KÜNYE
T.C. Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 24 Temmuz 2024
- Esas no
- 2024/602 Esas
- Karar no
- 2024/743
- Dava
- İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 14/03/2024
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 26/07/2024
Karar Metni
1.106 kelime·6 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkilinin, ... Mah. ... Cad. No:12 / ...
Büyükçekmece / İstanbul adresinde bulunan taşınmazının, konuk evine yapılması gereken tadilatlar için, eski öğrencisi olan .... vasıtası ile güvenilir ve dürüst birisi olarak tanıştırılan ... ile yapılacak tadilatlar için anlaşıldığını, tadilat işlemleri sürerken anlaşılamayan bir biçimde evi su basmaya başladığını müvekkili, durumu borçluya bildirdiğini, borçlu ve çalışanları ise durumun kendilerinden kaynaklanmadığını iddia etmişse de, müvekkilinin şüphelenmesi ve olayı ortaya çıkarma çabası sonrasında, bahçe toprak zemini altından geçen sulama tesisatı borularının kesildiği,
bu durumu kapatmak maksatlı boruların acemice şap atılarak kapatılmaya çalışıldığı görülmüş ve çıkan tartışma sonucunda borçlu ve çalışanları işi bırakıp tadilat işlemlerini bitirmeden ve müvekkilinin uğradığı zararı gidermeden gittiğini, müvekkilinin öğrendiği ve ekte sunulacak raporlarla da görüleceği üzere, tadilat işlemleri sırasında işçilerden birisinin, bahçe toprak zemini altından geçen sulama tesisatı borularını kesmesi ve bu durumu gizleme maksatlı borunun şapla kapatılmaya çalışılması sonucu, sızan suların önce dış cephede biriktiği,
sonrasında giriş kat zeminine yayılıp bodrum kata sirayet etmesi neticesi ile müvekkilimin zarara uğratılıp zararının giderilmemiş, uğratılan zarar dışında ise yapılması taahhüt edilen işlerin yarım bırakılıp gidildiğini, müvekkilinin, sigortası olan taşınmazı için zararın tazmini için sigorta şirketine başvurduğunu, bu başvuru sonrasında sigorta şirketi, sigorta poliçesinin değerinin küçük olduğu gerekçesi ile sigortanın raporu doğrultusunda tespit edilen 145.092,50'TL zararın tamamını değil, 60.270,10 TL
'sini ödediğini, borçlular tadilat yapma amacı ile belli aralıklarla elden ve banka üzerinden gönderilen toplam 57.000 TL ve 500 Amerikan Dolarını aldığını, aldıkları para karşılığında yapmaları istenen işi yapmak bir yana müvekkilini daha fazla zarara soktuğunu, bununla yetinmeyip zararı ve tadilat işlerini karşılayacaklarını beyan edip tekrardan para aldıklarını, türlü bahanelerle müvekkilini oyalayıp ne aldığı ilk işi, ne uğrattığı zararı, ne de sonradan verilen işi yapmadan kaçtıklarını, açıklanan ve resen göz önüne alınacak nedenlerle haksız,
mesnetsiz ve kötüniyetli itirazın iptali ile takipteki ile takibin devamına ,itirazın kötüniyetli olması ve takibin durmuş olması nedeniyle %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmolunmasını , fazlaya dair talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydıyla , yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalı tarafa tahmiline karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, ticari nitelikteki hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.
Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira.
Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur.
Somut olayımızda yapılan araştırmalar neticesinde davacının tacir olduğu, davalıların tacir olmadığı, davanın nitelik olarak mutlak ticari davalardan olmadığı anlaşılmakla uyuşmazlığın genel mahkemeler olan Asliye Hukuk Mahkemeleri görev alanına girdiği dikkate alınarak dava hakkında aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. (Benzer konuya ilişkin bknz; İstanbul BAM 37 Hukuk Dairesinin 05.07.2018 gün ve 2018/409 E- 2018/1186 K. sayılı ilâmı)
Katip ... · ¸e-imza Hakim ... · ¸e-imza
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/602, K. 2024/743, 24 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama