KÜNYE
T.C. Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 11 Ocak 2022
- Esas no
- 2018/1235 Esas
- Karar no
- 2022/29
- Dava
- İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı
- Dava tarihi
- 12/12/2018
- Karar yazım tarihi
- 14/01/2022
Karar Metni
1.223 kelime·6 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davalı ..... Turizm Nakliyat Tic, Ltd.
Şti ile müvekkili şirket arasında yapılan anlaşma gereği, müvekkil şirketin, davalı şirkete ait yolcuları taşıma görevini üstlendiğini, yolcu taşıma hizmet bedelinin, iş bitiminde fatura karşılığında davalı tarafça ödeneceği konusunda anlaşma sağlandığını, bu kapsamda 31/05/2017 tarihli, 30/06/2017 tarihli 2 adet, 10/07/2017 tarihli 2 adet, 23/07/2017 tarihli, 31/07/2017 tarihli, 30/08/2017 tarihli, 14/09/2018 tarihli faturalar düzenlendiğini ve davalı tarafa tebliğ edildiğini,
ancak müvekkili şirketin üzerine düşen tüm edimleri yerine getirmiş olmasına karşın verdiği hizmetler karşılığında davalı tarafça 493.929,45TL bedelli faturaların sadece 340.188,39TL lik kısımı ödendiğini, bunun üzerine davalı tarafa, Kartal ......
Noterliği'nden gönderilen 18.06.2018 tarihli ....... nolu ihtarname ile bakiye borcun, ihtarnamenin davalı tarafa tebliğ tarihi olan 30.08.2018 tarihinden itibaren 7 gün içerisinde ödemesi için süre verildiğini, verilen sürede de borcun ödenmemesi üzerine davalı hakkında 27.07.2018 tarihinde Bakırköy .......
İera Müdürlüğü'nün ....... sayılı dosyasıyla 153.741,61TL asıl alacak ve 1.313,12TL işlemiş faiz toplamı 155.054.73TL'nin tahsili amacıyla genel haciz yoluyla takip yapıldığını, davalının borca itiraz ederek takibi durdurduğunu, açıklanan nedenlerle; davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesinin, davalı yanın %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;“...müvekkili şirketin yalnızca davacı şirket ile değil birçok şirket ile çalışmakta olup işbirliği içinde bulunduğu firmaların hiç birinde iddia edildiği şekilde ödeme makbuzları ile ilgili bir problemin yaşanmadığını, davacının tüm bu bedelleri elden tahsil ettiğini ve imzalann şirket yetkilisinin oğlu ile muhasebecisinin attığını, ancak davacı tarafın paraları tahsil etmesine rağmen elden, davacı elden tahsil etmiş olması nedeni ile aynı tarihte makbuzlar kestiğini, resmi şekilde belgelendirlemeyeceğinden makbuz bedellerinin 7.000,00-TL'nin altında tutulduğunu,
davacının alacağın oluştuğunu iddia ettiği tarih ile müvekkil şirket hakkında takip başlattığı tarih arasında geçen süre ve davacının bu süre içerisinde alacak talebinde bulunmamasının yine makbuzlarla ilgili şikayet yapmamış olmasının dahi davacının mahkemeyi yanıltmaya yönelik beyanlarda bulunduğunu açıkça ortaya koyduğunu, müvekkili şirket ile davacı şirketin resmi kayıtları incelendiğinde, müvekkili şirketin bahsi geçen ödemeleri eksiksiz yaptığının ortaya çıkacağını, bir usulsüzlük mevcut ise bunun müvekkili şirketten değil davacıdan sadır makbuzlardan kaynaklanmakta olup,
bu hususta gerekli makamlara şikayetin gecikilmeksizin yapılacağını, açıklanan nedenlerle; davanın reddine, icra inkar tazminatı taleplerinin reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
Dava, İİK'nun 67. Maddesine göre alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki taşıma ilişkisinde davalı tarafından yapılan tüm ödemeler mahsup edildikten sonra davacının bakiye bir alacağının bulunup bulunmadığı, bulunuyorsa miktarına ilişkin uyuşmazlık bulunduğu tespit edilmiştir. Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün ....... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı tarafından davalı aleyhine 153.741,61-TL TL asıl alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, süresinde borç ve ferilerine itiraz edilmesi sonucu takibin durduğu, itiraz ve davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce yapılan yargılamada imzaya ilişkin ve ticari defter ve belgeler üzerinde inceleme yapmak üzere bilirkişilerden rapor alınmıştır.
Şirket yetkilisi ...'ün tahsilat makbuzlarındaki imzaların kendisine ait olup olmadığına ilişkin imza incelemesi yapılmış olup rapor sonucunda imzaların ... eli ürünü olmadığı belirtilmiştir. Toplanan imza asıllarına, imzanın paraf olarak atıldığı ve fotokopi belge üzerinde inceleme yapılamayacağı iddiaları üzerine bilirkişiden ek rapor alınmış olup raporda; makbuz karbonlu nüshalarının tevdi edildiği, imzaların ... eli ürünü olmadığı, makbuzların karbonlu suret olmasından kaynaklanabilecek sapmalara bağlı olmadığı, sonuca ulaşmak için yeterli olduğu belirtilmiştir.
Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2).
Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir.
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).
Bunun üzerine ticari defter ve belgeler üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiştir. SMM bilirkişiden alınan raporda; davacı tarafından düzenlenen toplam 493.929,45 TL'lik hizmet faturasına karşılık davalı tarafından toplam 34.155,49 TL'lik ödeme yapıldığı, davacı şirketin davalı şirketten 153.773,96 TL alacaklı olduğu belirtilmiştir.
Davalı tarafın yolcu listelerine göre tahsilat kayıtlarının tespit edilebileceği iddiası ve itirazları üzerine alınan ek raporda da yolcu listelerinin fatura yerine geçen belge olması, davalının davacı şirkete ödeme yaptığının delili sayılamayacaktır. Zira, fatura tek taraflı olarak düzenlenebilecek belge niteliğindedir. Bu durumda ödeme iddiasının ispat yükü davalıdadır.
Şirket yetkilisi ...'ün tahsilat makbuzlarındaki imzanın kendisine ait olamamsı karşısında tahsile yetkili başka bir temsilci, ticari mümessil veya ticari vekilin imza karşılığı aldığının da tespit edilemediği, ödeme iddiasını ispat yükü davalı tarafa ait olup bu iddiasını kesin delillerle ispatlamalıdır.
Çözüme kavuşturulması gereken husus ödemenin yapılıp yapılmadığı olduğu için davalı tarafın yolcu listelerine göre tahsilat kaydı hesap talebinin, yolcu listelerinin fatura yerine geçen belge olmasının davalının davacı şirkete ödeme yaptığına dair delil sayılamayacağından bu talebinin ve raporlara ilişkin itirazlarının reddine karar verilmiştir.
Davalı taraf yemin deliline dayanmış olup davacı şirket yetilisine yemin teklif edilmiştir.Davacı şirket yetkilisi "Davalı ile imzalamış olduğum taşıt kira/ taşıma sözleşmesine istinaden, yetkilisi bulunduğum şirkete ait bulunan araçlar ile komisyon karşılığında davalı şirkete yolcu taşıma hizmeti verildiğine bu sözleşmeden kaynaklanan komisyon ücretlerinin yatırılmadığına, 2017 yılı yıl sonunda şirket muhasebe sorumlusu ...... 'ın huzurunda ödeme makbuzlarını imzalamadığıma, bu makbuzlardaki imzanın benim elimin ürünü olmadığına, kimin imzaladığını bilmediğime,
taşıma hizmetini yapan otobüs şoförlerine otogar çıkışlarında ödeme yapılmadığına, bu makbuzların o ödemelerin teyidi kapsamında imzalanmadığına, tarafımıza bu günlük ödemeleri gösteren yolcu listeleri ile ilgili mail atılmadığına, davalı tarafından ödenen her tutarın tam ve eksiksiz şekilde kayıtlara alındığına" dair yemin etmiştir.
HMK’nin ispat yükünü düzenleyen 190. maddesine göre ispat yükü; kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi gereğince de, "Kural olarak, herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür." düzenlemeleri mevcuttur. Buna göre; ödeme iddiasının davalı tarafça ispatı gerekmekle bu husus ispatlanamadığından, davalı tarafından ödeme yapıldığına ilişkin belge ibraz edilmediğinden davanın kabulüne dair aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Ayrıca, alacağın likit olması nedeniyle icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
Katip ... · ¸e-imzalıdır Hakim ... · ¸e-imzalıdır
Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/1235, K. 2022/29, 11 Ocak 2022 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama