İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/1025 K.2025/1236

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Esas2025/1025Karar2025/1236Tarih17 Kasım 2025Okuma15 dk · 3.026 kelime

KÜNYE

T.C. Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Karar tarihi
17 Kasım 2025
Esas no
2025/1025 Esas
Karar no
2025/1236
Dava
İtirazın İptali
Dava tarihi
03/11/2025
Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
18/11/2025
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.026 kelime·15 dk okuma·3 bölüm

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı taraftan 28.08.2025 tarihinde ... Plakalı, ... şasi numaralı, ... marka ticari (.... OTOBÜSÜ) aracı Büyükçekmece ...

Noterliği, .... yevmi nolu satış sözleşmesi ile 2.620.000,00 TL bedel ile satın aldığını, aracı satın almadan önce çıplak gözle gerekli incelemeleri yaptığını, gözden geçirme yükümlülüğünü yerine getirdiğini fakat araçta hiçbir ayıp fark edemediğini zaten araçta bulunan ayıplar çıplak gözle anlaşılabilinecek ayıplardan olmadığını bu konuda vasfı olmayan davacının de bunu anlamasının imkanı olmadığını, aracın herhangi bir esaslı ayıbının bulunmadığının beyan edildiğini ve bu şekilde ikna edildiğini, satıcının sözüne güvenerek aracı ekspertiz yaptırmadan satın aldığını,

satış sözleşmesinden önce herhangi bir ayıbı fark edilemeyen araç bir süre sonra aniden yolda durduğunu, aracın motoru piston sarmış ve araç hararet yaptığını, tamirciler ile görüştüğünü ve neticede motorun komple değiştirilmesi gerektiğini öğrendiğini, aracın motorunun piston sarmasının akabinde derhal durumu mesaj, whatsapp ve telefon yoluyla satıcıya bildirdiğini, araçta ayıpların mevcut olduğunu, bu ayıpları tamir etmesi gerektiğini /istediğini belirtmiş ancak satıcı " kul icadıdır, olabilir böyle şeyler " gibi şeyler söyleyerek ayıbı kabul ettiğini ancak davacıya ayıplı şekilde sattığı aracı tamir etmediğini,

bu durumdan habersiz olan davacının durumu bilseydi aracı almayacağı aşikâr olduğunu, araçta, satış sözleşmesi sırasında mevcut olan gizli ayıptan davalı taraf sorumlu olduğunu, öncelikle HMK 402 gereği uzun süre sonra bilirkişi incelemesinin yapılmasının zorlaşacağından servis / tamir kayıtları geldikten sonra adliye otoparkında aracın incelenmesi için delil tespitine karar verilmesine, davalının Bakırköy ... İcra Müdürlüğü ....

E. Sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ

Dava; taraflar arasındaki araç alım satım sözleşmesinde satılandaki ayıptan kaynaklı olarak alıcı tarafından açılan ayıptan kaynaklı uğranılan zararın giderilmesine yönelik icra takibine itirazın iptali hakkındadır.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.

Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.

Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.

Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.

Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira.

Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.

Bu noktada ticari dava niteliğinin tespiti için ticari işletme kavramının incelenmesi ve araştırılması gerekmektedir. 6102 sayılı Kanun gerçek kişi tacirler yönünden ticari işletme ve tacir kavramlarını ticari işletmeyi merkeze alarak tanımlamıştır. Zira gerçek kişi tacirlere ilişkin 6102 sayılı Kanun'un 12. Maddesi şu şekildedir: "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir."

İlgili hükümden görülebileceği üzere bir gerçek kişinin tacir olarak kabul edilebilmesi için ön şart bir ticari işletmenin işletilmesidir. Bir işletmenin ticari işletme olarak kabul edilebilmesi için gereken şartlar ise 6102 sayılı Kanun'un 11. Maddesinde şu şekilde düzenlenmiştir:

"Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.

Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir."

İlgili hükümden görülebileceği üzere 6102 sayılı Kanun'un 11. Maddesine göre bir işletmenin ticari işletme sayılabilmesi için; devamlılık, bağımsızlık ve esnaf işletmesini aşan düzeyde gelir elde edilmesi şartları bulunmaktadır. (Ticari İşletme Hukuku Hüseyin Ülgen, Mehmet Helvacı, Arslan Kaya, Füsun Nomer Ertan. Vedat Kitapçılık.

İstanbul 2019; s. 156) Ticaret siciline tescil ise işletmenin ticari işletme veya esnaf işletmesi sayılması bakımından bir şart olarak kabul edilmemiştir. Örneğin ticaret siciline tescil edilmemiş bir işletme ticari işletme olabileceği gibi, ticaret siciline tescil edilmiş bir işletme yukarıda belirtilen şartların sağlanmaması halinde esnaf işletmesi olarak kabul edilebilecektir.

Kanun koyucu ticaret siciline tescil bakımından yalnızca aksi ispat edilebilecek bir karine öngörmüştür. (Ticari İşletme Hukuku Hüseyin Ülgen, Mehmet Helvacı, Arslan Kaya, Füsun Nomer Ertan. Vedat Kitapçılık. İstanbul 2019; s. 156)

6102 sayılı Kanun'un 15. Maddesinde ise esnaf ve esnaf işletmesine ilişkin şu tanımlama yapılmıştır: "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır."

6102 sayılı Kanun'un tacir ve ticari işletmeyi tanımlayan 11 ve 12. Maddesi ile esnaf ve esnaf işletmesini tanımlayan 15. Maddesi birlikte değerlendirildiğinde tacir ve ticari işletme ile esnaf işletmesini ayıran en önemli farkın ve her ikisi arasındaki asıl kriterin elde edilen gelir düzeyi olduğu görülmekte olup 6102 sayılı Kanun sisteminde işletmeler gelir ölçeklerine göre sınıflandırılmıştır.

Kanun koyucu 6102 sayılı Kanun'un 15. Maddesinde esnaflık ve esnaf işletmesi ve tacir ile ticari işletme arasındaki farkın kesin olarak ortaya koyulabilmesi ve ikisi arasındaki sınırın tereddütsüz çizilebilmesi için işletme sınırlarını belirleyen gelir düzeyleri yönünden Cumhurbaşkanlığı Kararı çıkartılmasını öngörmüş olmakla birlikte söz konusu karar çıkartılmamış söz konusu gelir sınırının 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu kararındaki kriterlere göre parasal sınırlar belirlenmektedir.(Ticari İşletme Hukuku Hüseyin Ülgen, Mehmet Helvacı, Arslan Kaya, Füsun Nomer Ertan.

Vedat Kitapçılık. İstanbul 2019; s. 158-159)

İlgili bakanlar kurulu kararına göre Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulu kararına göre kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların işletmelerinin esnaf işletmesi sayılmaları kabul edilmiştir.

6102 sayılı Kanun'un 12. Maddesinin 1. Fıkrasına göre bir gerçek kişinin tacir olarak kabul edilebilmesi için bir ticari işletmenin mevcudiyeti ve varlığı gerekli ve zorunludur.

Davaya konu somut olayda; davaya konu satılandaki ayıptan kaynaklı zararın 6102 sayılı Kanun'un 4. Maddesinin 1. Fıkrası gereğince her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan meydana gelip gelmediği bu suretle davanın ticari dava olup olmadığının bu kapsamda değerlendirilmesi gereklidir.

Mahkememizce davacı araç malikinin gerçek kişi olduğu görülmekle davacının işletmesinin ticari işletme olup olmadığını bu suretle davacının tacir sıfatına haiz olup olmadığına yönelik araştırma yapılmış, deliller toplanmıştır.

Mahkememizce İTO'ya müzekkere yazılmış ve ticaret sicil kaydına ilişkin bilgilerin gönderilmesi istenilmiş olup; İTO'dan gelen müzekkere cevabında davacının tacir olarak ticaret sicilde kaydının olmadığı bildirilmiştir.

Mahkememizce vergi dairesine müzekkere yazılmış olup, vergi dairesi verdiği 17.11.2025 tarihli müzekkere cevabında; davacının 29.08.2025 tarihi itibariyle işletme vergi kaydının açıldığını, 17.11.2025 tarihi itibariyle gelir vergisi veya geçici gelir vergisi vergi beyannamesi vermediğini bu sebeple defter tutma yükümlülüğünün tespit edilemediğini bildirmiştir.

Vergi Dairesi'nin müzekkere cevabı incelendiğinde; davacının işletme kaydına yönelik vergi kaydının 29.08.2025 tarihinde başladığı ve henüz gelir bildirimi ile gelir vergisi beyannamesi vermediği açık olup, davacı ve davalı arasındaki ayıplı olduğu iddia edilen aracın alım satım sözleşmesinin ise 28.08.2025 tarihinde yapıldığı ve satılan ayıplı olduğu iddia edilen malın bu tarihte devredildiği anlaşılmaktadır.

Bu bağlamda davacı ve davalı arasındaki satış sözleşmesinin 28.08.2025 tarihinde satılanın devri ile sonuçlandığı anlaşılmakta olup, davacının işletme kaydının ise bu tarihten sonra 29.08.2025 tarihinde başladığı dolayısıyla davacı ve davalı arasındaki işbu davaya konu araca ilişkin satış sözleşmesinde edimlerin yerine getirildiği ve aracın davalı tarafından davacıya devredilerek teslim edildiği tarihte davacı adına kayıtlı bir işletmenin olmadığı dolayısıyla davacının taraflar arasındaki satış sözleşmesinin yapıldığı ve aracın devredildiği tarihte tacir olmadığı gibi ticari işletmesinin de olmadığı anlaşılmaktadır.

Davacının taleplerinin satış sözleşmesine konu aracın ayıplı olmasından kaynaklandığı gözetildiğinde ve bu durumun satış sözleşmesine aykırılıktan kaynaklandığı anlaşılmakla satış sözleşmesinin kurulduğu tarihteki tarafların statüsünün tespiti davada görevli mahkemenin tespiti için önem taşımaktadır. Zira işbu davanın satış sözleşmesine konu maldaki ayıptan kaynaklandığı, taraflar arasındaki satış sözleşmesinin imzalandığı tarihte davacının tacir olmadığı gibi ticari işletmesinin de olmadığı, davacının işletmesinin açılış tarihinin satış sözleşmesinin yapıldığı ve devrin yapıldığı tarihten sonra olduğu gözetildiğinde davacının tacir olarak kabul edilmesi mümkün değildir.

Nitekim satış sözleşmesi, dava tarihi ve Mahkememize verilen müzekkere cevap tarihi olan 17.11.2025 tarihine kadar da davacının işletmesinin geçici gelir vergisi beyannamesi vermediği dolayısıyla 6102 sayılı Kanun'un 11. Maddesinin 2. Fıkrası gereğince Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirleneceği, ilgili sınırların ise Vergi Usul Kanunu'nun 176 - 177.

Maddesinde tespit edildiği, davacının işletmesinin dava tarihi itibariyle de Vergi Usul Kanunu'nun 176 - 177. Maddesindeki sınırları aştığına dair bir tespitin yapılamadığı dolayısıyla Vergi Usul Kanunu'nun 176 - 177. Maddesindeki esnaf işletmesi - ticari işletme sınırının ticari işletme sınırı yönünden aşıldığının tespit edilemediği dolayısıyla davacının işletmesinin dava tarihi itibariyle ticari işletme olarak kabul edilemeyeceği anlaşılmaktadır.

Hemen belirtmek gerekir ki davacının satın aldığı aracın otobüs olması tek başına davacının tacir olarak kabulü için yeterli değildir. Zira tacir olmanın koşul ve şartları ile gerekli ekonomik kriterler TTK ve TTK'nın 11. Maddesi gereğince çıkartılan Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile belirlenmekte olup, Mahkememizce yapılan araştırmalar neticesinde davacının söz konusu kriterleri taşımadığı tespit edilmiştir. Bu bağlamda davacının yalnızca otobüs sahibi olmasının tacir olması sonucuna bağlanamayacağı bu suretle davanın iki tarafın da ticari işletmesininden kaynaklandığından söz edilemeyeceği ve ticari uyuşmazlık olarak değerlendirilemeyeceği anlaşılmıştır.

Nitekim Mahkememizce UYAP sistemi üzerinden dosya arasına alınan ilgili araca ait 18.11.2025 tarihli rapor incelendiğinde; davacı üzerine kayıtlı ... plakalı aracın kullanım şeklinin gayri ticari olarak tescil edildiği anlaşılmakta olup, araç ruhsat kaydındaki ticari, hususi gibi ibarelerin Karayolları Trafik Kanunu'ndan kaynaklı tescil kayıtları olduğu esnaf, tacir ayrımının aracın kullanım şekline göre belirlenemeyeceği, 6102 sayılı Kanun'un 11. Maddesi ve Vergi Usul Kanunu'na göre belirlenmesi gerektiği anlaşılmakla davacı vekilinin aracın otobüs olması nedeniyle ticaret Mahkemelerinin görevli olduğuna yönelik iddiasına itibar edilmemiştir.

Nitekim İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:

"Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; davacının Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odasına kayıtlı olduğu tespit olunmuşsa da, tacir olup olmadığı konusunda yukarıda belirtildiği gibi bir araştırma ve değerlendirme yapılmamıştır. Davalı ...’ün sadece potansiyel vergi mükellefi kaydı bulunduğu, davalı ...’in taksi ile yolcu taşımacılığı faaliyeti ile iştigal ettiği kaydı olmakla birlikte basit usulde vergilendirildiği görülmektedir. Bu halde sadece kazaya karışan araçların taksi olmaları , ticari araç kaydı bulunması nedeniyle araçların ticari araç ve dava konusunun ticari iş olduğu gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmemiştir.

Dava Asliye Hukuk Mahkemesine açıldığı gibi , niteliği itibarı ile haksız fiilden kaynaklanmış olup mevcut evraklara göre dahi davalıların tacir sıfatının olmadığının anlaşılmasına göre TTK 4/1 maddesinde belirtilen her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili dava kapsamında bulunmayan davada Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli bulunması nedeniyle uyuşmazlığın çözüm yeri genel hükümler uyarınca asliye hukuk mahkemesi olduğundan işin esasının incelenerek karar verilmesi gerekirken, Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmemiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle , davaya bakma görevi Asliye Hukuk Mahkemesinde olduğu halde, “dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine“ karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun bulunmadığından, davacı vekilinin görevsizlik kararına yönelik istinaf isteminin kabulüyle 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. Maddesi (a-3) bendi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için kararı veren mahkemeye gönderilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi ise ... E., .... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:

"Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan ...'ün sevk ve idaresinde bulunan, kaza tarihinde davalı ... Petrol Ürünleri İnş. San. Tic. Ltd.

Şti. adına kayıtlı bulunan ... plakalı araç ile müvekkil ... adına kayıtlı bulunan .... plakalı araç arasında 01.06.2022 tarihinde İstanbul İli Esenyurt İlçesinde Maddi hasarlı trafik kazası gerçekleştiğini, kazada ... plakalı araç sürücüsü ....'ün %100 kusuru ile kazanın oluşumuna sebebiyet verdiğini, araçta oluşan hasar tutarı parça, işçilik ve KDV dahil olmak üzere toplamda 11.301,71 TL olarak tespit edildiğini, müvekkilinin ... plakalı aracını, İstanbul sınırları içerisinde ticari-yolcu taşımacılığında kullandığını ve şekilde geçimini sağladığını,

müvekkilinin aracını serviste kaldığı süre boyunca araçta yapılan onarım işlemleri sebebi ile kullanamadığını ve maddi yönden zarara uğradığını, müvekkilinin aracından mahrum kaldığı günlere ilişkin tazminat tutarının (ticari kazanç kaybının/gelir kaybının) bilirkişi marifetiyle tespit ettirilmesi gerektiğini,

zararın şu an için tam olarak tespitinin mümkün olmaması sebebi ile davanın HMK'nın 107/1.maddesi gereği belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirterek şimdilik 10,00 TL gelir kaybı/ticari kazanç kaybının haksız fiilin gerçekleştiği 01.06.2022 tarihinden itibaren hesaplanacak olan ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Somut uyuşmazlıkta davacının tacir yada esnaf kaydı olup olmadığının araştırılması ve varsa kayıtların getirtilmesi ayrıca davacının işletmesinin bağlı olduğu Vergi Müdürlüğüne müzekkere yazılarak davacının işletmesi bakımından basit usulde vergilendirilenlerden veya işletme hesabı esasına göre deftere tabi tutanlardan veya ticari bilanço esasına defter tutanlardan veyahut vergiden muaf kişilerden olup olmadığı sorularak gelen yazı cevaplarına göre davacının tacir olur olmadığı değerlendirilerek eğer davacı tacir ise davalı ... Petrol Ürünleri İnş. San. Tic. Ltd. Şti.'de tüzel kişi tacir olması nedeniyle mahkemenin görevli olup olmadığı tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.

Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/3. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava dosyasının yeniden görülmesi için mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir."

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi .... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:

"Dava konusu olay ise haksız eylem iddiasından kaynaklanmakta olup taraflar arasında taşıma ilişkisinden doğan bir uyuşmazlık söz konusu olmadığından mutlak ticari dava niteliğinde değildir. O halde uyuşmazlığın nispi ticari dava niteliği taşıyıp taşımadığının tespiti için davanın taraflarının tacir olup olmadığı belirlenmelidir.

Bu açıklamalar ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; davacının ticari taksi işletmesi bakımından tacir olup olmadığı konusunda yukarıda belirtildiği gibi bir araştırma ve değerlendirme yapılmadan, delilleri toplanmadan, mahkemenin görevli olup olmadığı belirlenmeden yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin bu hususa değinen istinaf başvurusu yerinde bulunmuştur. Davalı .... ise, Belediye tarafından kurulan ticaret şirketi olduğundan TTK 16. maddeye göre tacir olduğundan, davalı .... vekilinin bu hususa değinen istinaf nedeni yerinde değilse de; ancak görev ile ilgili eksik inceleme nedeniyle 6100 Sayılı HMK ur 355 inci maddesi kapsamında istinaf başvurusu sonucu itibariyle yerinde bulunmuştur.

Hal böyle olunca yukarıda açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesince, davanın esası ve görev yönünden deliller toplanmadan hukuki dinlenilme hakkının kısıtlanması suretiyle ve davacının tacir olup olmadığı usulünce araştırılmadan HMK.'nun 114/1-c maddesi gereğince görevsizlik nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olmakla davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin sonucu itibariyle istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK’nun 353/1. fıkra (a-3) ve (a-6) bendi gereğince esası incelenmeden kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, ilişkin karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."

Sonuç olarak davaya konu somut olaydaki gibi satış sözleşmesine konu satılan maldaki ayıptan kaynaklı zarar yönelik itirazın iptalinden kaynaklanan bir davanın ticari dava olarak kabul edilebilmesi ve davada ticaret mahkemelerinin görevli olması için 6102 sayılı Kanun'un 4. Maddesinin 1. Fıkrası gereğince haksız fiilin her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması gerektiği, buna karşılık davacının işletmesinin gelir düzeyinin Mahkememizce yapılan araştırmalara göre Vergi Usul Kanunu'nun 176. - 177.

Maddeleri gereğince esnaf işletmesi sınırlarını aşmadığı dolayısıyla 6102 sayılı Kanun'un 11. Maddesi gereğince ticari işletme koşullarını sağlamadığı bu suretle ticari işletme kabul edilemeyeceği ve işbu eldeki davanın da 6102 sayılı Kanun'un 4. Maddesinin 1. Fıkrası gereğince davacının ticari işletmesinden kaynaklanma koşulunu yerine getirmediği gibi davacı ve davalı arasındaki araç satış sözleşmesi ve aracın devrinin davacıya yapıldığı tarih olan 28.08.2025 tarihinde davacının vergi açılışı yapılmış bir işletmesinin dahi bulunmadığı,

davacının satış sözleşmesinden sonra işletme açmasının ise satış sözleşmesinin yapıldığı tarihteki statüyü etkilemeyeceği, davacı ve davalı arasındaki satış sözleşmesinin yapıldığı tarihteki taraf statülerinin görevli mahkemenin tespiti sırasında esas alınması gerektiği, zira yargılaması yapılacak olanın sözleşme olduğu ve sözleşmenin kurularak mülkiyetin devredildiği tarihteki taraf statülerinin esas alınmasının zaruri olduğu bu tarih itibariyle de davacının herhangi bir işletmesinin olmadığı dolayısıyla davacının tacir statüsünde olamayacağı anlaşılmakla işbu davanın ticari dava olarak kabul edilemeyeceği anlaşılmaktadır.

Satış sözleşmesinde satılanın ayıplı olmasından kaynaklanan zarara istinaden alacak taleplerine yönelik davalarda 6100 sayılı Kanun gereğince görevli Mahkeme asliye hukuk mahkemesi olup asliye hukuk mahkemesi ile ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki TTK' nun 5/3.maddesi uyarınca görev ilişkisidir. Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır. Dava şartları kamu düzeninden olup kamu düzenine ilişkin hususlarda re'sen dikkate alınacak hususlardan olup dava şartı yokluğu halinde HMK'nun 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

HÜKÜ M

Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;

1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,

2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA,

3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Bakırköy Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE,

4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,

5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,

Dair; tarafların yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okundu usulen anlatıldı. 17/11/2025

Katip ... · Hakim ...

Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/1025, K. 2025/1236, 17 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Düşünüldü
  4. Delillerin Değerlendirilmesi Ve Yargılamanın Özeti
  5. Hükü M

Karar Bilgileri

Mercii
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/1025
Karar No
2025/1236
Tarih
17 Kasım 2025

İlgili Kararlar

  • İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/1025 K.2025/901
  • Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/1025 K.2025/1006
  • Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/1025 K.2025/862
  • Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/1026 K.2025/1237
  • İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/1026 K.2025/827
  • Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/1026 K.2025/991

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.