KÜNYE
T.C. Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 24 Eylül 2024
- Esas no
- 2023/182 Esas
- Karar no
- 2024/848 Karar
- Dava
- İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 24/02/2023
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 27.09.2024
Karar Metni
1.609 kelime·8 dk okuma·1 bölüm
Davacı tarafından mahkememizde açılan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde. Taraflar arasında davalı firmanın davacıya ait ...
Müdürlüğü adlı iş yerinin temizlik işlerine dair yapılan ihaleyi kazanması sonucunda hizmet alım sözleşmesi akdedildiği, Sözleşme konusu hizmetin ifası kapsamında davalı firma nezdinde temizlik personeli olarak çalışmakta olan birtakım personelin davalı firma tarafından iş akitlerinin feshedildiği ve bu personellerin davacı ve davalıya karşı muhtelif tarihlerde işçilik alacağının tahsili amacıyla dava ikame edildiği,
Kararlara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuşsa da kararların kesinleştiği ve bunun üzerine personellerin kararlarda yer alan tutarların tahsili amacıyla icra takipleri başlattıkları, davacının bu bedelleri, avukatlık ücretlerini ve tehiri icra amacıyla alınan teminat mektuplarının komisyon ödemelerini ifa etmek durumunda kaldığı, Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 3.6. madde düzenlemeleri uyarınca davalı firmanın istihdam ettiği personelin tüm yasal hakları ve tazminatlarının davalı firma tarafından karşılanacağının hüküm altına alındığı,
bu doğrultuda, her ne kadar söz konusu mahkeme kararında yer alan tutarlar davacı tarafından icra baskısı altında davalı firma personeli tarafından açılan icra dosyalarına ödemişse de taraflar arasında tanzim edilen sözleşmenin ilgili maddeleri ile ahde vefa ilkesi gereğince söz konusu tutarların davalı tarafından davacıya ödenmesi gerektiği, iddia edilerek itirazın iptalini ve davanın kabulünü talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde.
Dava dilekçesinde, davacı kurum ile davalının imzaladığı sözleşmenin 3.6.maddesine göre istihdam edilen personelin tüm yasal hakları ve tazminatlarının davalı tarafından karşılanacağının hüküm altına alındığının belirtildiği, söz konusu maddenin hakkaniyete ve genel hukuk kurallarına aykırı olduğu, davalı ile davacı arasında yapılan sözleşme ve yaklaşık maliyet tespitlerinde kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin ücretleri ve diğer işçilik kalemlerine yer verilmediği, dolayısıyla işçilik alacaklarının davalı şirketten talep edilmesinin ve tahsili yoluna gidilmesinin yerinde olmadığı,
İlaveten, ihaleye teklif verirken tüm gider kalemlerini hesap ederek teklif veren davacı şirketin kısa süreli çalıştıracağı bir işçi için kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve diğer kalemleri ödeyeceğini öngörmediği ve davalı şirketin konu tutarı ödemesine karar verilmesi halinde bu durumun açıkça hakkaniyet prensibine de aykırılık teşkil edeceği ve davacının sebepsiz zenginleşmesine yol açacağı, davacı iddialarını kabul etmemekle birlikte aksi düşünüldüğünde dahi ödeme tarihlerinden itibaren faiz talep etmesinin hukuka aykırı olduğu,
davalı firma temerrüde düşürülmediğinden ancak dava/icra takibi tarihinden başlamak üzere faiz talep edilebileceği, bu sebeple icra dosyasında talep edilen faiz bedellerinin tamamının kabul edilmediği, davaya konu icra takibinde teminat mektuplarının kullandırma bedelleri ve dava dışı işçi vekillerine ilişkin serbest meslek makbuzlarının muhtasar bedelleri talep edildiği, bu bedellerin davalı firmadan talep edilmesinin hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığı, dava dışı işçiler tarafından başlatılan icra takiplerine nakdi teminat sunulmasının mümkün olduğu, davacı kurum tarafından teminat mektubu sunma yolunun tercih edildiği,
zorunlu bir gider olmayan teminat mektubu kullandırma bedellerinin, muhtasar ödemelerinin ve buna bağlı faiz bedellerinin davalı firmadan tahsil edilmesi hususunda taraflar arasındaki sözleşmede hüküm bulunmadığı, gerekçeleri ile davanın reddini talep etmiştir.
Bilirkişi heyetinin 29/05/2024 tarihinde mahkememize sunulan raporda: "Dosyaya mübrez belgelerden taraflar arasında 30.04.2015 imza tarihli “..... Hizmet Sözleşmesi” akdedildiğinin müşahede edildiği, bahse konu sözleşmede davalının, ....
Müdürlüğü'nün Pansiyonlar Bölgesi, Tribün, İdari Bina ve Gezinti Alanları Alanları ile çevresinin temizlik işterinin 01.05.2015-30.04.2018 tarihleri arasında toplam 35 personel ile sağlama yükümlülüğünü üstlendiği, Taraflar arasındaki sözleşmenin 3.6. madde hükmü uyarınca istihdam edilecek personellere ait tüm yükümlülüklerin davalıya ait olduğunun kararlaştırıldığı,
“Tespitler” başlığı altında da ifade edildiği üzere davalı tarafından sigortalı personellerin ücretlerini davalıdan tahsil edememeleri sebebiyle davacı şirkete de husumet yöneltmek suretiyle işçi alacakları kapsamında dava ikame ettikleri ve bu dosyaların tamamının kesinleşerek ilamlı icra takibine konu olduğu, takip üzerine gerek ilam ücretlerinin, gerek avukatlık ücretlerinin gerekse de teminat mektuplarının komisyonlarının davacı şirket tarafınfan ödendiğinin müşahede edildiği, Tüm bu açıklamalardan sonuçla gerek Yargıtay ilamı gerekse de taraflar arasındaki sözleşme i nazara alındığında personel ücretlerinden davalı tam sorumlu iken;
bu ücretleri işveren sıfatını haiz davacının ödemesinin, ödenen ücretler yönünden davalıya rücu koşullarının oluştuğu sonucunu doğurduğu, Yine Tespitler” başlığı altında yer alan dipnotlarda da ifade edildiği üzere dosyaya mübrez dekont suretlerinden, banka hesap hareketlerinden ve tevkifata tabi ödemelerden davacının toplamda 266.110,38-TL'lik ödeme yaptığının müşahede edildiği, her ne kadar icra takibinde 1.050,00-TL'sinin “..... İcra Müdürlüğü .....
Nolu Dosyanın Teminat Farkı” açıklamasına dayalı olarak talepte bulunulmuşsa da dosyaya mübrez belgelerden anılan bedelin davacıdan tahsil edildiğine ilişkin herhangi bir belgeye rastlanılamadığından bu bedelin toplam bedele dahil edilmesinin mümkün olmadığı,
Bununla birlikte davacının, ödemelerin yapıldığı tarihlerden icra takip tarihine kadar her bir kalem yönünden toplamda 20.291,36-TL'lik faiz talebinde bulunmuş, buna karşın davalı ise davacının kendilerini temerrüde düşürmediğinden ancak icra takibi tarihinden başlamak üzere faiz talebinde bulunulabileceği bu sebeple icra dosyasında talep edilen faiz bedellerinin tamamınına itirazını ileri sürdüğü, Dosyaya mübrez belgelerden davacının, davalıyı bahse konu ödemelerin ödenmesi noktasında temerrüde düşürdüğüne ilişkin bir ihtara rastlanmadığı,
bu yönü takip öncesi işletilen toplamda 20.291,36-TL'lik faiz temerrüde düşürülmemiş olması hasebiyle talep edilmesinin mümkün olmadığının düşünüldüğü, 266.110,38-TL'lik asıl alacağa icra takip tarihinden (03.01.2022) dava tarihine (24.02.2023) kadarki süreçte işletilecek adi kanuni faizin 27.361,98-TL tutarında olduğunun hesap edildiği.
Sayın Mahkemece aksi kanaatte olunması halinde ise davacının takip öncesi tahakkuk ettirdiği 20.291,36-TL'lik faizin talep edilebilmesinin mümkün olduğunun ifade edilebileceği," sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmişlerdir.
Dava dilekçesi, taraf beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde;
Dava taraflar arasındaki icra takibine yönelik itirazın iptali talebinden ibarettir.
Taraflar arasındaki icra takip dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı aleyhine davalının sorumlu olduğunu iddia ettiği işçilik alacaklarının kendisi tarafından ödenmesi sebebiyle rücu yolu ile alacak talebine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
Davacının alacak talep ettiği icra dosyaları celp edilerek incelenmiş olup, söz konusu icra dosyalarında takibe dayanak yapılan ilamlarda davacı ve davalının müteselsil olarak işçilik alacaklarından sorumlu tutulduğu, işçilik alacaklarının davacı tarafından ödendiği anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki sözleşme incelendiğinde; davacının davalıdan taşeron hizmet alımı yaptığı, taraflar arasında ihtilaf bulunmayan sözleşmenin 3.6. Maddesinde açık bir şekilde davalı tarafından davacının tesislerinde çalıştırılacak olan personelin iş sözleşmesinden kaynaklı olarak tüm özlük haklarının davalı tarafından karşılanacağının belirtildiği anlaşılmaktadır.
Bu bağlamda davacının iş yerinde davalı tarafından çalıştırılan personel lehine hükmedilen işçilik alacaklarından kaynaklı olarak asli biçimde davalının sorumlu olduğu, davacı tarafından ilama dayalı olarak müteselsil sorumluluk kapsamında ödenen meblağlar yönünden davacının davalıya taraflar arasındaki sözleşme hükümleri gereğince rücu hakkının bulunduğu sabit görülmüştür.
Bu bağlamda taraflar arasındaki taşeron hizmet alımına ilişkin sözleşme hükümleri kapsamında davalının çalıştırdığı işçilerin iş kanunu uyarınca müteselsil sorumlu olarak davacı tarafından ödenen alacakları yönünden davacının davalıya rücu edebileceği anlaşılmış, Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda davacı tarafından bu kapsamda davalının işçilerine yapılan ödemelerin toplamının 266.110,38-TL olduğu tespit edilmiştir.
Mahkememizce bilirkişi raporu denetlenmiş olup, bilirkişilerce tespit edilen 266.110,38-TL alacağın içerisinde davacının talep ettiği 157,50-TL'lik teminat mektubundan kaynaklı komisyon tahsilat bedelinin de bulunduğu anlaşılmıştır.
Bilindiği üzere tehiri icra 2004 sayılı İİK'nın 36. Maddesi gereğince taraflara tanınan bir hak olup, davacının icra takip dosyasına teminat mektubu sunarak tehiri icra talebinde bulunması kendisi yönünden geçerli bir işlem olup, takibe dayanak ilamlarda davacının da borçlu olarak sorumlu olarak gösterildiği gözetildiğinde davacı yönünden kendisine ait bir hakkın kullanılması niteliğindeki tehiri icra için teminat mektubu sunulmasına dair masrafların davalıdan talep edilemeyeceği,
söz konusu masrafların taraflar arasındaki rücuya yönelik sözleşme hükmü kapsamına girmediği ve davacının tercihinden kaynaklandığı anlaşılmakla davacının söz konusu alacakları talep edemeyeceği anlaşılmıştır.
Bu bağlamda bilirkişilerce tespit edilen 266.110,38-TL alacaktan 157,50x8=1.260,00-TL alacak meblağının çıkartılması sonucunda bulunan ve davalı tarafından davacıya ödendiği ispat ve iddia edilemeyen davalının taraflar arasındaki sözleşmeye göre sorumlu olduğu 264.850,38-TL asıl alacak yönünden davalının itirazının iptaline ve takibin devamına karar vermek gerekmiştir. Davalı tarafından faiz oranına da itiraz edilmiş olup, davacının yasal faiz talep ettiği, yasal faiz oranı talebinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davalının işleyecek faiz oranına itirazının da iptaline karar vermek gerekmiştir.
Davacı tarafından işlemiş faiz talep edilmiş ise de.
6102 sayılı TTK gereğince davacı tarafından davalının işçilerine ödenen bedellerin toplamı ve ödeme tarihlerine göre meblağları geçerli bir muacceliyet ihtarı ile davalıya bildirilerek davalı temerrüde düşürülmemiş olup, davacı tarafından davalının da söz konusu davalara ve icra dosyalarına taraf olduğu dolayısıyla temerrüde düştüğü iddia edilmiş ise de; davacının iş mahkemesi ilamlarından kaynaklı olarak kendi borcunu icra dosyalarına yatırdığı,
taraflar arasındaki ilişkinin ise sözleşmeden kaynaklandığı davacının davalıya taraflar arasındaki sözleşme ve 6102 sayılı Kanun uyarınca geçerli olarak davalıyı temerrüde düşürmeye ve toplam alacaklarının muacceliyetini bildirmediği bu sebeple işlemiş faiz talebinde bulunamayacağı anlaşılmakla davacının işlemiş faize yönelik itirazın iptali talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Katip ... · ¸e-imza Hakim .... · ¸e-imza
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/182, K. 2024/848, 24 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama