KÜNYE
T.C. Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 30 Kasım 2023
- Esas no
- 2019/508
- Karar no
- 2023/1083
- Asıl dava
- Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Asıl dava tarihi
- 09/07/2019
- Dava
- Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 16/10/2019
- Birleşen davada dava
- Alacak (Taşınmaz Alım-Satım Kaynaklı
- Birleşen dava tarihi
- 06/11/2020
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 19/12/2023
Karar Metni
7.028 kelime·35 dk okuma·25 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan), Alacak (Taşınmaz Alım-Satımı Kaynaklı), Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
ASIL DAVADA
Davacı vekili tarafından Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine sunulan 09/07/2019 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde özetle. Davalı şirket ile dava dışı arsa sahibi .... Turizm Gıda...A.Ş arasında Büyükçekmece Gürpınar da bulunan ... ada, .... sayılı parsel üzerinde kat karşılığı inşaat yapımı konusunda Bakırköy ....
Noterliğinde 09.02.2006 tarihinde ..... yevmiye sayılı “Düzenleme şeklindeki Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi” imzalandığını, sözleşme uyarınca davalı yükleniciye düşen .... ve .... numaralı bağımsız bölümler dışındaki taşınmazlara isabet eden tapu payları hariç kalan otopark ve alışveriş merkezinde ..., konutlarda ise ... olmak üzere tüm payın ....'nun davacı şirkete devri konusunda taraflar arasında görüşmelere başlanıldığını, ... tapu payının devir bedeli olarak davalı şirkete dava tarihine kadar 2.448.168,00 USD ödeme yapıldığını,
devrin gerçekleşememesi ve yapılan görüşmelerden sonuç alınamaması üzerine ödenen paranın iadesinin istenilmek zorunda kalındığını, bu amaçla dava şirketin yönetim kurulu başkanı tarafından davalı şirkete Kadıköy ....
Noterliğinden 10.08.2018 tarihinde gönderilen .... yevmiye sayılı uyarı ile ödenen tutarın 3 gün içinde müvekkili şirkete ödenmesinin istenildiğini, ihtarnameye yanıt verilmediğini ve ödenen satış bedeli haksız olarak davalı şirketin malvarlığında kaldığını, yapılan ödemelerin varlığının - davalı şirketin sunduğu - belgelerde de görüleceğini, davalı şirketin dava konusu projedeki bağımsız bölümlerin satışına devam ettiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 60.000,00 USD nin 20.08.2018 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca faizi ile birlikte davalıdan alınmasına,
davalı taşınmazın içinde yer alan bağımsız bölümlerin, üçüncü kişilere devrinin önlenmesi ve tapu kayıtları üzerine “davalıdır” şerhi konulması yönündeki tedbir istemlerinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
ASIL DAVADA SAVUNMA
Davalı vekili mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle.
Davalı vekili yanıt dilekçesinde özetle; davacı şirketin bir aile şirketi olduğunu, ..... tarafından gönderilen ihtarnamede davacı şirketin adının geçmediğini, bu konuda bir açıklamanın da yer almadığını, kendisi ile bir ticari ilişkileri olmadığını, bu nedenle bu kişinin bir alacağının da bulunmadığını, gönderilen ihtarnamenin açılan dava ile ilgisinin olmadığını, bu yüzden davalı şirketi bağlayıcı bir yönü bulunmadığını, delil olarak gösterilmesine de onay vermediklerini, davacı şirketin ödediğini iddia ettiği 2.448.168,00 USD nin kabulü anlamına gelmemek üzere, davacı şirketin ....
AVM de satın almayı düşündüğü tapu paylarına için bazı ödemelerde bulunduğunu, ancak bu ödemelerin USD olarak değil de TL. olarak yapıldığını, şirket kayıtlarının incelenmesi sonucu davacı şirketin davalı şirkete 2.300.000,00 TL. ödeme yaptığını ve karşılığında kendisine 2.300.000,00 TL. tutarında fatura kesilerek hesabın kapatıldığının anlaşılacağını, davacının projeden tapu payı almaktan vazgeçmesi üzerine davacıya 12.07.2017 tarihinde 260.000,00 USD ile 01.05.2017 tarihinde ise 1.351.162,24 TL gönderildiğini,
bu ödemelerin davacı ödemelerine mahsubu halinde kendilerinin bir borcunun olmadığının aksine alacaklı olduklarının ortaya çıkacağını, iyi niyetle yapılacak görüşmeler sonucu hesapların incelenerek davacının davalı şirketten bir alacağı ortaya çıktığı taktirle bunu ödemeye hazır olduklarını belirterek haksız ve dayanıksız açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
BİRLEŞEN BAKIRKÖY .... ASLİYE TİCARET
MAHKEMESİNİN .... ESAS SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN
İDDİA
Davacı vekili tarafından Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine sunulan 16/10/2019 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde özetle. Müvekkili şirket ile dava dışı “.... İnşaat....A.Ş. ve .... Gayrimenkul Geliştirme ve Yatırım A.Ş. arasında ..... 'nin sahibi olduğu Beylikdüzü ... Mahallesi ... ada .... sayılı parselde kayıtlı 139.800,39 m2 alanlı arsada yapılacak inşatlarla ilgili olarak Bakırköy ....
Noterliğinde 20.02.2013 tarihli .... yevmiye numaralı “düzenleme şeklinde arsa satışı karşılığı gelir paylaşımı sözleşmesi” imzalandığını, sözleşmenin “5.8” maddesine göre taşınmaz satışı sözleşmelerinin yüklenici ile alıcılar arasında imzalanması nedeniyle alıcılara yapılan satış bedelleri üzerinden alıcılar adına fatura düzenleme ve KDV mükellefiyetinin yükleniciye ait olduğunu, sözleşmenin imzalanması sonrasında dava dışı .... İnşaat ile Büyükçekmece ....
Noterliğinde 19.09.2013 tarihli .... yevmiye sayılı adi ortaklık sözleşmesi imzalandığını, davacı müvekkili şirketin adi ortaklıkta ..., dava dışı ...
İnşaatın ise ... pay sahibi olduklarını, adi ortaklık sözleşmesinin “7.3 maddesinde, “...satışı yapılan bağımsız bölümlerde tarafların mevcut hisseleri oranında müşterilere faturalar tanzim edileceği ve müşterilere faturaların, ortaklık tarafından değil ortaklığı oluşturan şirketler tarafından ve ortaklıktaki payları üzerinden tanzim edileceğinin..." yazılı olduğunu, davalı .... İnşaat A.Ş. ile de dava konusu projede bulunan.
A2 Blok 15, A3 blok 15,16,17,18,20,21,22, B1 blok, 7, B3 blok 4, C1 blok, 6,7, C2 blok 4,5,6,7, C3 blok,3,4,5,6,7, E1 blok 1,2,3,4, E2 blok,1, E3 blok 1,2,3,4,5, D9 blok 33, B7 blok 21, D4 blok 1,2, D5 Blok 1 ve 2 nolu daireler olmak üzere 37 bağımsız bölümün satışı konusunda anlaşmaya varıldığını, karşılıklı güvene dayalı olarak bağımsız bölümlerin devrinin gerçekleştirildiğini, aradan geçen zamana rağmen üstelik bağımsız bölüm satış bedellerine ilişkin faturaların itirazsız kabul edilmesine rağmen davalı şirket tarafından kendilerine sadece 2.200,000,00 TL. ödemede bulunulduğunu,
satış bedelinin kalan kısmı olan 5.303.750,62 TL'nin ödenmediğini belirterek 5.303.750,62 TL'nin tapu devirlerinin yapıldığı 13.07.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davalı şirketin taşınır ve taşınmazları ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini istemiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkilin satın aldığı 37 adet bağımsız bölümün inşa edildiği arsanın sahibinin .... A.Ş. olduğunu, arsa sahibi şirketin tapu devrine, satış bedelini tahsile, tahsil edilen bedelin %41,5 lik kısmını arsa sahibi olarak alarak kalan %58,5 payı yükleniciye devretmeye yetkili ve görevli olduğunu, satış ve pazarlama yetkisinin ise Yüklenici ....
İnşaat ..A.Ş. ile davacı şirketin oluşturduğu adi ortaklığa ait olduğunu, müvekkilinin ise satış bedelini ödeyerek taşınmaz satın alan üçüncü kişi sıfatını taşıdığını, müvekkilinin KDV dahil 30.631.000,00 TL satış bedelini arsa sahibi olan .....
A.Ş. ye ödeyerek tapuları devir ve temlik aldığını, bu nedenle kendilerine husumetin yöneltilemeyeceğini, arsa sahibi şirket ile yüklenici şirketler arasında imzalanan 20.02.2013 tarihli “Düzenleme Şeklinde Arsa Satışı Karşılığı Gelir Paylaşımı “ Sözleşmesine göre üçüncü kişilere satılacak bağımsız bölümlerin satış bedellerinin arsa sahibi ve yükleniciler adına açılan, yönetim ve tasarruf yetkisi arsa sahibinde olan ortak banka hesabına yatırılacağını, ancak uygulamada banka kredisi kullanılması halinde bankalar doğrudan tapu sahibi kim ise ödemeyi de o kişiye yaptıkları için arsa sahibi olana ....
A.Ş. hesabına yatırıldığını, arsa sahibi sözleşme uyarınca kendi payı olan 9041,5 kısmı aldıktan sonra kalanı adi ortaklık hesabına gönderdiğini, sözleşme uyarınca arsa sahibinin yüklenicilere arsa payı faturası keseceğini, yüklenicilerin ise satılan bağımsız bölümün satış bedeli üzerinden alıcıya adi ortaklık hisseleri oranında gayrimenkul satışına ilişkin fatura düzenleyeceklerini, 37 adet dükkanın KDV dahil satış bedeli olan 30.631.000,00 TL. banka kredisi kullanılmak suretiyle ödendiği için bu tutar doğrudan doğruya arsa sahibinin hesabına ödendiğini,
bu şekilde sözleşmeye ve taraflar arasında kabul görmüş uygulamaya ve hukuka aykırı hiçbir durum olmadığını, davacı şirket ile davalı şirket arasında davacının payına düşen satış bedelinin doğrudan davacı şirkete yapılacağına dair bir sözleşme hükmü bulunmadığını, 37 adet bağımsız bölümün tapu devrenin gerçekleşmiş olmasının bedelin ödendiğinin açık göstergesi olduğunu, tapu satış senedinde de satış bedelinin tümü ile ödendiğinin açıkça belirtildiğini, dava dışı arsa sahibi şirketin kendi payına düşen kısım dışında kalan satış bedelini davacıya göndermemesi davalı alıcı şirketin sorumluluğu altında bulunmadığını,
haricen öğrendiklerine göre arsa sahibi şirketin satış bedelinden 1.500.000,00 TL.
Sini davacının hesabına, 13.944,250,00 TL. sini ise adi ortaklık hesabına gönderdiğini, davacının davalı adına sözleşme hükümleri uyarınca fatura düzenlediğini, 37 adet bağımsız bölüm için düzenlenen davacı faturaların KDV dahil toplam tutarının 7.503.750,62 TL. olduğunu, buna göre toplam satış bedelinin KDV dahil 37.518,753,29 TL. olacağını, bunun %41,5 lik kısmı 15.570.282,62 TL.nin arsa sahibine, kalan 21.948.470,67 TL. sinin ise adi ortaklığa ait olacağını, davacı şirketin adi ortaklıkta %20 payına göre kendisine 4.389.694,13 TL. düşeceğini, davacı şirkete arsa sahibi tarafından doğrudan 1.500.000,00 TL. gönderildiğini,
adi ortaklığa gönderilen 13.944.250,00 TL.
Den davacı şirketin %20 payına isabet eden 2.788.850,00 TL. ile birlikte davacı şirkete toplamda 4.288.850,00 TL. ödenmiş olduğunu, yukarıda açıklanan şekilde davacı payına düşmesi olası 4.389.694,13 TL'den yapılan ödeme düşüldükten sonra davacıya kabul anlamına gelmemek kaydı ile en fazla (4.389.694,13 — 4.288.850,00) 100.844,13TL eksik ödeme yapılmış gözüktüğünü, davacının tapuda satış sırasında arsa sahibine nakit olarak ödenen bedelden de kendi payına düşen tutarı aldığı düşünüldüğünde davacının bu satış ile ilgili talep edebileceği bir bedel kalmadığını, kalmış ise de bunu ancak ve ancak arsa sahibine karşı ileri sürebileceğini,
arsa sahibinin satış bedelini alarak tapuları devir ettiğini, basiretli bir tacir olması gereken davacı şirketin düzenlediği faturalar içinde arsa sahibine düşen %41,5 payın da bulunduğunu, bunun arsa sahibine ödenmiş olduğunu bilebilecek durumda olduğunun kabulü gerektiğini, belirterek açılan davanın husumet ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN BAKIRKÖY ..... ASLİYE TİCARET
MAHKEMESİNİN ..... ESAS SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN
İDDİA
Davacı vekili tarafından Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine sunulan 06/11/2020 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde özetle ; Müvekkil şirketin davalı ..... İnşaat Taahhüt Ve Ticaret Anonim Şirketi'ne karşı dava açtığı, davacı olduğu konusu aynı olan derdest olup, davanın Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .... esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle ; ... İnşaat .... A.Ş. ortak hesabına satış bedelinin 30.631.000,00 TL'lik kısmının banka kredisi ile geri kalanın ise tapuda nakit olarak ödendiğini, taşınmazların toplam satış bedelinin iddia edildiği gibi 64.136,612 TL. olmayıp 37.518.753,29 TL.
Olduğunu, hasılat paylaşımı sözleşmesinin 5 maddesinde satış bedellerinin arsa sahibi ile ortak açılan hesaba yatacağı, arsa sahibinin arsa payı karşılığı gelir faturasını yükleniciler adına keseceği, satış sözleşmesinin yüklenici ile alıcılar arasında imzalanması sonrası alıcılara yapılan satış bedelleri üzerinden alıcılar adına fatura düzenleme ve KDV mükellefiyeti sorumluluğunun yükleniciye ait olduğunun yazılı bulunduğunu, satış bedelinin arsa maliki ortak hesabına yatırılmasından sonra,
arsa malikinin arsa payı karşılığı olan %41,5 gelir faturasını yüklenicilerin oluşturduğu adi ortaklık adına kestiğini ve adi ortaklık ticari defterlerine işlenmesini müteakip 3. Kişi durumundaki .... İnşaat A.Ş. ye taşınmazın tamamının maliki olarak (%41,5 arsa sahibi + %58.5 adi ortaklık) adi ortaklıktaki payları oranında fatura kesildiğini, bu durumun taraf ticari defter kayıtlarının incelenmesi ile ortaya çıkacağını ileri sürmüştür.
DELİLLER ve GEREKÇE:
Asıl davada dava, taraflar arasında yapılan sözlü anlaşma uyarınca davacı tarafından katkı payı olarak ödenen paranın sözleşmenin gerçekleşmemesi sebebiyle iadesi istemine ilişkindir.
Birleşen Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında dava, alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Birleşen Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında dava, alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Bilirkişiler ..... tarafından mahkememize sunulan 13/01/2022 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle ;
ASIL DAVADA
Taraflar arasında sözlü anlaşma ile varılan taşınmazda tapu devrine ilişkin sözleşmenin yerine gelmediği, davacı şirketin bu amaçla davalı şirkete değişik tarihlerde ödemeler yaptığı, bu ödemelerin dava öncesi kalan kısmının 2.194.819.00 USD olabileceği, belirlenen bu davacı alacağı için yargılama aşamasında davanın ıslahı öncesi davacı şirkete davalı şirket tarafından toplamda 780.264,49 USD karşılığı, 4.500.000,00 TL. ödeme yapıldığı, taraflar arasındaki ticari ilişkide gelir ve giderlere yazılan ödemelerin o günkü TL/ USD kuru üzerinden Amerikan Dolarına çevrilerek hesaplamalara dahil edildiği,
davacı vekilinin başlangıçta 60.000,000 USD olarak açtığı kısmi davasındaki dava değerini 11.11.2019 tarihinde 1.670.597,00 USD olarak ıslah yoluyla arttırdığı, davacı alacağı olan (2.194.819,00 -780.264,49 -) USD indirim yapıldığında davacı şirketin davalı şirketten olan kalan alacağının 1.414.554,51 USD olabileceği,
BİRLEŞEN BAKIRKÖY ..... ASLİYE TİCARET
MAHKEMESİNİN ....... ESAS SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN
1-Birleşen davada davacı şirketin davalı .... İnşaat A.Ş. ye satılan 37 adet taşınmaza ilişkin satış bedelinden kalan alacağının 5.303.750,62 TL. olabileceği, mevcut kanıtlara göre bu konuda kesin bir kanaat bildirilemeyeceği, söz konusu alacakla ilgili olarak davacı tarafından düzenlenen 4 ayrı faturanın davalı ..... İnşaat...A.Ş. tarafından kabul edildiği, dava dışı adi ortaklığın ve arsa sahibi ......
A.Ş. nin ticari defter kayıtları incelenmesi ve dava konusu 37 adet taşınmaz için dava dışı arsa sahibi .....
A.Ş'nin sözleşmenin 5. Maddesine göre adi ortaklık adına düzenlendiği ileri sürülen arsa payı faturasının/ faturalarının dosyaya sunulması, satış bedeli için banka kanalı ile ve elden nakit olarak yapıldığı bildirilen ödemelere ilişkin kanıtların da sunulması halinde, dava konusu 37 adet taşınmazın gerçek satış bedelinin ne olduğu hususunun ve buna bağlı olarak davacı alacağının daha sağlıklı hesaplanabileceği, mevcut kanıtlara göre kesin bir kanaate varılamayacağı yönünde görüş ve beyan bildirmişlerdir.
Bilirkişiler .... tarafından mahkememize sunulan 08/11/2023 havale tarihli bilirkişi ek raporunda özetle ; Bilirkişi Nermin Arıcı görüşünde ;
ASIL DAVA YÖNÜNDEN
Davacı tarafından, davalıya ait ....
Alışveriş ve Yaşam Merkezi projesindeki bir kısım bağımsız bölümlerin devralınması için davalıya 2.448.168,00 USD ödeme yapıldığı, buna karşılık davalının bağımsız bölümleri devretmediği iddia edildiği, davacının alacaklı olduğu 2.448.168,00 USD'nin tahsili için şimdilik 60.000,00 USD'nin tahsili talepli alacak davası ikame ettiği, yargılama sürecinde davayı 1.610.597,00 USD ıslah ederek toplam 1.670.597,00 USD'nin tahsilinin talep edildiği, davacının sunduğu exceli tabloları ve BAM ...
Hukuk Dairesi ....
E. sayılı dosyadaki keşif tutanağında sunulan belgeler dikkate alınarak, davacının alacaklı olduğuna kanaat edilmesi halinde, dava tarihinde davacının davalıdan 2.194.819,00 USD alacaklı olduğu, yine davacı tarafından, davalının davacıya yaptığı 1.350.000,00 TL'lik ödemenin davalı adına giderler yapılması için ödendiği iddia edilmekle birlikte, davacının iddialarını ispatlayacak bir delil sunamaması nedeniyle, 1.350.0000,00 TL'lik ödemenin dava tarihinden önce davacıya yapılan bir ödeme olduğunun kabulü halinde, dava tarihinde davacının davalıdan 1.822.657,45 USD alacaklı olduğu,
dava tarihinden sonra davalının davacıya 781.438,97 USD ödeme yaptığı,
BİRLEŞEN BAKIRKÖY ..... ATM'NİN .... ESAS SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN
- Davacı (Eski unvanı ile ..... İnşaat Gayrimenkul Yat. Tic. A.Ş.) ve dava dışı ... İnşaat Taahhüt ve Ticaret A.Ş. ile .... Gayrimenkul Geliştirme ve Yatırım A.Ş. arasında .... 'nin maliki olduğu, İstanbul İli, ... İlçesi, .... Mahallesi ve tapunun ... pafta, ... Ada, .... Numaralı ve 139.800,38 m? alanlı ve imarlı kadastral arsada inşası gerçekleştirilecek yapılarla ilgili olarak Bakırköy ....
Noterliği'nin 20.02.2013 tarihli, .... yevmiye numaralı, düzenleme şeklinde arsa satışı karşılığı gelir paylaşımı sözleşmesi akdedildiği, söz konusu projeden davalıya 37 adet bağımsız bölümün satıldığı, davacının bağımsız bölüm satışlarından davalıdan bakiye alacağı olarak 5.303.750,62 TL'sinin tapu devirlerinin yapıldığı 13.07.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsili talepli huzurdaki alacak davasını açtığı, birleşen davada asıl ihtilafın, dava konusu taşınmazların satışının kaydi olarak düşük gösteri ası ile satış tarihindeki rayiç bedellerin tespitinin talep edilerek, buna göre alacak isteminden ibaret olduğu,
yapılan teknik incelemeler neticesinde davaya konu taşınmazların değerlemesi in kritik öneme sahip tüm özelliklerinin (niteliği dükkan mı daire mi olduğu, dükkanlarda depo bulunup bulunmadığı, brüt ve net alanları vb.) dava dosyasına sunulan Tapu Senetleri ile de uyumlu ve yine davacı ve davalı tarafça sunulan tabloların birbiri ile uyumlu olacak şekilde, tarafımızca incelenmek üzere dava dosyasına sunulması gerekeceği, ek rapor kapsamında söz konusu bilgilerin temin edilemediği, bu nedenle 37 adet bağımsız bölümün satış tarihindeki rayiç değeri yönünden bir tespit yapılamadığı,
ancak dava dışı adi ortaklık ve .... arasında yapılan gelir paylaşımı sözleşmesine göre değerlendirildiğinde, söz konusu 37 adet bağımsız bölüm satışından ... 'nin aldığı ödemenin 25.186.750,00 TL (%41,5) hesaplandığı, buna göre de toplam satış bedelinin 60.690.963,86 TL olduğu, .... satış bedelinin 25.186.750,00 TL'sini almış olduğundan, adi ortaklığa gelmesi gereken bedelin 35.504.213,86 TL olduğu, gelen 5.444.250,00 TL'nin mahsubu neticesinde ise adi ortaklığa davalının 30.059.963,86 TL daha ödeme yapması gerektiği, davacının payına düşen bedelin 30.059.963,86 TL x Vo20 = 6.011.992,77 TL olduğu,
davalının davacıya 15.07.2015 tarihinde 2.200.000,00 TL adi ortaklık hesabına geri gönderilmekle bunun kendisine yapılan bir ödeme olduğunu kabul ettiğinden, 6.011.992,77 TL - 2.200.000,00 TL = 3.811.992,77 TL davacının davalıdan alacaklı olduğu,
BİRLEŞEN BAKIRKÖY ..... ATM'NİN .... ESAS SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN
Davacı tarafından dava dışı ..... İnşaat'dan alacaklı olduğunu iddia ettiği 5.303.750,62 TL'nin dava dışı ..... İnşaat ile organik bağ içerisinde olduğunu iddia ettiği davalı .... İnşaattan tahsili talepli huzurdaki davayı ikame ettiği, rapor içerisinde her iki şirkete ait sicil bilgileri ve yapılan tespitlere ayrıntılı yer verildiği, yapılan tespitler neticesinde davacının taleplerinin mahkemenin takdirlerinde olduğu yönünde görüş bildirmiştir.
Bilirkişi .... görüşünde ;
Asıl dava ve Birleşen Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi .... Esas yönünden .... 'nın görüşlerine katıldığını, Birleşen .... Asliye Ticaret Mahkemesi Ticaret Mahkemesinin ... E. Sayılı dosya yönünden ise Adi ortaklık hesabına dava dışı arsa sahibi ..... tarafından 14.07.2015 tarihinde yapılan 13.994.250,00 TL. ödemenin dava konusu satışlara ilişkin bir ödeme olup olmadığının açıkça ortaya konulması ile davacı satıcının birleşen davadaki alacağının gerçek tutarının belirlenebileceği yönünde görüş bildirmiştir.
Bilirkişiler ..... tarafından mahkememize sunulan 10/05/2023 havale tarihli bilirkişi ek raporunda özetle ;
ASIL DAVA YÖNÜNDEN
Davalı şirket tarafından davacının bedelleri Türk Lirası cinsinden gönderdiği iddia edilmişse de, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin ....
E. sayılı dosyasına yine davalı tarafından sunulan belgelerde, bedellerin esasında USD olarak kaydedildiğinin anlaşıldığı, bir davada yapılan mahkeme içi ikrarın, başka bir davada da geçerli olup; kesin delil niteliğini haiz olduğu hususu nazara alındığında davalı şirket tarafından bir başka ihtilafa sunulan belgelerde alacağın cinsinin, yabancı para cinsinden olduğunun ifade edilmiş olması kanaatimizce mahkeme içi ikrar niteliğini haiz olduğu, bu yönü ile kesin bir delil olarak nitelendirilebilecek olan belgelerin huzurdaki davaya konu alacağın yabancı para cinsinden (USD) tahsilinin mümkün olduğu,
davalı tarafından 1.351.162,24-TL'nin ödenmesinin borç ödeme amacı ile gerçekleştirildiği hususu ispat edilemediğinden, anılan bedelin davacının alacaklı olduğunu iddia ettiği bedelden mahsubunun mümkün olmadığının düşünüldüğü, bu itibarla Sayın Mahkemenizce 1.350.000,00 TL'nin davacı alacağı olarak kabul edilmesi halinde, dava tarihinde davacının davalıdan 2.194.189,00 USD alacaklı şayet mahkemece aksi kanaatte olunması yani davalının yaptığı 1.350.000,00 TL ödemenin kabulü halinde ise dava tarihinde davacı davalıdan 1.822.657,45 USD alacaklı olduğu,
davalı tarafından dava tarihinden sonra yapılan 4.500.000,00 TL ödemenin USD karşılığının 781.438,97 USD olduğu,
BİRLEŞEN BAKIRKÖY ... ATM'NİN .... ESAS SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN
Dava konusu 37 adet bağımsız bölümün satış tarihindeki rayiç değerlerinin 66.325.000,00 TL tespit edildiği, dava konusu 37 adet Bağımsız bölüm satışlarından adi ortaklığa gelmesi gereken bedelin 66.325.000,00 / 100 x 58,5- 38.800.125,00 TL olduğu, Adi ortaklığa gelen bedelin 5.444.250,00 TL olduğu, adi ortaklığa 37 adet bağımsız bölüm satışından 38.800.125,00 TL - 5.444.250,00 TL - 33.355.875,00 TL daha ödenmesi gerektiği, davacının payına düşen tutarın 33.355.875,00 TL x 9020< 6.671.175,00 TL olduğu, davacıya 2.200.000,00 TL ödeme yapıldığı ve davacının davalıdan 4.471.175,00 TL alacak bakiyesi kaldığı,
BİRLEŞEN BAKIRKÖY .... ATM'NİN .... ESAS SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN
Aynı davanın daha önce ikame edilmiş ve görülmesi halinde derdestlik gündeme geleceğinden bu durumun dava şartlarına aykırılık teşkil edeceği, ancak heyetimizce somut ihtilaf yönünden yapılan incelemelerde kök ve ek raporda da ifade edildiği üzere anılan dava, dava dilekçesinde açıklandığı üzere asıl ve birleşen davalardaki davacı şirketin adi ortağı .....
İnşaat aleyhine taraf teşkili sağlanması amacıyla açıldığının görüldüğü, bu itibarla huzurdaki yargılama yönünden dersdestliğe konu olabilecek bir durumun söz konusu olmadığı, her iki şirketin de ortaklarının ..... olduğu ve aynı adreste ve aynı alanda faaliyet gösterdiği, öte yandan dava dışı ... İnşaat ticari defterlerindeki davalı ...
İnşaat'ın 2015- 2019 yılları arasındaki cari hesaplar üzerinde gerçekleştirilen incelemelerde taraflar arasında faturalı ticari ilişki haricinde sürekli bir şekilde para alışverişi olduğunun, 31.12.2015 tarihinde ... İnşaat .... İnşaat'dan 6.084.726,12 TL alacaklı iken, ....
İnşaat'ın alacak bakiyesinin ortaklar cari hesabına virman edilerek kapatıldığının, bir diğer deyişle her iki yanın para alışverişi yaptığınının tespit edildiği, tüm bu hususlar birlikte nazara alındığında her iki şirketin de organik bağ içerisinde olduklarının ifade edilebileceği yönünde görüş ve beyan bildirmişlerdir.
ASIL DAVAYA İLİŞKİN DEĞERLENDİRMELER
Taraflar arasında kurulmuş bulunan bir sözleşmenin taraflarından biri süresinde edimini ifa etmezse borçlunun temerrüdü kavramı karşımıza çıkar. Geniş anlamda borçlu temerrüdü (borçlunun direnimi) borçlunun sözleşmeye aykırı davranması, borcunu ifa etmemesi demektir. Bu hâlde ifa olanağı bulunmasına rağmen kararlaştırılan zaman geldiği ve uyarıldığı hâlde borçlu borcunu ifa etmemektedir.
Türk Borçlar Kanunu’nun 125. maddesine göre karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde temerrüde düşen borçlu, verilen süre içinde, borcunu ifa etmemişse veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklı, her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteyebileceği gibi (m.
125/1) borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir (m. 125/2). Sözleşmeden dönme hâlinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler.
Bu durumda borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edemezse alacaklı, sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir (m.125/3).
Sözleşmeden dönme hâlinde alacaklının sözleşmenin hükümsüz kalması nedeniyle uğradığı zarar menfi zarardır.
Menfi zarar ise, sözleşmenin kurulmamasından yahut geçersiz olmasından doğan zarardır ve bu bağlamda sözleşmenin kurulduğuna veya geçerli olarak kurulmuş bulunduğuna duyulan güvenin boşa çıkmasından doğan bir zarar söz konusudur. Alacaklının malvarlığının hâlihazır durumu ile sözleşme yapılmamış olsaydı arz edeceği durum arasındaki fark, menfi zararı meydana getirir. Menfi zarar da tıpkı müspet zarar gibi fiili zarar ve yoksun kalınan kâr yani kaçırılan fırsattan oluşur. Bu bağlamda yapılan sözleşmenin geçerliliğine güvenerek başka bir sözleşme yapmamak suretiyle kaçırılan fırsatlar da menfi zararın bir türünü oluşturur (Fikret EREN: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2019, s.1186).
Davacı vekili dava dilekçesinde ,davalı şirket ile dava dışı arsa sahibi .....Turizm Gıda...A.Ş arasında Büyükçekmece Gürpınar da bulunan ... ada, .... sayılı parsel üzerinde kat karşılığı inşaat yapımı konusunda 09.02.2006 tarihinde Bakırköy .....
Noterliğinde .... yevmiye sayılı “Düzenleme şeklindeki Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi” imzalandığını,Sözleşme uyarınca davalı yükleniciye düşen .... numaralı bağımsız bölümler dışındaki taşınmazlara isabet eden tapu payları hariç kalan otopark ve alışveriş merkezinde %50, konutlarda ise %60 olmak üzere tüm payın %10'nun davacı şirkete devri konusunda taraflar arasında görüşmelere başlanıldığını,
%10 tapu payının devir bedeli olarak davalı şirkete dava tarihine kadar 2.448.168,00 USD ödeme yapıldığını,Devrin gerçekleşememesi ve yapılan görüşmelerden sonuç alınamaması üzerine ödenen paranın iadesinin istenilmek zorunda kalındığını, bu amaçla dava şirketin yönetim kurulu başkanı tarafından davalı şirkete Kadıköy ....
Noterliğinden 10.08.2018 tarihinde gönderilen ... yevmiye sayılı uyarı ödenen tutarın 3 gün içinde müvekkili şirkete ödenmesinin istenildiğini, ihtarnameye yanıt verilmediğini ve ödenen satış bedeli haksız olarak davalı şirketin malvarlığında kaldığını ileri sürerek yapılan ödemelerden kalan alacağı olarak belirlediği kısımdan önce 60.000,00 USD nin, sonrasında ise 1.610.597,00 USD nin davalı şirketten alınmasına karar verilmesini istemiştir.
Taraflar arasında açıklanan tapu paylarının devri konusunda yazılı bir sözleşme bulunmadığı çekişmesizdir. Tarafların ticari defter kayıtlarının incelenmesinde, asıl dava konusu ödemeler kayıtlı olmayıp, ticari defterlerdeki işlemlerle yargı denetimine elverişli bir sonuca ulaşmak mümkün değildir.
Davacı vekili davalı şirkete tapu pay devri için yapılan ödemeleri kanıtlamak amacıyla “......com” adresinden gönderilen e-mail ekindeki hesaplamalara davanmaktadır.
Davacı delilleri arasında yer alan bu “....” davacı şirket yetkilisi .....'ın davalı şirkete nakden yapılan ve tahakkuk ettirilen alacaklardan kaynaklı bakiye alacağı 2.194.819,00 USD olarak gözükmektedir.
Davalı şirketin bu tabloda alacaklı olarak gözüken davacı şirket yönetim kurulu başkanının kendilerinden alacaklı olduğuna ilişkin bir itiraz ve savunması bulunmamaktadır.
Davalı vekili davaya cevap dilekçesinde “...Şirket kayıtlarının incelenmesi sonucu davacı şirketin davalı şirkete 2.300.000,00 TL. ödeme yaptığını ve karşılığında kendisine 2.300.000,00 TL. tutarında fatura kesilerek hesabın kapatıldığının anlaşıldığını...”
Davacının - projeden tapu payı almaktan vazgeçmesi üzerine davacıya 12.07.2017 tarihinde 260.000,00 USD ile 01.05.2017 tarihinde ise 1.351.162,24 TL. gönderildiğini, bu ödemelerin davacı ödemelerine mahsubu halinde kendilerinin bir borcunun olmadığının aksine alacaklı olduklarının ortaya çıkacağını..." ileri sürmüştür.
Dosya içinde yer alan açıklamalardan ve bilgilerden davacı şirketten 25.08.2011 tarihinde 2.300.000,00 TL'lik çek girişi yapıldığı, karşılığında 04.03.2013 tarihinde 2.300.000,00 TL'lik fatura kesildiği anlaşılmaktadır. Ancak gerekbu faturada yazılı ve gerekse dava dilekçesinde yazılı bağımsız bölümlerin tapu kayıtlarının devredilmediği her iki tarafın kabulündedir. Bir başka anlatımla alınan çekler ve karşılığında kesilen faturalar dava konusu borç/alacak ilişkisi dışında kalmıştır.
Yine dosyadaki kanıtlardan davalı yanca iddia edilen 12.07.2017 tarihinde değil de 12.07.2012 tarihinde, davacı şirketin eski ticari ünvanı olan “.... İnşaat” adına 260.000,00 USD nin üzerinde herhangi bir açıklama yer almaksızın havale yoluyla gönderildiği, bu gönderinin aynı tarih itibariyle yukarıdaki excell tabloda davacı şirketin alacağından düşüldüğü görülmektedir.
Diğer yandan davalı vekili cevap dilekçesinde davacı şirkete 01.05.2017 tarihinde 1.351.162,24 TL. gönderildiğini, bu ödemelerin davacı ödemelerine mahsubu halinde kendilerinin bir borcunun olmadığının aksine alacaklı olduklarının ortaya çıkacağını...”ileri sürmüştür.
Bu itirazla ilgili olarak ise davacı vekili ikinci yanıt dilekçesinde “...Davalı şirket tarafından ödenen diğer 1,351.162,24 TL. ise davacı şirket tarafından davalı şirkete kesilen 20.03.2017 tarihli 950.000,00 TL. bedelli, 31.03.2017 tarihli 401.162,24 TL. bedelli inşaat Malzemesi satışına ilişkin olduğunu, her iki fatura tutarının 1.351.162,24 TL. ye denk geldiğini, bu bedeller kendilerince alındıktan sonra satışın iptali edilmesi üzerine davalı şirketin verdiği talimat uyarınca 930.000,00 TL. si Beylikdüzü Belediyesine, 400.000,00 TL.si ile davalı şirketin ortaklarının ortak olduğu .... İnşaat Proje A.Ş. ye gönderildiğini ileri sürmüştür...”
Dava dosyasına bu iddiayı kanıtlamak için faturalar ve ödeme dekontları sunulmuştur. Sunulu her iki faturanın toplamı (950.000,00 + 401.162,24-) gönderildiği ileri sürülen 1.351.162,24 TL. ile tümü ile uyuşmaktadır. Davalı vekilinin ... Belediyesine ve dava dışı gurup şirketi ..... İnşaat Proje A.Ş. gönderilen ödemelerin gerçek olmadığına ilişkin bir itirazı olmadığı anlaşılmaktadır.
Asıl dava yönünden halli gereken uyuşmazlık konularının:
1. Davacı tarafından gerçekleştirilen ödemelerin TL cinsinden mi yoksa USD cinsinden mi gerçekleştirildiği ve dolayısıyla davacı şirket tarafından sunulan hesap tablosunun asıl dava yönünden ispat amacına hizmet edecek bir delil olup olmadığının,
2. .... İnşaat Turizm ve Ticaret Şirketi adına “..... Kredi Ödemesi” olarak gerçekleştirilen 1.351.162,24-TL'lik ödemenin davacının iddia ettiği alacaktan mahsup edilmesinin mümkün olup olmadığının,
3. Davalı tarafça dava tarihinden sonra yapılan 4.500.000,00-TL'nin hangi kur üzerinden hesaplanması gerektiğinin, tespiti noktasında toplandığı anlaşılmaktadır. - Dolayısıyla asıl dava yönünden
Davacı Tarafından Gerçekleştirilen Ödemelerin TL Cinsinden Mi Yoksa USD Cinsinden Mi Gerçekleştirildiği; Dolayısıyla Davacı Şirket Tarafından Sunulan Hesap Tablosunun Asıl Dava Yönünden İspat Amacına Hizmet Edecek Bir Delil Olup Olmadığına İlişkin İnceleme
Tarafların ticari defterlerinde davacının davalıya yaptığını iddia ettiği ödemelere ilişkin herhangi bir kayıt bulunmamaktadır. Davacı, davalıya ödenen bedellere ilişkin, ......com adresinden gönderilen e-mail ekindeki hesaplamalara dayanmaktadır. Dosyaya sunulan 07.02.2018 tarihli e-mail ve eki excell tablosuna göre davacı şirket yetkilisi ...... davalı şirkete nakden yapılan ve tahakkuk ettirilen alacaklardan kaynaklı bakiye olarak 2.194.819,00 USD alacaklı gözükmektedir.
İspat, genel manasıyla bir iddianın doğru ve gerçek olup olmadığı konusunda mahkemenin ikna edilmesidir. Daha geniş bir anlatımla ispat, yargılama sürecinde taraflarca iddia edilen yahut hâkim tarafından re'sen gözetilecek olan ve talebin konusu ile ilgili olarak uygulanacak hukuk normunun koşullarını karşılamaya elverişli olan somut vakıaların iddia edildiği gibi olduğu konusunda hâkimde kanaat uyandırmak üzere yapılan delil ikamesi faaliyeti olarak ifade edilebilir.
Davada taraflarca ileri sürülen iddia ve savunmalar birtakım vakıalara dayanır. Eğer bu vakıalar, taraflar arasında çekişmeli ise, bir başka deyişle vakıa iddialarının doğruluğu yahut gerçekliği taraflar arasında tartışmalı ise bu vakıaların ispatı gerekir. Buna karşın ikrar, iddia olunan vakıayı çekişmeli olmaktan çıkarıp, delil ikamesine gerek bırakmayan bir taraf usül işlemi olarak kabul edilmektedir.
Bir dava dolayısıyla hakim önünde sözle veya mahkemeye verilen dilekçelerde yazı ile yapılmış olan ikrara, mahkeme içi ikrar denir. Mahkeme içi ikrar, yazılı ya da sözlü olarak yapılabilir. Nitekim davaya ilişkin belgelerde, örneğin dilekçelerde yapılan ikrar, yazılı nitelikte ikrar niteliğini haiz iken, beyan suretiyle gerçekleştirilen ikrar ise sözlü ikrar niteliğindedir. Gerek yazılı gerekse de sözlü bir biçimde gerçekleştirilmiş olan mahkeme içi krar, daima kendisine konu olan vakıaları çekişmeli olmaktan çıkarır ve bu vakıanın ispatına gerek kalmaz. Bu nedenle, lehine ikrarda bulunan taraf, ikrar edilen vakıa için başka delil göstermek ve o vakıayı ispat etmek zorunda da değildir.
Davacı 07.02.2018 tarihli e-mail ve eki excell tablosuna dayanmakta olup davalı tarafından sunulan tabloya bir itiraz söz konusu olmayıp davacı tarafından sözleşme uyarınca verilen paranın geri ödendiği savunulmaktadır.Kaldıki dayanmamaktadır- excelde tutulan bir cari hesap ilişkisine dayanmaktadır. Davalı yan İstanbul BAM .... Hukuk Dairesi .... E. sayılı dosyadaki keşif tutanağında sunduğu belgeler ile birebir davacının iddia ettiği bu ticari ilişkiyi kabul etmektedir. Yine gönderilen bu excel listeler, davacı tarafından hazırlanan değil, ..... com adresinden gönderilen excel listeleri olması gözönüne alındığında davacının,davalı ile yapmış olduğu sözleşme uyarınca yükümlülüğünü yerine getirdiğini ispat etmiştir.
Diğer yandan taraflar arasındaki ilişkinin yabancı para cinsinden olup olmadığının da değerlendirilmesi gerekmektedir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin .... E. sayılı dosya içerisinde yer alan, ..... İnşaat tarafından 20.04.2016 tarihli keşifte sunulan belgelerin klasör halinde fotokopileri celp ettirilmiş, belgelerin incelenmesinde. Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. sayılı dosyanın (davalı olarak ...
İnşaat'ın yer aldığı) 20.04.2016 tarihli keşif tutanağında, davalı .... İnşaat vekili tarafından bir klasör harcama belgelerinin dosyaya sunulduğunun keşif tutanağında yazıldığı görülmüştür. Öte yandan davacı şirkete gerçekleştirilen ödemeleri gösteren ödeme tablosunun davacı şirketle birlikte davalı şirketin yönetim kurulu başkan yardımcısına da gönderildiği anlaşılmaktadır.
Söz konusu belgelerin incelenmesinde; davacı şirket yetkilisi ......'ın 2009 yılı sonunda yaptığı toplam ödemelerin 2.448.167,00 USD olduğu, 11.07.2012 tarihinde .... İnşaat tarafından ......'a 260.000,00 USD ödenmesi ile ......'ın 2.188.167,00 USD alacak bakiyesi kaldığı gözükmektedir. Söz konusu dava 2014 yılında açılmış olup, davacının sunduğu son excell tablosu 07.02.2018 tarihindeki mail ekindeki tabloyu ihtiva ettiğinden, davacının sunuduğu excell tablosuna göre davacı davalıdan 2.194.819,00 USD alacaklı gözükmektedir.
Dolayısıyla bu noktada her ne kadar davalı şirket tarafından, davacının bedelleri Türk Lirası cinsinden gönderdiği iddia edilmişse de, İstanbul BAM... Hukuk Dairesi'nin ... E.sayılı dosyasına yine davalı tarafından sunulan belgelerde, bedellerin esasında USD olarak kaydedildiği anlaşılmaktadır. Davalı şirket tarafından bir başka ihtilafa sunulan belgelerde alacağın cinsinin, yabancı para cinsinden olduğunun ifade edilmiş olması mahkeme içi ikrar niteliğini haizdir. Bu yönü ile kesin bir delil olarak nitelendirilebilecek olan belgelerin huzurdaki davaya konu alacağın yabancı para cinsinden (USD) tahsilinin mümkün olduğu görülmektedir.
... İnşaat Turizm ve Ticaret Şirketi Adına “..... Kredi Ödemesi” Olarak Gerçekleştirilen 1.351.162,24-TL'lik Ödemenin Davacının İddia Ettiği Alacaktan Mahsup Edilmesinin Mümkün Olup Olmadığına İlişkin İnceleme
Davalı tarafından davacıya 2017 yılında 1.351.162,24 TL ödendiği iddia edilmektedir. Davacı ise bu ödemelerin davalıdan geldiğini daha sonra ise davacı adına giderlerde kullanıldığını iddia etmektedir. Dosya içerisindeki dekontlardan davalının davacıya 20.03.2017 tarihinde 950.000,00 TL, 31.03.2017 tarihinde ise 401.162,24 TL gönderdiği gözükmektedir. Davalının davacıya ödediği 1.351.162,24-TL her iki taraf ticari defterlerinde de kayıtlıdır.
Dosyaya mübrez dekont suretindendan ödemenin kredi ödemesi amacıyla gerçekleştirildiği görülmektedir. Gerçekten de anılan dekontun havale açıklamasında aynen şu ifadelere yer verildiği görülmektedir.“.... İNŞAAT TURİZM VE TİCARET ŞİRKETİ ADINA ... KREDİ ÖDEMESİ”
Bu yönü ile anılan bedelin kredi ödemesi amacıyla gerçekleştirildiği bu nedenle davacı lehine yapılmış bir borç ödemesi olduğunun kabulünün mümkün olmadığı ve dolayısıyla davacının iddia ettiği alacaktan mahsubunun söz konusu olamayacağı sonucuna varılmıştır.Bu noktada anılan ödemelerin borç ödeme amacı ile gerçekleştiği hususunda ispat yükünün davalı şirkete aittir.Kaldı ki davacının 2.194.819,00 USD alacaklı olduğuna ilişkin e-mailin gönderilme tarihi 07.02.2018 tarihidir.
Davalının yaptığı ödemeler ise 20.03.2017 ve 31.03.2017 tarihlidir. Dolayısıyla davalı bu ödemeleri davacının 2.194.819,00 USD alacağına karşılık yapmış olsa idi, 07.02.2018 tarihinde e-mail ile gönderilen -davacının cari hesap alacağını gösteren- tablodan düşülmesi gerekir idi.
Davalı söz konusu ödemelerin,davacı tarafından kendisine gönderiline paranın geri ödemesi olduğunu yazılı bir delil ile ispat edemediğinden kendisine yemin delili hatırlatılmış davalı tarafından sunulan yemin davacı şirket yetkilisi tarafından eda edilmiş olup davalı şirket söz konusu ödemenin savunmasında belirttiği gibi bir ödeme olduğunu ispat edememiştir.
Davalı Tarafça Dava Tarihinden Sonra Yapılan 4.500.000,00-TL'nin Hangi Kur Üzerinden Hesaplanması Gerektiğine İlişkin İnceleme
T.C. Merkez Bankasınca açıklanan kurlar saat 15.30 itibari ile belirlenmiş olup, bir sonraki günün kurunu göstermektedir. Davacı vekilinin itirazlarından birebir ödemenin yapıldığı günkü kuru dikkate aldığı anlaşılmaktadır. Ancak ödemelerin yapıldığı tarihteki kur bir sonraki günün kurunu göstermektedir. Yapılması gereken örneğin 01.10.2019 tarihli kur için 30.09.2019 tarihindeki kura bakmak gerekmektedir.
Eğerki 30.09.2019 tarihi tatil gününe denk geliyorsa bu sefer 01.10.2019 tarihinde önceki ilk iş günü kuruna bakmak gerekmektedir. Örneğin davalının 07.10.2019 tarihinde yaptığı ödeme için 05.10 ve 06.10 tatil dününe denk geldiğinden 04.10.2019 tarihli kur dikkate alınmıştır.Bu nedenle bilirkişi kurulu tarafından yapılan hesaplamanın doğru olduğu ve davalının dava tarihinden sonra yaptığı 4.500.000,00 TL ödemenin USD karşılığı 781.438,97 USD yaptığı sonucuna varılmıştır.
Yukarıda yapılan tespitler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davacı tarafından davalıya 2.448.168,00 USD ödeme yapılmasına rağmen davalının sözleşmede belirtilen edimlerini yerine getirmediği,bunun üzerine davacının gönderdiği ihtarname ile ödediği sözleşme bedelinin iadesini istediğidavalı tarafından davadan önce bu borç için yapıldığı savunulan ödemenin sözleşmenin yerine getirilmemesi nedeniyle iadesi gereken paraya istinaden ödendiğinin usulüne uygun deliller ile davalı tarafından ispat edilmediği,davalı tarafından davacıya 4.500.000,00.-TL ödendiği,bu paranın ödeme tarihi itibariyle USD
karşılığının 781.438,97 USD olduğu,tarafların kabulünde olan excell tablosuna göre davalının davacıya 2.194.819,00.-TL borçlu olduğu,davalı tarafından davadan sonra ödenen miktarın düşülmesi ile davalının borcunun 1.413.380,03 USD olduğu anlaşıldığından davacı tarafından açılan davanın kısmen kabulü ile 1.413.380,03 USD alacağın 60.000,00 USD'sine dava tarihinden,kalan 1.353.380,03 USD'sine ise ıslah tarihi olan 11/11/2019 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca kamu bankalarının aynı yabancı para türünden 1 yıl süreli mevduata uyguladıkları en yüksek faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki T.C merkez bankası döviz
satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
BİRLEŞEN BAKIRKÖY ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN ... ESAS SAYILI DAVAYA İLİŞKİN DEĞERLENDİRMELER:
Birleşen Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... E. sayılı yargılamasında. Davacı ve dava dışı .... İnşaat Taahhüt ve Ticaret A.Ş. ile .... Gayrimenkul Geliştirme ve Yatırım A.Ş. arasında ..... 'nin maliki olduğu, İstanbul İli, Beylikdüzü İlçesi, .... Mahallesi ve tapunun ..... pafta, ... Ada, ... Numaralı ve 139.800,38 m2 alanlı ve imarlı kadastral arsada inşası gerçekleştirilecek yapılarla ilgili olarak Bakırköy ....
Noterliği'nin 20.02.2013 tarihli, ... yevmiye numaralı, düzenleme şeklinde arsa satışı karşılığı gelir paylaşımı sözleşmesi akdedildiği, söz konusu projeden davalıya 37 adet bağımsız bölümün satıldığı, davacının bağımsız bölüm satışlarından davalıdan bakiye alacağı olarak 5.303.750,62 TL'sinin tapu devirlerinin yapıldığı 13.07.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsili talepli huzurdaki alacak davasını açtığı görülmektedir.
Dava konusu 37 adet bağımsız bölümün 13.07.2015 tarihinde arsa sahibi olan .... Gayrimenkul...A.Ş. tarafından davalı şirkete satıldığına, öncesinde davacı ile arsa sahibi bu şirket ve birleşen davalı ... İnşaat...AŞ. arasında Bakırköy .... Noterliğinde 20.02.2013 tarihli, .... yevmiye numaralı, “Düzenleme Şeklinde Arsa Satışı Karşılığı Gelir Paylaşımı Sözleşmesi” imzalandığı, davacı şirket ile birleşen davalı ...
İnşaat...AŞ. arasında adi ortaklık sözleşmesi imzalandığı, adi ortaklığı oluşturan şirketlerin yüklenici olarak inşaatı yapmayı ve pazarlamayı üstlendikleri, gelir paylaşımı sözleşmesinde satıştan elde edilecek gelirlerin %41,5 nin arsa sahibine, kalan %58,5 nin ise yüklenicilere ait olacağı, adi ortaklık sözleşmesine göre yüklenicilere düşen %58,5 gelir payının %080 nin ve birleşen davalı ....
İnşaat...AŞ. ye, kalan %20 sinin ise davacı şirkete ait olacağı, buna göre elde edilecek satış gelirinin (58,5 :100 x 80) % 46.8 nin birleşen davalı .... İnşaat...AŞ. ye,(58.5 :100 x 20) %11,7 sinin davacı şirkete verileceği konularında bir çekişme bulunmamaktadır.
Gelir paylaşımı sözleşmesinde kat irtifak tapularının arsa sahibi adına kayıtlanacağı da açıkça yazılıdır.
Dava dosyasına taraf vekillerinde sunulan ve varlığı çekişmesiz faturalara göre gerek davacı şirket ve gerekse birleşen davalı adi ortak .... İnşaat...AŞ., davalı ..... İnşaat A.Ş. ye satılan 37 ayrı bağımsız bölüme ilişkin kendi gelir paylarına uygun şekilde 4 er adet fatura düzenlemişlerdir.
Davacı şirket tarafından davalıya satılan 37 adet bağımsız bölümlerle ilgili kendi hissesine düşen %20 pay oranına dayalı olarak düzenlediği 4 ayrı faturada KDV dahil toplam 7.503.750,00 TL. satış bedeli gözükmektedir.
Birleşen davada davalı adi ortak .... İnşaat...A.Ş. tarafından diğer davalı ..... İnşaat...A.Ş. adına satılan 37 adet bağımsız bölümler için düzenlenen 4 adet faturanın toplamı KDV dahil 30.015.002,67 TL. olarak gözükmektedir.
Söz konusu faturaların toplamı olan 37.518.752,00 TL. satış bedellerinin her bir adi ortağın gelir paylaşım sözleşmesine göre alacakları gelir payı oranına bölünüp 100 ile çarpıldığında davacı vekilince ileri sürülen 64.134.620,68 TL. toplam Ssatış bedeline ulaşılmaktadır.
(7.503.750,62: 11,7 x 100<) 64.134.620,68 TL.
(30.015.002,17: 46.8 x 100-) 64.134.621,08 TL.
Açıklanan hesaplama yöntemine göre arsa sahibi olan .... AŞ ye düşen satış gelir payı ise (64.134.621,08: 41,5 x 100-) 26.615.867,74 TL. olarak hesaplanmaktadır.
Davalı .... İnşaat...A.Ş. vekili ve birleşen davada davalı .... İnşaat... A.Ş. vekili KDV dahil 37.518.753,29 TL. satış bedelinin banka kredisi kullanılması nedeniyle arsa sahibi .... A.Ş. hesabına geçtiğini ileri sürmektedirler.
Gelir paylaşımı sözleşmesinin 7. Maddesine göre normal işleyişte bağımsız bölüm alıcıların satış bedelini sözleşmenin tarafları adına açılan ortak hesaba yatırılması gerekmektedir.
Nitekim davacı vekili tarafından sunulan ortak hesap banka hesap ekstrelerinde dava dışı alıcılar tarafından yatan satış bedelleri açıkça görülmektedir.
Davacı vekili dava dışı arsa sahibi .... A.Ş. hesabına yatan paranın arsa sahibinin payına isabet eden kısım olduğunu, kendilerinin payına düşen satış bedelinin ödenmediğini iddia etmektedir.
Birleşen .... E. sayılı dava yönünden halli gereken uyuşmazlık konularının:
1. Adi ortaklık kapsamında 37 adet bağımsız bölümün satış tarihinde gerçek değerleri üzerinden satışa çıkıp çıkmadıklarının, bu yönü ile ortada muvazaalı bir işlemin mevcut olup olmadığının,
2. Taşınmazların gerçek bedelleri üzerinden satılmadığı ihtimalinde satış bedelinin 9020 talep hakkını haiz olan davacının, herhangi bir alacağının bulunup bulunmadığının,tespiti noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.
Arsa sahibi .... Cari Hesabına Kaydedilen 10.000.000,00 TL'nin .... işlenip işlenmediğine ilişkin değerlendirme;
Ek raporda ayrıntılı tespit edildiği üzere; ..... 'nin 320.01.344 hesap kodu ile takip edilen hesabında, ..... 'nin ortak havuz hesaptan aldığı paralar ..... 'nin borcuna işlenmektedir.
14.07.2015 tarihinde ......'nin gönderdiği 13.944.250,00 TL ise adi ortaklık hesabına gelmiş ve ..... 'ye alacak verilmişken, 15.07.2015 tarihinde ..... 'ye borç işlenen 10.000.000,00TL'de ortak havuz hesaptan değil, adi ortalık banka hesabından elden çekilip, sonrasında .... 'ye borç işlenen bir bedeldir. Eğer ki ..... 'ye 10.000.000,00 TL ortak havuz hesaptan gönderilmiş olsa idi, o zaman 13.944.250,00 TL gelen bedel ile ilişkilendirilemeyecek, taraflar arasındaki paylaşımda ortak havuz hesaba gelen paranın paylaşımı olarak nitelendirilecekti.
Ancak .... 'ye borç işlenen 10.000.000,00 TL ortak havuz hesaptan değil, adi ortaklık banka hesabından nakden çekildikten sonra borç işlenmiştir. Dolayısıyla .... 'nin gönderdiği gerçek bedel 3.944.250,00 TL'dir.
Davalı vekili her ne kadar bu hususun .... ticari defterlerinden teyit edilmesi gerektiğini iddia etmiş ise de, söz konusu işlem zaten resmi ticari defterlere yansıyan işlem olsa idi, adi ortaklık bu bedeli elden nakit çekip .... borcuna işlemez, resmi olarak .... 'ye havale ederdi. Ancak tekrarla birlikte, dava konusu ihtilaf zaten 37 adet bağımsız bölümün satış bedelinin resmi faturalardaki kadar değil, daha yüksek bedelle satıldığına ilişkindir. Bu nedenle adi ortaklığın elden kasaya çekilen gibi banka hesabından çektiği 10.000.000,00 TL'nin 3S Kale ticari defterlerinde yer alması söz konusu değildir. Çünkü ..... de gelir paylaşımını resmi kesilen faturalardaki kadar almış gözükmektedir.
Adi Ortaklık Kapsamında 37 Adet Bağımsız Bölümün Satış Tarihinde Gerçek Değerleri Üzerinden Satışa Çıkıp Çıkmadıklarının, Bu Yönü ile Ortada Muvazaalı Bir İşlemin Mevcut Olup Olmadığına İlişkin İnceleme
Dava konusu olayın temelinde, 37 adet bağımsız bölümün satış bedelinin 37.518.753.10'TL'mi yoksa, davacı iddialarında olduğu gibi 64.136.620,68 TL'mi olduğu yatmaktadır. Bilirkişi raporundaki teknik incelemeler neticesinde dava konusu 37 adet bağımsız bölümün satış tarihindeki rayiç değeri 66.325.000,00 TL tespit edilmiştir. Varılan bu tespit, taşınmaz satışlarının muvazaalı olarak yapıldğına işaret etmektedir.
Taşınmazların Gerçek Bedelleri Üzerinden Satılmadığı hususunun tespiti üzerine Satış Bedelinin %20 Talep Hakkını Haiz Olan Davacının, Herhangi Bir Alacağının Bulunup Bulunmadığına İlişkin İnceleme
Bilirkişi raporunun teknik incelemelerde dava konusu 37 adet bağımsız bölümün satış tarihindeki rayiç değeri 66.325.000,00 TL tespit edilmiştir. Yanlar arasındaki gelir paylaşım sözleşmesine göre, 3S Kale toplam satış bedelinin %41,5'nu, davacı ve davalı ise kalan %58,5'u %80-%20 olarak paylaşacaktır.
Dava konusu Bağımsız bölüm satışlarından adi ortaklığa gelmesi gereken bedel 66.325.000,00 / 100 x 58,5- 38.800.125,00 TL'dir. Adi ortaklığa gelen bedel ise 3.944.250,00 TL 1.500.000,00 TL - 5.444.250,00 TL olmakla, adi ortaklığa 37 adet bağımsız bölüm satışından 38.800.125,00 TL - 5.444.250,00 TL - 33.355.875,00 TL daha ödenmesi gerekmektedir.
Artık Adi ortaklığa gelmesi gereken 33.355.875,00 TL'nin içinde artık .... 'nin payı bulunmamaktadır. Çünkü .... kendi payına düşen bedeli almıştır. Dolayısıyla ödenmeyen 37 adet bağımsız bölüm satış bedelinden davacının payına düşen tutar 33.355.875,00 TL x %20- 6.671.175,00 TL'dir.
Davalı tarafından davacıya 15.07.2015 tarihinde 2.200.000,00 TL ödeme yapılmış, davacıda bu bedeli 20.07.2015 tarihinde adi ortaklık hesabına göndermiştir. Ancak taleple bağlılık esası gereğince davacı 2.200.000,00 TL'nin 37 adet bağımsız bölüm satışı için kendisine gönderildiğini kabul etmektedir. Dolayısıyla davacının alacaklı olduğu 6.671.175,00 TL - 2.200.000,00 TL = 4.471.175,00.-TL davacının davalıdan alacak bakiyesi kaldığı anlaşıldığından birleşen davanın kısmen kabulü ile 4.471.175,00.-TL alacağın dava tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
BİRLEŞEN BAKIRKÖY .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN .... ESAS SAYILI DAVAYA İLİŞKİN DEĞERLENDİRMELER:
Davacı ve dava dışı .... İnşaat Taahhüt ve Ticaret A.Ş. ile .... Gayrimenkul Geliştirme ve Yatırım A.Ş. arasında .... 'nin maliki olduğu, İstanbul İli, ... İlçesi, .... Mahallesi ve tapunun ... pafta, ... Ada, ... Numaralı ve 139.800,38 m2 alanlı ve imarlı kadastral arsada inşası gerçekleştirilecek yapılarla ilgili olarak Bakırköy ....
Noterliği'nin 20.02.2013 tarihli, .... yevmiye numaralı, düzenleme şeklinde arsa satışı karşılığı gelir paylaşımı sözleşmesi imzalanmış olup,davacı ile davalı adi ortaklığın ortaklarıdır.Bu nedenle adi ortaklık için açılacak davanın birlikte açılması gerekli olup davalı olan diğer adi ortağın Birleşen Bakırköy ....
Asliye Ticaret Mahkemesinin .... esas sayılı davaya muvafakat etmediğinden davacı tarafından taraf teşkilinin sağlanması amacıyla huzurdaki davanın açıldığı anlaşıldığından ,bu davada,davanın esası ile ilgili olarak karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
ASIL DAVADA
1-Davanın kısmen KABUL kısmen REDDİ ile; 1.413.380,03 USD alacağın 60.000,00 USD'sine dava tarihinden,kalan 1.353.380,03 USD'sine ise ıslah tarihi olan 11/11/2019 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca kamu bankalarının aynı yabancı para türünden 1 yıl süreli mevduata uyguladıkları en yüksek faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki T.C merkez bankası döviz satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığının davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
2-Davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE,
3-Alınması gerekli 558.768,26-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 5.883,14 TL peşin harç ve 158.478,15 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 394.406,97 TL harcın davalıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA,
4-Davacı tarafından ödenen 44,40 TL Başvurma Harcı, 5.883,14-TL Peşin harç, 158.478,15 TL ıslah harcı ve 6,40 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 164.367,69 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5-Davacının kendini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen 385.798,90 TL ücreti vekaletin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
6-Davalının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre reddedilen miktar üzerinden hesap edilen 191.132,61 -TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE,
7-Davacı tarafından yapılan 77 tebligat + posta ücreti 1.093,85 TL, iki bilirkişi inceleme ücreti 40.000,00.-TL olmak üzere toplam 41.093,85 TL yargılama giderinden davanın kabul ve red oranına göre hesap edilen34.764,87-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, kalan kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
8-Davalı tarafından yapılan 6 tebligat + posta ücreti 56,50 TL yargılama giderinden davanın kabul ve red oranına göre hesap edilen 8,70.-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, kalan kısmın davalı üzerinde BIRAKILMASINA,
9-6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13 ncü fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan (Taraf başına 330,00 TL x 2 saat= 660,00 TL) X 2 = 1.320,00 TL arabulucuk ücretinden davanın kabul ve red oranına göre hesap edilen 1.116,70 TL'sinin davalıdan, 203,30.-TL' sinin ise davacıdan tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA,
10-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafından peşin olarak yatırılan 222,00 TL yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
BİRLEŞEN BAKIRKÖY .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN .... ESAS SAYILI DOSYASINDA
1-Davanın kısmen KABUL kısmen REDDİ ile;4.471.175,00.-TL alacağın dava tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili iledavacıya VERİLMESİNE,
2-Davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE,
3-Alınması gerekli 305.425,96-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 90.574,81 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 214.851,15 TL harcın davalıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA,
4-Davacı tarafından ödenen 44,40 TL Başvurma Harcı, 90.574,81-TL Peşin harç ve 6,40 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 90.625,61 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5-Davacının kendini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen 335.423,50 TL ücreti vekaletin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
6-Davalının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre reddedilen miktar üzerinden hesap edilen 121.583,32-TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE,
7-6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13 ncü fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan (Taraf başına 330,00 TL x 2 saat= 660,00 TL) X 2 = 1.320,00 TL arabulucuk ücretinden davanın kabul ve red oranına göre hesap edilen 1.112,79 TL'sinin davalıdan, 207,21.-TL' sinin ise davacıdan tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA,
BİRLEŞEN BAKIRKÖY ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN ..... ESAS SAYILI DOSYASINDA
1-Açılan davanın taraf teşkilinin sağlanması amacıyla açıldığı anlaşıldığından davanın esası ile ilgili olarak karar verilmesine YER OLMADIĞINA,
2-Alınması gerekli 269,85 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 54,40 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 215,45 TL harcın davalıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA,
3-Davanın açılmasına davalı şirket sebebiyet verdiğinden, davacı tarafından ödenen 54,40 TL peşin harç, 54,40 TL başvuru harcı ile 7,80 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
4-Davanın açılmasına davalı şirket sebebiyet verdiğinden, davacının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 17.900,00 TL ücreti vekaletin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
5235 sayılı Kanunun geçici 2'nci maddesine göre ,Bölge Adliye Mahkemeleri'nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği anlaşılmakla;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile,
mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere asıl ve birleşen davalarda davacı vekili ile asıl ve birleşen davalarda davalılar vekillerinin yüzlerine karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.30/11/2023
Başkan .... ☪e-imzalıdır.☪ Üye .... ☪e-imzalıdır.☪ Üye .... ☪e-imzalıdır.☪ Katip ... ☪e-imzalıdır.☪
"İŞ BU EVRAK 5070 SAYILI ELEKTRONİK İMZA KANUNUNUN 5. MADDE UYARINCA GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, 22. MADDE UYARINCA DA ISLAK İMZA İLE İMZALANMAYACAKTIR."
Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/508, K. 2023/1083, 30 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama