KÜNYE
T.C. Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 28 Ocak 2025
- Esas no
- 2024/685 Esas
- Karar no
- 2025/107
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 22/07/2024
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 28/01/2025
Karar Metni
1.538 kelime·8 dk okuma·3 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Davacı şirket ile davalı şirket arasında ticari ilişki mevcut olduğunu, taraflar arasında süregelen alacak verecek işlemleri cari hesap ile kayıt altına alındığını ve takip edildiğini cari hesap ekstresinde de görüleceği üzere davacının davalıdan cari hesaptan kaynaklı alacağı bulunmadığını, işbu alacağın tahsili amacıyla İstanbul .... İcra Dairesinin ...
E. Sayılı dosyasında davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun yetki itirazı ile takibe Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ...
E. Sayılı dosyasından devam edildiğini davalının icra dosyasından gönderilen ödeme emrine haksız ve kötüniyetli bir şekilde itiraz ederek davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını iddia ettiğini ancak bu iddiasına dayanak herhangi bir bilgi veya belge sunamadığını bu nedenlerle davanın kabulü ile itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle. Davacının borç iddiasına dayanak bir belge sunmadığını, faturanın bir ispat vesikası olabilmesi için satıcı tarafından müşteriye gönderilmiş olması ve bu gönderilme eyleminin de ispat edilmesi gerektiğini, Türk Ticaret Yasasının 23/2 maddesi “Bir faturayı alan kimse, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde münderecatı hakkında bir itirazda bulunmamışsa münderecatını kabul etmiş sayılır” hükmünü taşımaktadır.
Türk Ticaret Yasasının 23/2 maddesindeki “aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde” ifadesinden amaç, faturaya itiraz edilebilmesi için geçecek sürenin başlangıç tarihini tespittir. Bu tespitin yapılabilmesi için faturanın karşı taraf tarafından alındığının ispatı gerektiğini, borcu ikrar etmemekle birlikte icra inkar tazminatının koşulları da somut olayda oluşmadığını bu nedenlerle davanın reddini talep etmiş ve savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın;Taraflar arasındaki ticari ilişkiye dayalı olarak başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali mahiyetinde olduğu mahkememizce tespit edilmiştir. Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller: 1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. 2-Mahkememizce: a-Güneşli Vergi Dairesi Müdürlüğü b-Davutpaşa Vergi Dairesi Müdürlüğüne müzekkereler yazılmıştır.
3-Mahkememizin ön inceleme ve tahkikat celsesinde dosyanın mahkememizce res'en SMM bilirkişiye tevdi edilerek tarafların ticari defterlerinin incelenmesi hususunda rapor hazırlanılmasının istenilmesine karar verilmiş olmakla bilirkişi raporunda özetle; ''Davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davalı taraftan 53.651,66 TL alacaklı olduğu, Davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarını incelemeye sunmadığı,
borcu olmadığını ispat etmesi gerektiği, Netice itibariyle, takip tarihi itibariyle davacı tarafın davalı taraftan 53.651,66 TL tutarlı asıl alacağını talep edebileceği, davacı tarafın takip tarihinden önce ticari defterlerinde alacağın kayıtlı olduğu 27.02.2024 tarihi ile 02.04.2024 takip tarihi arasında yıllık reeskont avans faiz oranlarıyla 2.276,52 TL işlemiş faiz talep ettiği, talebe bağlılık ilkesi gereği işlemiş faizin 27.02.2024- 02.04.2024 tarihleri arasında yıllık reeskont avans faiz oranlarıyla 2.276,52 TL olarak hesaplanarak takdirin sayın mahkemeye bırakıldığı,
davacı tarafın takip tarihinden itibaren yıllık reeskont avans faizi talep edebileceği''şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir.
4-Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir.
5-Taraflara ait BA-BS formları celp edilerek delil olarak değerlendirilmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri:
Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu dava ile taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, davalının borcunu ödemediğini, başlatılan icra takibine de itiraz ettiğini belirterek itirazın iptalini talep etmiştir.
Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde; faturanın tek başına alacağı ispatlamayacağını, faturanın gönderildiğini ve malların teslim edildiğinin ispatlanması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için dosya bilirkişiye tevdii edilmiş olup, davacının ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun olarak tutuldukları, yasal süresi içerisinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı, sahibi lehine delil vasfının bulunduğu tespit edilmiş olup, davalı tarafından kesin süresi içerisinde ticari defter ve kayıtlar incelemeye sunulmamıştır.
Davacının ticari defter ve kayıtları incelendiğinde; davacı tarafından davalıya kesilmiş olan yedi ayrı faturanın bulunduğu bilirkişi tarafından tespit edilmiş olup, taraflara ait BA BS formları celp edilerek incelendiğinde; davacının davalıya kestiği 6 ayrı faturanın taraflarca vergi dairesine bildirildiği, 1 adet faturanın ise yasal beyan sınırının altında kaldığı dolayısıyla bildirilemeyeceği tespit edilmiştir.
Davacının cari hesap kayıtlarına göre davalının davacıya 70.000,00-TL'lik çek vermek sureti ile ödeme yaptığı, davalının cari hesap borcunun davacı tarafından davalıya kesilen 30.11.2023 tarihli 31.297,20-TL'lik fatura ve sonrasındaki 27.02.2024 tarihli 25.500,00-TL'lik faturadan kaynaklandığı, davalının daha önce verdiği çek sebebiyle cari hesabının bu faturalardan önce davalı lehine 3.145,54-TL olduğu bu iki faturadan davalı lehine olan meblağ mahsup edildiğinde davalının borcunun 53.651,66-TL olarak tespit edildiği anlaşılmaktadır.
30.11.2023 tarihli 31.297,20-TL'lik fatura ve sonrasındaki 27.02.2024 tarihli 25.500,00-TL'lik faturanın BA BS formları ile davacı ve davalı tarafından vergi dairesine bildirildiği, vergi dairesi kayıtlarında uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere fatura kesilmiş olması tek başına alacağı ispat etmemekte olup, alacaklı satıcının faturaya konu malları teslim ettiğini de ispat etmesi gerekmektedir. Buna karşılık alacaklı tarafından kesilen faturaların davalı - alıcı borçlu tarafından vergi dairesine BA formu ile bildirilmesi halinde faturaya konu mallarırn teslim edildiği dolayısıyla faturanın içeriğinin ve malların tesliminin kesinleştiği bu suretle alacaklı lehine karine teşkil etmekte olup, bu durumda aksini ispat yükü alıcı-borçluya geçmektedir.
Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ... E., .... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Dosya kapsamına göre davacı tarafça takip dayanağı yapılan faturanın davalı iş sahibi tarafından muhasebesel işlem olarak BA/BS formu ile kullandığı anlaşılmakla , Yargıtay'ca taraflarca düzenlenen BA/BS formları ve Vergi Dairesine yapılan bildirimlerin fatura konu malın teslim edildiğine, işin yapıldığına ilişkin karine oluşturduğu ,bu durumda bunun aksinin ispat edilmesi gerektiği kabul edildiğinden, davalının da bu yönde ispatı bulunmadığından mahkemece davacı tarafından işin yapılıp teslim edildiği kabul edilerek ödendiği usulen kanıtlanamayan bakiye iş bedeline hükmedilmesinde usul yasa ve dosya kapsamına aykırı bir durum olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir."
Yargıtay ... Hukuk Dairesi ise ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, takip dayanağının, toplamı KDV hariç 270.002,16 TL, KDV dahil 318.602,55 TL olan iki faturanın olduğu, davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerine kayıtlı oldukları, davalının ticari defterlerinde ise yer almadıkları, ancak davalıların oluşturduğu iş ortaklığı Vergi Dairesine verdiği 2018/4 dönemine ait BA formu ile davacı ....'dan iki belgeye dayalı olarak KDV hariç 270.002,00 TL'lik mal ve hizmet aldığı,
faturaların adedi ve tutarlarının toplamının beyan edilen miktarla örtüştüğü, davalı tarafın resmi bir kuruma dava konusu malları teslim aldığına yönelik beyanı kendisini bağladığı, dava tarihinden sonra 2018/4 dönemi BA formuna yönelik düzeltme beyanı verilmesinin de sonuca etkisinin olmadığı, bu durumda faturaya konu malların teslim edilmiş olduğu ve davalı tarafından ödeme belgesininde sunulmadığı,
ayrıca faturadan kaynaklanan alacağın likit ve bilinebilir mahiyette olması nedeniyle mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinde yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir."
Bu bağlamda davaya konu somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalıya kesilen faturaların e-fatura olduğu ve sistem üzerinden davalıya kendiliğinden tebliğ edildiği, nitekim davalı tarafından BA formu ile vergi dairesine bildirildiği, davalı tarafından sistem üzerinden kendiliğinden davalıya tebliğ edilen ve davalı tarafından BA formu ile vergi dairesine bildirilen faturalara yönelik olarak 6102 sayılı Kanun'un 21/2.
Maddesine göre yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği, bu suretle fatura içeriğinin davacı lehine kesinleştiği, yine davalı tarafından BA formu ile faturaların vergi dairesine bildirilmiş olması gözetildiğinde malların teslim edildiğinin ve alacağın davacı lehine karine kabul edilmesi gerektiği ve davacının alacağını ispatladığı, buna karşılık davalı tarafından aksini ispatlayan ve borcun ödendiğini gösteren herhangi bir belge veya delil sunulmadığı anlaşılmakla davacının davasının 53.651,66-TL asıl alacak üzerinden kabulü ile davalının itirazın iptaline ve takibin devamına karar vermek gerekmiştir.
Davalı tarafından işleyecek faiz oranına da itiraz edilmiş olup, davacının takipte avans faiz talep ettiği, taraflar arasında daha düşük bir akdi faiz oranının belirlendiğinin davalı tarafından ispat edilemediği bu sebeple davacının avans faizi talebinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla işleyecek faiz oranı yönünden de davalının itirazının iptaline karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafından tazminat talep edilmiş olup, alacağın faturaya dayalı likit olduğu anlaşılmakla itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 10.730,33-TL tazminatın da davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜ M
Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın KABULÜNE,
Buna göre; davaya konu icra takip dosyasında 53.651,66-TL asıl alacak ve işleyecek faiz oranı yönünden davalının itirazının İPTALİNE, takibin DEVAMINA,
2-İtirazın iptaline karar verilen alacağın %20'si oranında hesaplanan 10.730,33-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 3.664,95-TL harçtan peşin alınan 916,24- TL harcın mahsubu ile noksan kalan 2.748,71-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
4-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.120,00-TL arabulucuk ücretinin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
5-Davacı tarafça yapılan 5.975,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
8-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/01/2025
Katip ... · ¸e-imza Hakim .... · ¸e-imza
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/685, K. 2025/107, 28 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama