KÜNYE
T.C. Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 3 Mart 2020
- Esas no
- 2020/167 Esas
- Karar no
- 2020/205
- Dava
- Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 21/02/2020
- K.yazım tarihi
- 03/03/2020
Karar Metni
1.005 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekilinin Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine sunmuş olduğu 21.02.2020 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde özetle. Davalının müvekkili nezdinde ... poliçe numaralı sağlık sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, bu poliçe kapsamında davalıya sağlık ödemeleri kapsamında 177.942,94-TL tazminat ödendiğini davalının kendisine ait sigorta poliçesinin eş ve çocuğundan ayrılmasını istediğinde davalının ...
Hastanesinden kayıtlarının celp edilip; incelendiğinde davalının 07/03/2016 ve 16/03/2017 tarihlerinde ki sigorta poliçesi başvuru formunda sağlık ile ilgili tüm sborulara "hayır" cevabı verdiği halde poliçe başlangıcı tarihinden 10 ay öncesinden beri meme kanseri tedavisi gördüğünü, yanıtlanmasını istediği soruların tam ve doğru yanıtlanmadığını eksik ve yanlış beyan verildiğini bu nedenle davalıya ödenen 177.942,94-TL tazminatın 10.03.2018 poliçe iptal tarihi olan tarihinden itibaren işletilecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava ettiği,
Davanın sigorta sözleşmesine aykırılık nedeniyle davalıya yapılan ödemelerin tazmini talepli (HMK 105.md düzenlenen) EDA davası olduğu,
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.
Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira.
Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73. maddesinde; "Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir" ifadesi ile tüketici mahkemelerinin görev alanı tüketici işlemleri ile sınırlandırılmıştır. Aynı Yasa'nın 3/l. maddesinde ise, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem, tüketici işlemi olarak tanımlanmıştır.
Somut olayda davalı tacir olmadığı gibi işin kendisi de her iki tarafın ticari işletmesiyle de ilgisi bulunmamaktadır. Öte yandan, dava konusu uyuşmazlık, TTK 4.maddesi uyarınca yasa gereği ticari dava sayılan uyuşmazlıklardan da değildir.
Davalının tacir olmaması ve işin her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunmaması, davalının tüketici olması ve davacı sigorta şirketi ile arasındaki sağlık sigortası sözleşmesine dayalı olarak davacının talepte bulunulduğunun anlaşılmasına göre.
6502 sayılı kanun gereği uyuşmazlığın çözümünün Tüketici Mahkemesine ait olduğu gözetilerek ve dava şartı yokluğundan .davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak (Yargıtay 17.HD 2016/19099E 2019/8905 K sayılı 03.10.2019 tarihli ilamı doğrultusunda) aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
Katip ... Hakim ...
Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/167, K. 2020/205, 3 Mart 2020 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama