KÜNYE
T.C. Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 6 Temmuz 2021
- Esas no
- 2021/307 Esas
- Karar no
- 2021/608
- Dava
- Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen
- Dava tarihi
- 02/04/2021
- K.yazım tarihi
- 29/07/2021
Karar Metni
919 kelime·5 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) davasında;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesi ile, müvekkili sigorta şirketi tarafından sigortalanan dava dışı şirketin işyerinde meydana gelen su sızıntısı nedeni ile meydana gelen hasar nedeni ile sigortalısına ödenen 42.212,44 TL tazminatın ödeme tarihi olan 30/11/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili talep ve dava edilmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesi ile; davacı sigorta şirketinin sigortalısının müvekkili şirketin kiracısı olduğu, taraflar arasındaki temel uyuşmazlığın kira ilişkisinden kaynaklandığı bu nedenle de dava konusu uyuşmazlığın çözüm merciinin Sulh Hukuk Mahkemeleri olduğu, davanın yetkisiz mahkemede açıldığı, dava konusu zararın meydana gelmesinde müvekkilinin kusuru bulunmadığı, zararın bizzat dava dışı sigortalı kiracının ağır kusurlu davranışlarından kaynaklandığı, rücu şartlarının oluşmadığı, ayrıca talep edilen tazminat tutarının fahiş olduğu, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
Dava, TTK.m.1472'ye dayalı sigorta ödemesine dayanan rücuen tazminat istemidir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın meydana gelen yağış nedeni ile sızan suların davacı sigorta şirketinin sigortalısının uğradığı zarar nedeni ile yapmış olduğu ödemenin davalı yapı malikinden rücu koşullarının oluşup oluşmadığından kaynaklandığı anlaşılmıştır.
TTK.m.1472 hükmü; "(1) Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir. (2) Sigortalı, birinci fıkraya göre sigortacıya geçen haklarını ihlal edici şekilde davranırsa, sigortacıya karşı sorumlu olur. Sigortacı zararı kısmen tazmin etmişse, sigortalı kalan kısımdan dolayı sorumlulara karşı sahip olduğu başvurma hakkını korur." şeklindedir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.3.1944 tarih ve 37 E. - 9 K. Ve 3.7.1944 tarihli kararında bu husus "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Sulh hukuk mahkemelerinin görevi" başlıklı 4/(1-a) hükmü; “Sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın; Kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları görürler” şeklindedir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin E. 2016/19349, K. 2019/10027 ve 31/10/2019 tarihli kararına göre;
"Somut olayda; davacının sigortalısı ile davalı arasında, kira sözleşmesi mevcut olup, olay tarihi itibariyle de sigortalının taşınmazı kiracı olarak kullandığı anlaşılmaktadır. Davacı sigorta şirketinin, sigortalısının halefi olarak açtığı davada, dava dışı sigorta ettiren ile davalı arasındaki temel hukuki ilişki kira sözleşmesidir.
Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında mahkemece; davalıya husumet yöneltilmesine neden olan davacıya sigortalı işyerinin bulunduğu binada davaya konu hasar tarihi itibariyle kat mülkiyetine geçildiğinden, uyuşmazlığın 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'ndan kaynaklandığının gözetilmesi; uyuşmazlığa yine kat mülkiyeti hükümlerinin uygulanacağının dikkate alınması; ayrıca, davacı sigortalısı ile davalı arasındaki temel hukuki ilişkinin kira sözleşmesi olması nedeniyle de uyuşmazlığın çözüm yerinin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğundan mahkemece görevsizlik nedeniyle HMK'nun 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde hüküm tesisi doğru görülmemiştir."
Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacının sigortalısı ile davalı arasında kira sözleşmesinin mevcut olduğu, olay tarihi itibariyle de sigortalının taşınmazı kiracı olarak kullandığı sabittir. Davacı sigorta şirketinin, sigortalısının halefi olarak açtığı davada, dava dışı sigorta ettiren ile davalı arasındaki temel hukuki ilişkinin kira sözleşmesi olmasından dolayı 6100 sayılı HMK'nın 4. maddesi uyarınca uyuşmazlığın Sulh Hukuk Mahkemesi'nde görülüp sonuçlandırılması gerekmekte olduğundan, kamu düzeninden sayılan mahkemenin görevli olmasının HMK'nın 114/1-c maddesinde dava şartı olarak düzenlendiği, taraflarca ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiği anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/307, K. 2021/608, 6 Temmuz 2021 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama