KÜNYE
T.C. Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 26 Nisan 2024
- Esas no
- 2024/197 Esas
- Karar no
- 2024/417
- Dava
- Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 29/02/2024
Karar Metni
1.144 kelime·6 dk okuma·2 bölüm
K. YAZIM TARİHİ : 26/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarında özetle; müvekkili şirket, Lüleburgaz .... Noterliği’nin 27/12/2023 tarihli, .... yevmiye numaralı araç satış sözleşmesi ile 2005 Model, ....
Marka, .... ve ... plaka numaralı aracı davalıdan satın aldığını, aracın satın alındığı tarihten 1-2 gün sonra araç otobonda seyir halinde iken 4-5 defa stop ettiğini, aracın çalışır pozisyonda gaz verildiğinde, gazı almadığını, stop etmeye devam ettiğini, servis kontrollerinde aracın enjektör değişiminin yapılması gerektiği, pompanın tamiri, depo temizliği ve mazot filtresinin değiştirilmesi gerektiğinin belirtildiğini, aracın tamirine başlanmadan önce araçtaki ayıplar nedeniyle davalıya Gaziosmanpaşa ...
Noterliği 9 Ocak 2024 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname gönderildiğini, davalı taraf tamirci olup, müvekkili şirket yetkilisi adı geçenin araç ile ilgili beyanlarına güvenerek aracı satın aldığını, araçtaki ayıpların giderilmesi için müvekkili fatura kapsamında 73.200,00 TL ödeme yaptığını beyanla davacıya ait ... plaka numaralı araçta oluşan hasarın onarım bedeli olan 73.200,00 TL'nin ödenme tarihi olan 22/01/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini, yargılama masraflarıyla vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarında özetle; davanın görevsiz mahkemede açıldığını, aracın devrinin davacının belirttiği tarihte gerçekleşmediğini, davacı taraf, her ne kadar, Lüleburgaz ...
Noterliği’nin 27/12/2023 tarihli, ... yevmiye numaralı araç satış sözleşmesi ile aracın devri olgusunun gerçekleştirildiğini iddia etmiş olsa da, araç bedeli olan 275.000,00 TL, müvekkilinin ...bank ... hesap numaralı, ... iban numaralı hesabına, 10.000,00 TL'si 17/08/2023 tarihinde, 65.000,00 TL'si 22/08/2023 tarihinde, 200.000,00 TL'si 07/09/2023 tarihinde olmak üzere gönderildiğini, aracın ise Ağustos 2023'te davacı taraf yetkilisine fiilen devredildiğini, araç noter işlemlerinin yapılarak tescilinin sağlanması için müvekkilince karşı taraf ile birçok kez iletişime geçilmeye çalışıldıysa da,
müvekkilinin davacı tarafından sürekli oyalandığını, ancak 27/12/2023 tarihinde resmi devir işlemi gerçekleştirildiğini, davacı tarafın, aracın satın alındığı tarihten 1-2 gün sonra araç seyir halinde iken aracın arıza verdiğini, aracın enjektör değişimi, pompa tamiri, depo temizliği ve mazot filtresinin değiştirilmesi gerektiğini iddia ettiğini, ancak davacının bahsettiği arızalar aracın 1-2 kere kullanılmasıyla ortaya çıkacak nitelikte olduğunu, aracın Ağustos 2023'te davacıya teslim edilmiş olup işbu arızanın Ocak 2024'te ortaya çıkmış olması imkânsız olduğunu,
aracın fiilen tesliminin resmi devir tarihinde yapıldığını kabul anlamına gelmemekle birlikte, ayıp ihbar sürelerine uyulmadığını beyanla öncelikle davanın görevsiz mahkemede ikame edilmesinden dolayı dava şartı yokluğundan davanın usulden reddini, aksi kanaatte olunması halinde, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin de karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Her ne kadar iş bu dava ticari dava niteliği taşıdığından bahisle mahkememizde ikame olunmuş ise de ; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde Ticaret Mahkemeleri'nin kuruluşu ve hangi mahkemelerin Ticaret Mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.
Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira.
Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Buna göre davalı tarafın "tacir" tanımına uymadığı, eldeki uyuşmazlığın da yukarıda tanımlanan "ticari dava " nitelik arz etmediği, uyuşmazlığın çözümünde mahkememizin değil Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu, kamu düzeninden sayılan mahkemenin görevi hususunun HMK 114/1-c md de dava şartları arasında düzenlendiği, taraflarca ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiği dikkate alınarak görevi ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden redde dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Katip ... · e-imzalıdır Hakim ... · e-imzalıdır
Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/197, K. 2024/417, 26 Nisan 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama