KÜNYE
T.C. Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 26 Mayıs 2023
- Esas no
- 2022/12
- Karar no
- 2023/149
- Dava
- Marka Hükümsüzlüğü
- Dava tarihi
- 16/02/2021
- Dava
- Marka'dan Doğan Haklara Tecavüzün ve Haksız Rekabetin
Karar Metni
4.436 kelime·22 dk okuma·12 bölüm
Tespiti, Durdurulması, Giderilmesi
DAVA TARİHİ : 18/02/2022
DAVA
Kullanılmama Nedeniyle İptal
DAVA TARİHİ : 20/12/2021
KARAR TARİHİ : 26/05/2023
KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/06/2023
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili İstanbul .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin .....
Esas sayılı dosyasına tevzi olunan dava dilekçesi ile, davacının 1978 yılında kurulmuş İsviçre'de yerleşik bir şirket olup ultrasonik temizleme ve yüzey hazırlama müstahzarlarının çözücü ikamesi, kurutma işlemlerinin temizlik işlemleri çerçevesinde ekolojik konseptlerin incelenmesi ve uygulanması tüm yüzeylerin temizlenmesi ve bakımı korunması ve yalıtımı için tüm ürün ve makinelerin alımı, satışı, imalatı,
konularında faaliyet gösterdiği kuruluşundan bu yana kurucusunun isminin baş harflerinden oluşan ve aynı zamanda ticari ünvanının esas unsuru olan .... ibaresini marka tescillerine konu edildiği haliyle ..... kelime ve şekil kombinasyonuyla şirketin Resmi Web Sitesi olan www..... com adresinde ve tüm kurumsal ve tanıtma amaçlı belgeler ürün ve ambalajlarında ana marka olarak kullandığını ve ...... markasını bir alt marka olarak sürekli ve yoğun bir biçimde kullandığını, söz konusu ibarenin ilk kez 2007 yılında müvekkili adına tescil edildiğini,
1992 yılından bu yana da distribütörleri aracılığıyla söz konusu markayı birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de aktif olarak kullandığını ve bu yoğun kullanım sayesinde alanında bilinir markalardan biri haline getirdiğini, davacının aynı zamanda faaliyet alanı kapsamında metal yüzeylerin yağdan arındırılması, cila ve benzeri bileşiklerin metal yüzeylerden çıkarılması gibi işlemlerde kullanılmak için ürettiği hafif alkali sıvı olan ...... markalı ultrasonik temizleyici şampuanını birçok ülkede olduğu gibi 1992 yılından bu yana ülkemizde satışını gerçekleştirdiğini, davalı ......'in ise davacı ile aynı alanda faaliyet gösteren ......
Temizlik Maddeleri ve Gıda Pazarlama İthalat ve İhracat A.Ş'nin tek ortağı olup 1978 yılından bu yana davacının ülkemizde de kullandığını ve alanında bilinen markaların bire bir taklidi olan ..... kelime ve şekil kombinasyon markasının Türk Patent nezdinde ..... tescil no ile 3. sınıfta tescil ettirdiğini, davacının davaya konuğu markanın varlığından, davalının ortak olduğu şirket tarafından davacı şirketin Türkiye distribütörü ....
Malzeme Sanayi ve Ticaret Anonim şirketine gönderilen 10/08/2020 tarihli ihtarname ile haberdar olduğunu, söz konusu ihtarname içeriğinde davalının ....... markasının kendi adlarına tescilli olduğu gerekçesiyle kullanımının durdurulmasının ihtar edildiğini, ihtarın tebellüğünden sonra uyuşmazlığın sulh yolu ile çözülmesi ümidiyle söz konusu şirkete 16/09/2020 tarihli ihtarnamenin gönderilerek markanın gerçek hak sahibinin davacı olduğunun tüm gerekçe ve delilleri ile birlikte izah edildiğini, bu konuda görüşmeler yapıldığını, ancak çözüm sağlanamaması nedeniyle söz konusu markanın SMK'nın 6/1, 6/3, 6/4, 6/5,
6/6 ve 6/9 maddeleri delaletiyle 25. madde mucibince hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etme zorunluluğu doğduğunu, davalı adına tescilli markanın davacı tarafından yaratılan kuruluşundan bu yana kullandığı ..... ibaresi ne ve özgün ...... ibadetini birlikte kullanmak suretiyle neredeyse birebir aynı olduğunu ve hatta davacının 2012'de güncellediği logosu ile kullandığını markaların ayniyet taşıdığını, söz konusu markanın tanınmış marka olduğunu,
dünyanın birçok ülkesinde belirli mallar üzerinde yıllardır sürekli bir yoğun biçiminde kullanıldığını ve Türkiye'deki distribütörleri ve onların satış ve pazarlama ağları sayesinde ülkemizdeki Türk tüketicilere sunulduğunu bunun bir sonucu olarak ...... ürünlerin bir tercih sebebi haline geldiğini, davalının söz konusu markayı kötü niyetle tescil ettirdiğini, ihtarnameden sonra davalının bu kez aynı markayı 35. sınıfta tescil ettirmek üzere ....... nolu başvuruyu Türk patent nezdinde yaptığını, bu başvurunun da kötü niyetli yapıldığını,
bu nedenlerle davalı adına tescilli ..... tescil numaralı ...... markasının tescil kapsamında yer alan tüm mallar dolayısıyla hükümsüzlüğüne ve sicilden terkine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi ile, davacı tarafından açılan davada zamanaşımı/hak düşürücü sürenin dolmuş olduğunu, davalının 29/12/2015 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere ..... numara ile 10 yıl koruma süreli "......" markasını tescil ettirdiğini, daha sonra .....
Temizlik Maddeleri ve Gıda Pazarlama İthalat ve İhracat Ticaret A.Ş. isimli şirkete, Marka Lisans Sözleşmesi ile markanın tüm kullanım hakları ile birlikte 05/04/2018 tarihi itibariyle 10 yıllığına devrettiğini, davalının aynı zamanda işbu şirketin yetkilisi ve hissedarı olduğunu, davalının, ürün kullanım haklarını, kendisinin de ortağı bulunduğu .....
Temizlik Maddeleri ve Gıda Pazarlama İthalat ve İhracat Ticaret Anonim Şirketine devrettiğini, ..... 'in, markayı 10/10/2016 tarihinden 05/04/2018 tarihine kadar şahıs şirketi olarak sonrasında ise bugüne kadar ...... Temizlik Maddeleri ve Gıda Pazarlama İthalat ve İhracat Ticaret Anonim Şirketi olarak fasılasız kullandığını, markanın münhasır yetkilisi olduğunu, söz konusu ürünlerin 2015 yılından bu yana müvekkil ve yetki verdiği .....
Temizlik şirketi tarafından üretildiğini ve satıldığını bilen, davacı tarafından da dosyaya sunulan belgelerden müvekkilin haklarını ihlal ettikleri anlaşılan dava dışı üçüncü kişiler olan ..... Malzeme Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile .... Malzemeleri Sanayi Ve Ticaret A.Ş., müvekkilinin izni ve muvafakati olmaksızın müvekkiline ait markalı ürünlerle birebir aynı olan ürünlerin satışını ve ithalatını yaptığını, ....
Temizlik firması tarafından defalarca hukuka aykırı işlemlere son verilmesi gerektiğinin bu firmalara bildirilmiş olmasına rağmen hukuka aykırı eylemlerine son vermediklerini, dava dışı üçüncü kişi olan .....
Teknik ve Teknik döküm şirketlerinin, müvekkili adına tescilli markanın aynısı ve/veya ayırt edilemeyecek derecede benzeri, iltibasa yol açacak şekilde aynı ibareyi taşıyan taklit ürünleri, hem üretmekte oldukları hem de ihraç ve ithal ettiklerini öğrendiklerini, bunun üzerine dava dışı .... Teknik Malzeme isimli şirkete Bakırköy .... Noterliği'nin .... yevmiye numaralı 08/09/2020 tarihli ihtarnamesini, dava dışı ...... isimli şirkete de Bakırköy ....
Noterliği'nin ..... yevmiye numaralı 08/09/2020 tarihli ihtarnamesini gönderdiklerini, bahsi geçen dava dışı şirketlerin müvekkilin haklarını ihlal etmiş olduklarının Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturma dosyası üzerinden de tespit edildiğini, davacı şirketin bugüne kadar bu konuda sessiz kalmasının da müvekkilinin markasını zımnen kabul ettiği anlamına geldiğini, bunun yanında, davacının çok uzun zamanlardan beri bu markayı taşıyan ürünleri, 1992 yılından bu yana Türkiye'ye de ithal ettiğini iddia etmekte olmasına rağmen, Türkiye'de bugüne kadar ne bir şubesi, ne bir temsilciliği, ne de bir irtibat ofisi,
ne de bir yetkili distribütörü bulunmaması da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, distribütörlük sözleşmelerinin dosyaya sunulmadığını, sunulan faturaların 2010 yılına ait olduğunu, davacının ...... markasını yurtdışında veya yurtiçinde tescil ettirdiğine dair herhangi bir delil sunmadıklarını, davacının tescil başvuru tarihlerinin 2017 olarak anlaşıldığını, bu tarihin de müvekkilinin markasını tescil ettirdiği tarihten daha sonraki bir tarih olduğunu, davacı bu markanın kurucusu olduğunu veya tanınır hale getirdiğini iddia etmekte ise de, bu iddialarını ispatlayacak yeterli delil dosyada bulunmadığını,
..... markasının tanınmış bir marka olduğuna ilişkin de hiç bir belgenin dosyada olmadığını, dosyaya sunulan belgelerin gerçekliğinin ispatlanabilmesi için tarafların defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, davacının, davalının markasını tescil ettirdiği 2015 tarihinde ve daha öncesinde davacının adına tescilli bir markası bulunmadığını, davacının tanınmış bir firma olduğunu ispat etmek amacıyla sunduğu fotoğraf ve sair belgelerin, "......." markasının Türkiye’de davalı adına 2015 yılında tescil edildiği,
bundan önce Davacı tarafından yıllarca herhangi bir tescil başvurusu yapılmadığı ve sessiz kalındığı gerçeğini değiştirmediğini, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun taleplerinin ve davanın esastan reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
İstanbul .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 07/12/2021 Tarih, ..... Esas ve .... Karar sayılı kararı ile yetkisizlik kararı verilmiş, dosya mahkememizin yukarıdaki esasına kaydedilmiştir.
Mahkememizin 04/03/2022 tarih, .... esas, .... karar sayılı kararı ile, dosyanın mahkememiz işbu dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği görülmüştür.
BİRLEŞEN ....
ESAS SAYILI DOSYADA DAVA : Davacı vekili dava dilekçesi ile, davacının TPE nezdinde 29/12/2015 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere .... sayılı "......" markasını dava dışı üçüncü kişi ve aynı zamanda davacı şirket yetkilisi ...... adına tescil ettirdiğini, daha sonra davacının Marka Lisans Sözleşmesi ile markanın tüm kullanım hakları ile birlikte 05/04/2018 tarihi itibariyle 10 yıllığına inhisari lisans sözleşmesi ile devraldığını, anılan markanın Türkiye sınırlarında marka sahibi konumundaki müvekkilinin, üretim, ithalat ve ihracat konusunda da Türkiye'de tek hak sahibi olduğunu,
bu nedenle ...... markalı tüm ürünlerin müvekkili onayı dışında ithalat ve ihracatının yapılması hukuka ve mevcut duruma da aykırılık gösterdiğini, davalının müvekkilinin izni ve muvafakati olmaksızın müvekkiline ait markalı ürünlerle birebir aynı olan taklit ürünlerin satışını ve ithalatını yaptığını, müvekkili tarafından defalarca hukuka aykırı işlemlere son verilmesi gerektiğinin davalıya bildirilmiş olmasına rağmen hukuka aykırı eylemlerine son vermediğini,
ihtarnamelere rağmen müvekkilinin markasını taklit etmeye ve kullanımlarına son vermeyen davalı şirket hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ..... soruşturma sayılı dosyası neticesi ile davalı şirket yetkilisi hakkında Bakırköy ....
Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi'nde dava açıldığını, davalının haksız kullanımlarının bilirkişi raporu ile de sabit hale geldiğini, davalının mevzuata aykırı bir biçimde ithal etmiş olduğu ve kendi yerinde üretimde de bulunduğunun açıkça anlaşılan ürünlerle ilgili eylemleri ilgili mevzuata aykırılık teşkil etmesi haricinde müvekkilinin ticari faaliyetleri bakımından haksız rekabete de sebebiyet verdiğini, açıklanan nedenlerle davalının, davacının markasından doğan haklarına tecavüz teşkil eden fiillerinin durdurulmasına ve tecavüzün giderilmesine,
bu kapsamda davalının, davacı müvekkilinin "......" markası ile aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer veya halk nezdinde iltibasa sebebiyet veren ibarelerin kullanmasının yasaklanmasına, tecavüz oluşturan taklit ürünlere Türkiye sınırları içerisinde veya gümrük ve serbest liman veya bölge gibi olanlar da dahili bulundukları her yerde el konulmasına ve bunların imhasına, davalının eylemlerinde oluşan haksız rekabetin tespitini, önlenmesine, yasaklanmasına, kaldırılmasına, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
BİRLEŞEN ...
ESAS SAYILI DOSYADA CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesi ile, söz konusu "......" markanın gerçek sahibinin "....." yurtdışı (İsviçre) şirketi olduğunu, ......'in tescilinin kötüniyetli olduğunu, hukuka ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununa açıkça aykırı olduğunu, söz konusu gerçek marka sahibine de taraflarınca durumun bildirildiğini, işbu hukuka aykırı tasarruflar için gerekli işlemlerin yapılmaya başlandığını, ...... hakkında, gerçek marka sahibi tarafından dava açıldığını, müvekkili ..... şirketinin, 1992 yılından bugüne markanın gerçek sahibi olan .... firması ile çalıştığını, yıllardır firmanın ürünlerini ve "......
17.30 SUP" ürününü sattığını, ...... şirketinin bütün olarak "......" ve "......" markalarını ilk kez ortaya koyması, kullanması ve piyasada maruf hale getirmesi sebebiyle, anılan marka üzerinde önceye dayalı kullanımdan doğan bir marka hakkı bulunduğunu ve anılan markanın gerçek hak sahibi olduğunu, Yargıtay'ın bir çok kararında marka üzerindeki öncelik hakkının o markayı ihdas ve istimal eden ve piyasada maruf hale getiren kişiye ait olduğunu, buna gerçek hak sahibi denildiğini, bu gibi durumlarda markanın tescilinin yalnızca açıklayıcı etkiye sahip olduğunu, diğer bir deyişle marka üzerindeki hakkın tescilden önce doğduğunu,
davalı ......'in ülkemizde markayı kullanmasının ve tescil işlemi yapmasının hakkaniyet, hukuk ve dürüstlük kuraları çerçevesinde hukuka aykırı olduğunu ve taklitçi girişimlerin Yargıtay'ın pek çok içtihadında görüldüğü üzere en başta kötüniyet gerekçesiyle reddedilmeye mahkum olduğunu, açıklanan nedenlerle, davacı eylemleri açıkça kötü niyetli ve hukuka aykırı olduğundan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizin 20/04/2022 tarih, .... esas, .... karar sayılı kararı ile, dosyanın mahkememiz işbu dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği görülmüştür.
BİRLEŞEN .....
ESAS SAYILI DOSYADA DAVA : Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkili şirketin kuruluşundan bu yana kurucusunun isminin baş harflerinden oluşan ve aynı zamanda ticari unvanının esas unsuru olan .... ibaresini marka tescillerine konu edildiği haliyle, şirketin resmi web sitesi adresinde ve tüm kurumsal ve tanıtma amaçlı belgelerde, ürün ambalaj ve etiketlerinde, ana ticaret markası olarak ve yine ...... ibaresini bir alt marka olarak sürekli ve yoğun bir biçimde kullandığını, söz konusu ibarenin ilk kez 2007 yılında olmak üzere birçok ülkede müvekkili adına tescil edildiğini,
müvekkilinin 1992 yılından bu yana da distribütörleri aracılığıyla da söz konusu markayı birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de aktif olarak kullandığını ve bu yoğun kullanım sayesinde alanında bilinir markalardan biri haline geldiğini, davalının ise 1978 yılından bu yana müvekkilinin ülkemizde de kullandığı ve alanında bilinen markaların birebir taklidi olan ...... .... kelime ve şekil kombinasyon markasını TPMK nezdinde ..... tescil numarası ile müvekkilinin ürünlerini de kapsayacak şekilde 3.sınıfta kullanılmak üzere adına tescil ettirdiğini,
davalının 16/10/2020 tarihli ...... numaralı başvuru ile aynı markayı bu kez 35.sınıfta tescil için girişimde bulunduğunu, ancak taraflarınca yapılan itiraz sonucu başvurunun tümden reddedildiğini, davalının, müvekkili şirketin önceye dayalı kullanımdan doğan haklarını yok sayarak,
müvekkilinin markasal kullanımlarına karşı tehdit unsuru olarak ileri sürdüğü ....... numaralı "...... ...." ibareli markayı, tescil tarihinden yani 10/10/2016 tarihinden bu yana 5 yıllık hoşgörü süresi içinde tescil edildiği sınıftaki mal ve hizmetler bakımından kesintisiz, yoğun ve ciddi bir şekilde kullanmadığını, bu nedenle markanın SMK 9, 26 ve geçici 4.maddesi uyarınca iptalini talep ve dava etmiştir.
BİRLEŞEN ..... ESAS SAYILI DOSYADA CEVAP : Davalı ...... 23/01/2023 tarihli cevap dilekçesi ile, davacının iddialarının mahkemeyi yanıltmaya yönelik olduğunu, davacı firmanın kötüniyetli olduğunu, davacının, taraflarına ait .... numaralı ait markaya tecavüz ettiğini, .... tescil numaralı markalarıyla ilgili olarak firmalarının kimya sektöründe faaliyet gösterdiğini ve endüstriyel temizlik ürün satımı ile iştigal edildiğini, markalarını 2014 yılından itibaren aktif şekilde kullandıklarını, davacı firmanın iddia ettiği gibi ülkemizde herhangi bir firma ile ilgili distribütör/bayi/temsilcilik vs.bir yerleşkesi, irtibatı bulunmadığını, dava dilekçesindeki tüm iddiaların gerçeği yansıtmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan davacı ve davalıya ait marka sicil kayıtları celp olunmuştur.
Dosya, ana dosya davalısına ait ... tescil numaralı markanın hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişiler 11/10/2022 tarihli raporlarında; " "......" markasının ..... no ile 3. Sınıfta davalı adına Türk Patent nezdinde tescil edilmiş olduğu, davacının .... ve ...... markalarını 01/03/07.
Sınıfta yer alan emtialar açısından ilk olarak ihdas ve istimal ettiği, davacının 3. sınıfta yer alan .... ve ...... markalı ürünleri, davalının hükümsüzlüğü talep edilen markanın başvuru tarihi itibariyle markanın Türkiye’de kullanımını yaptığı, davacının .... ve ...... markalarının tanınmış marka olmadığı, davalının .... no ile 3. Sınıfta tescil edilmiş olan "......" markasının SMK .nun 6/1, 6/3,6/6 ve 6/9 maddeleri mucibince hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğu" hususlarını tespit ve rapor etmişlerdir.
Ana dosya ve birleşen ..... esas sayılı dosya davacısı vekili 31/10/2022 tarihli dilekçesi ile, öncelikle ......'e ait ...... tescil numaralı markanın kullanmama nedeni ile iptali konulu ve iş bu dosya ile birleştirilen ..... esas sayılı davanın, davada gelinilebilen aşama, dava sebebi, hüküm ve sonuçlarının farklı olduğu da gözetilerek ana dosyadan tefrik edilmesini, yargılamasına ayrı devam edilmesini ve kullanmama nedeni ile iptal koşullarının oluşup oluşmadığının tespiti için dosyanın bilirkişiye gönderilmesini, asıl davada ki hükümsüzlük taleplerinin ise kabulüne, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen ..... esas sayılı dosyada davalı vekili 31/10/2023 tarihli dilekçesi ile, bilirkişi raporunun aleyhe hususlarına itiraz ettiklerini, markalı ürünleri, davalının hükümsüzlüğü talep edilen markanın başvuru tarihi itibariyle markanın Türkiye’de kullanımını yaptığı, asıl davada "...... ...." markanın gerçek sahibi davacı "......" yurtdışı (İsviçre) şirketi olduğundan, ......'in markasının/tescilinin kötüniyetli olduğunu, hukuka ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununa açıkça aykırı olduğundan asıl davanın kabulüne, birleşen davada, "......" markanın gerçek sahibi asıl dava davacısı olduğundan, birleşen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Ana dosyada davalı, birleşen .... esas sayılı dosyada davacı vekili 23/11/2022 tarihli dilekçesi ile, 11/10/2022 tarihli bilirkişi raporunda aleyhlerine olan hükümlere itiraz ettiklerini, yerel tescilin her zaman korunması gerektiğini, hukuk sistemimiz ve yargı kararlarımızın da bu yönde olduğunu, bu durumun Mahkemece de dikkate alınmasını talep ettiklerini, davacı tarafından açılan davada zamanaşımı/hak düşürücü süre dolmuş olduğundan davanın bu nedenle reddi gerektiğini, davacının dosyaya sunmuş olduğu faturaların tek başına delil değeri olmadığını,
faturaların gerçek olup olmadığının ancak yapılacak defter incelemesinde anlaşılabileceğini, bu yönüyle ispat kabiliyeti bulunmadığını, ayrıca, fatura miktarlarına bakılırsa yılda yapılan 3-4 satışla bir marka değeri oluşturmuş olunduğu iddiasının kabulünün mümkün olmadığını, müvekkilinin marka tescilinden önceki döneme ait satış bedellerinin miktarlarının da çok düşük olduğunu, bu nedenle davacının öncelikli hak sahibi olduğunu iddia etmenin pek mümkün olmadığını, yine müvekkilinden önceki dönemlerde yapılan tescil başvurularında sadece "...." ibaresi bulunduğunu, "......" ibaresinin yer almadığını, ....'nin açılımının, .....
Lojistik hizmetleri olduğunu, .... yetkililerinden .... ve kızkardeşinin daha önce sahibi oldukları ..... Maddeleri firması kapandıktan sonra bu işe başladıklarında baş harflerinden Logo tasarımcısı yardımıyla bu amblemi oluşturduklarını, davacının logosunun bilirkişi raporundan da görüleceği üzere içiçe geçmiş şekilde "...." olduğunu, ...... ibaresi ile ilgili hiç bir şekilde hiç bir marka başvurusunda bulunmadığını, logodaki yaprağın, ......
Temizlik şirketine ait logodaki kelebeğin kanadı olmakla beraber, aynı zamanda yaprak görüntüsü verilerek ürünlerin doğaya dost olduğunun da ima edildiğini, davacının ABD'de yapmış olduğu tescil başvurusunun reddedildiğini, bu yönüyle de yapılan tespitin gerçeği yansıtmadığını, 03. Sınıf tescillerde mevcut olmadığını, bilirkişi raporunda 03. sınıf tescili de mevcuttur denildiğini, https://.... linkten bu durumun görüleceğini, davacının, müvekkiline ait logoyu 2017'de tescil ettirdiğini, bunun öncesinde kullandıkları logonun farklı olduğunu, https://www..... linkinden kullanılan logonun görüleceğini, açıklanan nedenlerle,
taraflı bilirkişi raporunda aleyhe olan kısımlara itiraz ettiklerini, yeniden farklı bir heyetten rapor alınmasını talep etmiştir.
Dosyanın, birleşen ... esas sayılı dosya yönünden davacının lisans alan sıfatıyla kullandığı ve hak sahibi olduğu .... tescil numaralı markadan doğan haklarına davalının tecavüzünün ve haksız rekabetinin bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise sonuçlarının nasıl ortadan kaldırılacağı hususlarında; birleşen ... esas sayılı dosya yönünden ... tescil numaralı markanın kullanılmama nedeniyle iptal koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda ana rapor, asıl dosyaya sunulan itirazlar bakımından ek rapor tanzim edilmek üzere dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişiler 27/03/2023 tarihli ayrıntılı ve gerekçeli raporlarında.
"ASIL DAVA AÇISINDAN; "...... ...." markasının ... no ile 3. Sınıfta davalı ...... adına Türk Patent nezdinde tescil edilmiş olduğu, davacının .... ve ...... markalarını 01/03/07.
Sınıfta yer alan emtialar açısından ilk olarak ihdas ve istimal ettiği, davacının 3. Sınıfta yer alan .... ve ...... markalı ürünleri, davalının hükümsüzlüğü talep edilen markanın başvuru tarihi itibariyle markanın Türkiye’de kullanımını yaptığı, davacının .... ve ...... markalarının tanınmış marka olmadığı, davalının .... no ile 3. Sınıfta tescil edilmiş olan "...." markasının SMK .nun 6/1, 6/3,6/6 ve 6/9 maddeleri mucibince hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğu, BİRLEŞEN BAKIRKÖY ...
FSHHM ...
ESAS SAYILI DAVA AÇISINDAN; davalı ......'in adına ... no ile tescilli "...... ...." markası 10/10/2016 tarihinde tescil edilmiş olup, iptal davası açılış tarihi olan 20/12/2021 tarihi itibariyle tescil tarihinden itibaren 5 yıl süre geçmiş olup, davalının markasını işlevine uygun ciddi biçimde kullanma ve bunu ispat etme yükümlülüğü olduğu, yapılan incelemelerde davalının sözkonusu markayı dava konusu markaya yönelik kullanımların, yıllık ciro üzerindeki payının çok düşük olduğu, tespit edilen kullanımların ciddi kullanım olarak kabul edilemeyeceği, iptal koşullarının mevcut olduğu, BİRLEŞEN BAKIRKÖY ....
FSHHM ...
ESAS SAYILI DAVA AÇISINDAN; davalının, Birleşen dosyada davacı (asıl davada davalı) ...... adına ... no ile tescilli "....." markasının tescil kapsamı içinde 03. Sınıfta yer alan "Temizleme şampuanı" ürünü üzerinde ...... markasını kullandığı, sözkonusu kullanımın orta düzeyde tüketici kitlesi nezdinde iltibasa neden olabileceği, ancak ...... ve ... markalı (şampuan) ürünlerin 2010 yılından itibaren asıl davada davacı .... firmasından ithal ederek Türkiye pazarında sattığı, .... ... ve ...... markalarını 01/03/07.
Sınıfta yer alan emtialar açısından ilk olarak ihdas ve istimal ettiği tespit edilmiş olduğundan birleşen işbu davada davalı tarafın kullanımlarının marka hakkına tecavüz teşkil etmeyeceği" hususlarını tespit ve rapor etmişlerdir.
Ana dosyada davalı, birleşen ... esas sayılı dosyada davacı vekili 17/04/2023 tarihli dilekçesi ile, 27/03/2023 tarihli ek bilirkişi raporunda farklı veriler ortaya konulduğunu, ilk rapordan farklı tespitler yapıldığını, asıl dava yönünden davacının defter sunmadığını, asıl dava yönünden ...
A.Ş. şirketinin defterlerine delil olarak dayanılmadığını, bu nedenle asıl dava yönünden davacının iddialarını ispatlayamayacağını, kök bilirkişi raporuyla çelişkili tespitler yapılmasına rağmen her nasılsa aynı sonuçlara ulaşıldığını, ekte davacı ile davalı müvekkil ...... arasında Ankara ....
Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasına sunulan bilirkişi heyet raporu aynı verilerle açılan davada davalının ".... ......" markasının davacının haklarını ihlal etmemiş olduğu kanaatine vardığını, aynı konu ile ilgili 3 tane çelişkili bilirkişi raporu bulunduğunu, bu nedenle gerekirse tüm masrafı taraflarına ait olmak üzere dosyanın, içinde üniversite akademisyenlerinin de bulunduğu yeni bir heyete gönderilmesini, sektör bilirkişisi yanlı beyan ve tespitlerde bulunduğundan sektör bilirkişisine dosyanın verilmesine yer olmadığı taleplerini yinelediklerini,
ek bilirkişi raporunda yapılan aleyhe olan hükümlere itiraz ettiklerini, müvekkilinin marka tescilinin, davacıdan 2 yıl eski olduğunu, davacının markasında "......" ibaresinin olmadığını, 2015 yılı öncesinde davacının müvekkiline ait marka logosunu kullandığına dair hiç bir delil mevcut olmadığını, birleşen dosya davalısı ...
A.Ş.'nin defterlerinde yapılan incelemelerde, defter kayıtları ve faturalar mevcut olmamasına rağmen muhasebe kayıtlarına dayanarak, abartılı rakamlara göre davacının Türkiye'de geniş hacimli ithalat gerçekleştirdiği verilerine dayanarak karar verilmesinin mümkün olmadığını, bunun yanında yerel tescilin her zaman korunması gerektiğini, hukuk sistemimizin ve yargı kararlarımızın da bu yönde olduğunu, davacı tarafından açılan davada zamanaşımı/hak düşürücü süre dolmuş olduğundan davanın bu nedenle reddini talep ettiklerini, kök raporda davacı şirket defterlerini sunmadığı gibi,
ek bilirkişi raporu incelemesinde de şirket deflerlerini inceleme için hazır etmediğini, kök rapora itirazlarını tekrar ederek yeniden üniversite akademisyenlerin de yer aldığı farklı bir heyetten ücreti taraflarından karşılanmak üzere rapor alınmasını, teknik döküm şirketinin iddialarını kabul etmemekle birlikte vergi ve gümrük beyannamelerinin ilgili kurumlardan celbini talep etmiştir.
Asıl dosyada dava, davalıya ait ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğü talebine; Birleşen Mahkememize ait ... esas sayılı dosyada dava, davacının lisans alan sıfatıyla kullandığı ve hak sahibi olduğu ... tescil numaralı markadan doğan haklarına davalının tecavüzünün ve haksız rekabetinin tespiti, durdurulması ve giderilmesi talebine; Birleşen Mahkememize ait ... esas sayılı dosyada dava, davalıya ait ... tescil numaralı markanın kullanılmama nedeniyle iptali talebine yöneliktir.
Asıl dosyada, davacı, dava dilekçesinde hükümsüzlük talebini, SMK 6/1, 6/3, 6/4, 6/5, 6/6, 6/9 ve 25/1 maddelerine dayandırmıştır.
SMK'nun 25.md'si hükümsüzlük hallerini düzenlemektedir. Buna göre 5.md'deki mutlak red; ve 6.md'deki nisbi red sebepleri hükümsüzlük sebebidir.
SMK'nun 6/1 md'sine göre, tescil başvurusu yapılan bir markanın tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırılma ihtimali ortalama tüketicilerin her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyor ise doğrudan karıştırma ihtimali; eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırd ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırma ihtimalinden söz edilecektir.
Davalının davaya konu markası "......" unsurlarından oluşmaktadır. Davalının fiili markasal kullanımları ve uluslararası tescilleri ise "......" ve "...." ibareleri ve bu ibarelerin kombinasyonundan oluşmaktadır. Taraf markalarının her ikisinde de "...." harflerinin yazılı olduğu "..." harfi içinde ... figürü bulunmaktadır. Bu durumda taraf markaları arasında fonetik, görsel ve kavramsal benzerlik yüksek düzeyde bulunmaktadır. Davacının fiili markasal kullanımları ile davalı markası arasında sınıfsal ayniyet ve benzerlik mevcuttur.
SMK'nun 7/1.maddesine göre: "Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir". SMK'nun 6/3 maddesine göre ise: "Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
"
SMK'nun 7/1 ve 6/3 maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, tescil ile marka korumasının başlayacağı yönündeki ilkenin istisnasının kullanım yolu ile marka hakkının elde edilmesi olduğu, tescli başvurusundan önce o markayı ihdas eden, kullanan, piyasada maruf hale getiren ve marka üzerinde hak elde eden kimsenin tescil sahibine karşı bu hakkını hükümsüzlük davası yolu ile ileri sürebileceği kabul edilmektedir.
Davaya konu ... tescil numaralı "....." ibareli marka başvurusu 03.sınıfındaki emtialar için 29/12/2015 tarihinde yapılmıştır. Davacının uluslararası tescillerinden ... tescil numaralı "...." markası ise 16/10/2007 tarihlidir. Davacı ayrıca 2010 tarihli "...." markalı ürünün Türkiye'ye gönderildiğine dair faturalar, ....
Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi/İstanbul'a 10/08/2010 tarihli "......" markalı ürünün Türkiye'ye gönderildiğine dair fatura, 10/11/2010 tarihli "......" markalı ürünün ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'ne gönderildiğine dair fatura sunduğu, ...
Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi ile davacının söz konusu fatura ve ticari faaliyetlerinin teyit edildiği ve söz konusu birleşen dosya davalısı firma tarafından 2011-2012 yıllarında davacıdan "......" markalı şampuanların ithal edilerek Türkiye pazarında satışını yaptığı, aynı birleşen dosya davalısı firmanın sunduğu fatura ve kataloglara göre satışın tespit olunan en eski tarihlerinin 2010 yılına dayandığı, "www....." alan adının 12/03/2013 tarihinde davacı tarafından oluşturulduğu, web sitesi içerisinde markasal kullanımların yer aldığı,
tüm bu delillere göre, davacının, davalı markasının koruma tarihinden çok önce "...." ve "..." markalarını Türkiye'de ticari kullanımına konu ettiği, kullanımın önceye dayandığı gibi üzerinde hak elde edilmesine yetecek kapsam ve hacimde olduğu, bu itibarla SMK 6/3 maddesi gereği hükümsüzlük koşullarının oluştuğu kanaatine ulaşılmıştır.
SMK'nun 6/4 maddesine göre, Paris Sözleşmesinin birinci mükerrer altıncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. 556 sayılı KHK'da mutlak red nedeni olarak öngörülen söz konusu hal 27/05/2015 tarihli Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilmiş, nihayetinde 6769 sayılı Kanunda nispi bir tescil engeli ve hükümsüzlük gerekçesi olarak mevzuatımızdaki yerini almıştır.
SMK'nun 6/5 maddesine göre: "Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir."
Her ne kadar davacı tanınmışlık iddiasında bulunmuşsa da her somut olayda ayrıca bu iddiaya dayanan tarafın ispat yükümlülüğünde bulunduğu, bu iddiasını ispata yarayacak delillerini sunamadığı ve bu hususu ispatlayamadığı anlaşılmıştır.
SMK 6/6 maddesine göre "Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir."
Somut olayda davalı markasının, davacıya ait ticaret unvanının asli-çekirdek unsuru olan "...." ibaresini ihtiva etmesi nedeni ile de madde kapsamında hükümsüzlük koşullarının oluştuğu anlaşılmıştır.
Kötüniyet iddiası yönünden yapılan incelemede;
Kötüniyetten ne anlaşılması gerektiği ve hangi koşullarda varlığının kabul edilmesi gerektiği her somut olayda ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husus olmakla birlikte "ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak ve başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlamaya yönelik olarak, "önceki marka sahibini tescil konusu ürünleri pazarlamaktan alıkoyma, piyasaya girmesini engelleme amacı ile" yapılmış tesciller kötüniyetli kabul edilmektedir.
Hukukumuzda iyiniyet asıldır. Yani kötüniyet iddiasında bulunan bu iddiasını ispat külfeti altındadır. Davaya konu olayda davalının kötüniyetli tesciline delalet eder yeterli ve somut delil dosyaya sunulmadığı, davacının tanınmışlığı ispatlanamayan tescilsiz markasından haksız yarar sağlama iddiasının söz konusu olamayacağı ve bu iddianın ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır.
Birleşen ... esas sayılı dosyada, davacı taraf, davalıya ait markanın kullanılmama nedeniyle iptalini talep etmiş ise de, asıl dosya yönünden davalıya ait ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiş olduğundan kullanılmama nedeni ile iptal davasında karar verilmesine yer olmadığına kararı vermek gerekmiştir. Ancak alınan rapor ve toplanan deliller kapsamında birleşen dosya davalısının dava konusu markaya yönelik kullanımlarının yıllık ciro üzerindeki payının çok düşük olduğu, ciddi kullanım koşullarının gerçekleşmediği ve davacının davasında haklı olduğu anlaşıldığından birleşen ... esas sayılı dosya yönünden yargılama gideri ve vekalet ücreti davacı lehine taktir olunmuştur.
Birleşen .. esas sayılı dosya yönünden yapılan değerlendirmede ise;
Asıl davada verilen hükümsüzlük kararının geçmişe etkili mahiyeti karşısında tecavüz iddialarından kaynaklanan birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Tüm bu nedenlerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
ASIL DAVADA
1-Davacının davasının KABULÜ İLE,
-Davalıya ait ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğüne, karar kesinleştiğinde sicilden terkinine,
2-Alınması gereken 179,90 TL harçtan, peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 120,60 TL harcın, davalı ......'ten alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davacı kendisini vekille temsil ettirmekle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 15.000,00 TL vekalet ücretinin, davalı ......'ten alınarak, davacı .... ...'ya verilmesine,
4-Davacı tarafça yapılan 59,30 TL başvurma harcı, 59,30 TL peşin harç, 4.500,00 TL bilirkişi ücreti ve 1.191,50 TL posta/tebligat masrafı olmak üzere toplam 5.810,10 TL yargılama giderinin, davalı ......'ten alınarak davacı ....'ya verilmesine,
5-Karar kesinleştiğinde kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
-BİRLEŞEN MAHKEMEMİZE AİT ...SAYILI DOSYADA
1-Davacının davasının REDDİNE,
2-Alınması gereken 179,90 TL harçtan, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 99,20 TL harcın, davacı ...... Endüstri Temizlik Maddeleri ve Gıda Pazarlama İthalat ve İhracat Ticaret Anonim Şirketi'nden alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davalı kendisini vekille temsil ettirmekle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 15.000,00 TL vekalet ücretinin, davacı ...... Endüstri Temizlik Maddeleri ve Gıda Pazarlama İthalat ve İhracat Ticaret Anonim Şirketi'nden alınarak davalı ...Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'ne verilmesine,
4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
5-Karar kesinleştiğinde kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
-BİRLEŞEN MAHKEMEMİZE AİT ... ESAS SAYILI DOSYADA
1-Asıl davada iş bu davaya konu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiş olduğundan kullanılmama nedeni ile iptal davasında karar verilmesine yer olmadığına,
2-Alınması gereken 179,90 TL harçtan, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 99,20 TL harcın, davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre, davacı kendisini vekille temsil ettirmekle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 15.000,00 TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 118,60 TL yargılama giderinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Karar kesinleştiğinde kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliyesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere tüm taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.26/05/2023
Katip ... · ¸ Hakim .... · ¸
Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2022/12, K. 2023/149, 26 Mayıs 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama