KÜNYE
T.C. Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 13 Nisan 2023
- Esas no
- 2022/8
- Karar no
- 2023/83
- Dava
- Markanın Hükümsüzlüğü, Kullanmama Nedeniyle İptal
- Dava tarihi
- 05/01/2022
- Karar yazım tarihi
- 14/04/2023
Karar Metni
1.835 kelime·9 dk okuma·2 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhinde açılan davanın, Mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda :
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA.
Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkili derneğin ... , yurt içinde ve dışında sevdirmek, icra etmek, yaygınlaştırmak ve geliştirmek adına 14/12/1998 tarihinde kurulduğunu, uzun yıllar boyunca müvekkili dernek tarafından verilen emek ve çaba ile bir marka değerleri oluşturulduğunu ve ... denince akla gelen isimlerden biri de müvekkili derneğinin olduğunu, oluşturulan bu marka değerinden haksız yarar sağlamak isteyen davalı ... ... sayılı "... ..." isimli marka tescili gerçekleştirildiğini, müvekkilinin "..." markası üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu,
davalının tescilinden önce yıllar boyu kullandığını bu nedenle de üstün hakkı bulunduğunu, müvekkili markası ile davalı ... ait marka görsel, işitsel, kavramsal ve bütün marka algılaması yönünden birbirlerine benzediğini, ayrıca davalının tescil ettirdiği markayı tescilden itibaren beş yıldır aktif bir şekilde kullanmadığını, bu nedenle de iptalinin gerektiğini ileri sürerek, davalı adına ... sayı ile tescilli markanın hükümsüzlüğünü ve kullanmama nedeniyle iptaline karar verilmesi ile verilecek hüküm özetinin ilanını talep ve dava etmiştir.
CEVAP.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile, müvekkilinin ... yılında müzik kariyerini başladığını, ses sanatkarı, udi, perküsyonist vasıflarını haiz olan müvekkilinin aynı zamanda Türkiye'nin önde gelen birçok korosunda şeflik ve hocalık yaptığını, müvekkilinin, davacı derneğin korosunu ... yılları arasında çalıştığını, davalı müvekkil tarafından çalıştırılan dernek korosu, dernek yönetiminin izlediği yanlış ve derneğin amacı ile bağdaşmayan eylemler neticesinde tanınırlığa ulaşamadığını, müvekkilinin gerek yıllarca emek verdiği koronun dernek amacı ile bağdaşmayan eylemler neticesinde tanınırlığa ulaşmaması,
gerek dernek içindeki usulsüz, dernek tüzük ve amacına aykırı iş ve işlemlerden rahatsız olarak; derneğe üye birçok ses sanatkarı arkadaşı ile birlikte dernekten istifa ederek ayrıldığını, ayrılma sonrası dernekten ayrılan müvekkili ile ses sanatkarları "... ..."ni kurduklarını, müvekkilinin usta ses sanatkarlarının bir araya gelerek "... ..."ni kurmasından hemen sonra,
09.06.2014 tarihinde, "... ..." markasının tescili amacıyla davalı müvekkilce Türk Patent ve Marka Kurumu'na başvuru yaptığını ve başvurunun kesinleşerek marka tescilinin gerçekleştiğini, 1998 yılında kurulan ... isimli davacının ... alanında daha evvel etkin faaliyetlerinin bulunmaması ve tanınırlığının olmaması nedenleri ile müvekkile ait marka üzerinde üstün hak sahibi olduğu iddiası mesnetsiz ve gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin markasını tescil edildiği andan itibaren aktif olarak kullanmaya başladığını ve halen de yoğun şekilde kullanmakta olduğunu, davacının iddialarının haksız ve dayanaksız olduğunu savunarak,
davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE
Dava, davalı adına ... sayı ile tescilli "... ..." ibareli markanın hükümsüzlüğü ve kullanmama nedeniyle iptali ile hüküm özetinin ilanı taleplidir. Taraf delilleri toplanarak bildirilen tanıklar dinlenmiş, marka tescil evrakları getirtilerek incelenmiş ve bilirkişi raporu aldırılmıştır.
Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan gelen kayıtlardan, hükümsüzlüğü ve kullanılmama nedeniyle iptali talep edilen ... tescil numaralı "... ..." ibareli markanın, ... ve ... sınıflarda ... tarihinden itibaren 10 yıl müddetle davalı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır.
6769 Sayılı SMK'nın 25. Maddesinde hükümsüzlük koşulları belirtilmiş olup, belirtilen madde ile, 5. veya 6. maddede sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. Menfaati olanlar, Cumhuriyet Savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilir. Marka hükümsüzlük davası, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılır.
Markanın hükümsüzlüğü davalarında Kurum taraf gösterilmez. Aynı kanunun 6/9 maddesi uyarınca kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.6769 Sayılı SMK'nın 9. Maddesi uyarınca, tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye'de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına 5 yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir.
Mülga 556 Sayılı KHK'nın 14. Maddesinin Anayasa Mahkemesi'nce iptaline ilişkin gerekçeli kararın ... tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanması ile 6769 Sayılı SMK'nın ... tarihinde yürürlüğe girmesi karşısında, 10/01/2017 tarihinden sonra açılan iptal davalarında, 5 yıllık sürenin hesabında aradaki bu günlük 4 günlük boşluk nedeni ile 6769 Sayılı SMK'nın yürürlüğünden önceki dönemde geçen sürenin de hesaba katılması gerekir.
Zira ... tarihine kadar markanın kullanılmamasının bir yasal yaptırımı mevcuttur ve marka sahipleri de bunu bilmektedir. Türkiye'nin taraf olduğu Paris Sözleşmesi'nin 5/c maddesi ile TRIPS Anlaşmasının 19. Maddesinde de, markanın kullanılması koşulu düzenlenmektedir. Her ne kadar 6769 Sayılı kanunda, bir geçici madde ile 4 günlük boşlukla ilgili bir düzenlemeye yer verilmemiş ise de, 06/01/2017 tarihinden önceki kullanmama sürelerinin yok sayılması mümkün değildir.
Sonuçta halen yürürlükteki yasal düzenlemeye göre tescilden itibaren 5 yıl kullanılmayan marka iptal edilir. SMK'nın 26. Maddesinin SMK önceki dönemde tescil edilmiş, fakat kullanılmayan markalar yönünden de uygulanması, kanunların geçmişe yürümeme ilkesine de aykırı değildir. Zira geçmişe etki yasağı mutlak olmayıp, hak sahiplerinin belirli bir hukuki duruma olan güveni objektif olarak haklı ise geçmişe etki yasağından söz edilemez.
(Bakınız Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, 4. Bası, S.983 vd) Yüksek Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 12/11/2020 tarih ve 2020/1133 Esas 2020/5023 Karar sayılı ilamı da bu doğrultudadır.Dosyanın tevdi olduğu bilirkişi hazırlamış olduğu ... havale tarihli raporda sonuç olarak, hükümsüzlüğe ilişkin olarak; davacının iddialarını destekler nitelikte bir tescilsiz markasal kullanım tespit edilememiş olup, tespite ilişkin SMK m.6/1 uyarınca nihai hukuki değerlendirme ve takdirin mahkemeye ait olduğunu, bir an için davacının tescilsiz kullanımlarının “...” veya “... ” gibi olduğu kabul edilecek olursa.
Yüksek Yargıtay uygulamasına göre ülkemizdeki şehir, bölge veya maruf mahal isimlerinin tek bir sözcük olarak tesciline imkan tanımanın, bu isimlerin artık başkaları tarafından markalarında kullanılamayacağından hareketle değerlendirme yapıldığında, “... ” ibaresini ortak şekilde içerseler bile, Davalı markasının “...” ibaresini alarak ayırtedici hale geldiği tespit, sonuç ve kanaatine ulaşılmış olup, tespite ilişkin SMK m.6/1 kapsamında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmayacağına dair nihai hukuki değerlendirme ve takdirin mahkemeye ait olduğu,
davacı tarafından sunulan delillerin, davalı marka tescil başvurusu öncesine ait markasal bir kullanım içermediği, dolayısıyla, davacı açısından eskiye dayalı/gerçek hak sahipliği iddiasını destekler nitelikte yeterli belge olmadığı, davalının hükümsüzlüğü talep edilen ... tescil nolu markası 20.05.2015 tarihinde tescil edilmiş, hükümsüzlük davası 05.01.2022 tarihinde açıldığı, bu halde dava, davalı markasının tescil tarihinden itibaren 7 yıla yakın bir süre geçtikten sonra açtığını, tespite ilişkin SMK m.25/f.6 kapsamında nihai hukuki değerlendirme ve takdirin mahkemeye ait olduğu,
davalı markasının tescilinde SMK m.6/9 kapsamında kötüniyetin bulunup bulunmadığı hususunun ve buna bağlı olarak verilecek hükümsüzlük kararının kapsamının takdiri Sayın mahkemeye ait olduğu, kullanmama nedeniyle iptale ilişkin olarak; kullanım ispatı davalı taraf üzerinde olup,davalı tarafın. 38. sınıfta “Radyo ve televizyon yayın hizmetleri. Haberleşme hizmetleri (internet servisi sağlama hizmetleri dahil).
Haber ajansı hizmetleri.” 41. sınıfta “Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Dergi, kitap, gazete v.b.gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil). Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri. Haber muhabirliği hizmetleri, foto-muhabirliği hizmetleri. Fotoğrafçılık hizmetleri.
Tercüme hizmetleri.” alanında herhangi bir faaliyetinin ve markasal kullanımının bulunmadığı tespit edilmekte olup, SMK m.9 ve m.26 kapsamında markanın iptaline dair takdirin mahkemeye ait olduğu, davalı tarafın; tanık anlatımlarına göre 41. sınıfta “Eğitim ve öğretim hizmetleri.
Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil)” alanında faaliyetinin ve markasal kullanımının bulunduğu tespit edilmekte olup, SMK m.9 ve m.26 kapsamında markanın iptaline dair takdirin Mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir.
Dosya kapsamı deliller, TPMK kayıtları, tanık beyanları ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; hükümsüzlüğe ilişkin olarak; davacının iddialarını destekler nitelikte davalının tescil başvurusundan önce bir tescilsiz markasal kullanımının varlığının ispatlanamadığı,
bir an için davacının tescilsiz kullanımlarının “...” veya “...” gibi olduğu kabul edilecek olsa bile Yüksek Yargıtay içtihatlarına göre ülkemizdeki şehir, bölge veya maruf mahal isimlerinin tek bir sözcük olarak tesciline imkan tanımanın, bu isimlerin artık başkaları tarafından markalarında kullanılamayacağından hareketle değerlendirme yapıldığında, “...” ibaresini ortak şekilde içerseler bile, davalı markasının “...” ibaresini alarak ayırtedici hale geldiğinden SMK m.6/1 kapsamında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı,
davacı tarafından sunulan delillerin, davalı marka tescil başvurusu öncesine ait markasal bir kullanım içermediği, dolayısıyla, davacı açısından eskiye dayalı/gerçek hak sahipliği iddiasını destekler nitelikte yeterli belge olmadığı,
dolayısıyla SMK m.6/3 ve 25/1 uyarınca hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı gibi davalının hükümsüzlüğü talep edilen ... tescil nolu markası 20.05.2015 tarihinde tescil edilmiş, hükümsüzlük davası 05.01.2022 tarihinde açılmış olmakla, davalı markasının tescil tarihinden itibaren 7 yıla yakın bir süre geçtikten sonra dava açıldığından tarafların aynı sektörde ve yakın çevrede faaliyet göstermeleri sebebi ile SMK m.25/f.6 maddesi uyarınca beş yıl boyunca sessiz kaldığından hak düşürücü süre yönünden de davanın reddi gerekecektir.
Davalı markasının tescilinde SMK m.6/9 kapsamında kötüniyetinin bulunduğu hususu da ispatlanamamıştır. Bu itibarla davacının hükümsüzlüğe dair talebi yönünden davanın reddi gerekmiştir. Davacının kullanmama nedeniyle iptale ilişkin talebi yönünden yapılan değerlendirmede; markanın tescil tarihi ile dava tarihi arasında beş yıllık süre geçmiş olup, yerleşik Yargıtay içtihatları gereği kullanım ispatı davalı taraf üzerindedir.
Davalı tarafın; ... sınıfta “Radyo ve televizyon yayın hizmetleri. Haberleşme hizmetleri (internet servisi sağlama hizmetleri dahil). Haber ajansı hizmetleri.” .... sınıfta “Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Dergi, kitap, gazete v.b.gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil).
Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri. Haber muhabirliği hizmetleri, foto-muhabirliği hizmetleri. Fotoğrafçılık hizmetleri. Tercüme hizmetleri.” alanında herhangi bir faaliyetinin ve markasal kullanımının ispatlanamadığı, davalı tarafın; tanık anlatımlarına göre ... sınıfta “Eğitim ve öğretim hizmetleri. Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri
için bilet sağlama hizmetleri dahil)” alanında faaliyetinin ve markasal kullanımının bulunduğu, bu hizmetlerin niteliği gereği tanıkla ispatın mümkün olduğu, başkaca ispat delillerinin ibrazının güç olduğu anlaşılmakla, bu hizmetler dışındaki hizmetler yönünden davanın kısmen kabulü ile kullanımı ispatlanamayan hizmetler yönünden SMK m.9 ve m.26 kapsamında markanın iptaline karar vermek gerekmiştir. Kararın niteliğine göre ilana hükmedilmemiştir. Bu itibarla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Katip ... e-imzalıdır Hakim ... · e-imzalıdır
Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2022/8, K. 2023/83, 13 Nisan 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama