KÜNYE
T.C. Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 26 Şubat 2024
- Esas no
- 2023/1182 Esas
- Karar no
- 2024/180
- Dava
- Alacak (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 20/05/2022
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 26.03.2024
Karar Metni
1.744 kelime·9 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Davalı tarafından Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü .... Esas sayılı icra takibine 02.02.2022 tarihinde hem esasa hem de yetkiye ilişkin itiraz edidiğini, icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına ilişkin karar verildiğini, yetki itirazına ilişkin olarak Bakırköy ... İcra Dairesi .... Esas sayılı dosyaya dosyanın yetkili icra dairesine gönderilmesine ilişkin talep gönderildiğini, dosyanın Silivri İcra Müdürlüğü'nde ...
Esas numarasını aldığını, davalı tarafın Silivri İcra Dairesi .... Esas numaralı dosyadan çıkan ödeme emrine 07.04.2022 tarihinde yeniden itiraz ettiğini, davalı tarafın 07.04.2022 tarihli itirazının haksız ve mesnetsiz olduğunu, borcun tahsilinin önlenmesi amacıyla gerçekleştirildiğinden itiraza karşı süresi içerisinde itirazın iptali dava yoluna başvurma zorunluluğu hasıl olduğunu,
davalı borçlunun 9 adet paslanmaz modüler su deposu alışverişinden kaynaklı 32.391,00 TL borcun 03.04.2020 tarihinde .... bank aracılığı ile 20.000,00 TL'sini havale ile davacı müvekkili şirkete gönderiğini,14.04.2020 tarihli .... numaralı defter kaydına göre de davalı borçlunun müvekkili şirkete 12.391,00 TL bakiye borcu kaldığının görüldüğünü, yine davalının eşi .... , davacı şirketin yetkilisi ... ile ... isimli uygulama üzerinden gerçekleştirilen konusmalarda borcu ikrar ettiğini, sonraki süreçlerde davalı borçlunun tüm ihtarlara ve uyarılara rağmen borcunu ödemediğini, bunun üzerine davacı müvekkili şirketin Büyükçekmece ...
İcra Müdürlüğü .... Esas sayılı takibi başlattığını, Ancak davalı borçlunun söz konusu takibe herhangi bir borcu bulunmadığı ve yetkisiz dairede takip başlatıldığı gerekçesi ile 02.02.2022 tarihinde itiraz ettiğini, yetki itirazının dikkate alındığını ve dosyanın yetkili icra dairesine gönderilmesinin talep edildiğini, bunun üzerine davalı tarafın Silivri İcra Müdürlüğü ....
Esaslı icra takibine 07.04.2022 tarihinde itiraz ettiğini, ancak 07.04.2022 tarihli dosya borcuna karşı yapılan itirazın haksız ve mesnetsiz olduğunu, borcun tahsilinin önlenmesi amacıyla kötü niyetli olarak gerçekleştirildiğini, bu nedenlerle davanın kabulü ile, Silivri İcra Müdürlüğü ....
Esas dosyasındaki itirazın iptaline ve alacağa faiz işletilerek takibin devamına, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, her türlü yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına talep ve dava etmiştir.
Silivri ..... Asliye Hukuk Mahkemesince görevsizlik kararı verilmesi üzerinde dosya mahkememize tevzi edilmiş yeni esas üzerinden yargılama sonuçlandırılmıştır.
Davalının cevap dilekçesi sunmadığı anlaşıldı.
Silivri İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin, davalı borçlu aleyhine 12.391,00-TL asıl alacak ve 6.911,80-TL faiz olmak üzere toplam 19.302,00-TL alacağının tahsili, asıl alacağa işleyecek yıllık en yüksek mevduat faizi ile birlikte, vekalet ücreti ve icra masraflarının birlikte tahsili için icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde itiraz ettiğini belirterek takibin durmasına sebebiyet verdiği, icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Usulüne uygun duruşma açılmış, ön inceleme aşamasında uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Mahkememizce tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, dosya kapsamı belgeler ve her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtlar incelenmek sureti ile takip tarihi itibari ile davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı konusunda bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olmakla, bilirkişi ....'ın 30/01/2024 tarihli raporunda özetle; Davacı 2020,2021 ve 2022 yıllarına ait Ticari defterlerinin, 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri
yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu,
davalı yana ait 2020 yılı ticari defterinin 22.12.2023 tarihinde dosyaya sunulmuş olduğu
sunulu belgelere göre, davalı tarafın Defter Beyan sistemine göre Elektronik olarak 6102 sayılı
TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne göre ticari defterini tutmuş olduğu,
davacı yanın incelenen ticari defterlerinde, icra takip tarihi olan 27.01.2022 tarihi ve dava
tarihi olan 20.05.2022 itibariyle, davacının davalıdan 12.391,- TL Alacaklı oldukları,
davacı tarafından davalı yana 2020 yılında toplam tutarı KDV Hariç 27.450,- TL, KDV Dahil32.391,- TL olan ve açıklaması “9 Adet 1250 lt Paslanmaz Modüler Su Deposu” olan 1 Adet E-
Arşiv Faturası düzenlenmiş olduğu, davalı ticari defterinde de işbu faturanın kayıtlı olduğu, davalı
tarafından davacı yana ön avans niteliğinde 03.04.2020 tarihinde 20.000,- TL ödeme yapılmış
olduğu, davacının kalan alacak tutarının (32.391,00 TL-20.000,- TL) 12.391,00 TL olduğu
20.000,-TL ödeme dışında dosyaya sunulmuş bir ödeme belgesi görülmemiş olduğu, davalı yanın 2.Sınıf Tacir olduğu,
davacı yan lehine karar alınması durumunda, davacı yan, icra takip tarihi olan 27.01.2022 tarihinden veya itibaren asıl alacağına işleyecek En Yüksek Mevduat Faizi talep edebileceği sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
TÜM DOSYA MUHTEVİYÂTI KÜLLÎYEN TETKÎK EDİLDİĞİNDE
Dava taraflar arasında ticari ilişki olduğundan bahisle alacak olduğuna dair yapılan icra takibine itirazın iptali davasıdır.
Öncelikle ispat müessesesini açıklamakta fayda var. Bilindiği üzere, hakim, davada hangi vakıaların ispat edilmesini tespit ettikten sonra, bu vakıaların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği sorusuyla karşılaşır; buna ispat yükü denir. Kendisine ispat yükü düşen taraf için, bu bir yükümlülük(mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür(külfettir). Taraf kendisinin ispat etmesi gerektiği vakıayı ispat edemezse karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez, bilakis kendisine ispat yükü düşen taraf , o vakıayı ispat edememiş sayılır.(Kuru, Medeni Usul Hukuku, 2016, sy 319)
Dava dosyamızda ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerinde olup tarafların iddiaları doğrultusunda delilleri toplanarak taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına dair ihtaratlı ara karar kurulmuş inceleme günü sadece davacı defterlerini incelemeye esas olacak şekilde dosyamıza sunmuştur.
Yapılan inceleme neticesinde davacı defterlerine göre davacının davalıdan alacaklı olduğu tespit edilmiş fakat davalı ticari defterlerini incelemeye esas olacak şekilde ibraz etmemiştir. Rapor neticesinde incelenen davacı defterlerine göre davacının davalıdan faturalar karşılığında 12.391,00 TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirilmeden önceki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. " şeklindedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirildikten sonraki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.
Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." şeklindedir.
7251 sayılı yasanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesindeki değişikliği düzenleyen 23. maddesine ait Türkiye Büyük Millet Meclisi gerekçesi " Maddeyle, Kanunun ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin 222 nci maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Mevcut metne göre diğer tarafın defter kayıtlarında ilgili hususta hiçbir kayıt bulunmaması halinde, ibraz eden tarafın ticari defterindeki kayıtlar, sahibi lehine delil olarak kabul edilebilmektedir.
Ticari defteri ibraz edenin tek taraflı işlemiyle oluşturduğu kayıtların, bu kayıtlardan hiçbir şekilde haberi olmayan karşı taraf aleyhine delil teşkil ediyor olması hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi hukuk güvenliği ilkesine de aykırılık teşkil edebilmektedir.
Bu sebeple maddede yapılan değişiklikle, ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için öngörülen unsurlardan biri olan, diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtların “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” hali, madde metninden çıkarılmaktadır.
Kural tersine çevrilmekte ve karşı tarafın maddede belirtilen usule uygun olarak tuttuğu ticari defterini ibraz ettiği halde ileri sürülen hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterin, sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı açıkça hükme bağlanmaktadır. Madde metni dışına çıkarılan “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” durumunun yerine, “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” durumu maddeye ilave edilmektedir.
Buna göre ticari defterde yer alan herhangi bir kaydın, sahibi lehine delil teşkil edebilmesi için diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi gerekecektir. Bu düzenlemenin hakkaniyete ve hukuk güvenliği ilkesine uygun olduğu düşünülmektedir. Zira ticari defteri ibraz edenin defterinde yer alan ve diğer tarafı muhatap alan kayıt, diğer tarafa sunulmakta ve diğer tarafın kendi defterindeki kayıtlara dayanarak karşı delilini ileri sürmesi beklenmektedir.
Diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi hali, ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığı anlamına gelecektir. Belirtilmelidir ki defter ibraz etmeyen tarafın, diğer tarafın ticari defterindeki kayıtların aksini senet veya diğer kesin delillerle ispatlama hakkı saklıdır." şeklindedir.
Kanun değişikliği sonrasında madde gerekçesi içeriğinden anlaşıldığı üzere, davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nın 222/3. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 2. maddesi ile 6100 sayılı HMK' nın 29. maddesi kapsamında dürüstlük-hakkaniyet ilkesine aykırı bir şekilde engel olduğundan, sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının, davacı tarafça ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığının ve bunun sonucunda da davacı incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir.
Davalı tarafın her ne kadar işletme esasına göre defter tuttuğu ve bu nedenle ticari defterlerinin (yevmiye, kebir, envanter) bulunmadığı raporda belirtilmişse de İstanbul Bam .... Hukuk Dairesi, davalının tacir olduğundan bahisle mahkememizin görevsizlik kararını kaldırarak dava dosyasını mahkememize göndermiş ve karara direnme imkanı bulunmadığından kesin karar nedeniyle davalı tacir kabul edilmiştir. Yapılan ihtarata rağmen davalı taraf tacir olmanın yükümlülüklerinden biri olan tutması gereken ticari defterlerini (yevmiye, kebir ve envanter defterleri) dosyamıza sunmamıştır.
Bu durumda davacının ticari defter kayıtları ile alacağın varlığının ispatlandığı, fatura teslim olgusunun artık ispatının gerekmeyeceği kabul edilerek açılan davanın kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Yaptırılan bilirkişi incelemesine göre alacağın ticari defterlerde belli olduğu, yani likit olduğu anlaşıldığından, davalının ayrıca icra inkar tazminatına da mahkum edilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
Katip ... · ¸e-imza Hakim ... · ¸e-imza
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/1182, K. 2024/180, 26 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama