KÜNYE
T.C. Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 26 Ekim 2021
- Esas no
- 2021/893 Esas
- Karar no
- 2021/980
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 25/10/2021
- Kararın yazıldığı tarih
- 03/12/2021
Karar Metni
1.014 kelime·5 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının dosya üzerinden yapılan incelemesi sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA. Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan iş bu davanın dava dilekçesinde özetle. Müvekkili Enstitü tarafından davalı-borçluya sunulan hizmet karşılığı olarak, bir adet fatura düzenlendiğini, müvekkilinin alacağının dayanağı olan faturaların borç tutarları ödenmediğinden borçlu aleyhine Bakırköy .... İcra müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, Bakırköy .... İcra müdürlüğü ...
Esas sayılı icra dosyasının asıl alacağı TSE hizmet yeterlilik belgesi-teknik hizmet ücreti karşılığında kesilmiş olan fatura alacağından oluştuğunu, davalı şirketin söz konusu takibe borcunun olmadığı iddiasıyla ödemesi gereken miktarlara haksız ve hukuka aykırı olarak itiraz ettiğini beyanla açılan davalarının kabulü ile Bakırköy .... İcra müdürlüğü ...
Esas sayılı dosyasındaki itirazının iptaline takibin devamına karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DEDİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, davacı tarafından davalıya sunulan hizmet karşılığı düzenlenen fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
6102 Sayılı T.T.K.'nun 4. maddesinin 1. fıkrası 6335 Sayılı Yasanın 1. maddesi ile değiştirilerek ticari davalar her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları, T.T.K.'nun 4. Maddesinin a bendi gereğince T.T.K.'nun dan kaynaklanan davalar, T.T.K.'nun 4. maddesinin b, c, d, e, f bentlerinde sayılan davalar ve diğer özel kanunlarda Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu kararlaştırılan davalar ticari dava olarak Ticaret Mahkemelerinde görülecektir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.
Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira.
Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2007/3504 esas 2008/5369 karar, 2010/13337 esas 2012/4049 karar ve 2019/4098 esas 2020/2294 karar sayılı ilamlarında belirtildiği üzere TSE lisans marka (kullanma) ücretinden doğan alacağın tahsiline yönelik itirazın iptali istemine ilişkin somut uyuşmazlıkta tescilli markanın sahibinden izinsiz olarak veya lisans süresi aşılarak kullanılması halinin olaya uygulanacak 556 sayılı KHK'nın 61. maddesinde sayılan marka hakkına tecavüz eylemleri kapsamında, söz konusu ihlal nedeniyle istenebilecek tazminat davalarının ise KHK'nın 62. vd. maddelerinde düzenlendiği,
556 sayılı Markalar Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 71'nci maddesine göre bu Kanunun uygulanmasından doğacak uyuşmazlıkların ise ihtisas mahkemelerinde çözümünün gerektiği anlaşılmakla somut uyuşmazlık bakımından yargılama yapma görevinin ihtisas mahkemesi olan Fikri Sinai Haklar Hukuk Mahkemesine ait olduğu, uyuşmazlığın çözümünde Mahkememizin görevli olmadığı kanaatine varılmakla göreve ilişkin usul kurallarının dava şartı olduğu ve dava şartlarının da kamu düzenine ilişkin olması sebebiyle resen dikkate alınacak hususlardan olduğu,
dava şartlarının mevcut olup olmadığı da HMK 115/1 maddesi uyarınca Mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılacağı dikkate alındığında tespit edilen dava şartı noksanlığının sonradan giderilmesi mümkün olmadığından yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde Mahkememizin görevli olmaması nedeniyle HMK'nun 114/1-c, 115 maddeleri gereğince davanın, dava şartı yokluğundan reddine, mahkememizin görevsizliğine dair karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/893, K. 2021/980, 26 Ekim 2021 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama