KÜNYE
T.C. Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 13 Mart 2025
- Esas no
- 2024/973
- Karar no
- 2025/300
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 04/12/2024
- Kararın yazıldığı tarih
- 26/03/2025
Karar Metni
1.484 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Davacı tarafından mahkememizde açılan davada yapılan yargılama sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili tarafından mahkememize sunulan dava dilekçesinde özetle. Küçükçekmece İcra Dairesi'nin .... Esas sayılı icra takip dosyasının taraflarınca davalı borçlu aleyhine açılmış olduğunu, davalının borca ve takibe itirazı neticesinde takibin durduğunu, Küçükçekmece İcra Dairesi ...
Esas sayılı icra takip dosyası 31/01/2024 ödeme günlü, 1.000.000,00 ( birmilyonlira) TL bedelli teminat senedine dayalı olarak başlatıldığını, anılan senet ve senede bağlı sözleşmenin icra takip dosyasına takip dayanağı belge olarak sunulduğunu, ayrıca icra takip dosyasına davalı borçlunun sözleşme için verdiği kimlik fotokopisinin de sunulduğunu, söz konusu kimlik fotokopisinin ne amaçla verildiğinin de evrakın üzerinde açıkça belirtildiğini ve tarafların da imzalandığını, davalı borçlunun, anlaşmaya uygun hareket etmeyerek yükümlülüklerini yerine getirmediğini,
icra takibine konu senedi ödeme gününde ödemeyerek ve anlaşmanın gerekliliklerini yerine getirmeyerek müvekkilinin açıkça mağduriyetine yol açtığını, söz konusu teminat senedinin belirli bir anlaşma dahilinde tanzim edildiğini, anlaşma dahilinde davalı borçlunun senede ilişkin miktarın karşılığında göndermesi gerekli keresteleri müvekkiline zamanında teslim etmediğini, teslim etmediği gibi senede konu miktarı da ödemediğini, müvekkili ile davalı arasında kereste alışverişine ilişkin bir anlaşma yapılmış olup, anlaşma dahilinde müvekkilinin ön ödeme olarak kereste için davalı tarafa para gönderdiğini,
bu para karşılığında davalı tarafın müvekkiline kereste göndermesi gerekmekte iken göndermediğini ve müvekkilinin mağdur olmasına sebep olduğunu, bu durum akabinde müvekkili ile davalı tarafın bir araya geldiğini ve icra takibine konu senedi ve sözleşmeyi tanzim ettiğini, bu hususta müvekkilinin yine iyi niyetli bir şekilde kerestelerin teslim edileceği düşüncesiyle davalı borçluya ödeme gönderdiğini, bu hususta teminat senedi ve sözleşmenin tanzim edildiğini belirterek davanın kabulü ile davalı borçlunun Küçükçekmece İcra Dairesi ....
Esas sayılı dosyaya yaptığı haksız, kötü niyetli ve hukuka aykırı İtirazının İptaline ve takibin devamına, davalı borçlu aleyhine %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine, davalı tarafın, taraflar arasında gerçekleştirilen anlaşmalara uygun hareket etmeyerek anlaşmaya konu keresteleri müvekkiline teslim etmediğini, davalı borçlunun alacağın tahsilatını geciktirmek amacıyla kötü niyetli bir şekilde hareket ettiğini, borçlunun mal kaçırma eylemlerinin olduğu, bu yönde bir takım girişimlerde bulunduğu,
müvekkili tarafından haricen öğrenildğini, müvekkilinin alacağının tahsilatını gerçekleştirmek, ileride telafisi güç hatta imkansız zararların ortaya çıkmasını engellemek, müvekkilinin haklarını korumak amacıyla HMK ve İİK ilgili maddelerince ihtiyati haciz kararı verilmesini karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili tarafından mahkememize sunulan cevap dilekçesinde özetle. Dava konusu olayda; dava dilekçesinin ekinde sunulan, teminat senedinde davacı ve davalının isimleri yazılmış olsa da dava dilekçesinin diğer ekinde sunulan sözleşmenin dava dışı ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. İle dava dışı ....
Sanayi Ticaret A.Ş. arasında yapıldığını, bahsi geçen olayda, borcu kabul anlamına gelmemekle birlikte, borçlu ve alacaklı sıfatının, davacı ve davalıya ait olmadığını, her ne kadar teminat senedinin taraflar arasında imzalansa da davacı tarafı borçlu konumuna sokan bir teminat sözleşmesi bulunmadığını, aynı şekilde alacaklı tarafından da imzalanan bir teminat sözleşmesi olmadığını, dolayısıyla davalı ve davacı arasında, davacı tarafın iddia ettiği gibi bir husumet bulunmadığını, bu nedenle davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davanın görevli mahkemede açılmadığını,
davacı tarafından ikame edilen işbu davada görevli mahkemenin Asliye Ticaret olarak belirlendiğini, oysaki dava konusu olayda görevli mahkemenin Asliye Ticaret değil, Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, davanın açıldığı andaki yerleşim yerinin Başakşehir olduğunu, bundan dolayı Küçükçekmece Mahkemeleri'nin yetkili olması gerektiğini, davacı tarafın iddialarının tamamen asılsız olduğunu, davalının davacıya karşı bir borcu bulunmadığını, teminat senedine konu sözleşmesi davacı adına ve hesabına düzenlenmediğinden davacıya bu sözleşmeden kaynaklanan bir borcu bulunmadığını,
dolayısıyla davalının davacıya karşı herhangi bir borcu bulunmadığından davanın reddi gerektiğini belirterek davanın öncelikle husumet itirazı nedeniyle reddine, davanın yetkili ve görevli mahkemede açılmamış olması nedeniyle görev ve yetki yönünden reddine, mahkeme davanın esasına girme kararı verir ise davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava; Ticari Satımdan Kaynaklanan itirazın iptali davasıdır.
Ticaret Sicil Müdürlüğü cevabi yazısına göre davacının gerçek kişi ticari sicil kaydının olmadığı, Avcılar Vergi Dairesinin cevabi yazısına göre de davacının basit usule tabi olduğu, defter tutmadığı anlaşılmıştır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin ... esas, ... karar sayılı ilamında; "Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.
Türk Ticaret Kanununun 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." düzenlemesi getirilmiştir.
TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır.
5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir.
Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.
19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre.
1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,
2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar.
Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir.
Somut olayda, her ne kadar davacı tarafça cari hesap ve fatura alacağına dayalı olarak ilamsız takip başlatılmış olup, Başkent Vergi Dairesi Müdürlüğünün 27/11/2020 tarihli cevabi yazısından, davalının işletme hesabına göre defter tuttuğu bildirilmiş olup, mahkemelerce usulüne uygun şekilde oda ve sicil kaydı ilişkin yeterli araştırmanının yapılmadığı,
vergi müdürlüğünce müzekkere ekinde gönderilen vergi beyannamelerine göre davalıların birinci sınıf tüccar olmasını gerektirecek tutarda alım ve satımının bulunmadığı tespit edilmiş olup, bu haliyle davalıların tacir olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı ve esnaf olarak kabulü gerektiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın da mutlak ticari dava niteliğinde bulunmadığı anlaşılmakla, takibinin cari hesap ekstresine dayalı ilamsız takip olmasına göre uyuşmazlığın, asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir." denmektedir.
Mevcut olayımızda. Vergi Dairesi yanıtına göre davacının basit usule tabi olduğu ve defter tutmadığının belirtildiği, davacının tacir vasfında olmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığa konu senedin teminat senedi olduğu, teminat senedinin kambiyo vasfında olmadığı, itirazın iptali istenilen takip dosyasının da ilamsız icra takibi olduğu,
davacının davasına konu alacağının tarafların ticari işletmesi ile ilgili olmadığı ve uyuşmazlığın da TTK'nın 4/2. maddesinin “a-f” bentlerindeki hususlara ilişkin olmadığı anlaşılmış olup, 6102 sayılı TTK’nın 6335 sayılı Kanunla değişik 5/3. maddesinde ise asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu düzenlemesine istinaden görevli mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM-Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-HMK'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, görevsizlik nedeniyle davanın usulden REDDİNE,
2- Görevli mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine, HMK. 20 madde gereği süresi içerisinde kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten itibaren, kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ve taraflardan birinin kararı veren mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dava dosyasının görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, aksi halde mahkemece davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına,
3-Yargılama, harç ve giderleri konusunda HMK. 331/2 madde gereğince görevli mahkemece değerlendirme yapılmasına,
4-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra görevli mahkemeye aktarılmasına,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.13/03/2025
Katip ... · e imzalıdır Hakim ... · e imzalıdır
Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/973, K. 2025/300, 13 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama