değerlendirilmesi Ve Yargılamanın Özeti
  5. Hükü M
  6. Asıl Dava Yönünden
  7. Birleşen Dava Yönünden
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/1150
Karar No
2024/938
Tarih
17 Ekim 2024

İlgili Kararlar

  • Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/1150 K.2024/1007
  • Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/1150 K.2024/1092
  • Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/1153 K.2024/745
  • Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/1153 K.2024/1015
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2023/1153 K.2024/1468
  • Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/1153 K.2024/916

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.